Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin düşürülmesi ve tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmaması nedeniyle başlayan siyasi krizi çözmek için AK Parti ve BDP heyetleri bugün yeniden bir araya geldi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in başkanlığında başlayan görüşmeye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, AK Parti Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ahmet Aydın ile Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek; BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve Hasip Kaplan ile Siirt Milletvekili Gültan Kışanak katıldı.

Görüşme sonrası gazetecilere açıklama yapan Kışanak “Demokratik kamuoyunun beklentileriyle örtüşen ve parlamentonun asli görevlerine işaret eden, bir metni AKP grubuna sunduk. Onların da sunduğu bir metni vardı. Siyaset ve ilkesel olarak tartıştığımızda her iki metne de iki grubun itirazın olmadığını gördük. Ancak iki metnin tek metne dönüşmesi için henüz hazır olunmadığı da ortaya çıktı” dedi.

‘AKP'DEN İCAZET ALMAYIZ’
BDP Grup Başkanvekili Gültan Kışanak’ın açıklamasından satır başları şöyle:

-Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu ve BDP grubu olarak, halkın iradesinin Meclis'e doğru ve eksiksiz yansıtılması konusunda yaşadığımız sıkıntıyı aşmak için parlamento çalışmalarına bir süre katılmamayı kararlaştırdık. Bu grubumuzda aldığımız bir karardır. Bunu değiştirmek farklı bir karar almak yine bu yetkili organların ve grubun kararıdır. Bunu asla ve asla kimse ile pazarlık konusu yapmayız.

-Bu parlamento AKP'nin meclisi değildir. Bu çalışmalara katılmak için AKP'den izin almaya, icazet almaya gerek yoktur, bu bizim kendi irademizle alacağımız karardır. Bu kararı değiştirebiliriz de değiştirmeyebiliriz de.

-Bu konuda AKP'de bir siyasi irade var mı. Parlamentoyu nasıl işletmek istiyor mu? Çoğunluğu elinde bulunduran bir parti olarak demokratikleşmek ve anayasayı katılımcı bir şekilde iradesi var mı yok mu bunu anlamaya çalıştık

-Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu olarak her şart ve koşul altında demokratik siyaset bizim için vazgeçilmezdir. Katılımcı bir yöntemle mücadele edeceğiz. Bu tip faaliyetlerimizin ekseninde bunlar yer alacak. Bütün çabamız Türkiye'de tarihsel geçmişi olan sorunlarımızı da çözmek konusunda ön açıcı olacaktır ve bizi toplumsal barışa götürecek bir mücadele yöntemi olacaktır. Sorunlara karşı kendisini sorumlu gören, Türkiye'nin demokratik ana muhalefet partisi olarak yürüten bir parti olarak...

-Demokratik kamuoyunun beklentileriyle örtüşen ve parlamentonun asli görevlerine işaret eden, bir metni AKP grubuna sunduk. Onların da sunduğu bir metni vardı. Siyaset ve ilkesel olarak tartıştığımızda her iki metne de iki grubun itirazın olmadığını her iki metnin tek metne dönüşmesi için henüz hazır olunmadığı ortaya çıktı. Daha güçlü demokratik bir mücadele ile halkımızla birlikte bu engelleri kaldırabilecek bir yol bulacağız. Bu konuda umutluyuz. Halkın iradesi olarak doğrudan yansıması...

-Bu konuda Anadolu da çok güzel bir ata sözü var. 'Çobanın niyeti olsa tekeden süt çıkarır.' Burada önemli olan siyasi aktörlerin niyetleridir. Demokratik, özgürlükçü bir anayasa, çözüm konusunda siyasi bir irade varsa bunlar mutlaka bir zeminde buluşacaktır. Her zaman kapımız diyalog ve müzakereye açıktır. Mutlaka ve mutlaka bir yolu bulup demokratik bir anayasa yapmalı ve toplumsal barışı tesis etmeliyiz.

YA AK PARTİ CEPHESİ?
AK Parti heyetinin hazırladığı metnin evrensel ilkeler içerdiğini söyleyen AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ise BDP'lilerin, ''tutuklu milletvekilleri ile Hatip Dicle'nin durumuyla ilgili somut adım atılması ve çözülmesi talepleri'' nedeniyle ortak bir mutabakat metninin ortaya çıkmadığını söyledi.

Canikli şöyle konuştu:

''Bizim tarafımızdan hazırlanan metnin evrensel ilkeleri içerdiği, özellikle önümüzdeki dönemde toplumun bizden beklentisi olan yeni, sivil, özgürlükçü bir anayasa yapılması konusundaki kanaatimizi, irademizi yansıtan bu metine, BDP tarafının da katkı sağlayacağı, destek verici olduğu konusunda iradeleri ortaya konuldu. Ama eksik olarak değerlendirdiler. Kendi metinleriyle ilgili ortaya koydukları bazı konularla ilgili hususların mutlaka yer alması gerektiği konusunda bir iradeleri ortaya çıktı. Biz ise özellikle belirli olaylara, spesifik konulara atıf yapılması şeklinde ortaya çıkan bu hususun, mevcut Anayasa ve yasalara aykırılık teşkil edeceğini ifade ettik. Özellikle yargıya müdahale anlamına gelebilecek ve mevcut kuralların ihlali sonucunu ortaya çıkaracak bir adımın atılmaması, bir tavrın ortaya konulmaması gerektiğini ifade ettik. Esas itibarıyla da ortak bir mutabakat metninin ortaya çıkmamasındaki en büyük faktör, tutuklu milletvekilleri ile Sayın Hatip Dicle'nin konumuna ve onlar açısından sorun olarak ortaya çıkan bu durumla ilgili somut adım atılması ve çözülmesi talepleri olmuştur. Esas itibarıyla böyle bir mutabakat metninin sağlanamamasının temel nedeni budur. Biz böyle bir ifadenin ve iradenin metinde yer alması halinde, bunun yargıya müdahale olacağını, Anayasamızın, yasalarımızın en temel kurallarından birinin ihlal edilmiş olacağını ifade ettik. Ama her iki taraf da iyiniyetli ve karşılıklı olarak birbirini anlamak düşüncesi, yaklaşımıyla bu görüşmeleri gerçekleştirdi.''