Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen Hacı Bektaş-ı Veli'yi Anma Kültür ve Sanat Etkinlikleri'nde kendisine yapılan saldırıyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İlişkili Haberler


Bekir Bozdağ, başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Cemil Çiçek ve milletvekilleri olmak üzere kendisine geçmiş dileyen herkese teşekkür etti.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, özetle şunları söyledi

“Bu çirkin bir saldırı. Sadece benim şahsıma yönelik bir saldırı değildir. Hacı Bektaş’ın ruhuna, temsil ettiği inanca, felsefesine yapılmış bir saldırıdır. Demokrasiye yapılmış bir saldırıdır. Hükümete de yapılmış bir saldırıdır. Ben bu şahsı tanımam, bilmem. Bilmediğim, tanımadığım birisi, temsil ettiğim hükümet, bulunduğum görev nedeniyle bana saldırdı. Yumruk attı, darp yaptı. Bu suçüstü bir durum. Orada bulunan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na olayı anlattım, vurulan yeri de bizzat gösterdim. Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasında bu konuya değinmedi. Beklerdim ki, Sayın Kılıçdaroğlu, böyle çirkin bir hadise karşısında sesini yükseltseydi, kınasaydı. Çok çok iyi olurdu ama bunu yapmadı.

Genel Başkan Yardımcıları Gökhan Günaydın, Umut Oran, Parti Meclisi üyesi Durdu Özpolat onlar da saldırgan suçüstü yakalandıktan sonra yanına gittiler ve onu himaye eden yaklaşımlar içinde bulundular, polise vermek istemediler, kelepçe taktırmak istemediler, orada polise zorluklar çıkardılar ve daha sonra da koluna girerek beraber karakola gittiler. Yanağından okşama sayılabilecek yani büyük bir şefkat gösterisinde bulundular. Neredeyse geçen de söyledim yani bir alnından öpmedikleri kaldı. Bu da çok çirkin bir durum. Yumruk çok çirkin, hukuk dışı bir olay ama siyasi parti temsilcilerinin, yetkililerinin yaptığı bu hadise, yumruk kadar çirkin bir olaydır. Siyasi ahlakla bağdaşmayan bir olaydır. Bir insan, birisi suç işlediği zaman o suçun muhatabı olanın yanında mı durması lazım yoksa suçu işleyenin yanında mı durması lazım.

Siyaset yapabiliriz, birbirimize fikren karşı olabiliriz, birbirimize rakip olabiliriz. Böylesi suçüstü bir hal olduğu zaman her insan bırakın Başbakan Yardımcısına herhangi bir vatandaşımızın başına bir iş gelmiş olsa biz bütün siyasi farklılıkları, ayrılıkları bir tarafa bırakıp, orada o suç karşısında ve suçlu karşısında durmamız lazım. Suçlular arasında 'benim suçlum, senin suçlun, benim fikrimden birisi, senin fikrinden birisi, benim gibi düşünene değil, karşı düşünene vurdu iyi yaptı veyahut da benim gibi düşünene vurursa suçtur, yoksa kime vurursa vursun hiç önemi yoktur' dersek bu bizim sahip olduğumuz insani değerlerle uyuşmaz, ahlakla uyuşmaz, hukukla uyuşmaz, siyasi etikle hiç uyuşmaz, bu davranışı, bu tutumu milletimize şikayet ediyorum.

Savcılar saldırganı serbest bıraktı. Hakime yumruk atılsaydı, bir CHP’liye yumruk atılsaydı ne olurdu bilmiyorum. O zaman insanlar şunu der: Nasılsa bir yumruk atmanın, bakana attığında hiçbir müeyyidesi yok. O zaman kafası bozulan hakime bir yumruk atıp, ondan sonra nasılsa bir müeyyidesi yok. İki gün gözaltında tutarlar, ifademizi alırlar, bırakırlar. Bu, kamuoyuna o mesajı veriyor. Kamuda görev yapan bakana yumruk attığınızda bir gün gözaltı, hani bakan olduğu için iki gün gözaltı yaptık ama bakan olmazsa bir gün gözaltı. Ondan sonra yumruğu vuran keyfine bakabilir. Bu nedir? Bu otomatik olarak suça teşviktir. Bu başka kişileri cesaretlendirir.

Mahkemenin bu kararı, bu yumruğu atan kişi gibi saldırganlara güç ve cesaret veren bir karar olmuştur. Umarım bu kararı veren hakimler, savcılar benim gibi bir yumruk yemezler. Yumruk yedikleri zaman ben takip edeceğim. Başbakan Yardımcısı'na yumruk atanları tahliye edenler kendileri yumruk yediğinden ne yaparlar. Dileğim, temennim böyle bir yumruğa muhatap olmasınlar. Türkiye'de bir hakim, savcı yumruk yer mi bilmiyorum ama yediği zaman özellikle takip edeceğim. Ne oluyor bakalım tutukluyor mu? Trafikte bir tartışma olduğu zaman adama dünyası dar ediliyor, pek çok haberden takip ediyoruz ama Başbakan Yardımcısına yumruk attığınız zaman demek bunun karşılığı yok. Bu olay kötü bir olay ama bu karar da aynı şekilde kötü bir karar.

Saldırgan pişmanlık duymadığını söylüyor. Nasıl pişmanlık duysun ki… Bir suç işliyor bir kişi kahraman muamelesi görüyor. Ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkan yardımcıları neredeyse alnından öpüyorlar, onu himaye ediyorlar, ona destek oluyorlar. Suç işleyen birisine siz suçlu muamelesi yapmaz, kahraman muamelesi yaparsanız, suç işlemeden önce hiç görmediği iltifatı, muameleyi suç işledikten sonra suç işleyene yaparsanız o da ondan memnun olur, mutluluk duyar.

İyi bir şey yapmadığını düşünmüş olsaydı o zaman pişman olurdu. Bunun ana nedeni de suç işleyene karşı benim suçlum, senin suçlun veya suçun muhatabı mağdur benim karşı olduğum biri veya yakın olduğum biri anlayışıyla saf tutmaktan kaynaklanmaktadır. Onun için buradan herkese bir kez daha çağrı yapıyorum. Suç işleyen kim olursa olsun onlara suçun mağduru kim olursa olsun onlara karşı bizim tavrımız her zaman haktan ve hukuktan yana olmalıdır. Suçu ve suçluyu himaye eden bir yaklaşım Türkiye'nin siyasetinde olanlara yakışır bir yaklaşım değildir."