Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında Çankaya Köşkü'nde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Bozdağ, toplantıda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün ithal sanayi ürünlerinin yerlileştirilmesiyle ilgili, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun ise engellilerin tayiniyle ilgili sunum yaptıklarını, bu çerçevede konuların değerlendirildiğini bildirdi.

Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hattının hizmete açıldığını anımsatan Bozdağ, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Gürcistan Başbakanı Giorgi Kvirikaşvili büyük bir tarih yapmışlar ve tarihe bu büyük eserle damgalarını vurmuşlardır." dedi.

Projenin stratejik bir öneme haiz olduğunu, Çin'den Londra'ya kadar pek çok ülke ve şehri birbirine bağlayacak, daha hızlı, güvenli, konforlu seyahat imkanı sağlayacağını belirten Bozdağ, pek çok malın da bu hatla ülkeler arası transfer edilme imkanı bulacağını ifade etti.

Bozdağ, projeyle birlikte büyük bir ekonomik gücün ortaya çıkacağına işaret ederek, "Hem Türkiye’miz hem Azerbaycan hem de Gürcistan bundan kazanacağı gibi bölge ülkeleri de bundan kazanacaktır. Hayırlı uğurlu olsun diliyorum, çok büyük bir tarihi projenin bugün birlikte hayata geçişine şahit olduk." diye konuştu.

Toplantıda FETÖ/PYD darbe girişimi sonrasında alınan tedbirlerden birinin 15 Kasım’dan itibaren yürürlükten kaldırılması konusunun karara bağlandığına değinen Bozdağ, bu tedbirlerden birisinin yurt dışına çıkış yapan kamu görevlilerinden ve yakınlarından çalıştıkları kurumdan 'Yurt dışına çıkmalarında sakınca yoktur' şeklinde bir belge aranması olduğunu anımsattı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Ukrayna ve Gürcistan'a nüfus cüzdanıyla gitmek isteyen vatandaşların da SGK sorgulaması yapıldığını, eğer kamu görevlisiyse kurumlarından yine aynı belgenin istendiğini vurgulayan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bu birtakım zorluklara da yol açıyordu. Ancak o günün şartlarında ülkemiz için böyle bir tedbirin alınma zorunluluğu olduğundan bu karar alınmıştı. Gelinen noktada bu tedbire 15 Kasım'dan itibaren artık ihtiyaç kalmamıştır. Bundan sonra kamu görevlileri böyle bir belge bulundurmak zorunda kalmadan, izin aldıkları takdirde yurt dışı seyahati yapabileceklerdir. Ayrıca başkaca bir sorgulama da bu açıdan yapılmayacaktır. Zira teknik imkanlar çerçevesinde adli olarak yurt dışına çıkma yasağı konulanlar veya pasaportunda tahdit olanlar dışında vatandaşlarımız rahatlıkla yurt dışına çıkabileceklerdir. Bunun da hayırlı olmasını özellikle temenni ediyorum."

"REFERANDUMUN İPTALİ ŞARTTIR"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bozdağ, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani'nin 1 Kasım sonrası görevine devam etmeyeceğine ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine, IKBY'nin aldığı referandum kararının gayrı meşru olduğunu, Türkiye, Irak ve uluslararası toplumun bütün ikazlarına rağmen bu kararından geri dönmediğini anımsattı.

Bu kararın bölgeyi daha büyük sıkıntılara sokacak, ekonomik çöküntülere yol açacak ve bölgede beklenmedik yangınlara yol açabilecek bir karar olduğuna işaret eden Bozdağ, "Türkiye bu konuda haklı uyarılarını en üst düzeyde yaptı ve muhataplarıyla çok net bir şekilde görüşerek kanaatlerini ifade etti. Ancak referandum yapıldı. Gelinen noktada ortaya çıkan sonuçlar gösteriyor ki bu büyük bir yanlıştı ve yanlış hesap Ankara'dan, Bağdat’tan, Tahran'dan döndü. Barzani belki büyük hesaplar yaptı büyük rüyaların peşinden koştu. Dimyat'a pirince gideceğini hesap ederken öyle görünüyor ki evdeki bulgurdan oldu." ifadesini kullandı.

Bozdağ, "Barzani'nin yaptığı hatalarla yüzleşmesi şarttır. Sadece 'Referandumu dondurdum' demesi bu meseleyi çözmez. Referandumun iptali şarttır. Irak Anayasası çerçevesinde yaşanan soruna çözüm bulunması doğru olandır." dedi.

Türkiye'nin Irak'ın toprak bütünlüğüne, siyasal birliğine ve egemenlik haklarına saygıyı esas alan bir dış politika güttüğüne dikkati çeken Bozdağ, şu görüşlere yer verdi:

"Barzani'nin 1 Kasım’dan geçerli olarak Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Başkanlığı yetkilerini kullanmayacak olması elbette, bölgede yeni bir dönemi başlatacaktır. Barzani parti başkanlığından bildiğimiz kadarıyla ayrılmıyor. Yönetim başkanlığı yetkilerini devrini talep etti ve parlamento da bu talebi kabul etti. Ondan sonra yönetimin başına kim gelecek ve parti başkanı kim olacak, tabi bunlar bizim karar vereceğimiz konular değildir. Oradaki yaşayanlar bunun kararını verecektir. Ama yaşanan sorunla yüzleşmesi son derece önemlidir. Çünkü Barzani ortaya çıkan fotoğraf karşısında önce referandumu dondurmak sonra da yetkilerini devretmeyi açıklamak zorunda kalmıştır. Daha başka zorluklar da yaşadığını biz elbette biliyoruz. Türkiye olarak diyoruz ki burada ki sorunu Irak Anayasası çerçevesinde taraflar çözüme kavuşturmalı ve iki taraf bu anayasanın koyduğu ilkelere göre bir çözüm bulmalıdır."

"TÜRKİYE'DE TEK FAŞİST PARTİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ'DİR"

Bozdağ, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadelerinin hatırlatılması üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

"CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Bülent Tezcan’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi hakkında söylediği sözleri kabul etmek mümkün değildir. Bu büyük bir edepsizliktir, büyük bir ahlaksızlıktır, büyük bir terbiyesizliktir, büyük bir seviyesizliktir. Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinde halkın seçtiklerine karşı büyük bir tahammülsüzlük, büyük bir düşmanlık hissi var. Bunu görüyoruz. Rahmetli Adnan Menderes'e 'Diktatör' dediler, idamını bir kısmı alenen bir kısmı sessizce alkışladılar. Halkın adamı rahmetli Özal'a da aynı şekilde saldırdılar, onu da itibarsızlaştırmak için aynı şeyleri yaptılar. Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti halkının tarih boyunca ilk defa doğrudan doğruya seçtiği Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan beyefendiye aynı şekilde saldırmaktadırlar. Buradan şunu açıklıkla ifade etmek isterim ki Türkiye'de tek faşist parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Partinin geçmişine baktığınızda geçmişi bunun tanığıdır. Partinin dünyada bilinen faşist partilerle ilişkilerine baktığımızda da bu açık net ortadadır. Nazi Almanya'sıyla, Hitler'in Almanya'sıyla ve Nazi Partisiyle, Musolini’nin İtalya'sıyla çok yakın ilişkiler içerisinde olduğunu hepimiz biliyoruz."

"BU BİR AKIL VE RUH SAĞLIĞI SORUNU OLAN İNSANLARIN YAPABİLECEĞİ BİR İŞTİR"

Bozdağ, 1940'lı yıllarda Nasyonal Sosyalist Parti'nin marşının CHP'nin yemekhanesinde yemek vakitlerinde çalındığını ve bu marş eşliğinde yemek yenildiğinin anlatıldığını bildirdi.

Bozdağ, şunları ifade etti:

"Şimdi kalkmışlar bu gelenekten gelenler ve Türkiye'de hep faşizan uygulamaların şakşakçısı, öncüsü olanlar, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki yasakları kaldıran, demokratikleşmeyi sağlayan ve büyük reformların altına imza atan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na aynı üslupla saldırmaktadırlar. Bunu şiddetle kınadığımızı bir kez daha ifade etmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin faşist bir devlet olmadığının, Türkiye'de de herhangi bir faşistin ve diktatörün bulunmadığının en büyük ispatı Sayın Tezcan gibi birisinin çıkıp bugün bu terbiyesizliği, edepsizliği yapmaya cüret etmesi ve yapmasıdır.

Eğer Türkiye'de bir faşist veya bir diktatör olsaydı Bülent Tezcan böyle göğsünü gere gere kalkıp oradan efelenip, gürleyip böyle bir cümle sarf edemezdi. Bırakın sarf etmeyi, böyle bir cümleyi hiç kimsenin olduğu yerde aklının ucundan dahi geçiremezdi. Bu bile Türkiye'de faşizmin, diktatörlüğün olmadığının en büyük ispatıdır. Kendi yaptığı eylem, ahlaksızlık, edepsizlik, terbiyesizlik kendisini tekzip etmektedir. Esasında bu bir akıl ve ruh sağlığı sorunu olan insanların yapabileceği bir iştir."

Edebi "Taşıyanı yükselten büyük bir taç" olarak nitelendiren Bozdağ, "Devletin başı, milletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı hakkında herkesin bir nezaket ve edep ölçüsü içerisinde konuşması, eleştiriyi bu çerçevede yapması asgari bir anlayışın, ahlakın, edebin gereğidir ama maalesef bunu burada göremiyoruz" diye konuştu.

Bozdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi hayatının demokrasiyi kökleştirmek, kurumsallaştırmak, geliştirmek, insan hakları ve hukuk devleti konusunda Türkiye'nin standartlarını yükseltmek, temel hak ve hürriyetlerin önünü açmak için büyük mücadelelerle geçtiğini, bu doğrultuda Erdoğan'ın büyük bedeller ödediğini vurguladı. Bozdağ, "Mücadelesi hep milletlerle beraber, millet için oldu, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti için oldu. Dün bu memleketin evlatları başı açık, başı örtülü diye birbirinden ayrılıyor ve bu yasakları hukuk adına, eşitlik, adalet adına CHP savunuyor. 'Bu kalksın' diye mücadele eden Sayın Cumhurbaşkanımız ve yol arkadaşları oldu ve kalktı" ifadesini kullandı.

"HAKSIZCA, EDEPSİZCE SALDIRI ASLA KABUL EDİLEMEZ"

Bozdağ, okullar ve öğrenciler arasındaki, kamuda istihdamdaki ayrımcılıkların kalktığını belirterek, "Bütün bu yasakları kaldıran kişiye ve ülkemizi özgürleştiren, demokrasinin standardını yükselten bir lidere böylesi bir haksızca, edepsizce saldırı asla kabul edilemez" dedi.

FETÖ'nün darbe girişimini hatırlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Neye karşı darbe yapıldı? Türkiye'nin hükümetine, Meclisine, seçilmiş Cumhurbaşkanı'na karşı, Anayasal düzenine karşı darbe yapıldı. Türkiye'de bundan önce başka darbeler de yapıldı ve fötrünü alan gitti. Darbecilere karşı, demokrasiyi, anayasayı, insan haklarını, hukuk devletini, milletin iradesini savunan bir dik duruşu Türkiye görmedi. İlk defa Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı, ölümü göze alarak darbecilere karşı 'demokrasi, hukuk, insan hakları, milli irade' dedi ve mücadeleye koştu. Tankların üzerine, önüne demokrasi, insan hakları için çıkan halkıyla beraber olan, bombaların altında ölümü bekleyen ve onlarla mücadele eden bir Cumhurbaşkanı'na 'diktatör, faşist' demek ancak akıl yoksunu insanların söyleyebileceği bir iştir ya da akılda bir hastalık vardır, başka türlü izah edilemez. Sağlıklı bir insan bunu söyleyemez. Bakıyorsun CHP'nin Sayın Genel Başkanı o gün havaalanına iniyor, oradan hemen sıvışıyor, doğru belediye başkanının evine kaçıyor. Darbeyi belediye başkanının evinde saklanarak seyreden demokrat olacak, darbecilere karşı meydana çıkıp ölümü göze alan, demokrasiye sahip çıkan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı 'diktatör' olacak."

Bozdağ, böylesi bir kıyas ve mantığın kabul edilemeyeceğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Onun için biz bu saygısız, edepsiz, ahlaksız yaklaşımı bir kez daha reddediyoruz, itibar suikastinin taşeronluğunu yapıyor bugün CHP bu yönüyle. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı'na dışarıda da içeride de hem terör örgütleri, hem bazı uluslararası güçler, çevreler hem de CHP elbirliğiyle itibar suikastı yapıyor. Güçleriniz, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın itibarını yok etmeye yetmeyecektir. Halkın gönlündeki sevgisini yok etmeyi başaramayacaksınız. 2019'a giderken milletin gözünden de gönlünden de Cumhurbaşkanımızı düşüremeyeceksiniz, millet nasıl 15 Temmuz'da ölümüne Cumhurbaşkanı'na sahip çıktıysa bu itibar cellatlarına rağmen yine de Cumhurbaşkanı'na sahip çıkmaya devam edecektir."

UĞUR'UN TEHDİT İDDİASINA TEPKİ

Bir gazetecinin Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur'un görevinden ve partisinden istifa ettiğini hatırlatarak değerlendirmesini sorması üzerine Bozdağ, Uğur'un kararının hayırlı olması temennisinde bulundu.

Uğur'un partide milletvekilliği yaptığını da hatırlatan Bozdağ, "Bugün partiden ve belediye başkanlığından istifa etmiş olması bu gerçeği değiştirmez. Ben yeni dönemde kendisine başarılar diliyorum." diye konuştu.

AK Parti'yi değişimin partisi olarak nitelendiren Bozdağ, şunları söyledi:

"Halkın iradesini, eleştirisini, beklentilerini dikkate alarak bütün politikalarını ortaya koyar ve bu çerçevede adımlarını atar. Değişim esasında halkımızın bizden hem talebi hem de beklentisidir. Giden belediye başkanları bizim başkanlarımızdır, yerine gelecek başkanlar da bizim başkanlarımızdır. Onlarla ilgili bir olumsuz değerlendirmeyi yapmayı doğru görmeyiz. Biz partimizde kalan arkadaşlarımızla beraber bundan sonra da milletimize ve devletimize hizmet etmeye devam edeceğiz. Yol arkadaşlığımız mezara kadar devam edecektir. Bugün belediye başkanı olarak hizmet ettiler, yarın başka görevlerle, imkanlarla siyasette milletin ve ülkenin hizmetinde olmaya arkadaşlarımız devam edecektir. Sayın Edip Uğur'un partiden de istifa etmesi kendi bireysel tercihidir. Tek taraflı bir alınacak karardır, onu almıştır. Bizim ona dair söyleyecek bir şeyimiz yok. AK Parti'nin kimseyi tehdit etmesi veya herhangi bir tehdit yöneltmesi de asla kabul edilemez. Öyle bir şey olduğunu düşünmüyorum. Varsa öyle bir şey tabii, Sayın Edip Uğur bununla ilgili yasal yollar açıktır, ona ilişkin adımlarını elbette atıp atmama konusunu kendisi değerlendirecektir."

"TÜRKİYE'NİN BAŞINA GELEN PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEDİ"

Son dönemdeki döviz kurlarındaki artışın Bakanlar Kurulu gündemine gelip gelmediği ve bu konuya ilişkin alınması planlanan önlemlerin sorulması üzerine Bozdağ, "Türkiye'nin ekonomisini bir türlü batırmayı başaramadılar. Başbakanımızın dediği gibi, Türkiye'nin son yıllarda başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi." diye konuştu.

Bozdağ, Irak ve Suriye'deki çatışmalara, yaşanan çukur terörüne, PKK, KCK, FETÖ, DEAŞ, DHKP-C ve diğer terör örgütlerinin eylemlerine, Gezi, Kobani, 17-25 Aralık, MİT tırları hadiselerine, darbe teşebbüsü ile üç seçim ve referanduma dikkati çekerek, "Bu süreçlerde hem terör örgütlerinin hem de bazı ülkelerin Türkiye'nin ekonomisini çökertme hususunda elbirliğiyle yaptıkları çabalar dikkate alındığında Türkiye'nin ekonomisinin çökmesi lazımdı. Çöktü mü? Hamdolsun çökmedi." ifadesini kullandı.

Ekonominin 5,1 oranında büyüdüğünü, yıl sonu itibarıyla bu oranın yüzde 7 civarında olacağının ifade edildiğini anımsatan Bozdağ, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin kredi notlarını düşürmek için talimatla hareket eden kuruluşlar oldu, kredi derecelendirme kuruluşları. Turizmi etkilemek, baltalamak için neler yapıldı, hamdolsun Türkiye'nin ekonomisi dimdik ayaktadır. Döviz kurlarında zaman zaman oynama oluyor. Geçmişte de oldu, bugün de oldu, ileride de olabilir. Ama bunlar Türkiye'nin ekonomik dinamiklerinden kaynaklanan bir oynama değil. Ekonomiyi bilen arkadaşlarımdan aldığım bilgiye göre, dışarıdan kaynaklı bir durum söz konusu, tabii bu da kendi mecrasına kısa süre içerisinde dönecektir. Herhangi bir sorun ekonomimizde yoktur, kurlarda da yoktur. Herhangi bir müdahale de söz konusu değildir."

"GÖRÜŞMELER DEVAM ETMEKTEDİR"

ABD ile vize sorunundaki son duruma lişkin soru üzerine Bozdağ, ABD ile Türkiye arasında yaşanan vize sorununun her iki ülke ve ülke halklarına büyük zarar verdiğini belirtti.

Türkiye-ABD ilişkilerinin geçmişte daha büyük sorunlarla karşılaştığını dile getiren Bozdağ, şunları kaydetti:

"İşte 1 Mart tezkeresi bunlardan bir tanesi. Ama hiçbir dönemde böylesi bir uygulamayla karşılaşmadı. İki ülke yöneticileri büyük bir basiretle ve devlet adamlığının gereğini yaparak bu sorunları aşmayı başardı. Ancak son krizde maalesef olumsuz bir karar çıktı ve bu karar karşısında da Türkiye mutekabiliyet uyguladı. Daha sonra iki ülke yetkilileri arasında görüşmeler yapıldı. Türkiye'ye bir heyet geldi. Onlar da yapıcı bir görüşme yaptıktan sonra bu sorunun çözülmesi hususunda her iki taraf kendi hükümetlerine görüşme sonuçlarını aktarmak üzere ayrıldı. Ancak o günden bugüne vize konusunu çözecek bir adım henüz atılmadı. Sorun şu aşamada çözülmüş değil. Ancak beklentimiz bu sorunun daha fazla zaman almadan çözüme kavuşturulmasıdır. Bu noktada hükümetimizin girişimleri, iki ülke arasındaki görüşmeler devam etmektedir."

BÜYÜKADA'DAKİ TOPLANTIYA İLİŞKİN DAVADAKİ TAHLİYELER

Aynı gazetecinin Büyükada'daki toplantıya ilişkin davadaki tahliyelerle ilgili bir sorusu üzerine Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Almanya'nın eski başbakanı Sayın Schröder, Cumhurbaşkanımızın yakın dostu. Zaman zaman bir araya gelip Almanya-Türkiye, Türkiye-AB ilişkileri ve diğer bölge konuları hakkında görüş alışverişinde bulunurlar. Bu da o görüşmelerden bir tanesi. Ama bir farkı Sayın Merkel'in bilgisi dahilinde yapılan bir görüşmedir. Görüşme konusu içerisinde, Türkiye'deki yargılama sürecinde olan hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında olan herhangi bir konu kesinlikle konuşulmamıştır, görüşülmemiştir. Böyle bir olay yoktur."

Bozdağ, Türk yargısının bağımsız ve tarafsız bir yargı olduğunun altını çizerek, "Mahkemelerimizde görev yapan hakimler görevlerini Anayasa, kanun ve hukuka bağlı vicdani kanaatleriyle verirler. Hiçbir makam, merci, kişi yargı yetkisinin kullanılması konusunda mahkemelere emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz, genelge gönderemez. Bizim yargımız bağımsız ve tarafsızdır. Bunun aksini iddia edenler Türk yargısına karşı büyük bir haksızlığı yapmaktadırlar." dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun söz konusu tahliyeler üzerinden siyasal bir rant peşine düştüğünü belirten Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:

"Emir ve talimatla çalışan bir Türk yargısı oluşturmak isteyenlerin değirmenine su taşıdı. Öte yandan, Almanya'da da bazı siyasetçiler bu tahliye üzerinden kendilerine siyasi bir rant devşirme gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz. Maalesef oradaki siyasiler de, Türkiye'deki siyasiler de kendi siyasal hesapları için bunu kullanıyorlar. Hem Alman halkının hem Türk halkının bilmesini isteriz ki bu CHP Genel Başkanının ve Alman siyasilerin kullandığı gibi bir hadise kesinlikle değildir. Kaldı ki bu bir tahliyedir, bir beraat değildir. Yargılamalar devam edecektir. Mahkemenin ne karar vereceğini hep beraber göreceğiz."​

TEOG'UN YERİNE GELECEK SİSTEM

Bir basın mensubunun, TEOG yerine getirilecek sistemle ilgili Bakanlar Kurulunda bir sunumun yapılıp yapılmadığını sorması üzerine Bozdağ, şu yanıtı verdi:

"TEOG konusu, bugün Bakanlar Kurulunda konuşulmadı. Bildiğiniz gibi Milli Eğitim Bakanımız Cumhurbaşkanımızın heyetinde. O nedenle Bakanlar Kuruluna katılamadı, bir sunum da yapılmadı. Milli Eğitim Bakanlığımızın Sayın Müsteşarı da Bakanlar Kuruluna herhangi bir sunumda bulunmadı Ancak Başbakanımız ve hükümetimiz bu hususun netleştirilmesi çalışmalarını yakından takip ediyor. Kısa bir süre sonra bu konu bizzat Başbakanımız ve Milli Eğitim Bakanımız tarafından açıklanacaktır."

Uyum yasalarının hazırlanmasıyla ilgili gelinen aşamanın ne olduğunun sorulması üzerine Bozdağ, şu bilgileri verdi:

"Başbakanlıkta Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğümüz var. Burası büyük bir çalışma yürütüyor. Binlerce yasa tarandı. Hem birincil kaynaklar, hem ikincil kaynaklar tarandı. Bunlar arasında neler yapılacağı hususunda tespitler yapıldı. Ayrıca Adelet Bakanlığımız da uyum yasaları konusunda ciddi çalışmalar yürütüyor. Onlar da son aşamaya geldi. Muhtemeldir ki Adalet Bakanlığımızın hazırladığı uyum yasaları daha erken devreye girecek. Diğer yasalar da bittikçe, bundan sonra gündeme gelecektir. 2018 bu anlamda uyum yasalarının Parlamentoya sevk edildiği ve bazılarının yasalaşma imkanı bulduğu bir yıl olacaktır."

"SINIR KAPISININ IRAK YÖNETİMİNCE DEVRALINMASI HUSUSUNDAKİ ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR"

Bozdağ, diğer basın mensubunun, Habur Sınır Kapısına alternatif bir sınır kapısının açılması yönündeki çalışmalarda son durumun ne olduğunu sorması ve İran'ın Kuzey Irak sınırındaki sınır kapısını açma kararı aldığını hatırlatması üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasında Habur Sınır Kapısı bulunuyor. Bu kapı şu anda kapalı değil. Öte yandan, bir önceki Bakanlar Kurulu sonrasında açıkladık. Türkiye olarak, sınır kapılarının Irak hükümetine devri konusunda bir çalışma başlattık. Ayrıca alternatif bir Ovaköy Sınır Kapısının açılması konusunda da bir çalışma başlatıldı. Sayın İbadi'nin Türkiye ziyaretinde gerek Sayın Cumhurbaşkanımız ile gerek Sayın Başbakanımız ile yaptığı görüşmelerde de bu konular etraflı bir şekilde ele alınmış ve görüşler olumlu gelişmiştir. Bu kapsamda çalışmalar devam ediyor. Türkiye, sınır kapılarının ve petrol boru hatlarının Irak hükümeti tarafından kontrol edilmesinin daha doğru olacağını ifade etmiş ve bu konuda Irak Hükümetinin yaptığı çabalara, destek olacağını açıklamıştır. Şu anda İran böyle bir adımı atmış olabilir. Türkiye ile Irak arasında kapalı bir sınır kapısı olmadığı için böyle bir adımı atmaya şu aşamada ihtiyaç yok ancak Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin kontrolünde olan sınır kapısının Irak yönetimi tarafından devralınması hususundaki çalışmalar sürüyor. Türkiye olarak bu çalışmalara destek oluyoruz."

"GEÇEN YIL YAPILAN UYGULAMA BU SENE DE AYNEN DEVAM ETMEKTEDİR"

Taşeron işçilerle ilgili düzenlemenin ne aşamada olduğunun sorulması üzerine Bozdağ, "Bugün taşeron işçilerle ilgili Bakanlar Kurulumuzda bir görüşme yapılmadı ancak taşeron işçilerle ilgili alakalı hazırlıklar son noktaya geldi. Sayın Başbakanımızın da ifade ettiği gibi yıl sonu veya yeni yıl başında bu konu Parlamentonun gündeminde yer alacaktır. Yarın Sayın Başbakanımız grup toplantısında engelli vatandaşlarımızla ilgili önemli açıklamalarda bulunacak." dedi.

Bozdağ, ileri yaz saati uygulamasıyla ilgili son durumun ne olduğunun sorulması üzerine, şu bilgileri verdi:

"Danıştay bu konuda yürütmeyi durdurma kararı verdi ve Bakanlar Kurulumuz Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararına uygun yeni bir karar aldı. Dolayısıyla alınan karar Danıştay'ın verdiği yürütmeyi durdurma kararına uygundur ancak saat uygulamasında bir değişikliği içermemektedir. Geçen yıl yapılan uygulama bu sene de aynen devam etmektedir. Ayrıca şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde olan torba yasanın içerisinde yaz saati uygulamasına ilişkin bir yasal düzenleme de konulmuştur. Önümüzdeki günlerde bu yasa Meclis'ten geçecektir. Dolayısıyla bundan sonra Bakanlar Kurulu kararıyla da bu yapılabilecektir. Sorun yasal olarak da çözülmektedir."