Müzik eleştirmeni Mehmet Tez, 2011'in en iyi albümlerini seçti. Peki listesinde neden bu 10 albümler var?

İlişkili Haberler


Raphael Saadiq - Stone Rollin
60’ların müziğini layıkıyla yeniden yorumlayan şarkıcılara bayılıyorum. Bir iki favori adamımdan biri Saadiq. Albüm baştan sona blues, funk, soul ve R&B’nin en şahane örnekleriyle dolu. Dinlerken “bu şarkı en az 50 yıllık” diyebilirsiniz. Ama değil. Hepsi yeni beste. 2011 model şahane bir 60’lar albümü bu.

Neden sevdim?
Çok enerjik, çok klasik. Ne zaman dinlesem ya da bir yerlerde DJ’lik yaparken çalsam muhakkak birileri gelip “bu neydi” diye sorar. Trafikte en büyük desteğim.

Metronomy - The English Riviera
Adı gibi bir albüm. Yağmurlu, karanlık bir ülkede yaşayan bir grup tarz sahibi müzisyenin güneşli Fransız rivierasına referansı özlemi gibi bir şeyler. Hafif depresif ama şahane dans şarkıları, 80’lerin popunu anımsatan elektronik dokunuşlar, synth-pop havaları, yer yer pek sevdiğim funk hissiyatı. Bu albüm hemen bir tür altına sokulamayacak karmaşık bir müzikal ve piskolojik yapıya sahip.

Neden sevdim?
Karmaşık, insanı yavaş yavaş ele geçiriyor, sonra esiri yapıyor. Sevmeyeyim de ne yapayım.

Tom Waits - Bad As Me
Yılın sonuna doğru geldi ama tam geldi. Tom Waits, 60 yaşında ve hala bir vahşi hayvan enerjisine sahip. Dünyanın rock yapmadan rock yapan en rock’çı adamlarından biri. 2004’ten bu yana yeni besteler içeren ilk albümü ve kendisine üstad Keith Richards, Flea ve Primus’tan Les Claypool eşlik ediyor.

Neden sevdim? Tom Waits yokuş aşağı gacırtılar gucurtular çıkararak devrilen dev bir kamyonun içinde camdan kolunu çıkarmış sigarasından sakin bir nefes alan umursamaz adam gibi. Bu albüm sevilmez mi?

Stephen Malkmus and the Jicks - Mirror Traffic
Punk olmadan punk olunabiliyor ya hayatta. Stephen Malkmus da benim gözümde öyle bir insan. Yırtık pırtık giyinmez ama lafı gediğine koyar. Öyle de bir müzikle yapar ki bunu kayıtsız kalamazsınız. 90’ların kendine has ekibi Pavement’ın liderinin, grubu The Jicks’la yaptığı 2001’den bu yana beşinci albüm. Prodüktör Beck aynı zamanda bir Malkmus hayranı.

Neden sevdim?
Malkmus’ın yaptığı klişesiz, “eyvallah”sız grup müziği, kirli gitar tonu ve düşündüğünü çatır çatır söylemesi yeter. Bence bu adamın yaptığı bütün albümleri dinleyin.

The Kills - Blood Pressures
Blues-rock-hard rock gibi laflar edebilirim ama tam anlatmıyor. The Kills bu müzikleri evirip çevirip davul ve gitarda elini korkak alıştırmadan acayip iyi bir garaj sound’u elde ediyor. “Blood Pressures” Kate Moss ablamıza damat verdiğimiz gitarist Jamie Hince ve şarkıcı Alisson Mosshart’ın kaya gibi rock albümü.

Neden sevdim? Bu albüm ne zaman harbi rock sound’unda bir şeyler dinlemek istesem imdadıma yetişti. Kafanız bozuk olduğunda bir deneyin.

The Rapture - In the Grace of Your Love
Yontulmamış, amfiyi parçalarcasına çıkan gitar tonları ve solistleri Luke Jenner’in çığlık çığlığa sesi. Albüm baştan sona seviyeyi düşürmeden şahane bir dans/rock albümü olarak devam ediyor. Yılın en baba indie dans hit’i de burada: “How Deep is Your Love?”

Neden sevdim?
Ticari olmayan, işlenmemiş bir sound’a sahipler. Bu estetiği seviyorum. Yıl boyu yürüyüşte sporda kulaklıktan eskik olmadı.

Yuck - Yuck
Dağılan Cajun Dance Party’nin iki elemanının kurduğu yeni bir grup. Bu ilk albümleri. Bu yıl neredeyse her şeyin bir revival’ı oldu. 60’ların, hard rock’ın... Yuck da 90’lar alternatif rock revival tadında. Wedding Present ya da My Bloody Valentine gibi grupları o dönem dinleyenler ne demek istediğimi anlayacak.

Neden sevdim?
Kirli gitar sound’uyla oluşturulan pop kafası hoşuma gitti. Eğlenceli bir albüm bu.

Girls - Father, Son, Holy Ghost
Folk seviyorsanız bir sürü açılımı olduğunu da bilirsiniz. Kovboy şarkısı söyleyen oduncu gömlekli adamlar da, Devendra Banhart gibi avangart sanat tipleri de folk kategorisine giriyor bugün. Girls Devendra tarafına yakın.

Neden sevdim?
Şarkı formatından giderek uzaklaşan, popüler işlerin iyice “çıstak”a döndüğü bir ortamda Girls iyi bir alternatif. “How Can I Say I Love You”yu dinleyin mesela anlarsınız.

Explosions in the Sky - Take Care, Take Care, Take Care
Artık böyle albümler çok ender. Ancak takip ettiğimiz bir iki post rock ekibinden gelebiliyor. Büyülü bir dünyanın kapılarını açani insanı hayallere sürükleyen bir albüm bu. Ticari bir şey beklemeyin. Boyut atlamaya hazır olun. Öyle bir müzik.

Neden sevdim?
Bir albüm bütünlüğüne sahip albüm gibi albümler artık pek yok. Tek tek şarkıların yükseldiği dönemde birbiriyle içiçe geçmiş artarda anlamlı şarkıların olduğu bir albüm varsa etrafta ben severim. Not: Bu yıl yayımlanan iki baba post-rock albümü var. Biri bu, diğeri Mogwai’nin “Hardcore Will Never Die But You Will”i. Biri listede ama diğerini anmazsam haksızlık olurdu sanki.

Noah and the Whale - Last Night On Earth
Ben İngiliz gruplarının muhakkak Beatles’tan gelme halini sevenlerdenim. Ama Noah and The Whale Beatles’la pek ilgili değil. Bana daha ziyade R.E.M.’in Belle & Sebastian’la karışımı gibi geliyor kulağa.

Neden sevdim?
Evde zaman geçirirken yormamasını ve solistleri Charlie Fink’in hafif kallavi sesini benimsedim. Ondan herhalde.