'Bugüne kadar böyle bir rol oynamadım'

Son olarak 'Bizim Büyük Çaresizliğimiz'de oynayan İlker Aksum, ''Bugüne kadar böyle bir rol oynamadım'' diye konuştu.

'Bugüne kadar böyle bir rol oynamadım'

Başkentte çekilen ''Bizim Büyük Çaresizliğimiz' filminin başrol oyuncusu İlker Aksum, güzel bir Ankara filmi yaptıklarını belirterek ''Ankara'nın atmosferiyle bu filmi buluşturduk. Yani fonda hep bir Ankara dünyası var'' dedi.

Aksum, Barış Bıçakçı'nın aynı adlı romanından uyarlanan filmdeki üç ana karakterden birini canlandırdığını söyledi.

Eski yönetmenleri Taylan Biraderler aracılığıyla bu filmin yönetmeni Seyfi Teoman ile tanıştığını ve böylelikle filme dahil olduğunu anlatan başarılı sanatçı, ''Senaryoyu okur okumaz zaten 'Tamam, hemen başlayalım' dedim. Sadece rol üzerinde Seyfi ile konuşmalarımız oldu. Daha sonra sekiz hafta Ankara'da filmi çektik. Ankara'nın atmosferiyle bu filmi buluşturduk. Yani fonda hep bir Ankara dünyası var. Güzel bir Ankara filmi oldu diye düşünüyorum'' diye konuştu.

Her oyuncunun içinde 'kendisini zorlayacak bir rol' derdi olduğunu aktaran genç oyuncu, ''Sürekli aynı rollere bakan bir oyuncu değilim ama böyle bir tarz da var. Yani sürekli aynı rollerden ya da ekolden devam eden oyuncular da var. Ben farklı farklı şeylere bakmayı seviyorum'' ifadelerini kullandı.

Herhangi bir senaryoyu eline aldığında kendisi için en öneli olan şeyin dizide de sinemada da dramatik anlamda diyaloglardaki gerçek akış olduğunun altını çizen Aksum, ancak senaryo fantastik ya da bilim kurgu türünde bir filme aitse o zaman başka gözle bakılabileceğini ifade etti.

''Yani dramatik anlamda bir akışı olan, giriş, gelişme, sonucu olan bir senaryoya baktığımda benim için ilk şey ne kadar gerçek, doğal, bizden birini anlattığıdır'' şeklinde konuşan oyuncu Aksum, şöyle devam etti:

''Daha sonra 'bu rolde ne yapabiliriz, nasıl çıkabiliriz' diye düşünürüm. 'Bizim Büyük Çaresizliğimiz'de bambaşka bir rol var karşımda. Bugüne kadar hiç oynamadığım rollerden birisi. Çok daha naif, romantik, neredeyse bir şey için ağlayabilir birisi. Bugüne kadar böyle bir rol oynamadım. Ya mahallenin delikanlısıydık, ya kötü adamdık. İlk defa bu filmde enteresan, tepkisiz ama iç dünyasında fırtınalar kopan, sakin, birini oynuyorum. Bir aktör için kolay kolay gelen roller değil bunlar. Çünkü bunu kötü de oynayabilirsin. Gerçekten tek düze, sıkıcı, zombi hale gelen bir karakter olabilir. Bence bu o kadar enteresan bir rol. Bunu hem merak edici hem seyredilebilir hem de sıcak kılmak zor. Daha iyisini yapar mıydık? Yapardık. Dünyadaki bütün filmler için geçerlidir bu.''

'YÖNETMENLİK BENİM HARCIM DEĞİL'
Herhangi bir yönetmenle çalışmanın artık kendisi için bir zorluk teşkil etmediğini ancak Seyfi Teoman'ın bugüne kadar çalıştığı en bilinçli yönetmenlerden olduğunu ifade eden İlker Aksum, ''Her şeyi çok titiz Seyfi Teoman'ın. Ne yapmak istediğini santimetre santimetre biliyor. Bu yüzden de sinemanın ilkelerine ve sanatsal değerine dürüst bir şekilde sahip çıkacağına ve onun filmlerinde hep bunu göreceğimize eminim. Daha da ileride her filminde üstüne de koyacağını düşünüyorum. Çünkü aklı başında ve sinemayı iyi bilen yönetmen sayımız az'' dedi.

Başarılı sanatçı Aksum, Seyfi Teoman'ın bu dönemki Türk sinemasının yeni yönetmenleri içinde en parlaklardan birisi olduğunu aktararak, şunları anlattı:

''İyi bir yönetmen o. Gerisi önemli değil. Senaryodan anlamak, oyuncuların kimyasını tutturabilmek kolay değil. Milyon dolarlardan bahsediyoruz. Böyle bir parayı veriyorsun ve hem iyi film olacak hem de gişe yapacak diyorsun. Ben deliririm, yapamam, benim harcım değil bu. Hastalanırım. Neyi gözeteceksin burada? Oyuncuyu mu, işletmeyi mi, yapımcıyı mı, sinemayı mı? Hepsini gözetmek zorundasın. Oyunculukta benim kendimi kurtaracağım bölge var. Yönetmen her bölgeyi kurtarmak zorunda. Bu bence deli işi. Çok zor bir bölge. O yüzden yönetmenlere çok saygım var.''

'TİCARİ YA DA SANATSAL DEĞİL İYİ YA DA KÖTÜ FİLM'
Televizyon kanallarında yayımlanan dizi filmlerde çalışma koşullarının çok zor ancak bu sektörün sinemaya yardım ettiğinin de bir gerçek olduğunun altını çizen İlker Aksum, ''Ben bu filmde, 'Güz Sancısı'nda, 'Vavien'de televizyondan dolayı oynadım. Ama bu sürelerle televizyonda iyi işler yapmamız imkanız. Bir dizi için çekilen yaklaşık 100 bölümün ancak 50 bölümünün iyi olma ihtimali olduğunu düşünüyorum. En azından kriteri yüksek, niteliğine bakan insanlar için bu mümkün değil. Tek amaç sündürüp seyirciyi televizyon başında tutmak. Sündürmekten başka çaremiz yok'' diye konuştu.

Sinemada ve tiyatrodan para kazanabilse televizyonu daha az yapacağına işaret eden sanatçı, bu durumun tüm yönetmen ve yapımcılar için de geçerli olduğuna dikkati çekti. Sinema filmlerinde ticari ya da sanatsal ayrımı yapılmaması gerektiğini kaydeden Aksum, ''İyi film ya da kötü film vardır. İyi film için yapılması gereken şartlar bellidir. Dünyanın her yerinde böyledir. Senaryosu, oyuncusu, yönetmeni, yapımcısı özen göstermek durumundadır. Eğer Avrupa'da, Amerika'da iyi bir ticari film yapmak istiyorsan gerçekten onlar da çok özenli. Bizde özensiz. Martin Scorsese, Michael Mann ya da Avatar'ın yaratıcısı James Cameron da ticari film yönetmenleridir ama çok özenliler. Filmin içinde sanatsal değeri olan bir sürü şey de var'' değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de ticari filmlerin yerlerde sürünmeye başladığını savunan İlker Aksum, bütün festivallerin sanatsal değeri olan filmlere kaydığını, ancak bu sanatsal filmler yapılmadığı takdirde ticari filmlerin yurt dışındaki festivallere seçilmesinin mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...