Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık Bülent Ersoy katılmadı. Müşteki Hayati Karataş ile taraf avukatları ise duruşmada hazır bulundu. Cumhuriyet Savcısı, Ersoy’un sözlerinin düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatını istedi.

Mahkeme de sanığın sözlerinin, “şahsi fikrin kişisel haklar yönünden özgürce açıklanması” niteliğinde olduğuna ve suç kastı taşımadığına karar vererek, Ersoy’un beraatına hükmetti.

BÜLENT ERSOY NE DEMİŞTİ?
Star TV'de yayınlanan "Popstar Alaturka" yarışmasında jüri üyeliği yapan Bülent Ersoy, Ebru Gündeş ve Osmantan Erkır arasında şu diyaloglar geçmişti:

Bülent Ersoy: Şimdi masa başında entrikalarla savaşlar yapılıyor. Orası yazıyor, herkes de onu oynamak zorunda kalıyor. Benim doğurganlık özelliğim olsaydı, ben çocuk doğurmuş olsaydım, yani birileri kalkacak masa başında sen şunu yapacaksın, o da bunu yapacak ve ben onları bu şekilde kuvvetsiz duruma düşüreceğim diye öyle bir durum sergileyecek. Ben de doğurduğum çocuğu toprağa vereceğim. Var mı böyle bir şey ya... Yani tamam, vatan bölünmez ama göz göre göre de bütün çocukları. O zaman bütün analar doğurun, verin toprağa. Normal şartlar altında bir savaş değil bu, entrika var bu işin ucunda. Bir çocuğun ne demek olduğunu sizler gibi bilemem, ben anne değilim ve olamayacağım da hiçbir zaman. Ama insanım, insan olarak onları o toprağa vermek, o anaların yüreğinin nasıl alev alev, cayır cayır yandığını ben anlayamam ama anneler anlar.
Ebru Gündeş: Allah inşallah bana da asker annesi olmayı nasip eder. Benim de bir oğlum olur da inşallah, anlı, şanlı bir şekilde onu askere yollarım.
Bülent Ersoy: Ondan sonra da ölüsünü eline alırsın.
Ebru Gündeş: Bu millet için, bu devlet için, bu topraklar için ben kadın olarak ne gerekiyorsa yapabilirim. Benim oğlum da aslan gibi yapar. Eğer bunun için kaderde ölüm varsa, alnımıza yazılan neyse onu da yaşayacağız. Şehitler Ölmez, vatan bölünmez.
Bülent Ersoy: Hep bunu söylüyoruz zaten. Söylüyoruz. Çocuklar gidiyor, kanlı gözyaşları, feryatlar, cenazeler. Klişeleşmiş. Ben sizlerle aynı fikirde değilim.
Osmantan Erkır: Ama öyle diye diye bu bayrak dalgalanabiliyor.
Bülent Ersoy: Tamam, tamam, niye oyuncak oluyoruz, neden buna bir köklü çözüm olamıyor. Ben bunun hırsındayım. Yoksa pabucumuzu giymeden elimizden ne geliyorsa yaparız. Bayrağın rengi bizim kanımızdan alınmış. Ama... İşte o ‘ama’ bizi rahatsız eden. Neden hep boşa kürek sallıyoruz.