Bülent Tezcan o belgeleri paylaştı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, partinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yurtdışına para gönderildiği iddialarıyla ilgili belgeleri paylaştı.

ntv.com.tr - Anadolu Ajansı 01.12.2017 - 11:28 | Son Güncelleme : 01.12.2017 - 16:58

20171201_2_27220729_28359201.jpg

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, partisinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü yapılan TBMM Grup Toplantısı'nda "yurtdışına para gönderildiği" iddialarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi.

Tezcan, basın toplantısında "gerçek" dediği dekont ve swift mesajlarını paylaştı.

Man Adası'nda 2 Ağustos 2011 tarihinde, sahibi Sıdkı Ayan olan 1 sterlin sermayeli naylon şirket kurulduğunu ileri süren Tezcan, bir ortaklı, bir hisseli, bir sterlinlik sermayeli bu şirketin, hisse senedi olduğunu söylediği kağıdı gösterdi.

Ayhan'ın, bu hissesini 2,5 ay üzerinde tuttuktan sonra 15 Kasım 2011'de Kazım Öztaş'a devrettiğini belirten Tezcan, Öztaş'ın hisse senedi olduğunu söylediği kağıdı basın toplantısında gazetecilere gösterdi.

Bülent Tezcan, 15 Aralık 2011'den sonra, iddia edilen para trafiğinin başladığını, 15 Aralık 2011 tarihi ile 4 Ocak 2012 arasındaki 20 günde, 15 milyon dolarlık bir para trafiği bulunduğunu belirtti.

"Açtırma kutuyu söyletme kötüyü. Mübarek cuma günü bize kutuyu açtıracaklar." diyerek sözlerine başlayan Tezcan, şu ifadeleri kullandı:

“Biz kutuyu açtık. Bundan sonrası kutunun içinden kimin rahatsız olacağıdır. Ne varmış bu kutunun içinde, sırayla bakacağız. Kemal Kılıçdaroğlu, para transferini belgeleriyle açıkladı. Man Adası’nda Bellway isimli şirket kuruluyor. Bu bir Naylon şirket. Neden? 1 sterlinlik bir şirket. Türk parasıyla 5 lira. Şirketin öbür tarafında Recep Tayyip Erdoğan'ın enişteşi Ziya İlgen, kardeşi Mustafa Erdoğan, dünürü Osman Ketenci, eski özel kalem müdürü Murat Gündoğan ve oğlu Ahmet Burak Erdoğan. 'Gelin Meclis araştırması yapalım' dedik. Bütün bu trafiğin altını üstünü inceleyelim. AK Parti milletinin oylarıyla reddedildi. Parmak hesabı, vicdan hesabına hakim geldi. Önce milletvekilleri görsün dedik. Şimdi de milletle paylaşıyoruz. Ne yaptığımızı biliyoruz. Adım adım yol haritasını anlattım. Bizi susturmaya güçleri yetmecek. Sayın Erdoğan bizi susturmaya gücün yetmeyecek. Gerçeğin gücü herşeyin üstünde.

'Bu belgeler sahte' dediler, 'ticari ilişki' var dediler. Ondan sonra AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan, çok açık bir şey söyledi, ‘şirket satışı karşılığında alınan para’ dedi. Sahte dedikleri dekontlar... Mustafa Erdoğan, 1 milyon 250 bin dolarlık dekont. Ziya İlgen 1 milyon 250 bin dolarlık dekont. Ahmet Burak Erdoğan, 1 milyon 450 bin dolarlık dekont. Ahmet Burak Erdoğan, 2 milyon 300 bin dolarlık dekont. Mustafa Gündoğan, 1 milyon 250 bin dolarlık dekont. Osman Ketenci, dünürü, 1 milyon 250 bin dolarlık dekont. Yine Osman Ketenci, 1 milyon dolarlık dekont. Hangisi sahte? Mustafa Gündoğan, 250 bin dolarlık dekont. Mustafa Erdoğan, 2,5 milyon dolarlık dekont.  Enişte Ziya İlgen, hani darbeyi bildiren enişte, 2,5 milyon dolarlık dekont. Hangisi sahte? Hani sahteydi? Bunların tamamı orjinal belgeler, hepsi orjinal belgedir.

Swift mesajlarının evrakları da burada. ‘Sahte’ diyenlere sesleniyorum, biz sahte işi bilmeyiz. Off-shore adalarında iş tutmayı becerenler sahte işi bilirler. Biz beceremeyiz, ayağımıza dolaşır. 

Bunlar şirket satışı için verildi deniliyor. Nasıl bir şirket satışı? Kim söyledi, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan söyledi: 'Akrabalarım, yakınlarım şirketlerini sattılar...' İyi, biz sadece para gitti mi diye düşünürken, 'şirketleri sattılar, para geldi' diyor. Daha vahimmiş ya. O zaman şu sorunun cevabını vermek zorundasınız, hangi şirketi sattılar, adı ne? 15 milyon dolar bu dekontlardaki paranın toplamı. Bu şirketin ortakları kim? Sattıkları şirketin sermayesi ne kadar? 15 milyon dolara satılmış, 1 sterlin sermayesi olan bir şirket almış. Bu şirketin bilançosu, varlıkları ne, kim almış, kim satmış, bu ticaretin içinde kim var, ne vermiş? Satılan şirketin devir senetleri nerede, ne zaman kurulmuş o şirket, ne kadar kazanmış? Ne kadar vergi ödemiş? Sayın Erdoğan'a teşekkür ediyoruz, bu soruları sorma fırsatı verdi, bu para transferini kendi pencerelerinden izah etmeye kalktı. Bir şirket satışını bilmiyorduk, Erdoğan sayesinde öğrendik.

Bir sterlinlik şirket, 15 milyonluk ödeme. Bu nasıl bir şirket? Bütün vatandaşlara soruyorum. 5 lirası olan bir şirket, 60 milyon liralık bir şirketi alıyor. 60 milyonluk değeri olan şirket, 5 liralık şirkete güvenip ticaret yapıyor.

Kazım Öztaş kimdir? Sıdkı Ayhan şirketi Kazım Öztaş’a satıyor. Transferden sonra bunların ortakları ne iş yapmıştır? Kazım Öztaş ne kadar kazanç elde etmiş, ne kadar vergi ödemiş? O dönemin başbakanı, şimdiki cumhurbaşkanının yakın akrabalarına ödemiş. Bu bir basit ticari ilişki değildir. Okunmuş bir dolarlardan sihirli 1 sterlinlik döneme geçtik. 60 milyon liralık bir şirketi alıyor, takla attırıyor. Burada mide bulandıran bir şey var. Belgeler sahte değil, her şey meydanda. Böyle bir ilişki karşınıza çıktığında aklınıza iki şey gelir. Birincisi kara para aklama gelir. Bilmiyoruz, bakacağız. Vergiden kaçınma, vergi ödememe.

Hükümetten, Recep Tayyip Erdoğan’dan, Binali Yıldırım’dan, AK Parti yöneticilerinden aynı ada hassasiyetini Yunanistan’ın işgal ettiği Türk adalarında da göstermelerini istiyoruz.

Çocuklarına şirket kurdururken o adaları buluyorlar. Devletin vergi alması söz konusu olduğunda o adaları gözleri görmüyor. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Dünyanın aklı başında olan hiçbir ülkesinde bu işler öyle bedavaya geçiştirilmez. Milletten saklamanıza fırsat vermeyeceğiz. Milletin vicdanını yaralayan bir ilişki vardır. Orjinallerini savcılığa vereceğiz. Daha yeni kutular gelir, yeni kutular açılır."

Bülent Tezcan, bir gazetecinin, "Belgeler sadece yurtdışına para çıkışını mı gösteriyor, gelişine ilişkin belgeler de var mı?" sorusuna, "Hem çıkan hem gelen var. Para trafiği var. 'Şirket satıldı' dediler. Nasıl bir şirket satıldı onu bilelim, sonra üzerine konuşuruz. Cevabı bekliyoruz şimdi" karşılığını verdi.

Sayfa Yükleniyor...