Suriye'de El Kaide'nin elinde 40 gün tutsak kaldıktan sonra Türkiye'ye dönen Bünyamin Aygün "En çok özlediğim yer" dediği Ortaköy'de NTV’den Can Ertuna ile buluştu. Aygün tutsaklık günlerinin ayrıntılarını, kendisini kaçıran grubun özelliklerini ve beraber sorgulandığı Heysem Topalca'yla olan diyaloglarını anlattı

'ARTIK KORNA SESLERİ BİLE RAHATSIZ ETMİYOR'
“Özgürlük müthiş güzel bir duygu. Kendi ülkende olmak ayrı bir şey. Şu anda beni trafikteki korna sesi bile rahatsız etmiyor”.

Bünyamin Aygün evinde geçirdiği 24 saat sonra hissettiklerini böyle anlattı. Peki kendisini kaçıran Irak Şam İslam Devleti militanları infaz kararını yüzüne okuduklarında ne hissetmişti?

“Birincisi yemek yemiyorsun, su içmiyorsun niye yiyeyim ki? Çocukluğundan olduğun yaşa kadar her şey film şeridi gibi gözünün önünden geçiyor. 'Kontrolüm dışında kimlerle nasıl yaşadım? Hatalarım oldu mu' diye düşünüyorsun. Nerede? Nasıl? Kimlerle yaşadım? İyi şeyler yaptım mı? Hep iyi şeyler yapmış olmayı istiyorsun. Ama şu anda ölmemeliyim diye düşünüyorsun. Şu an değil. Artık bana ikinci bir şans verildi diye düşünüyorsun. Boğazda daha çok tur atıp daha çok oksijen solumalıyım, doğada daha çok soluyup doğal güzellikleri daha çok görmeliyim. Dostlukların hazzını daha çok yaşamalıyım. Öbür dünya için daha fazla şey yapmam gerekiyor. Daha fazla ibadet etmeliyim. Eğer bana 16 yıl önce çaldığın kurumun kapısını çalıp, 16 yıl sonra bu serüven seni Suriye’de hiç bilmediğin bir evin deposunda infazla burun buruna getirecek ve onurlandırılmış bir şekilde kurşunla değil, iple asılarak değil, kesilerek infaza gideceksin deseler o kapıyı çalar mıydım? Hayır”.

'SENİ KESMESEK BİZİMLE CİHADA GELİR MİSİN?'
“Bana dünyanın en uzak noktasını söyle dediler. O an aklıma Yeni Zelanda geldi. “Şimdi sana 10 dakikaya Yeni Zelandalı getiririz dediler. Dünyanın dört bir tarafında onlar için savaşmaya gelen cihatçılar vardı. Yurt dışında yaşayan Türk de vardı, Türkiye'nin ortasından doğusundan ama özellikle doğudan gelen Türk de vardı. Cihad bütün dünyaya Suriye'den yayılacak diye düşünüyorlar. Bir gün, “Seni kesmesek bizimle cihada gelir misin?” diye sordular. Ben de “Sizin esirinizim bana nasıl güveneceksiniz, bana nasıl silah vereceksiniz?” dedim. “Bizim için fark etmez, biz şehit olmak için geliyoruz” dediler.

Aygün, Heysem Topalca ile görüştüğü sırada tutsak alınmıştı. Topalca’nın adı Hatay’da yakalanan içi mühimmat parçası yüklü TIR’la anılıyordu. Topalca röportaj için onu sınır hattından içeride bir bölgeye çağırmıştı.

'HEYSEM BANA ÖLDÜRÜLMEYECEĞİMİZİ SÖYLEDİ'
“Heysem Topalca’yla röportaj yapmış olmak şöyle bir şeydi; 'Milliyet MİT’in ve Emniyet’in aradığı Heysem Topalca’yı Suriye’de buldu ve konuştu' denecekti. Heysem Topalca zaten suçlu olmadığını anlatmak için bu röportajı kendisi talep etti. Bir gazetecilik başarısıydı. Heysem Topalca’yla yaklaşık 17 gün aynı hücrede kaldım. Bazen bizi birbirimize bağladılar. Normal biri gibi davranıyordu. Dini çok iyi biliyor. Onun namazını abdestini takip ediyorlardı. o bütün kuralları onlar kadar biliyordu ve bu yüzden işi kolaylaşmıştı. Suriye’nin yapısını çok iyi biliyordu. Heysem bana öldürülmeyeceğimizi söyledi, bunu nereden anladığını sorudum. Beş kez esir alınmış Esad tarafından ya da başka gruplar tarafından. Davranışlarından bize getirdikleri yemekten, sorgularından bunu anlıyorum dedi. Bir sorgudan sonra çok acemi ya da başka bir sorgudan sonra bunlar profesyonel diyordu. Oradan da anlıyorum ki Heysem hangi işi yapıyorsa onu iyi yapıyordu. Orada da söylüyordu zaten, 'Ben, Özgür Suriye Ordusu için Esad’ı devirmek için savaşıyorum' diyordu. Heysem onlara birkaç isim vereceğini söyledi ve son sorguda bizi birbirimizden ayırdılar. Bana söylediği, onların kadı dedikleri, emir dedikleri birkaç kişiye daha önce hizmeti olmuş iyiliği dokunmuş Heysem’in, onların adını verince Heysem’i bıraktılar. Ahrar-u Şam grubu beni almaya geldiğinde yanında yine Heysem vardı. Kapı açıldı, yerde dizlerimin üzerinde oturuyordum, içeriye Heysem girdi, 'Abi merak etme kurtuldun sen, ben geri geleceğim, şimdi senin pazarlıkların devam ediyor' dedi. “