Doğa Derneği tarafından, Vaillant’ın desteğiyle hazırlanan bilimsel raporda, Burdur Gölü’nün söylendiği gibi yağışların azlığı ya da göl tabanında kaçak olması nedeniyle değil, derelerden ve yer altı suyundan beslenmediği için kuruduğu açıklandı. Raporda, göldeki su seviyesi düşüşünün durdurulması için başta Bozçay olmak üzere derelerden göle su girişinin sağlanması ve tarımda su kullanımının azaltılarak yer altı su seviyesinin yükseltilmesi gerektiği vurgulandı.

Türkiye’nin Uluslararası Ramsar Sözleşmesi kapsamında korunan 14 sulak alanından biri olan Burdur Gölü, hızla kuruyor. Göl son 35 yılda alanının üçte birini kaybetti, su seviyesi yaklaşık 12 metre düştü. Burdur için yaşamsal önem taşıyan göl, başta dikkuyruk olmak üzere 194 kuş türüne ev sahipliği yapmasının yanı sıra, sağladığı nem ve olumlu iklim koşulları ile çevresinde tarım ve hayvancılığın da verimliliğini sağlıyor.

Doğa Derneği’nin 2007 yılından bu yana yürüttüğü Burdur Gölü’nü Kurtarma Projesi kapsamında, gölün kurumasının nedenleri ve kurumanın durdurulması için alınması gereken önlemler konulu bilimsel bir rapor hazırlandı.

Vaillant’ın desteğiyle, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Dişli tarafından hazırlanan raporda, Burdur Gölü’nün gelir-gider dengesi ortaya konarak, gölün derelerden ve yer altı suyundan beslenmediği için kuruduğu açıklandı.

Raporda, gölü besleyen en büyük dereler olan Bozçay Deresi’nden göle giren su miktarında son 10 yılda yüzde 80, Büğdüz Deresi’nden ise yüzde 63 oranında azalma olduğu ortaya kondu. Derelerden göle su akışının kesilmesinin nedeni ise üzerlerine inşa edilen baraj ve göletler.

YAĞIŞLAR AYNI, GÖLDE KAÇAK YOK
Raporda, gölün çekilmesinin, söylendiği gibi, yağışların azlığına ya da göl tabanından bir kaçağa bağlı olmadığı da vurgulandı. Kapalı bir havzada bulunan Burdur Gölü’nün beslenme kaynakları yağışlar, derelerden göle akan su ve yer altı suyu. 1994 yılından bu yana havza genelinde yağışlı bir döneme girilmesine rağmen göldeki su seviyesi düşüşünün devam ettiğine dikkat çekilen raporda, göle düşen yağışın, gölden buharlaşma ile meydana gelen kayıptan daha fazla olduğu ifade edildi.

Raporda, göl suyu ile yer altı suyu arasındaki ilişkinin göle doğru olduğu, yani önemli miktarda göl suyunun kırık-çatlaklar aracılığıyla yer altına kaçması ihtimalinin olmadığı da vurgulandı.

“GÖLÜN HAKKI” OLAN SU GÖLE BIRAKILMALI
Bozçay’daki ekolojik yaşamın devamı için gereken can suyunun hesaplandığı raporda, göldeki su seviyesi düşüşünün durması için bu miktardan çok daha fazlasının Bozçay’a bırakılması ve Bozçay üzerinden göle girmesi gerektiği vurgulandı.

Raporda, Burdur Gölü’nü besleyen dereler üzerine yeni baraj ve göletler inşa edilirse ya da tarımda çok su kullanımı devam ederse, göldeki su seviyesinin daha da çok düşeceği uyarısı da yapıldı.

Raporu değerlendiren Burdur Gölü’nü Kurtarma Projesi Koordinatörü Ayşe Sargın, “Önümüzdeki hafta yapılacak Burdur Yerel Sulak Alan Komisyonu toplantısında yeni Burdur Gölü Yönetim Planı karara bağlanacak. Eğer Burdur Gölü’nü kurtarmak istiyorsak, bu raporun da gösterdiği gibi, acilen göle hakkı olan suyu düzenli olarak baraj ve göletlerden bırakmak için karar alınmalı. Göle yeniden derelerden su girişini sağlamaz ve havzada az su tüketimine dayalı yeni bir tarımsal ürün desenini yaygınlaştırmazsak Burdur Gölü’nü kaybedeceğiz” dedi.