NTV

Büyükada sanıkları ilk kez hakim karşısında

NTV Haber, Anadolu Ajansı

Türkiye

Büyükada'da yapılan toplantıya ilişkin davada sanıklar ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanık avukatları, sanıklardan Taner Kılıç'ın dosyasının ayrılmasını istedi. Talebin gerekçesi ise Kılıç'ın, ByLock soruşturmasında tutuklanması ve Kılıç üzerinden dava ile FETÖ bağlantısı kurulmaya çalışıldığı iddiası.

Büyükada'da yapılan toplantıya ilişkin aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu 8'i tutuklu 11 sanığın "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçlarından 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına başlandı.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmaya, tutuklu sanıklar Ali Ghravi, Günal Kurşun, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser, İlknur Üstün, Nalan Erkem, Nejat Taştan, Özlem Dalkıran, Peter Frank Steudtner ile başka suçtan tutuklu Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi yöneticilerinden Taner Kılıç ve tutuksuz sanıklar Muhammet Şeyhmus Özbekli ve Nejat Taştan katıldı.

Tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmaya, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, HDP Milletvekili Garo Paylan, eski Yeşiller Partisi Milletvekili Özcan Mutlu, Almanya ve Fransa'nın Başkonsolosları ve Rakel Dink ile çok sayıda yabancı basın mensubu da izleyici olarak katıldı.

Yoklama ve sanıkların kimlik tespitinin ardından iddianame okundu. İddianamenin okunmasının ardından talepler alındı. Sanık avukatları, sanıklardan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Başkanı Taner Kılıç'ın dosyasının dava dosyasından ayrılmasını talep etti. 

Talebe gerekçe olarak; Kılıç'ın bir FETÖ soruşturması kapsamında telefonunda ByLock olduğu gerekçesiyle tutuklanması gösterildi. Avukatlar, Taner Kılıç üzerinden bu dava ile bir FETÖ bağlantısı kurulmak istendiğini iddia etti.

Duruşmanın kayıt altına alınması talebini reddeden mahkeme heyeti, Taner Kılıç yönünden dosyanın ayrılması talebini ise savunmalar alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verdi.

DALKIRAN: TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM SUÇUNU REDDEDİYORUM

Daha sonra Yurttaşlık Derneği üyesi sanık Özlem Dalkıran'ın savunmasına geçildi.

Dalkıran, "3 aydan uzun bir süredir özgürlüğümden mahrum bırakıldım. Bir grup hak savunucusunun atölye çalışması nasıl oldu da örgüt suçu oldu anlam veremedim. Stresle baş edebilmek için bir araya gelmiştik, şimdi ise stresle başbaşayız. Yaklaşık 30 yıldır insan hakları mücadelesi için çalışıyorum. Hakkımdaki silahlı terör örgütüne yardım suçunu reddediyorum. Bu değerlerimle taban tabana zıttır" dedi.

"TOPLANTI GİZLİ DEĞİLDİR"

Ya muhbirin önyargıylarıyla ya da önceden kurulmuş bir komployla karşı karşıya olduklarını belirten Özlem Dalkıran, toplantının atölye çalışması niteliğinde, bir iç eğitim toplantısı olduğunu söyledi.

Dalkıran, "Neyle suçlanıyoruz ve bu suçların dayanağı ne bilmiyoruz. Meslekleri ne olursa olsun burada oturanların ortak özelliği insan hakları savunuculuğu. İddianamede toplantının duyuru yapılmaksızın ve gizli olduğu belirtliyor, bir kısım medya bu toplantının büyük casusluk toplantısı olduğunu belirtmiş. Bu toplantı gizli değildir, dar kapsamlı kapalı toplantıdır. Atölye çalışmasının kararı, geçtiğimiz Nisan ayında İnsan Hakları Ortak Platformu'nda alınmıştır" diye konuştu.

Toplantı mekanının cam kaplı prefabrik bir mekan olduğunu da dile getiren Dalkıran, şu ifadeleri kullandı: "Toplantının yapıldığı yerin kapısının açık olduğu tutanaklara dahi geçmiştir. Gizli toplantılar açık kapılarda değil, kapalı toplantılar arkasında yapılır. İddianamede adım, toplantıyı organize eden olarak geçiyor. Bu suçmuş gibi lanse ediliyor. Toplantı organize etmek suç değildir, toplantıya katılmak da suç değildir. Bunu suç göstermek kasıtlı bir çabadır."

"CEP TELEFONLARI KAPATILACAK" SÖZLERİ

İddianamede, "Tüm cep telefonlarınız kapatılacak ve otele girene kadar açılmayacak" şeklindeki sözlerine ilişkin ise sanık Dalkıran, "Atölye çalışmasında stresten uzak durmak da vardı. Orada tek konuştuğumuz verilerimizi nasıl koruruz, bunca strese rağmen sağlığımızı nasıl koruruz gibi konulardı. Bu sözler dijital bağımlılıktan kurtulmak içindi. Ve sadece deniz üstündeyken telefonların kapatılması söylendi. Otele girince açılması söylenmiştir. 30 yıllık hak savunucusu olarka örgüte yardımla suçlanıyorum. Bu suçu asla kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim" dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç hakkında "Silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla, diğer şüpheliler hakkında ise, "Silahlı terör örgütüne yardım etme" suçlamasıyla 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Adalet Yürüyüşü'nü kaosa çevirmeye çalışmak istedikleri iddia edilen sanıkların; PKK, DHKP-C ve FETÖ terör örgütleriyle irtibatlarının bulunduğu ve bu örgütlere yardım kastıyla hareket ettikleri ileri sürülüyor.