AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı adayı olması halinde, Başbakanlıktan istifa etmesi gerektiği yönündeki değerlendirmelere ilişkin, "Sayın Başbakan aday olursa, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak cumhurbaşkanı seçimine girecektir. Kimse boşuna başka şeylere heveslenmesin" dedi.

Freedoom House'un yayınladığı raporu değerlendiren Çelik, "Bizim muhalif medya zevken dört köşe oldu, 'oh be en kötü bizmişiz. Daltonlar var ya, en kötü benim. Vay be biz ne kadar kötüymüşüz, bizim için düğün bayram vesilesidir' diyenler var. Sevindirik olanlar var" diye konuştu.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin ekonomik notunu düşürdüğü zaman da zevkten dört köşe olanlar bulunduğunu dile getiren Çelik, "(Allah'a şükürler olsun ki ekonomi kötüye gidiyor) diye elini oğuşturanlar var. Bu ahlaki değil. 'Komşunun evi yansa da ben de yumurta pişirsem'... Zihniyet budur. Kendi saadetini Türkiye'nin felaketinde arayan hasta zihniyetdir" ifadelerini kullandı.

Freedoom House'un, 2. Dünya Savaşı esnasında propanga amaçlı kurulmuş bir kuruluş olduğunu ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

"Biz Kuveyt'ten daha kötüymüşüz. Sudan'dan, Tanzanya'dan daha kötüymüşüz. Krallıklar, emirlikler, özgürlük açısından bizden daha iyiymiş.Türkiye'de 5 milyona yakın gazete satılıyor, ne kadarı okunuyor bilemem. 400-500 bini spor basınıdır, onların kulvarı farklıdır. Bu satılan gazetelerin 4'te 3'ü AK Parti'ye muhalif olan, iktidara muhalif olan basındır. İktidarı desteklediğnizi söylediğiniz, yandaş diye isimlendirdiğiniz basının toplam tirajı 1 milyon 200 bindir. Türkiye'de yaklaşık bine yakın köşe yazarı var. Bu kadar köşe tutulan başka bir ülke göremezsiniz. Bu kadar köşe yazarlarının 5'te 4'ü AK Parti'ye muhalifdir. Bir ülkenin başbakanına katil diyeceksiniz, onu hırsızlıkla itham edeceksiniz. Akla hayale gelmez hakaretlerle ailesini karşı karşıya bırakacaksınız, ondan sonra çıkıp diyeceksiniz ki 'Ben özgür değilim. Ben bir şey söylemiyorum.' Daha ne diyecektin de geri kaldın Türkiye'de basın özgür değilmiş."

"Türkiye basın özgürlüğü konsunda her şey pirpak mı, her şey dört dörtlük mü Ben böyle bir iddiada bulunmuyorum" diyen Çelik, şöyle konuştu:

"Ancak basın ve özgürlük kelimelerini yan yanagetirirken niçin sadece basın siyaset ilişkisini konuşuruz, niye medya ve patron ilişkisini konuşmayız Niçin medya ve sermaye ilişkini konuşmayız, niçin medya ve emek ilişkisini konuşmayız Burada beni takip eden arkadaşların önemli bir kısmının dandik maaşlar aldığını biliyorum. Sendikal haklardan mahrumlar, sosyal güvenceden mahrumlar, her an kapının ağzına konabilirler. Niçin bunları hiç sorgulamıyorsunuz Sonuç itibarıyla niçin medya iş takibi üzerinde durmuyoruz. Basın özgürlüğünden, bağımsızlığından söz ederken bunlar üzerinde niye durmuyoruz Türkiye'de de arızalar var mı, var."

Cezaevinde olan gezetecilerin de terör örgütü üyeleği gibi suçlardan dolayı yargılandığını ifade eden Çelik, "Dağdaki, bağdaki marangoz, demirci eğer eline silah alır da terör örgütüne katılır veya terörizm propogandası yaparsa o teröristtir, tescillidir, affı söz konusu değildir, gereği yapılır. Ama nedense bizim AK Parti'ye muhalif olan basınımız teröristin gazeteci olanını çok seviyor" diye konuştu.

'GAZETECİLER KUTSAL MIDIR, DOKUNULMAZ MIDIR?'
Şu anda hükmü kesinleşmiş 18 kişinin cezaevinde bulunduğunu dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

"Yargı bunun terörist olduğuna karar vermiştir. Bunun ezici çoğunluğu PKK'lıdır, DHKP-C'si var. Devam edenler var. 11'i de yine bunlara mensuptur. Gazetecilik yaptığı için içeride kimse yok. Bir öğretmen suç işlediği zaman, terörizme bulaştığı zaman, 'Kardeşim öğretmenlerden ne istiyorsunuz' diyor musunuz Doktor, organ nakli konusunda yolsuzluk yaparsa, içeri atılırsa bu doktorlardan ne istiyorsunuz diyor musunuz Gazeteciler kutsal mıdır, dokunulmaz mıdır Gazeteciler, teröristlik yaparsa teröristlikten yargılanır. 50 defa açıklanmasına ragmen Freedom House, kimin ağzına bakıyor Daha çok Türkiye'de onların maalesef borazanlığını yapanlar var. Karşılıklı olarak birbirini besliyorlar. Adalet Bakanlığı, defalarca içerideki gazetecilerle ilgili açıklamalar yaptı ama üzülerek ifade edeyim, bizim medya da bunu görmemezlikten geldi. Siz görmemezlikten gelirseniz Freedom House, haydi haydi görmemezlikten gelir. Onun için kendi ülkemiz alehine bir durum olduğu zaman sevindirik olmayalım. Almanya Cumhurbaşkanı, buraya gelip Türkiye aleyhine bir şey söyledi, 'Oh be... Biz ne kadar kötüymüşüz, Almanya Cumhurbaşkanı, bizim kötü olduğumuzu söyledi, yaşasınlar.'Bu vatanperverlik değildir. Bu ülkesini sevmek değildir."

'MEĞERSE PİSAGOR'UMUZ SAYIN BAHÇELİ'YMİŞ'
Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamalarını da değerlendirirken, şöyle dedi:

"Son olarak Sayın Bahçeli'nin bir çatı aday gibi bir teklifi var ve CHP ile bu arada ittifak yapabileceklerine dair bir beyanatı var. Yaptığı hesaplarda bu işi bitiriyor. Önce Sayın Bahçeli'nin bu çok matematik dehasından söz etmek istiyorum: Hatırlıyor musunuz, 'Yıl 2009, aradaki iki sıfırı atın, kaldı 2 ve 9. Toplayın 11. 29 ile 11'i toplayın 40. Efendim, 2011'de MHP'nin kuruluş yıl dönümü, 40. kuruluş yıl dönümünde MHP iktidar. Yaşasınlar.' Bahçeli bitirdi. Sonra evvelki gün yayınlanan bazı haberlerde biz şikayet ediyorduk, 'Niçin Türkiye'den Pisagor çıkmıyor Meğerse Pisagor'umuz Sayın Bahçeli'ymiş. Üçgen çizmeyi de biliyormuş. Buradan cumhurbaşkanlığında, çatı matı işlerini bitirmiş."

'ÇATI MATI ÇIKMAZ; OLSA OLSA TENCEREYE KAPAK OLUR'
"MHP ve CHP'nin birleşmesinden de çatı matı çıkmaz; olsa olsa tencereye kapak olur" ifadesini kullanan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şöyle düşünün: Halk niçin sadece Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı adaylığını ve cumhurbaşkanlığını konuşuyor. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, eğer olmazsa Sayın Abdullah Gül ile cumhurbaşkanlığına devam edebilirler, deniliyor, iki kişi konuşuluyor. Üçüncü kişi var mı Yok. Niye yok Çünkü, muhalefet yok. Sayın Başbakan, 'muhalefet problemi var Türkiye'de' dediği zaman çok kızdılar. Bu ortada. Siz zaten geçen seçimde de ittifak ettiniz. Yani geçen 30 Mart'taki seçimde size ben rakamlarla ifade ettim. Hangi illerde nasıl ittifak yapıldığını herkes biliyor. Bugün de MHP'nin üst yönetimi ile CHP'nin üst yönetimini ittifakı, hayırlı olsun. Ama onlara oy veren herkesin iradesi onların cebinde değil. Halkımız ferasetiyle gereğini yapacak."

Bahçeli'nin, "Başbakan eğer aday olursa derhal başbakanlıktan istifa etmelidir" şeklinde ifadesi olduğunu anımsatan Çelik, "Sayın Başbakan, bu emrini duydu, emirlerinizi derhal yerine getirir. Genel seçime giderken Başbakan, başbakanlıktran istifa ediyor mu, yok. Mahalli seçimlere giderken ediyor mu, etmiyor. Peki görev başındaki belediye başkanı, seçimlere giderken 'ben belediye başkanlığından ayrılayım. Bu haksız rekabete yol açar. Dolayısıyla ben bu işi bırakayım' diyor mu Hayır. Kanunlar diyor mu, böyle bir şeyi Hayır. Böyle bir maskaralık olamaz. Şimdiden böyle bir tartışma çok gereksiz tartışmadır. Sayın Başbakan, aday olursa AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak bu seçime girecektir. Kimse boşuna başka şeylere heveslenmesin."

'ONLAR BİRBİRİNİN MÜTEMMİM CÜZÜDÜR'
Bahçeli'nin, geçen haftaki grup toplantısında, Cumhurbaşkanı Gül lehine ifadeler kullandığını dile getiren Çelik, "Bahçeli, Sayın Gül'e haksızlık yapıldığını söyledi. Sayın Gül'ün lehine olabilecek şeyler söyledi. Bizim muhalefet, Sayın Abdullah Gül'ü sevmiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ile Sayın Başbakanımızın, efendim birbirine muhalif olmak, birbirine rakip olmak, birbirine ters düşme ihtimalini seviyor. Ama ona da sevinmesinler. Sevinçleri kursaklarında kalacak. Böyle bir şey olmayacak. Onlara da buradan ekmek çıkmaz. Sayın Başbakan ve Sayın Abdullah Gül, birbirinin rakibi değil onlar birbirinin mütemmim cüzüdür. Ne anlama geldiğini bilmiyorsa Bahçeli, sözlüğe bakabilir. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, birbirine alternatif değildir." diye konuştu.

'Mütemmim cüz'ün TDK'ya göre anlamı şöyle;

1. Bütünü oluşturan tamamlayıcı parça
2. Ayrılmaz parça

'BİZ HİÇBİR PARTİ İLE İTTİFAK YAPMAYACAĞIZ'
"Seçilen Cumhurbaşkanı, milletin cumhurbaşkanı olacak. Dolayısıyla biz milletle ittifak yapacağız" ifadelerini kullanan Çelik, şöyle devam etti:

"Bir sürü söylenti var, AK Parti, BDP ile ittifak yapacak, böyle bir şey aklımızdan da geçmedi, hayalimizden de geçmedi. Biz hiçbir siyasi parti ile ittifak ederek cumhurbaşkanlığı seçimine girmeyeceğiz. Biz AK Parti olarak kendi adayımızı göstereceğiz ve halkımıza arz edeceğiz. Tıpkı referandumda olduğu gibi. Elbette CHP'ye oy vermiş, BDP'ye oyunu vermiş olan bu ülkenin insanı, 'Ben seçimde AK Parti'nin adayına oyumu vereceğim' diyebilir ve diyecektir. Burada da o insanların iradesi bu partlerin cebinde değildir. Referandumda yüzde 58 çıktı, o hep AK Parti'nin oyu değildi. Şuna inanıyorum: Özünde milliyetçi muhafazakar olan MHP tabanı, CHP ile flört eden CHP'nin kuyruğuna takılan, CHP'nin ruh ikizliği ünvan kabul eden MHP yönetiminden son derece rahatsızdır. Sayın Bahçeli'ye ve MHP yönetimine, MHP'liler katlanıyorlar. Ben günde onlarca MHP'li ile konuşuyorum. Yoksa Türkiye'de Sayın Başbakan hatırlar mısınız, 'Cumhurbaşkanı adayımız CHP'nin de, BDP'nin de, MHP'nin tabanına da sempatik gelecek biri olmalıdır' derken kastettiği budur. Yoksa Türkiye'de 4 partinin bir araya gelip de bir aday göstermesi bugünkü şartlarda mümkün görünmüyor. Biz adayımız göstreceğiz. Evet ittifak edeceğiz. Fakat ittifakımızı milletle yapacağız, halkımızla yapacağız."

ÇELİK, SORULARI YANITLADI
Toplantıda, gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, "Meclis Başkanının dün bir teklifi oldu, Engin Alan ile ilgili. AK Parti olarak partinin teklifle ilgili duruşu, yaklaşımı nedir " şeklindeki soru üzerine şunları kaydetti:

"Hatırlarsanız, bütçe görüşmelerinde son konuşmayı yapan Başbakan Yardımcız Bülent Arınç, tutuklu milletvekilleriyle ilgili TBMM çatısı altında bir çalışma gurubu oluşturulması fikrine AK Parti'nin sıcak baktığını ifade etmişti. Bizim partimizde Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, CHP'den Atilla Kart, BDP'den Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın yer aldığı üç kişilik komisyon oluşturulmuştu. MHP, bu komisyona üye vermedi. Dün baktım MHP'liler bundan çok memnun olmuşlar. Sayın Cemil Çiçek'in böyle teklif yapmış olmasına çok memnun olmuşlar. 'Eğer içerideki milletvekili başka partidense biz yokuz. Ama bizim milletvekili ise biz bu çalışmaya varız.' MHP'nin tavrı budur. Biz daha önce de bunları söyledik. Bir kimsenin eğer cezası kesinleşmişse, yani birisi tutuklu olmaktan çıkıp mahkum olmuşsa,hükmü kesinleşmişse, bu hükmü ortadan kaldıracak herhangi bir manevra içerisinde olmak, vatandaşın adalet duygusunu zedeler. Hiç kimsenin içeride olmasından, hürryetinden mahrum olmasından AK Parti, hoşnutluk duymaz, haz duymaz. Ama içerideki Sayın Engin Alan ile aynı suçu işlediği iddia edilen ve mahkum olan diğer generallar bir siyasi parti lisetisinde gösterilseydi onlar da aynı kapsamda çıkmaları gerekirdi. Onların suçu günahı ne Meclis Başkanımızın bu teşebbüsünü iyi niyetli, çözüm arayışı olarak değerlendiriyoruz, saygıdeğer olarak buluyoruz, üzerinde konuşulmaya değer buluyoruz ama AK Parti, bu konudaki görüşünü, tavrını çok önceden belirlemiştir. Birisi ile ilgili hüküm kesinleşmişse burada yapılabilecek bir şey yoktur. Bu Engin Alan da olabilir, Sebahat Tuncel de olabilir. Bu konudaki tavrımız nettir."

'BELKİ MAYIS SONUNDA ADAYIMIZ KESİNLEŞİR'
"Partinizin cumhurbaşkanı adaylığı konusunda istişare süreci devam ediyor. Bu çerçevede yarın Afyon kampı başlayacak. Afyon kampının, istişare sürecindeki rolü ne olacak Cumhurbaşkanı adayının ne zaman kesinleşmesini beklemeliyiz" şeklindeki soruya da, Çelik şu yanıtı verdi:

"Orada milletvekillerimiz ilave olarak, Kurucular Kurulu üyelerimiz de olacak. Daha önce kongre delegeleriyle il başkanlarımızla, belediye başkanlarımızla, gençlik kadın kolları başkanlarımızla, tüm buralarda istişareler yapıldı. Tabii ki bu Afyon'da önemli bir mekan olacak, bunun için. Orada da elbette mesele dillendirilecek. Bu konuda çok acele etmeyin, sanırım son tarih 3 Temmuz, bunu öğrenmek için çok fazla heyecanlanmayın, çok fazla bence peşine de düşmeyin. 3 Temmuz'a yakın bu açıklanır. Yine de o gün açıklanır demiyorum. Ama bugünlerde bir açıklama beklemeyin. Belki mayıs sonunda adayımız kesinleşir. Haziran ayında diğer siyasi partiler neler yapıyorlar, bunları göreceğiz. Vatandaşın biraz nabzını tutacağız. Kendi içimizde yaptığımız bu istişare değerlendirmeleri halkla da yapacağız."

AK Parti'nin kurulduğu günden beri 8 sandığın galibi olduğuna dikkati çeken Çelik, "Herkes müsterih olsun, emin olsun, cumhurbaşkanlığı seçimi bir kavgaya sebep olmayacaktır, bir kaosa, kavgaya sebep olmayacaktır. AK Parti içerisinde bir restleşmeye sahne olmayacaktır. Türkiye, cumhurbaşkanı seçecek, başbakansız kalmayacak, cumhurbaşkansız kalmayacağız" değerlendirmesinde bulundu.

'BİZİM GÖREVİMİZ AKLAMA VEYA KARALAMA DEĞİL'
"Sayın Bahçeli, AK Parti'nin yolsuzlukla suçlanan 4 eski bakanı komisyonda aklamak isteyeceğini öne sürdü. Partinizin komisyondaki tavrı ne olacak " şeklindeki soru üzerine de Çelik, şöyle konuştu:

"Ortada bir iddia varsa, AK Parti birini aklamak için de çaba içinde olmaz ama muhalefetin yapıtğı gibi hiçbir komisyon kurulmadan, daha bu insanların ifadeleri alınmadan, daha bu insanların savunmaları alınmandan onları mahkum eden bir anlayışta asla olmayacak. Bizim görevimiz aklama veya karalama değil. Bu insan hakkına aykırıdır. Meclis'te yapılan müzakerelerde siz localardan seyrediyordunuz. Bir bakanı hırsızlıkla suçluyorsunuz. Onu Yüce Divan'a göndermekten söz edilyorsunuz. Ama o insanın kendisini kürsüde savunmasına bile adeta mani olmaya çalışıyorsunuz. Bu yakışık alır mı O gün orada sergilenen çirkinliklere şahit oldunuz."

"AK Parti, baştan böyle tavırda olsaydı biz kendimiz soruşturma önergesi vermezdik" diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Soruşturma önergesi veren AK Parti, bunu TBMM'de kabul eden AK Parti. Bunun üyeleri bile daha ortaya çıkmadı. Komisyon daha çalışmaya bile başlamadı. Başlamadan bu komisyon şöyle yapacak, böyle yapacak deyip de mahalle baskısı kimse oluşturmasın. Peşinen bunları mahkum edip bunları Yüce Divan'a gönderin diye dayatma içerisinde olacaksanız, o zaman komisyon gerekmez. Siz zaten hükmünüzü vermişsiniz. Masumiyet karinesi esastır."