Cevat Öneş: Bir işaret fişeği atıldı

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Öneş, "Devletin saldırıyı yapanları en kısa sürede açık bir şekilde belirleyerek toplumla paylaşması gerekiyor. Paylaşım demokrasinin ve barışın gelişimini isteyenlerle istemeyenler arasında bir turnusol kağıdı rolü oynayacaktır" dedi.

Haberler 17.09.2010 - 13:44

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, NTV Ankara Haber Müdürü Uğur Şefkat'in sorularını yanıtladı.


Cevat Öneş, Hakkari'de dün gerçekleşen mayın saldırısı, 20 Eylül'de bitecek ateşkes ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları değerlendirdi.

Öneş şunları söyledi:

"Bir tespiti doğru yapmamız gerekiyor. Geçitli Köyü’ndeki son mayınlı eylem bir kör terördür, yani devlet görevlileri veya sivil ayrımı yapmadan, hatta minibüste çocukların olduğunun bilinmesine rağmen böylesine bir eylem yapılması düşündürücüdür.

Burada bir işaret fişeği atılmıştır, bu işaret fişeğinin doğru okunması gerekiyor. Süreci değerlendirdiğimiz zaman, 12 Eylüm referandum sonuçları  Türkiye dinamiklerinin toplumsal taleplerinin barış sürecine ivme kazandıracağı bir süreci başlatmıştır. Barışın gerçekleştirilmesi için siyasi aktörlere yeni bir güç vermiştir sonuçlar. O halde, böylesine bir eylem Türkiye’nin demokratikleşmesinin gelişimini ve insanımızın mutluluğunu engellemek istemiştir.

Peşin hükümlere kapılmadan bunu kimler yapabilirin cevabını vermemiz gerekiyor. Güvenlik güçlerimizin bu eylemin kimin tarafından yapıldığını en kısa sürede açık bir şekilde neticelendirerek toplumla paylaşması gerekiyor. Böylesine bir paylaşım demokrasinin ve barışın gelişimini isteyenlerle istemeyenler arasında bir turnusol kağıdı rolü oynayacaktır.

Geçmiş tecrübelere baktığımızda PKK’nın buna benzer eylemler yaptığını görüyoruz. Böylesine bir eylemin PKK’nın merkezi kontrolü içerisinde yapılıp yapılmadığını araştırmalar sonuçlanmadan söylememiz doğru değildir. Ama PKK’nın içinde PKK’dan bağımsız grupların olduğunu ve barış sürecini durdurmak isteyen güçlerin bulunduğunu biliyoruz. Medyada da tartışılıyor, acaba saldırıda devlet içindeki çeteleşmeler mi, çürümüş organizmalar mı rol aldı? Bu yapılar demokratikleşmeyi engellemek istiyordur ve siyasi iradenin bu yapının ortaya çıkarılması için çok kararlı ve akılcı olması gerekiyor.

İçinde bulunduğumuz günlerde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın bazı randevularının olduğunu öğrendik. Kişisel olarak değerlendirmem şöyle, bu süreç çok zorlu, süreçte ciddi engeller karşımıza çıkabilir. Güçlükonak’tan Reşadiye’ye ve düne kadar... Hep konjoktürel adımlar dikkat çekici. Böylesi bir durumda yapılması gereken demokratik süreci kesintiye uğratmamak ve daha kararlı adımlar atmaktır. Sanıyorum ki mesele aydınlanınca kısa sürede bu randevular gerçekleşir ve siyaset kendi akışı içerisinde çözüm sürecini sürdürür.

Burada kesin bir tespiti yapmakta yarar görüyorum, bu süreç Türkiye’nin demokratikleşme sürecidir. Tüm aktörler gerçek muhataptır, BDP gibi tüm legal siyasi organlar muhataptır. Burada karşımıza Öcalan veya Kandil gibi bazı merkezlerin muhatap olup olmayacağı tartışılıyor. Sorun muhatap olup olmayacağı değildir, silahlı güçleri dağdan indirmenin şartlarını yaratmak için tüm aktörlerle, Öcalan, Kandil veya Avrupa kanadıyla görüşmeler yapılabilir, devlet bilinen usullerle yapabilir. Çünkü barışı gerçekleştirmek için yapılır."

Sayfa Yükleniyor...