CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Terörün haklı hiçbir gerekçesi olamaz. İnsanlığa karşı bir suç işlenmiştir. Biz hep birlikte teröre karşı durmak gibi bir görevi üstlenmek zorundayız. İngiltere ve İngiltere halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi kupasını kazanması hepimizin gururu oldu. Hangi takımdan olursak olalım başarıyı paylaşmak tasada ve kıvançta olmak bizim arzumuz. Aziz Yıldırım'ı, takımın hocası ve oyuncularını yürekten kutluyoruz. Hepimiz bir araya geldik ve Fenerbahçe'nin başarısını kutluyoruz. 

Kadro verilinceye kadar taşeron işçilerin haklarını her ortamda dile getireceğiz. Geçen gün Amasra'dan 28 işçi geldi. İşlerine son verilmiş. Hepsi işlerinde usta. İşçi sayısı fazla denildikten sonra 50 Çinli işçi işe alınıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na sormak isterim, hangi gerekçeyle Çinli işçiler işe alınmış. Şimdi Ramazan geliyor, o işçilerin bütün günahları sizin boynunuza. Bu saygı değer işadamından bu işçilerin işe alınmasını bekliyoruz. 

"SEN KİM OLUYORSUN VALİ BEY"

Geçen hafta 19 Mayıs'ı kutladık. 19 Mayıs bizim için çok önemli. Her kesim 19 Mayıs'ı kutlamak ister. Ne kadar görkemli kutlanırsa birlikteliğimiz o kadar güçlenir. 19 Mayıs neden önemli? Çünkü 19 Mayıs kurtuluşumuzun başlangıcıydı.

İstanbul Valiliği Beşiktaş Belediyesi'nin kutlamalarına izin vermedi. Belediye Başkanımız bütün gazetelere ilan verdi. Bunun üzerine 'vay efendim sen toplumu tahrik edici ilan verdiğin için' Belediye Başkanımız hakkında soruşturma açıldı. 

Belediye Başkanı'na soruşturma açılınca geri adım atacağımızı düşünüyorlar. Sen kim oluyorsun da vali bey bizim geri adım atacağımızı düşünüyorsun. Toplumun huzurunu bozan sensin. 19 Mayıs'ı kutlamak ne zamandan beri suç olmaya başladı? Diğer belediyelere izin veriyorsun, Beşiktaş Belediyesi'ne izin vermiyorsun. Valiysen valiliğini yapacaksın. Bize sarayın valisi değil, devletin valisi lazım. 

SÖZCÜ GAZETESİNE OPERASYON

19 Mayıs'ta törenler yapıldı. Yürüyüşler yapıldı. Sabahında uyandık baktık, Sözcü gazetesine de operasyon yapılmış. Herkesi FETÖ ile ilgili suçlarsın da Sözcü gazetesini suçlamak aklın ve vicdanın kabul edebileceği bir şey değil. Sözcü gazetesi halkın sözcüsüdür. Halk adına yayın yapar. Sözcü gazetesi Atatürkçülük'ten uygarlıktan taviz vermeyendir. Sözcü gazetesi ihale peşinde koşmaz. Her yazar yazılarını özgürce yazar. Ne cumhuriyeti ne de Sözcü gazetesini susturamazsınız. Sözcü gazetesi iktidara karşı durduğu için iktidarın hışmına uğrayan bir gazete.

SAVCIYA ÇAĞRI

Sözcü operasyonunu gerçekleştiren savcıya seslenmek istiyorum. Cumhuriyet savcısı saraydan talimat almaz. Sen sarayın savcısı değilsin. Savcı iktidarın maşası olmaz. Sen FETÖ'cü arıyorsan Bakanlar Kurulu'na AK Parti grubuna saraya bakacaksın.

"DARBENİN SİYASİ AYAĞI NEREDE?"

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, kontrollü darbe girişiminin de ipliğini ortaya çıkaracağız. Herkes tanık olacak buna. Binlerce mağdur aile var. FETÖ'cü baklavacı, çikolatacı, esnaf, hakim, savcı herkesi buldular. Ama ne hikmetse siyasetçi bulamadılar. Nerede bu darbenin siyasi ayağı? Siyasi ayağı gizliyorlar. Bugün Türkiye Cumhuriyeti bir karşı darbe girişimiyle karşı karşıyadır. Binali Bey bugün darbenin siyasi ayağı yoktur diyor. FETÖ'yü beslediler, büyüttüler.

"MÜHÜRSÜZ ANAYASA"

KHK'larla demokrasiyi askıya aldılar. 15 Temmuz darbe girişiminin getirdiği atmosferden yararlanarak anayasayı değiştirdiler. Bu anayasa mühürsüz bir anayasadır. 

Bugün hiç kimsenin can ve mal güvenliği yok. Kimse özgürce konuşamıyor. Bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna hep beraber tanık olduk, bunu tüm dünya biliyor. Rıza Sarraf'ı kurtarmak için ABD'ye sefer düzenliyorlar. Ne olursunuz serbest bırakın. Ama Amerikalılar bizde bağımsız yargı var diyor. Dünyaya rezil oldunuz da sizin haberiniz yok. Hiçbir saygın lider bunlarla aynı fotoğraf karesine girmek istemiyor. 

Türkiye şu anda Avrupa'nın en büyük kara para aklayıcısı ülke konumundadır. Merkez Bankası, Türkiye'ye gelen milyarlarca doların nereden geldiğini bilmiyorum diyor.

Davutoğlu'nun hakkını yemeyelim. Ben siyasi etik kanunu çıkaracağım dedi. Buna izin vermedikleri için Davutoğlu'nu da kapının önüne koydular. Yolsuzluk yaptığını Mısır'daki sağır sultanın bile duyduğu kişileri Anayasa Mahkemesi'nden kaçırdılar."