İlişkili Haberler

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, "Ne yaparlarsa yapsınlar İstanbullular hakkı yenen Ekrem İmamoğlu'na çok daha güçlü bir şekilde sahip çıkacaktır. Bu YSK'ye rağmen milletimiz, iradesini beğenmeyenlere, mızıkçılara, oyun bozanlara, hak yiyenlere 23 Haziran'da şamar gibi bir cevap verecektir" dedi.

Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Denizli Milletvekili Kazım Arslan'ı kaybettiklerini, acılarının büyük olduğunu söyledi.

Arslan'a Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileyen Öztrak, Arslan'ın cenazesinin yarın Denizli'de öğle namazını müteakip toprağa verileceğini bildirdi.

Öztrak, Kocaeli'de 4 işçinin bir "iş cinayetinde" hayatını kaybettiğini ifade ederek, işçilerin ailelerine başsağlığı diledi.

"İFTAR SOFRALARI PROPAGANDA ARACI OLDU"

Tüm vatandaşların geçmiş bayramını kutlayan ve "şeker tadında" nice bayramlar dileyen Öztrak, iktidarın mübarek ramazan ayında iftar sofralarını siyasi propaganda maksadıyla kullandığını ileri sürdü.

Öztrak, "10 parmaklarında 10 kara, önlerine geleni 'çaldı çırptı' diye suçladılar. Yetmeyince de 'oy vermezseniz telafisi zor işler olur' diye milleti tehdit etmeye kalktılar. Milletin ağız tadıyla bir Ramazan Bayramı geçirmesine izin vermediler." dedi.

"Millet (bayramda rahat bir nefes alalım) derken, bu defa da YSK bayram günü aldığı kararla milletin aklını karıştırdı." ifadesini kullanan Öztrak, YSK'nin İstanbul seçimlerinin iptal gerekçesinde bir kısım sandık kurullarının ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması, bunun da seçim sonuçlarına etki etmesini gösterdiğini hatırlattı.

"BÜTÜN SORUMLULUK İLÇE SEÇİM KURULLARINA YÜKLENDİ"

YSK'nin ayrıca kanuna aykırı görevlendirme yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile müdürleri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu da açıkladığını belirten Öztrak, Kurulun gerekçeli kararında da İstanbul seçimlerinin bütün sorumluluğunun ilçe seçim kurullarına yüklendiğini söyledi.

Bu kararda da sandık kurullarının seçim sonuçlarına nasıl tesiri olduğuna dair bir delil sunulmadığını ifade eden Öztrak, iktidarın da medya eliyle ilçe seçim kurullarını hedef göstererek itibar cellatlığı yaptığını ileri sürdü.

Bunun üzerine bazı ilçe seçim kurullarının "hakkımızı, hukukumuzu koruyun" diyerek YSK'ye dilekçe verdiklerini aktaran Öztrak, şöyle devam etti:

"YSK de bu dilekçelere cevaben mevcut ilçe seçim kurullarının, seçim müdürlerinin ve memurların 23 Haziran'da tekrarlanacak seçimlerde görevlerine devam etmelerine karar verdi. Daha önceki suç duyurularını da hukuka uygun olmadıkları gerekçesiyle geri çekti. Seçimin neden iptal edildiği hakkında YSK'nin açıkladığı gerekçe sadece 10 gün yaşayabildi, bayramı bile görmedi. YSK, kendi gerekçesini kendisi çürüttü. Sonra sarayın kibirli adamı ortaya çıktı 'bu işte bir yanlış anlama var.' dedi. Bayramın son günü gece yarısından sonra YSK Başkanı apar topar 13 ilçe seçim kurulu müdürünü geçici olarak 23 Haziran seçimlerine kadar görevden uzaklaştırdıkları açıklamasını yaptı."

"İSTANBUL'DA ŞOV ÇOK"

Öztrak, iktidarın bu yapılanlarla "bir şeyler olmuş" izlenimi vermeye çalıştığını savunarak, seçimi iptal etmeye bu gerekçelerin yetmeyeceğini söyledi.

Faik Öztrak, "İstanbul'da şov çok, buna karşılık delil denilen şey yok. İstanbul, ortada bir iptal gerekçesi olmadan, sarayın talimatıyla iptal edilen seçim nedeniyle yeniden sandık başına gidiyor" diye konuştu.

Seçimlerin iptaline haklı hiçbir gerekçe olmadığının bir kez daha YSK'nin kararıyla ortaya çıktığını, YSK'nin seçim mevzuatını, 1950'den bu yana oluşmuş içtihatlarını ve seçim güvenliğini kendi eliyle çöpe attığını ileri süren Öztrak, şu ifadeleri kullandı:

"Koskoca hakimlerden oluşan bir kurul, sarayın değirmenine su taşıma telaşıyla bir suç duyurusunu dahi hukuka uygun yapamaz duruma düşmüştür, geri çekmek zorunda kalmıştır. YSK, köşeye sıkışmıştır, büyük itibar kaybına uğramıştır. Tek adamın baskısına direnemeyen bu kurul, hukuk sisteminin düğmelerini baştan itibaren yanlış iliklemiştir. Ne yaparlarsa yapsınlar İstanbullular hakkı yenen Ekrem İmamoğlu'na çok daha güçlü bir şekilde sahip çıkacaktır. Bu YSK'ye rağmen milletimiz, iradesini beğenmeyenlere, mızıkçılara, oyun bozanlara, hak yiyenlere 23 Haziran'da şamar gibi bir cevap verecektir. Bu kaba dayatmaya 'hayır' diyecektir. Milletin iradesiyle inatlaşılmaz, 'yeter söz benimdir' dediğinde bunu herkes kabul etmelidir. Bizim saray iktidarına bir tek tavsiyemiz var, milletin iradesiyle inatlaşmayı artık bırakın. Siz, bir türlü milletin mesajını almak istemiyorsunuz."

"FİYATI EN ÇOK ARTAN 10 ÜRÜNDEN 7'Sİ GIDA"

Öztrak, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunurken de makine teçhizat yatırımları ve sanayi üretiminin hızla gerilediğini, tüketici güveninin ise dip yapma rekorları kırdığını savundu.

Nisan ayında açılan şirket sayısının geçen yıla göre yüzde 21 düştüğünü, kapısına kilit vurulan iş yeri sayısının ise yüzde 26 arttığını söyleyen Öztrak, Türkiye'nin enflasyonu en yüksek 8. ülke olduğunu belirtti.

Fiyatı en çok artan ilk 10 üründen 7'sinin gıda olduğunu dile getiren Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın açıklamalarına da tepki gösterdi. Öztrak, "Tencere boş. Ekonominin başındaki damat ise 'enflasyon hedefi üç ayda tek haneye düşecek.' diyor. Herhalde TÜİK Başkanı olarak atadığı arkadaşına 3 ay sonra 'şu enflasyonu artık tek haneye düşür' talimatını veriyor. Ekonomi durmuş, işsizlik rekor kırıyor damat bey 'halletmemiz gereken, enflasyon ve faiz kaldı' diyor. Beyefendi halletmeniz gereken işsizlik ve yoksulluk" dedi.

"Dışarıdan ekonomiye saldırı yapılıyor" açıklamalarına bir türlü anlam veremediğini belirten Öztrak, "Başında dünyada ekonomideki değişimi bir türlü okuyamayan, ülkeyi borca batırmaya devam eden saray ve onun sosyete damadı oldukça aslında bizim ekonomimize dışarıdan saldırıya ihtiyaç falan yok. Onlar ekonomiyi zora sokmak için gerekeni yapıyorlar" görüşünü savundu.

GENERALLERE YÖNELİK SÖZLER

Öztrak, denge ve denetimin kalmadığını, vatandaşın hakkını arayacak tüm kurumların zayıflatıldığını iddia ederek, şunları kaydetti:

"Ülkeyi babalarının çiftliği gibi yönetmek istiyorlar. Tabii yönetimdeki bu nobranlık yukarıdan aşağıya da sirayet ediyor. Bayram tatilinde yaşanan iki olay bu çürümenin hangi boyutlara geldiğini açıkça gösterdi. Daha önce Sayın Genel Başkanımızın idamını isteme cüretini gösteren densiz bir operasyon kanalı, bu defa da şerefli subaylarımıza ağza alınmayacak hakaretlerde bulundu. Askerlik, subaylık başka hiçbir mesleğe benzemez. Subayın bir diğer adı da onurdur. Şu anda askerlerimiz canlarını dişlerine takmış ülkemizin savunması için sınırlarımızın içinde ve dışında çarpışmaktalar. İşte bu nedenledir ki tarihine saygılı devletler, askerlerinin kadrini bilirler, askerlerinin onurunu her şeyin üstünde tutarlar."

Hakarete ilişkin hala suç duyurusunda bulunulmadığını iddia eden Öztrak, "Milli Savunma Bakanı, 'bulunduk, bulunacağız.' diyor. Beyefendi orası 'cekli, caklı' çalışma yeri değil. Orası, yapacaksınız, bitireceksiniz millete bilgi vereceksiniz... Bu arada soruyoruz, iki de bir ortaya çıkıp 'bu ordunun başkomutanı benim' diye övünen sarayın kibirli adamı nerelerde? Neden 'başkomutanıyım' diye övündüğü orduya sahip çıkmıyor?" diye konuştu.

Öztrak, Gaziantep'te bayram namazı sırasında vaaz veren imama da tepki göstererek, bu konuların takipçisi olacaklarını bildirdi.

SORULARI YANITLADI

Açıklamaları sonrası soruları yanıtlayan Faik Öztrak, "Binali Yıldırım dün Diyarbakır'da 'Kürdistan' ifadesini kullandı bu konuda ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki soru üzerine, "Bu sorunun muhatabı biz değiliz. Bu sorunun muhatabı Sayın Bahçeli. Bu sorunun Sayın Bahçeli'ye sorulması lazım. Ben de kendisinin ne cevap vereceğini büyük bir merakla bekliyorum." dedi.

Öztark, Yıldırım'ın "Dersim" ile ilgili açıklamalarına yönelik bir başka soruya da "Bizim bu konudaki duruşumuz rahmetli Tunceli milletvekilimiz Kamer Genç'in duruşudur. Kendisi her zaman Tuncelili olmaktan iftihar etmiştir. CHP olarak bizim duruşumuz Sayın Kamer Genç'in duruşudur." karşılığını verdi.

Ekrem İmamoğlu'nun Ordu'da VIP'ten alınmamasına yönelik bir soru üzerine de Öztrak, şunları söyledi:

"Burada bir kumpas var. Çünkü, Sayın Ekrem İmamoğlu'nun yanında bir kere milletvekillerimiz var. Onlarla beraber geçme hakkı var ama ben kendisini çok iyi biliyorum, son derece mütevazi bir insandır, VIP'ten geçme gibi bir iddiası yoktur. Arkadaşlarımız düşünmüşler, taşınmışlar. Sayın İmamoğlu'nu karşılamak için çok büyük kalabalıklar geliyor, çok büyük bir coşku var. Normal kapıdan çıkanları aksatmamak, onlara mani olmamak için VIP'ten çıkmayı düşünmüşler ama bunlar Türkiye'de ilk defa olan şeyler değil. Sayın İmamoğlu bundan sonra, zaten milletin gönlünde yer etmiştir, halkıyla beraber girer çıkar havaalanından."

Öztrak, bir gazetecinin "İçişleri Bakanı Süleyman Soylu havalimanında kendisine yönelik provokasyona ilişkin 'onu oraya gönderenin kim olduğunu biliyoruz.' dedi" şeklindeki sözlerine karşılık şöyle konuştu:

"Sormuşlar, 'kişi başkasını nasıl bilir' diye. Demişler ki 'kişi başkasını kendisi gibi bilir.' Şu anda oralara hele hele atama İçişleri Bakanlarının bulunduğu yerlere adam gönderip bu tür şeyler yapacak güce sahip Türkiye'de başka kuruluşun olduğunu ben zannetmiyorum. CHP olarak bizi kastediyorsa eğer biz bu işlere hiç tevessül etmeyiz. Kendileri ederler, yani Ankara'daki provokasyonları unuttuğumuzu zannetmesinler. Daha onun sorumlularını ortaya çıkarmadı. Dolayısıyla muhtemelen orada da bu tür bir olayı yaratmak üzere, bu kumpası kendisinin kurduğunu tahmin ediyorum. Peki Sayın İmamoğlu ve milletvekillerimiz Ordu Havalimanı'na indiğinde o miktarda, o boyutta çevik kuvvetin havaalanında ne işi vardı? Siz apronda bu tür önlemleri alacaksınız, buna karşılık da Diyarbakır Havalimanı'nda apronu Binali Yıldırım'ı karşılayan insanlarla dolduracaksınız. Bu ne perhiz ne lahana turşusu?"

Faik Öztrak, Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu'nun ortak canlı yayınına ilişkin soruya karşılık, sürecin Mahir Ünal ve Engin Altay tarafından yürütüldüğünü, onların gerekli açıklamaları yapacağını söyledi.