CHP: Suç duyurusu için erken

Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarına CHP'den yanıt geldi. Onur Öymen, Erdoğan ve AK Parti'nin suç duyurusu gibi tepkilerin erken bulduklarını söyledi.

16.06.2009 - 14:07

CHP: Suç duyurusu için erken

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmayı CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen NTV yayınında değerlendirdi.

Sibel Erdem'in sorularını yanıtlayan Öymen, Başbakan ve AK Parti'nin suç duyurusu için acele ettiğini söyledi.

Onur Öymen şunları söyledi:

"Bütün bu gibi iddiaları araştırmak lazım. Yalnız tepki göstermeden önce bu iddiaları doğru mu yanlış mı ciddi bir şekilde tahkik etmek ve aklın süzgecinden geçirmek lazım.

Bir süredir Türkiye'de pek çok gerçek dışı iddialar ortaya atılıyor, sahte belgeler ortaya çıkıyor. Daha birkaç gün önce Ankara’daki Almanya Büyükelçiliği CHP’ye karşı düzenlenen ve bir yandaş gazeteye sızdırılan belgenin sahte olduğunu açıkladı. O bakımdan bu gibi iddiaların doğru mu yanlış mı olduğu araştırılmadan tepki göstermek çok erken olur. Araştırılacak, gerçek ortaya çıkacak.

Biz tepkileri erken buluyoruz çünkü daha ortada bir araştırma yapılmış değil. İlk günlerde olağanüstü tepkiler çıktı basında, sanki Genelkurmay Başkanlığı kurum olarak böyle bir çalışama içinde olabilirmiş gibi bir izlenim çıktı. Bugünkü basında bizzat Genelkurmay Başkanı'nın ağzından bunun tamamen gerçek dışı olduğu, karargahta böyle bir çalışmanın izine bile rastlanmadığı söyleniyor. Ama gene de kriminal bir araştırma yapacakları anlaşıyor.

Şimdi durum böyleyken başbakanın 'Biz dava açacağız, yargıya götüreceğiz' demesi çok erken. Kime dava açacaksınız, kimi suçluyorsunuz? Genelkurmay Başkanlığını mı? Böyle bir notu yazan insan var mı yok mu? Bu belge sahteyse gayet tabi ki bununda sahteliğinin ortaya çıkması lazım. Bu sahtekarlığı kim yaptı, bunun araştırılması lazım. Sivil ve askeri yargıya da görev düşüyor. Ama Başbakan'ın bize aynı duyarlılığı, ana muhalefet partisine yönelik sahte belgeler ortaya çıktığında da göstermesini beklerdik."

Sibel Erdem: Başbakan ile Genelkurmay Başkanı'nın görüşmesine ne diyorsunuz?

Onur Öymen: Bu gibi görüşmeler yararlıdır, keşke Başbakan bu görüşmeden önce hiç konuşmasaydı. Yani Genelkurmay Başkanı'ndan bilgi almadan ilk açıklamalarını yapması insanların kafasında kuşku uyandırdı. Sanki Başbakan'ın böyle bir belgenin gerçek olabilme ihtimalini kuvvetli gördüğü izlenimi uyandı. Türkiye'nin bugünkü ortamında Genelkurmay Başkanlığı'nda bir kurmay albay çıkacak, kimse kendisinden öyle bir belge istemeden böyle bir şey yapacak, altına da imzasını atacak. Sonra da Ergenekon sanığı olan veya şüphelisi olan birisinin avukatına bu belgeyi gönderecek. Bu akla yakın geliyor mu?

Sibel Erdem: Size göre Genelkurmay Başkanı'nın açıklamaları Başbakan'ı tatmin etmemiş olabilir mi?

Onur Öymen: Orasını bilemeyeceğim, sayın Başbakan'ın bu gibi görüşmeler hakkında kamuoyuna bilgi verme adeti yoktur. Bir kısmını mezara kadar götüreceğim diyor, bunu nereye kadar götürecek bilmiyorum ama şeffaflık esastır, açıklıktır esastır demokrasilerde. Açıklaması lazım.

Yalnız bir süreden beri Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı bir kısım basında sistemli ve sürekli bir yıpratma kampanyası yapılıyor. Güneydoğu Anadolu’da teröristlerin saldırılarına karşı Genelkurmay'ın yaptığı mücadeleyle ilgili gerçek dışı bilgilere dayanılarak bir süre ince Genelkurmay'ı töhmet altında bırakacak yayınlar yapılmıştı, bunları unutmadık. Onun dışında pek çok konuda Genelkurmay'a atfen çok olumsuz yazılar, değerlendirmeler yapılıyor basında, bunu çok yadırgıyoruz. Kurum olarak suçlamak yanlış, sorumlular varsa yargılanır cezalandırılır.

Sibel Erdem: Belgenin doğru olma ihtimali karşısında neler söyleyeceksiniz?

Onur Öymen: İhtimaller üzerine konuşmak yanlış ama eğer doğruysa Genelkurmay Başkanı'nın ifadelerinden anlaşılıyor ki bu Genelkurmay'a maledilecek bir durum değil. Kimse böyle bir talimat vermemiş, hatta bir gazetecinin soruna karşılık Genelkurmay Başkanı 'Böyle bir ihtimal düşünmeyi ben hakaret sayarım' diyor. Demek ki, Genelkurmay'ın böyle bir düşüncesi olamaz. O zaman bunu vesile yaparak Genelkurmay'ı yıpratma çalışmasına girişilmesi düşündürücüdür.

Bu ortamda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de Türkiye'nin bütün kurumlarının da itibarını korumaktır esas olan, asılsız olması ihtimali yüksek belgelere bakarak Türkiye'nin kurumlarını yıpratmamaktır.

Bunun dışında bu olaydan bir kaç gün önce bir cemaat liderinin 'Bize karşı böyle tertipler yapılacak' diye bir açıklama yaptığını da unutmadık. 'Bizim yandaşlarımıza karşı öyle tertipler yapılacak ki halka karşı bizi suçlu gibi gösterecekler' filan, bundan bir kaç gün sonra da böyle bir belge bulunuyor. Bu ikisini de birlikte düşünmek lazım. Bu gibi konularda bizim serinkanlı davranmamız gerekiyor, hukukun üstünlüğünü korumak gerekiyor. Bir suç işleyen varsa, ister böyle bir belge hazırlayarak ister sahtekarlık yaparak bunun mutlak tespit edilmesi gerekiyor. Ama başka sahtekarlık olaylarında da Başbakan'ın da hükümetin de aynı duyarlılığı gösterdiğini fark edemedik.

Burada hükümete düşen görev, yargının özgürce çalışmasını beklemektir, yargıya baskı yapmamaktır, yargının varacağı sonuçlara saygı göstermektir. Ve kanıtlanmamış iddialara bakarak kurumlar hakkında, insanlar hakkında hüküm vermemektir.

Kendileri Deniz Feneri davası söz konusu olduğunda 'Bir insan mahkum olana kadar masum sayılır hukuka göre' diyorlar fakat bu olayda sanki suçlu tespit etmiş gibi bazı kurumları ve bazı insanları töhmet altında bırakabilecek söylemlerde bulunuyorlar. Onun için, bizim hükümetten beklediğimiz bu gibi durumlarda serinkanlı davranmasıdır.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...