Türkiye'de siyasal tercihler neye göre belirleniyor, neye göre oy veriliyor? Son dönem yaşanan tartışmalar ve referandum sonrasında vatandaşın eğilimi ne yönde? CHP'deki son tartışma partinin oylarını nasıl etkiler?

Ipsos KMG Sosyal Araştırmalar Enstitüsü bu soruların yanıtları için sahaya indi, araştırmalar yaptı, veriler topladı. Sosyal Araştırmalar Enstitüsü Direktörü Tonguç Çoban elde ettikleri verileri ilk kez NTV izleyicileri ile paylaştı.

Araştırmadan çıkan sonuçlar şöyle:

"Seçmeni oy vermeye iten temel faktörler arasında her zaman ekonomi birinci sırada yer alıyor.

Ekonomi algısı ne kadar pozitifse bu gerçekten seçmen davranışına dönüşüyor. İşsizlik veya kriz dönemlerinde partiler arasında oy kaymaları görülüyor.

Terör ve güvenlik algıları da ikinci sırada yer alıyor. Bu konudaki kaygılar bir partiden bir partiye geçişte temel faktörlerden birisi.

Daha önemlisi ise şu: Seçmenler oy verirken partinin kendisine veya tarihine mi, uyguladığı politikaları mı veya liderine mi oy veriyor diye bakıldığında Türkiye'de lider etkisinin her zaman önde olduğunu görüyoruz. Sadece üniversite mezunları ve genç kesim bunun dışında kalıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu ve son yaşanan kavgaya gelirsek... Özellikle mayıs ayında CHP'de yaşanan lider değişimi sonrasında CHP'nin oylarında bir yükselme eğiliminin olduğunu hepimiz gördük. 5-6 puanlık ciddi yükselme bir süre devam etti, referandum sürecinin sonlarına kadar. Orada daha farklı oy sıçramaları yaşanmadı ve CHP belli bir sınıra geldi. Referandum sonuçlarının gösterdiği gibi CHP'nin belli coğrafi bölgelerde yoğunlaştığı gözleniyor.

Referandum sürecinde CHP'nin oyları yüzde 28-32 bandında gitti geldi. Ancak daha sonra CHP'de yaşanan bazı iletişim kazaları -Avcılar'da asılan rahibe afişi mesela ve benzerleri- algı karmaşasına yol açtı. Tabi ki türban ve Kürt sorunuyla ilgili iyi niyetli çıkışların arkasının gelmemesi bu karmaşayı artırdı. Kılıçdaroğlu'nun oy kullanamaması gibi faktörler de rüzgarı geriye döndürdü.

Sadece CHP'ye bakmamalıyız burada, AK Parti'nin de bu süreci daha iyi yönettiğini söyleyebiliriz. Referanduma 1,5 ay kala 'evet' ve 'hayır' oyları başabaş giderken izlenen stratejiyle oyların 'evet' yönünde arttığını gördük.

Son yaşanan kriz CHP'nin oylarını nasıl etkiler, bunu bilmiyoruz. Kamuoyu şu an CHP'yi izliyor. Bir hafta veya 10 gün sonrasını görmek gerekiyor. Kılıçdaroğlu kendi kadrosuyla sözünü ettiği çözümleri uygulamaya koyabilirse, parti çekişmeden kurtulup seçime yönelik bir çalışmaya girerse algı değişebilir.

CHP öyle veya böyle rüzgarı yeniden arkasına alsa bile referandum sonuçlarında gördüğümüz doğal bir sınırı var. Doğal sınırdan kastedilen ise 2009 yerel seçimlerinde alınan oy oranının biraz üzeri. Doğal sınırı aşabilmek için ise yeni politikalara ve açılımlara ihtiyaç var.

Kılıçdaroğlu bunu bir miktar yapmaya çalıştı, türban veya Kürt sorunu gibi. Ancak stratejik bir hata yapıldı, Kılıçdaroğlu bu konuları gündemden kaldırmak istediğini söyledi, işsizlik ve yoksulluğun asıl sorun olduğunu dile getirdi. Hazırlanan bir çalışma olmadığı için Kılıçdaroğlu kendi gündeminin tutsağı oldu. Kamuoyu merakla bekliyor, Kılıçdaroğlu ne söyleyecek diye?

Haziran ayındaki seçimler Kılıçdaroğlu'nun kendini göstermesi için yeterli bir süre veriyor. Zaten Türkiye'nin meseleleri belli ve Türk seçmeni sandığa duyarlı.

Bugün seçim olsa ve Haziran ayındaki seçimle karşılaştırırsak ne kadar değişir? Bu soruya yanıt vermek için 2002 seçimlerini hatırlamalıyız. Büyük bir kriz veya alt üst olursa ancak seçmenler parti değiştirebilir... Ekonomi algısı şu anda göründüğü kadarıyla iyi gidiyor, Türkiye yüzde 7'lik bir büyümeye sahip ve bu tüketici davranışlarına sahip. Konut ve araba satışları 2005 rakamlarına yaklaştı.

Terör algısında ise PKK'nın seçimlere kadar ilan ettiği ateşkes nispeten herkese bir 'oh' dedirtti. Arada yeni bir şey olmaz ve alt üst oluşlar yaşanmazsa şu andaki gidişat iktidarın lehine görünüyor.

Şunu da biliyoruz ki seçmenlerin birçoğu nihai kararını son bir hafta veya son 24 saatte veriyor."