Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan, "Rıza Sarraf davasından milli duruş çıkaramazsınız" dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. 

Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan Tezcan, Türkiye gündeminin yine "emek cephesinin kaybettiği" bir noktadan devam ettiğini belirtti.

İşsizlik rakamlarının geçen hafta açıklandığını hatırlatan Tezcan, işsizliğin ülkenin en önemli sorunu olarak birinci sıradaki yerini koruduğunu vurguladı.

Özellikle merdiven altı ve güvencesiz çalışan sayısındaki artışa dikkati çeken Bülent Tezcan, bu çerçevede hükümetin işsizlikle mücadelede kararlı duruşu göstermediği gibi güvenceli çalışmayı sağlayacak adımları da atmadığını bildirdi.

Türkiye'deki en büyük ordunun işsizler ordusu olduğunu savunan Tezcan, CHP olarak emeğin sorunlarına sahip çıkma mücadelelerinin sürdüğünü bu kapsamda hafta sonu taşeron işçilik çalıştayı yaptıklarını anımsattı.

Üç büyük konfederasyonun katılımı ile ortak bir çalışma yaptıklarını ve 3 genel başkanın imzaladıkları bildiriyle taşeron çalışmaya itiraz ettiklerini belirten Tezcan, daha önce de kıdem tazminatı çalıştayı düzenlediklerine işaret etti.

"ASGARİ ÜCRET EN AZ 2 BİN TL OLMALI"

Tezcan, CHP olarak emek cephesini birleştirmeye devam ettiklerini vurgulayarak, hükümetin hala taşerona kadro verme niyetinin ise olmadığını savundu.

"7 Haziran seçimlerine giderken asgari ücret bin 500 lira olacak demiştik. Şimdi bir yeni büyük atılımın da öncüsü oluyoruz. Asgari ücret en az, net 2 bin lira olmalı. Vergi dışı olmalı. İşçinin cebine en az net 2 bin lira girmeli" ifadesini kullanan Tezcan, bu önerileri karşısında iktidarın, "Nasıl vereceğiz?" dediğini aktardı.

Tezcan, şöyle devam etti:

"Faiz lobisinden şikayet edeceğinize buraya giden muslukları kesin. Faiz olarak yurt dışına ödediğiniz para 145 milyar dolar. 620 milyar lira içeride ödenen para, böyle bir tablo. O hortumları keserseniz, işçiye asgari en az 2 bin lira verirsiniz."

"SARRAF'TAN MİLLİ BİR DURUŞ ÇIKMAZ"

Rıza Sarraf polemiğinin uzunca bir süredir devam ettiğine dikkati çeken Tezcan, bu konunun "milli mesele" diye ortaya konmaya başladığını bildirdi.

Bu konunun asla bir milli mesele olmadığını aktaran Tezcan, şu görüşlere yer verdi:

"Rıza Sarraf'a gelince devlet notası, askerimize gelince müzik notası. Bunu bir milli mesele diye göstermeye çalışıyorlar. Neresi milli? Hırsızlığın, yolsuzluğun millisi olur mu? Yolsuzluklar ortaya atıldığında yargının, meclisin işini yapmasını engellediniz. Türkiye'de yargılanmasının önünü kapatırsanız dışarıda açılır. Evin mahkemesi dururken, elin mahkemesine mahkum ettiniz memleketi. Buradan bir milli duruş çıkaramazsınız. Gelelim yerlilik ve millik konusuna. Bu kadar meraklıysanız, yüzde yüz yerli ve milli soru sordu genel başkanımız? Sayın Erdoğan 'Suriyelilere 30 milyar dolar harcadık' dedi. Nerede harcadınız, nereye harcadınız, bunu kalem kalem açıklayın. Cebinizden harcamadınız. Milletin bunu bilme hakkı var. İkinci soru, Sayın Erdoğan'ın oğlu, eniştesi, dünürü, eski özel kalem müdürü ve kardeşinin yurt dışındaki bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdi mi, göndermedi mi? Sermayesi 1 Sterlin olan şirkete para gönderdi mi, göndermedi mi? Sayın Erdoğan, yüzde yüz yerli ve milli bu sorulara cevap bekliyoruz."

ELİTAŞ'IN YSK TEKLİFİ

Tezcan, Mustafa Elitaş'ın YSK ile ilgili teklifini de değerlendirdi.

YSK'nın bir teşkilat yasasına ihtiyacı olduğunu, söz konusu 14 maddenin içinde ciddi şekilde problem oluşturacak düzenlemelerin bulunduğunu iddia etti. Tezcan, teklifte, seçim güvenliğini tehdit eden iki önemli konunun olduğunu bildirdi.

Tezcan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunlardan bir tanesi, müşahitlik uygulamasını engelleyen, müşahitliği fiilen ortadan kaldırmayı amaçlayan bir hüküm, 298 sayılı Kanun'da, 'Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanunda Değişiklik' hükmü. Biz müşahitlik uygulamalarının daha etkin ve yaygın olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede sadece siyasi partilerin değil, sivil toplum örgütlerine sandık denetiminin açılması gerektiğini düşünüyoruz. Biz bu yönde iyileştirmeler yapılmasını beklerken, siyasi partilerin dahi müşahitlik uygulamasını sınırlayacak adımlar doğru adımlar değil."

İkinci olarak, siyasi partilerin sandık başkanı önermesine ilişkin maddenin yürürlükten kaldırılmak istendiğini savunan Tezcan, şunları ifade etti:

"Siyasi partileri seçim sürecini denetlemekten kenara çekmek, sandık güvenliği konusunda daha olumsuz bir pozisyon yaratmak anlamına gelir. Bu düzenlemelerin YSK'nın teşkilat yasasıyla ilgisi yoktur. Bu nedenle, bu düzenlemelerin şu aşamadan burada bulunması doğru da değildir. Bizim AK Parti'den ve teklif sahibinden beklediğimiz şudur, YSK'nın bir teşkilat yasasına ihtiyacı vardır. Bu teşkilat yasasını hızla geçirebilir, bu ihtiyacı giderebiliriz ama konuyla ilgisiz ve seçim güvenliği ciddi sıkıntı yaratacak bu hükümleri koymak, bu yasayı tartışmalı hale getirir. O yüzden bunun revize edilmesinde yarar vardır. Bu maddelerin tekliften geri çekilmesini talep ediyoruz. Teklif sahibi arkadaşımız, Sayın Milletvekili geri çekerse ve AK Parti olumlu noktaya yanaşırsa, YSK'nın teşkilat yasası hızla geçer. Yoksa hak etmediği ve gereksiz bir tartışmanın içine girmiş oluruz."

Bülent Tezcan, Rusya'daki zirveye ilişkin bir soruyu yanıtlarken, Ortadoğu'da özellikle Suriye ve Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını ve bir büyük bölge konferansı yapılması gerekliliğini kaydetti.