CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, TBMM'de düzenlediği basınla sohbet toplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 

Başbakan Yardımcısı Çiçek'in, ''DTP'nin, Ermenistan sınırına dayandığına'' ilişkin sözlerini nasıl değerlendirdiği sorulan Okay, Çiçek'in açıklamasını ''şaşkınlıkla izlediğini, ancak bunun klasik AKP anlayışının yansıması olduğunu'' söyledi. Okay, şöyle konuştu: 

''AKP anlayışının temelinde, 'biz' ve 'ötekiler' anlayışı vardır. Ya AKP'li olacaksın ya öteki olacaksın. Ama Iğdır Belediye Başkanlığını, Parlamento'da grubu olan bir siyasi parti kazanmıştır. DTP'nin kazanmış olduğu belediye başkanlığı sonucunda bunu kalkıp da o partiyi de zan altında bırakacak bir şekilde 'Ermenistan sınırına dayandılar' gibi bir üslup, Türkiye'de resmen bir ayrımcılıktır. Oysa Türkiye'nin kara sınırında birçok komşusu vardır. Bu komşularıyla bazen iyi geçinir, bazen dış ilişkilerde sorunlar yaşıyoruz. Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan'la da komşudur. Yani kazanılan illeri bir başka diplomatik anlamda ilişkilerimizin iyi olmadığı bir ülke ile bağlantı kurup da o ili, sanki iyi ilişkilerimiz olmayan ülkeyle bütünleştirmeye çalışmak siyasi üslup olarak hiç de yakışık almamıştır. Sayın Çiçek, muhtemelen bu konuda bir düzeltme yapacaktır. Ama laf, büyükelçi değil ki geri çekilsin. Laf çıkmıştır. Bundan sonrasını telafi edemezsin. Şık olmamıştır. Hele bu ülkenin Başbakan Yardımcısı tarafından söylenmesi hem siyasi sorumluluk bakımından hem de ülkenin içinde bulunduğu koşullar bakımından ayrımcılığı, dışlamayı ifade eden bir üslup Sayın Çiçek'e hiç yakışmamıştır.''

BAKANLAR, ŞAMAR OĞLANI OLMAMALI
Okay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''6 bakanın, istifasını sözlü olarak sunduğu'' iddiasını içeren haberden sonra, ''Bana, bunu söylesinler, ben, 6 bakanın 6'sını da dışarı koyarım'' şeklinde yaptığı açıklamayı ve üslubunu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, üslubun, Başbakan Erdoğan'a yakıştığını öne sürdü. ''Bu açıkça, artık dışa vuran bir diktatöryal bir zihniyetin ifadesidir'' diyen Okay, şöyle devam etti: 

''(Kapının dışına koyarım.) Bu nasıl üslup? Böyle bir üslup olabilir mi? Bu, bir insanın, bir işverenin yanında çalıştırdığı kişiye karşı dahi söylememesi gereken bir üslup. Siyasi nezaketten yoksundur. Ama Sayın Başbakan'a da yakışmıştır. Bu yadırganacak bir üslup değildir, Başbakan üslubu olarak. Birçok örneğini yaşadık. Bu da son örneği... Ama muhatap olan bakanlar, konumunu yeniden gözden geçirsinler. Eğer o haber doğruysa ve böyle bir şey varsa ve o tehditkar üsluptan sonra, o bakan 'Evet, ben söyledim ama ben, Türkiye Cumhuriyetinin bakanıyım. Öyle bir kelime yüzünden beni kovamazsın. Ben, bu görevden ayrılıyorum' desin.'' 

Okay, bir gazetecinin ''6 bakan, söylemiş'' demesi üzerine ise ''6 bakan, birden durumlarını gözden geçirsinler. Yani bakanların şamar oğlanı olmaması lazım'' diye konuştu.

GÖKÇEK İLGİLİ SORUŞTURMADA ZAMANLAMA DİKKAT ÇEKİCİ
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yerel seçim sonrası soruşturma izni verilmesini nasıl değerlendirdiği sorulan Okay, zamanlamanın dikkat çekici olduğunu söyledi. Yargının, ''Seçimi etkileriz. Seçim bitsin, soruşturmayı ondan sonra başlatalım'' gibi kasıtlı davranmış olmasını düşünmek istemediğini ifade eden Okay, ''Ama ortada bir suç varsa yargı mensupları, gereğini konjonktüre bakmadan, koşullara bakmadan yerine getirmelidir. Zamanlama ve konjonktüre ve takvime göre yargı işleyişi olmaz'' dedi.

HELİKOPTER KAZASIYLA İLGİLİ ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin kuşkular anımsatılarak, bu konudaki değerlendirmesi sorulan Okay, Meclis araştırma önergesi verdikleri, konunun detayıyla araştırılması gerektiğini bildirdi. Okay, ''şu aşamada böyle bir iddiada bulunmayı, bilgi sahibi olmadan bir şey söylemeyi doğru görmediğini'' belirtti.

Okay, Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasından sonra, ''yerel seçimlerin Ekim ayına kaydırılmasının gündeme geldiğinin, bu yönde anayasa değişikliğinin tartışıldığının'' anımsatılması üzerine de seçim takviminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Yerel seçimlerin yeni yapıldığını anımsatan Okay, şöyle devam etti: ''Anayasada, 'yerel seçimler 5 yılda bir yapılır' diye hüküm vardır. Bu, muhtemelen belki bundan sonraki parlamentonun da işi olabilir. O nedenle hemen bir anayasa değişikliğini gündeme getirip, seçimlerin takvimini değiştirelim deyip, anayasayla ilgili tartışmayı başlatmayı şu aşamada doğru bulmuyorum. Bu konu, 5 yıllık süre içinde gözden geçirilebilir. Yeter ki seçimlerden 1 yıl öncesi olan bir tarihte böyle bir değerlendirmede bulunulsun.''

GERÇEK GÜNDEM İŞSİZLİK, YOKSULLUK, YOLSUZLUK
İktidarın, yerel seçimden sonra gündeme getireceğini açıkladığı anayasa değişikliğine nasıl baktıklarının sorulması üzerine de iktidarın, anayasa değişikliği söylemiyle Türkiye'nin gerçek gündemini öteletmek istediğini öne sürdü. Okay, ''Türkiye'nin gerçek gündemi, ekonomik krizdir, işsizliktir, yoksulluktur ve yolsuzluktur'' dedi. 

AK Parti'nin, anayasa değişikliğinin isteğinin arkasındaki temel amacın, toplumu özgürleştirmek değil, kendisine göre bir yargı düzeni kurmak olduğunu savunan Okay, şöyle konuştu. ''Anayasa değişikliğini yapacaksan, bırak kurumsallaşmış yapıyı, önce yargının bağımsızlığı sağlayacağını ifade et. Yargının üzerinden elini çek. Bunda samimiyetini göster. Hayır. Yargıyı da AKP'lileştirelim anlayışı egemendir... CHP, Anayasa Mahkemesinin kararıyla laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu tescil ve tespit edilmiş bir anlayışta bir siyasal partiyle birlikte şu aşamada anayasa değişikliğine sıcak bakmamaktadır. Yolsuzlukların önüne geçmek için dokunulmazlıkları kaldıralım. Dokunulmazlıklarla ilgili anayasa maddesinde değişiklik yapalım.''