Tıpkı çağdaşı Jean-Luc Godard’ın kurmaca filmi dönüştürmesi gibi, Chris Marker da belgeselde devrim yaratarak türün tanımını sorgulayan, sınırlarını zorlayan filmler üretti. Yönetmenin 1952 yılında Helsinki Olimpiyatları üzerine çektiği ilk filminden başlayarak 2012 Viyana Film Festivali için hazırladığı fragmanın videosuna uzanan bu program, yönetmenin özel montaj estetiğini, fotoğraf karelerini ve imgeleri biriktirmedeki zekasını konuşturduğu avangart belgesellerden oluşuyor.

7 -17 Şubat tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da gösterime sunulacak Heykeller de Ölür programının öne çıkan filmleri arasında yer alan siyah-beyaz fotoğraflarla anlattığı bilimkurgu hikayesi Dalgakıran (La Jetée), 33 yıl sonra, 1995’te Oscar adayı olan Terry Gilliam’ın 12 Maymun’u ile birlikte yeniden gündeme gelmişti.

Öne çıkan diğer bir film ise insan hafızası ve hatırlama üzerine Japonya’dan Afrika’ya uzanan karmaşık bir yol filmi olan 1983 yapımı Güneşsiz (Sans Soleil).

1900 ile 1989 yılları arasında yaşamış Rus yönetmen Alexander Medvedkin’e ithaf edilen Son Bolşevik, Sovyetler Birliği’nde sanatı arka plana alarak yönetmenin hem özel hayatını hem sinemasını anlatır.

Chris Marker, Andrei Arsenevich’in Bir Günü’nde ise “Sovyetlerin son büyük yönetmeni” Andrei Tarkovski’nin filmografisinden parçalarla, son filmi “Kurban”ın (Offret, 1986) setinden çektiği bölümleri ve yönetmenin kanserle mücadelesinin sonlarında, ölüm döşeğindeki görüntülerini bir araya getirir.

Pentagon’un Altıncı Yüzü’nde 21 Ekim 1967’de farklı insan gruplarından100 bin protestocu toplanarak Pentagon’a doğru yürüşünü aktarır. Havanın Dibi Kırmızıdır’ın ilk bölümünde sol hareketin 1967 yılında ortaya çıkışına odaklanırken, ikinci bölünde Latin Amerika’nın sosyalist hareketlerine eğilir.

Madem ki Mümkün'de Yine işçi sınıfının devrimini inceleyen bir belgesel. Bir saat fabrikasının işçileri, çalıştıkları fabrikanın kapatılmasını ve satılmasını kabul etmezler. Ürettikleri saatleri kendileri satacaklardır. İşçilerin tüm ısrarlarına rağmen yöneticiler bunu reddedince isyan sokaklara sıçrar.

2084'te Marker, 2084 yılında geçen bir haber programı kurgular. 22. yüzyılın başlangıcı için üç farklı senaryosu vardır. Marker, küresel “ağ ekonomilerinin” şafağında sosyalist bir bakış açısıyla Fransa’daki sendika hareketinin rolünü araştırır.

Alain Resnais ve Chris Marker işbirliği olan Heykeller de Ölür, Afrika heykellerinin incelenmesiyle başlıyor. Ardından bu heykellerin statüsü ve Avrupa müzelerinde sergilenmesiyle ortaya çıkan sorulara değiniyor ve sonunda Afrika heykel sanatı ve ırkçılık arasındaki nazik alana giriyor. 1954’te Jean Vigo ödülüne layık görülen ve sömürgeciliği eleştirdiği için 1960’lara kadar Fransa’da sansürlenen, sinemada sık rastlanmayacak bir görsel deneme.