Çıldırasıya uzak

Yıldızlardan söz ediyoruz. Günün birinde oralara gidecek kadar çılgın olabilecek miyiz?National Geographic Türkiye'den...

Haberler 15.01.2013 - 10:08

Çıldırasıya uzak

Alabama, Huntsville'deki Marshall Uzay Uçuş Merkezi'nin otoparkının kıyısında, türümüzün uzay yolculuğu yapacağı inancının kaçınılmaz göründüğü zamanlardan bir kalıntı duruyor. Geleceğin, Canaveral Burnu'nda yükselen roket kadar net ve görkemli göründüğü zamanları anlatan bir kalıntı bu. NASA fizikçisi Les Johnson borular, yakıt püskürtücü kanatlar ve ısıl kalkanlardan oluşan 10 metre yüksekliğindeki düzeneğe bakarken, "Bu bir model değil," diyor. "Bu gerçekten de bir nükleer roket motoru."

Bir zamanlar NASA, her birinde bu motorlardan üçer adet bulunan iki uzay gemisiyle bir düzine astronotu Mars'a göndermeyi önermişti. Marshall'ın müdürü Wernher von Braun bu planı Ağustos 1969'da, Satürn V roketi ilk astronotları Ay'a naklettikten sadece iki hafta sonra sunmuştu. Ve Mars'a gidiş tarihi olarak da 12 Kasım 1981'i işaret etmişti. Nükleer motorlar karadaki her türlü testten geçmişlerdi. Uçmaya hazırdılar.

Mars'a -gerçekleşmeyen- inişin 30 yıl sonrasında, nemli bir haziran sabahında, Johnson özlemle önümüzdeki 18 tonluk motora bakıyor. Uzay teknolojilerinde "ileri kavramların" uygulanabilirliğini değerlendiren küçük bir ekibin lideri Johnson. Ve evet, NERVA denilen bu eski nükleer motor, bu iş için uygun olabilir. "Mars'a insan göndereceksek, bunu tekrardan dikkate almamız lazım," diyor Johnson: "Geleneksel bir roket için gereken sevk yakıtının sadece yarısı yeter o zaman." NASA şimdilerde, 1973 yılında, Ay'a yapılan son insanlı inişten kısa bir süre sonra emekliye ayrılan Satürn V'in yerine geçecek geleneksel bir roket tasarlıyor. Yeni roketin nereye gideceği henüz kararlaştırılmamış. NERVA projesi de 1973 yılında, uçuş testi yapılmadan sonlandırılmış. O günden bu yana, uzay mekiği çağı boyunca, insanlar Dünya'nın 600 kilometre ötesine ulaşamadılar. Bütün bu bilgiler, sabah boyu Johnson'la tartıştığımız, "İnsanlar gelecekte bir gün yıldızlara gidecekler mi?" sorusunun biraz anlamsız olduğunu düşündürebilir.

Peki, bunun gerçekleştirilebileceği varsayımı yarım asır öncesinde neden daha mantıklı geliyordu? Princeton İleri Araştırmalar Enstitüsü'nden fizikçi Freeman Dyson, "Bir anlamda deliydik elbette," diyor. 1950'lerin sonlarında Dyson, Mars'a ve Satürn'ün uydularına gidebilecek insanlı bir uzay aracının inşa edilmesini hedefleyen Orion Projesi'nde çalışmış. Orion uzay aracı NERVA gibi nükleer reaktörlerle aşırı ısıtılmış hidrojen püskürten nükleer reaktörler kullanmak yerine, dörtte bir saniyede arkasından küçük nükleer bombalar bırakarak ateş toplarının üstünde yol alacakmış. Zamanında Satürn'e gitmeyi planlayan Dyson, "Olağanüstü riskli olacaktı," diyor. "Ama hazırlıklıydık. O günlerde ruh halimiz çok farklıydı. Risksiz bir macera fikrinin bizce hiçbir mantığı yoktu." Orion'ın sonlanmasından birkaç yıl sonra Dyson, Physics Today adlı bilimsel dergide gücünü bombalardan alan bir uzay aracının bir yıldıza nasıl gidebileceğinin ana hatlarını anlatmıştı.

Bugünlerdeyse neden asla gitmeyeceğimizin ana hatlarını anlatmak daha kolay. Yıldızlar fazla uzak; oralara gitmek için paramız yok. Yine de gidelim desek, neden gideceğimiz konusu da o kadar açık değil -ama giderek netleşiyor.

Gökbilimciler yakındaki pek çok yıldızın çevresinde gezegenler saptamış durumda; Dünya'ya benzeyen ve yaşam için ideal konumda olan birini bulmaları an meselesi ve işte o an geldiğinde, cazip bir hedef belirlemiş olacaklar. Teknolojimiz de 1960'larda olduğundan çok daha ileri; atom bombaları artık son teknoloji sayılmıyor.

Devamını National Geographic 'nin Ocak 2013 sayısında veya iPad Ocak 2013 edisyonunda okuyabilirsiniz.

Sayfa Yükleniyor...