Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “çılgın” projesi olarak kamuoyuna sunulan İstanbul Kanalı projesinin TÜBİTAK’a ait Bilim ve Teknik dergisine tam 21 yıl önce konu olduğu ortaya çıktı.

Dönemin Enerji Bakanlığı Müşaviri Yüksel Önem, Ağustos 1990 tarihli dergide yayımlanan “İstanbul Kanalını Düşünüyorum...” başlıklı makalesinde kanal projesini desteklemekle birlikte “Asıl önemli konu, Terkos Gölü’nün bu olayda alacağı şeklin belirlenmesidir.

Kanalın, bu gölün batısından geçmesi halinde, Terkos’un bu cephedeki su toplama şebekesi önemli ölçüde tahrip edilmiş olacaktır” demiş.

Kullandığı haritalar ve çizimlerle birlikte konuyu ele alan Önem, bundan 21 yıl önce yayımlanan makalesinde ana hatlarıyla şu görüşleri dile getirmiş:

• Büyük Çekmece Gölü’nden Karadeniz’e uzanacak bu kanal inşa edildiğinde, Karadeniz’den Marmara yönüne trafik bu kanaldan, Marmara’dan Karadeniz yönüne trafik ise İstanbul Boğazı’ndan gerçekleşecektir.

• Büyükçekmece ile Karadeniz arasında, kanal hattında yer alan 100 m’den biraz yüksek topografik noktaların teşkil ettiği kısa profiller, yatay düzlemde ancak 1500 m. kadardır; 100 m’lik kısımlar ise sadece 2500 m’den ibarettir. Geri kalan geniş profilde, yükseklikler, süratle 50 m’ye ve daha sonra da deniz seviyesine inmektedir. Esasen 6500 m’lik kısım, Çekmece Gölü içinde kalmaktadır. Demek oluyor ki, böyle bir kanalı hayal ederken kazılacak malzeme hacminin, tasavvurun üstünde olamayacağı söylenebilir.

• Başlangıç noktasını, Büyükçekmece Gölü’nün Marmara’ya açıldığı küçük körfezin içinde olduğunu kabul edersek, kanal kuzey-kuzeybatı yönünde düz bir hat teşkil ederek, Terkos Gölü’nün batısından Karadeniz’e ulaşacaktır, uzunluğu 47 km’dir.

• Bu güzergâh örneğine göre, kanalın su yüzeyindeki genişliği 100 m, su kesimi derinliği 25 m. ve kanal tabanı eni, 60 m. olursa, kanalın açılması için takriben 200 milyon metreküp hacminde kayanın hafredilmesi gerekmektedir.

SU HAVZASI TAHRİP OLUR
• Bu projede karayolu ve demiryolu ulaşımlarının köprülerle sağlanması büyük problemler teşkil etmez. Asıl önemli konu, Terkos Gölü’nün bu olayda alacağı şeklin belirlenmesidir. Kanalın, bu gölün batısından geçmesi halinde, Terkos’un bu cephedeki su toplama şebekesi önemli ölçüde tahrip edilmiş olacaktır.

• Bütün güçlüklere rağmen, proje tatbik edilebilir gözüktüğü takdirde ortaya çıkacak iş hacmini kavramak zor değildir. Hafredilecek 200 milyon metreküp kaya ile yakın çevrede belki birkaç büyük liman, barınak ve benzeri diğer tesisler ayrıca inşa edilebilecektir.