Cindoruk: Aday oldum, DP'nin adı parladı

DP'nin başkan adayı Cindoruk, Demirel'le aynı görüşleri paylaştığını ve Mesut Yılmaz'la da uzun süredir temas halinde olduğunu söyledi.

Cindoruk: Aday oldum, DP'nin adı parladı

Hafta sonu olağanüstü kongresini yapacak Demokrat Parti'de (DP) başkan adayı olan Hüsamettin Cindoruk, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün'ün sorularını canlı yayında yanıtladı.

Murat Akgün: 2007 yılında da adaylığınız söz konusuydu ama olmadınız. O zamandan bu zaman ne değişti de siz adaylığınızı koydunuz?

Hüsamettin Cindoruk: O zaman koşulların oluşması için iki parti arasındaki ikili müzakere sistemine dayalı bir arayış vardı, ama olmadı. Ancak bugün önemli ve tarihi olan, bir siyasal partimizin olağanüstü kongre kararı var. Bu olağanüstü kongrede, evvela Genel Başkan Süleyman Soylu aday olmayacağını söyledi. O boşluğu doldurmak için arkadaşlarımızın talebiyle aday olduk. Bugün bir yarış haline geldi, bu bir demokratik hak arayışıdır. Böyle bir partide, demokratik bir yarışın fazla adayla yapılması çok daha iyi. Kongreden sonra kazanan ve kaybedenlerle beraber siyasi hayatı sürdürür.

Murat Akgün: Süleyman Demirel’in Vatan gazetesine verdiği demeç size olan desteği olarak yorumlandı. Sayın Tansu Çiller’in de Süleyman Soylu’yu desteklediğine dair yorumlar var. O zaman bu kongre aslında Sayın Demirel ile Sayın Çiller arasındaki bir çekişme midir?

Hüsamettin Cindoruk: Sanmıyorum, ağırlıklar eşit değil. Sayın Demirel’in siyasi ağırlığı, yaptığı görevler var. Bu partide eğer bir aidiyet duygusu varsa, delegelerimizde Süleyman Demirel’e daha fazla bağlılık olması gerekiyor; öyle de. Sayın Demirel, benimle aynı görüşleri paylaştığını ifade ediyor. O zaman Türkiye'nin içinde bulunduğu ihtiyaçları beraber gözlemlemişiz demektir. Daha evvel 'Ona danışmadan, böyle bir hareket yapmam' dedim. Bizim siyasi geleneğimizde merkez partilerinde daim bu vardır. CHP, çok kurultay yapar ama bizim partilerimiz çok kongre yapmadan, birbirlerine devretmeyi bilirler. Vazgeçmek gerekirse de vazgeçerler. Ve biliyorsunuz, 1993’te ben vazgeçmiştim. Kolaylaştırdım, Tansu Hanım Başbakan oldu. Aramızda ihtilaflar çıktı, ama onlar geçmişte kaldı tabii. Geçmişi hiç tartışmıyorum, dikkat ederseniz kimseye cevap da vermiyorum. İnançlarım doğrultusunda fikirlerimi söylüyorum, karşı taraflar da söylüyorlar. Bu bazen nezaket hudutlarını aşmış olabilir, onları önemsemiyorum. Büyük ve güçlü partilerin kongreleri gibi kongre yapıyoruz. Basınımıza, medyamıza da teşekkür ediyorum; Meclis'te temsil edilmeyen partiye alışılmadık bir alan açtılar. Demokrat Parti adı tekrar parladı. O nedenle de adaylığımın isabetli olduğunu gördüm. Benim tartışılmaktan hiç korkum yok. Bunca sene sonra söyleyecek sözler bunlarsa, çok hafif sözler... Ben bunları cevaplamıyorum.

Murat Akgün: Bunları cevaplamayayım derken sizin adaylığınızın ardından Sayın Aydın Menderes’le başlayan, sizin Ergenekon’un avukatlığıyla ithamlandığınız bir dizi yorum oldu. Hatta bugün yazılı basında Ergenekon’dan yana olduğunuzu gibi, 27 Nisan’dan da yana olmakla suçlandınız. Peki hiç mi cevap vermeyeceksiniz?

Hüsamettin Cindoruk: Hiç cevap vermeyeceğim, çünkü öyle bir hadise yok. Belki delil ortaya konmuş olsa, eski avukat sıfatıyla kendimi savunmak zorunda kalırım. Ama bunlar iftira. Çünkü benim siyasi hayatımda darbelerle ilişkim ve o ilişkilerin sonuçları açık. Ben Sayın Demirel'le beraber her zaman darbelere muhatap olmuşum. Biz darbelere karşı çıktık ve önledik. Eğer konu Türk ordusunun aleyhine bir şey söylemediğimiz gibi bir sonuca varıyorsa, evet bu doğrudur; ordu ile darbeciyi ayırmışızdır. Darbe yapana karşı en keskin kavgayı 1985'ten itibaren ben verdim ama hep ayırmışımdır. Türk ordusu, ülkenin temel kurumlarından biridir. Ona saygıda kusur etmeden, onun yaptığı vazifeleri önlemeden darbecileri daima karşımıza aldık ve kavgamızın sonucunda hapishanelere girdik. Ancak demokrasiyi yaşattık. Türkiye yasakları referandumla kaldırdı, rahmetli Sayın Turgut Özal’ın, Sayın Kenan Evren’in karşı çıkmasına rağmen bunu başardık. Muhatap almasını bilen siyasetçi, siyasette başarılı olur. Muhatabımız ordu değil; ordu içinde darbe teşebbüsünde bulunup başarıya ulaşanlardı. Hukuku çiğnemişlerdi, onlarla tartıştık. Bugün benim istediğim bir 'darbe teşebbüsü' lafı Türkiye'yi karıştırdı. Bir dava var ve bir türlü bitmiyor. Orada hukuk teminatına ihtiyaç var. 'Kimse dokunulmaz değildir' dediğiniz zaman, bence herkes dokunabilir değil, onu da söylemek lazım. Gerçi şüpheli, sanık ve suçlu varsa hukuk ona yapışacak. Onunla kavga edecek hukuk pasiftir, mahkeme pasiftir. İddianamenin müellifi olan savcılar aktiftir, karşı tarafta sanık var, savunma avukatları vardır. 50 yılı aşkın avukatlık hayatımda, 'Böyle dava görmedim' diyorsam darbeci olur muyum? Ben hukuk savunuyorum.  Davada tutuklu bulunan insanların bir an evvel hem yargılanmalarını, hem de tutukluluk sebepleri kalkmışsa tahliye edilmelerini istiyorum. Sadece ben değil, Sami Selçuk gibi çok önemli bir Yargıtay Başkanı'ndan, başka yargıçlara kadar herkes söylüyor. Bu söyleyenlerden kimse tedirgin olmasın, bunlar aksine davayı kolaylaştırır ve yargıcı, savcıyı ikaz eder. Onlar sonuç almakta hukuka uygun hareket etme konusunda bir araya gelebilirler. Böyle saçma sapan şeylere ben niye cevap vereyim.

Murat Akgün: Bir başka söyleminiz de artık siyasette gençlerin önünün açılması şeklindeydi. Bir başka iddianız da bir yıla varmadan Anavatan Partisi ile birleşmeydi. Bu birleşmede Mesut Bey ile yakın temas içinde olduğunuzu söylediniz. Kendisinin rolü nedir, bu birleşmeden sonra çıkacak yeni oluşumda herhangi bir rolü olacak mı? Siz genel başkan seçilirseniz o taktirde yerinize kimin geleceğini belirlediniz mi?

Hüsamettin Cindoruk: Hayır. Sayın Mesut Yılmaz’la epeydir temasımız var. Hem kendisi bağımsız milletvekili oldu hem de Anavatan Partisi'ndeki arkadaşlarını toparladığı anlaşılıyor. Onun da benim gibi Sayın Süleyman Demirel gibi Türkiye'de demokratik bir sağ veya merkez hareketin gerekliliğine inanışı var. Bize yardımcı oluyor, ben de ona yardımcı oluyorum. İnanıyorum ki, bu psikolojik bir hadisedir, oy oranlarına bakmayınız. İki dağılmış parti fikri bir araya geldiği zaman, o merkezde bir sinerji yaratacaktır. Bizim aradığımız budur.

Murat Akgün: Peki sizin yerinize gelecek genç isim, o belirlendi mi?

Hüsamettin Cindoruk: Hayır, ben serbest yarışçıyım. Partinin örgütlerini tekrar düzenleyeceğiz. Partileri birleştirdiğimiz zaman ortaya çıkacak yeni kadrolar var. Onlarla beraber çok demokratik bir kongreler süreci yaşayacak, parti içi demokrasiyi kuracağız. Meydanı açtıktan sonra yarışa girmek isteyen herkes gelsin, yarışa girsin. Bugün bile böyle bir yarışın mümkün olduğu ortaya çıkmıştır. Üç tane genel başkan adayı bir olağanüstü kongrede oy oranları itibarıyla minyatür gibi görünen bir partide demokratik yarış yapıyorlar. Bunun tadını niye bozayım? Tek taraflı kırıcı beyanlar benim tarafından cevaplanmazsa kongrede barış daha dikkat çekecektir.

Murat Akgün: Eğer kazanamazsanız Doğru Yol Partisi'nin yeniden hayata geçirilmesi söz konusu olur mu?

Hüsamettin Cindoruk: Vatan gazetesinde Sayın Demirel, 'Bu başarıya ulaşmazsa bir başka yolda başarı aranır' diyor. İşin o tarafında henüz yokum. Çünkü ben bu kongrede genel başkan olmak istiyorum, partideki merkez otoriteyi de sağlayacağımızı sanıyorum. Bir tespitimi söyleyeyim; şu an bir parti arayışı içinde olan pek çok hareket var, hatta bu hareketleri yapanlardan bazıları tutuklu, televizyonları vs var. O arayışları yapanlar da bizim alacağımız sonucu bekliyorlar. İstediğimiz sonuç olursa, o hareketler de buraya gelecek ve Sayın Demirel’in istemediği, ama tahmin ettiği gelişme olmayacak.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...