Son dakika haberi! 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen 4. Ticaret Müşavirleri Konferansı'nın açılış programında konuştu.

Katılımcıları bu gazi mekanda, milletin evinde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2011'de başlatılan Ticaret Müşavirleri Konferansı'nın bu sene 4'üncüsünü gerçekleştirdiklerini anımsattı. Erdoğan, öncekiler gibi bu konferansın da ülke, millet ve ekonomiye hayırlar getirmesini diledi.

Konferans süresince birikimlerini, gözlemlerini, özellikle de vizyonlarını paylaşacak bakanlara ve iş dünyasının çatı kuruluşlarının temsilcilerine teşekkür eden Erdoğan, "Bakanlığımız riyasetinde düzenli olarak icra edilen bu konferansların sadece dünyanın 110 farklı ülkesindeki 131 merkezde görev yapan siz ticaret müşavirlerimizi bir araya getirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu toplantılar uluslararası ticaretimizin gelişmesine katkı veren tüm paydaşların buluşmasına da imkan sağlıyor" diye konuştu.

Böylece dış ticarete dair politikaların belirlenmesi, atılacak adımların tespit edilmesi, süreç içinde karşılaşılan sorunların giderilmesi noktasında kurumlar arasında koordinasyonun sağlandığını belirten Erdoğan, samimi atmosferde yapılan bu toplantıların bakanlık merkez ve çevre teşkilatı arasındaki perspektifin örtüşmesine, yurt dışındaki heyecanın Ankara'ya, Ankara'daki vizyonun da sahaya aktarılmasına kapı araladığını düşündüğünü söyledi.

"ÇOK ÖNEMLİ BİR KAZANIM"

Ticaret Bakanlığının tüm birimlerinin bu vesileyle genel bir muhasebe ve kapsamlı bir istişare yapma imkanı elde ettiğini gördüğünü aktaran Erdoğan, bunun Türkiye'nin ticari potansiyelinin harekete geçirilmesi, yeni ticari araçlarla desteklenmesi bakımından çok önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.

Uluslararası alandaki belirsizliklerin arttığı, ticaret savaşlarının gündemi işgal ettiği bir dönemde yapılan konferansın her zamankinden daha fazla önem kazandığını belirten Erdoğan, "Ben, siz ticaret ataşelerimizi yurt dışındaki misyon şeflerimiz olarak görüyorum. Oralardaki bütün bu girişimleri, oralardaki gerek onların yatırımcılarının ülkemize getirilmesi veya buradaki yatırımcıların yurt dışına götürülmesi noktasında üstlendiğiniz misyonun çok çok önemli olduğunu düşünüyorum. İstişare toplantımızın hedeflere ulaşacağına, inşallah sonuçları itibarıyla da ülkemizin faydasına olacağına inanıyorum" dedi.

Türkiye olarak son 17 yılda hemen her alanda tarihi nitelikte reformlara, rekorlara imza attıklarına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğitime eğilirken sağlığı, ulaşıma önem verirken tarımı, turizmi, üretimi asla ikinci plana itmedik. Kümülatif bir anlayışla hiçbir sektörü dışlamadan ülkemizi topyekun kalkındırmanın çabası içinde olduk. 17 yılda sadece sanayicimizin refahı artmadı. Emekçilerimizin, çiftçilerimizin, kamu görevlilerimizin, ticaret erbabımızın da imkanları genişledi. Bu süreçte, Türk ekonomisi ve diplomasisinde ciddi bir paradigma değişikliğine gittik. Afrika ve Latin Amerika gibi daha önce münasebetlerimizin çok sınırlı kaldığı bölgelere özel önem verdik. Afrika ve Latin Amerika açılım politikalarımız sayesinde hem bazı kamu kurumlarımızdaki o yerleşik kalıpları kırdık hem de toplumumuzdaki bu coğrafyalara dair ön yargıları değiştirdik. Bir dönem merhum Özal'ın yaptığı gibi kalabalık iş adamları heyetleriyle beraber Afrika, Orta Asya, Güney Asya ve Latin Amerika ülkelerine çoğu Cumhuriyet tarihimizde ilk olan resmi ziyaretler düzenledik. Böylece farklı sektörlerden müteşebbislerimizin yeni pazarlara, yeni coğrafyalara açılmasını temin ettik."

"KİMSEYİ DIŞLAMADAN"

Aynı şekilde büyük küçük ayrımı yapmadan, kimseyi dışlamadan tüm iş adamlarının, firmaların sorunlarıyla bizzat ilgilendiğinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

"Yeri geldi tır şoförlerimizin karne sorunlarını gündeme taşıdık. Bunları o ülkelerin devlet başkanlarıyla konuştuk. Yeri geldi işçilerimizin vize ücretlerine çözümler aradık, yeri geldi firmalarımızın birikmiş alacaklarının tahsilini sağladık. Kimi zaman gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması için uğraştık. Kimi zaman serbest ticaret anlaşmalarıyla ticaretimizin önündeki engelleri kaldırdık. Her seferinde aynı zamanda Türkiye'nin, Türk ürünlerinin reklamını da yaptık. Gittiğimiz tüm ülkelerde devlet başkanları, başbakanlar nezdinde Türk iş adamlarının, oradaki yatırımlarınızın, ülkemize yatırım yapmak isteyen müteşebbislerin temsilcisi olarak çaba gösterdik. Bunun yanında dış politikada ve uluslararası ticarette ülkemize avantaj sağlayacak yeni kurumsal yapıları da devreye aldık. Ticaret Bakanlığımızda olduğu gibi kamu kurumlarımızı çağın ve ülkemizin gerekleri doğrultusunda yeniden organize ettik. Bugün devlet olarak yurt dışında sadece diplomatlarımız ve ataşelerimizle varlık göstermiyoruz. TİKA ofisleriyle, Yunus Emre kültür merkezleriyle, AFAD'ımızla, Yurt Dışı Türkler Başkanlığımızla, Anadolu Ajansımızla, Türk Hava Yollarımızla, DEİK'le, Maarif Vakfımızla farklı alanlarda birbirinden önemli çalışmalar yürütüyoruz. Gönüllü kuruluşlarımızla dünyanın en ücra, en sıkıntılı bölgelerine ulaşıyor, insanı yardımlar ve kalkınma projeleri gerçekleştiriyoruz. İş adamlarımızla dünyada 100 binlerce insana istihdam sağlıyoruz. Böylece hem Türkiye'nin marka değerinin artmasını hem de dünyanın dört bir ucunda ülkemizin tanınmasına katkıda bulunuyoruz."

"ŞU ANDA İNLERİNE GİRİYORUZ"

Erdoğan, bu sabah katılımın yüksek olduğu ve bütün yerli Türk savunma sanayicisinin eserlerinin sergilendiği İDEF 2019 Savunma Sanayii Fuarı'nın açılışını yaptıklarını anımsatarak, şunları kaydetti:

"Bütün bu katılımı gerçekleştiren ülkelerin orada stantları dolaşırken heyecanını gördük. Bunlar geçmişte yoktu. Göreve geldiğimizde yüzde 20'si yerli olan bir savunma sanayine sahiptik. Bugün hamdolsun yüzde 68'ine sahip olduğumuz bir savunma sanayine sahip duruma geldik. Eğer bunlar olmasaydı biz terörle böyle mücadele edemezdik ama bu imkanlarımız olduğu için terörle dağda, taşta çok daha farklı şekilde mücadele ediyoruz. Bu ayın başından şu ana kadar yaklaşık 160 teröristi etkisiz hale getirdik. 'İnlerine gireceğiz' dedik ve şu anda inlerine giriyoruz. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Çünkü benim milletimin huzurunu kaçıranları biz de huzurunu kaçırmakla kalmaz, onları biz o açtıkları çukurlara gömeriz ve gömeceğiz. Devlet olarak bunu yapmaya mecburuz. Çünkü Türkiye'nin dört bir yanı huzur içinde olmalı ve yatırımcı, girişimci Türkiye'nin dört bir yanında rahatlıkla yatırımını yapabilmeli ama bunları siz pazarlayacaksınız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim 6 tane bölgemiz var, teşvik bölgeleri. Sadece İstanbul, İzmir bu bölgelerde mi olacak? Diyarbakır'da da, Van'da da, Ağrı'da da, Kars'ta da gidip rahatlıkla yatırım yapılabilecek" diye konuştu.

"Ama terör olursa buralara girişimci, yatırımcı gelir mi, gelmez" diyen Erdoğan, bunlar ortadan kalktığı zaman oralardaki teşvik yüksek olduğu için yatırımın da oralara geleceğini söyledi.

Türkiye'nin bu yeni vizyonunun ete kemiğe büründüğü alanın dış ticaret olduğunu vurgulayan Erdoğan, son 17 yılda ihracat, turizm ve yatırım rakamlarında yaşanan değişimin Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gösterdiğini anlattı.

2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatın, 2018'de 168 milyar dolara yükseldiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin aynı dönemde yıllık ortalama yüzde 5,6 gibi ciddi bir büyüme oranını yakaladığını aktardı.

Ağustos ayındaki spekülasyonlara rağmen geçen seneyi yüzde 2,6 gibi önemli bir büyüme oranıyla kapattıklarını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

"2002 sonrasında Gayri Safi Yurtiçi Hasılamız yaklaşık 3 katlık bir büyüme kaydetti. Sıkıntılarımıza rağmen 2018 yılında ülkemize gelen doğrudan yatırımlar yüzde 12,5 artarak, 13 milyar dolara ulaştı. 2003'ten günümüze baktığımızda ise bu rakam 210 milyar doları aştı. Yurt dışındaki yatırımlar ise 38 milyar dolar seviyesinin üzerine çıktı. Aynı şekilde 2018 yılında, ihracatımızda 2017'ye göre yüzde 7 oranında bir artış oldu. Dış ticaret açığımız yüzde 29 düştü ve ihracatımızın ithalatımızı karşılama oranı yüzde 75'in üzerine çıktı. 2019 yılının ilk 3 ayında ihracatımız yüzde 3,3 artış göstermiş, ithalatımız ise yüzde 21,5 oranında azalmıştır. Son 12 aylık ihracatımız yüzde 5,5'lik artışla 269,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Seçim atmosferine rağmen bu dönemde tarihimizin en yüksek ilk çeyrek ihracatına imza attık. 2019 yılında 182 milyar dolar, 2023'te ise 500 milyar dolarlık bir ihracat rakamı hedefliyoruz. Bu hedeflerimize de tıpkı daha öncekiler gibi ulaşacağımıza inanıyoruz."

"2019 YILINDA 50 MİLYON TURİST RAKAMINA ULAŞACAĞIMIZA İNANIYORUM"

Türkiye'nin 2018 yılında 168 milyar dolarlık mal ihracatına ilave olarak 48,5 milyar dolarlık hizmet ihracatı da yaparak önemli bir başarı yakaladığını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu rakam 2002 yılında sadece 14 milyar dolar seviyesindeydi. Bu iki rakam arasındaki fark, bize Türk ekonomisinde özellikle de ihracat kalemlerinde yaşanan bir değişimin de ipuçlarını veriyor. Yani artık dünyanın dört bir köşesine sadece ürünlerimizi satmıyoruz, aynı zamanda müteahhitlik hizmetlerimizi, dizilerimizi, sinema filmlerimizi, sağlık hizmetlerimizi ve kültürümüzü de ihraç ediyoruz. Öyle ki bugün 350 milyon dolarlık ihracat hacmiyle dizi, film ihracatında Amerika'nın ardından ikinci sıraya yerleşmiş bulunuyoruz. Bu çok önemli... Türk dizileri şu anda 156 ülkede 500 milyon kişi tarafından yakından ve büyük bir ilgiyle takip ediliyor. Benzer şekilde müteahhitlik hizmetlerinde dünya ikincisiyiz. Dünyadaki ilk 250 inşaat şirketi içinde 46 Türk inşaat firmamız bulunuyor. Biliyorsunuz turizm, son 17 yılda başarı hikayesi yazdığımız bir başka sektördür. 2002 yılında 13,2 milyon olan turist sayısını 2018 yılında 46 milyona, turizm gelirlerimizi ise 12,4 milyar dolardan 30 milyar dolar civarına taşıdık. Artık turizm bizim için bacasız sanayi konumuna girmiş vaziyette. 2019 yılına turizmde çok farklı bir ivmeyle başlamış bulunuyoruz. İlk iki ayda yabancı turist sayımızda yüzde 7,4'lük bir artış oldu. Yaz ayları geldikçe bu sayılar daha da artacak. Bu, bir taraftan da işsizliği de aşağı çekecek. Bunlar çok önemli... İnşallah 2019 yılında 50 milyon turist rakamına ulaşacağımıza inanıyorum."

Ziyaretçi sayısıyla birlikte, turizm gelirlerini ve alanlarını da çeşitlendireceklerini dile getiren Erdoğan, kültür, kongre, sağlık, termal ve kamp turizmi gibi katma değeri daha yüksek alanlara yöneldiklerini söyledi.

"HEPSİ, BİZİM İÇİN BİR KAZANIM OLDUĞU KADAR AYNI ZAMANDA TANITIM"

Türkiye'nin dört mevsim turizme açık bir ülke haline geldiğini vurgulayan Erdoğan, "Daha önce bu yoktu, şimdi var. Bizim kışımız da turizme açık, sağlıkta, eğitim-öğretimde aynı şekilde buna kavuştuk. Böylece 4 mevsim turist akışı devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Batının futbol takımlarının Türkiye'ye kampa geldiğine işaret eden Erdoğan, "Geçmişte böyle şeyle yoktu ama şimdi bu var. Burada kampını yapıyor, tekrar ikinci sezona ülkesine dönüyor. Bunların hepsi, bizim için bir kazanım olduğu kadar aynı zamanda tanıtım" değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık turizmi alanında 2018 yılında yaklaşık 550 bin uluslararası hastanın Türkiye'ye tedavi amacıyla geldiğini belirten Erdoğan, şehir hastanelerinin birer birer devreye girmesiyle bu sayıyı daha yukarılara taşıyacaklarını bildirdi.

"ÖNÜMÜZDE 4 YILLIK KESİNTİSİZ BİR İCRAAT DÖNEMİ VAR"

Türkiye'nin dış ticarette ve döviz gelirlerinde yakaladığı tarihi başarının mihmandarlarından birisinin ticaret müşavirleri olduğunun altını çizen Erdoğan, salondaki ticaret müşavirlerine şöyle seslendi:

"Gerek ihracatımızın rekor seviyelere ulaşmasında gerek uluslararası yatırımların her yıl yükselmesinde sizlerin büyük katkısı var. Siz, ticaret müşavirlerimiz, bu ifademi özenle seçtim, az önce bunu Ruhsar Hanım da söyledi, bir akıncı ruhuyla çalışarak, Türk ürünlerinin yeni pazarlarla, müşterilerle buluşmasını sağladınız. Firmalarımızın dertleriyle yakından ilgilenerek binlerce kilometre ötelerde devletimizin gücünü iş dünyamıza hissettirdiniz. Gönderdiğiniz raporlar, saha araştırmalarıyla kurumlarımıza ve firmalarımıza yön verdiniz. Şimdi önümüzde daha büyük, daha zorlu bir süreç bulunuyor. Türkiye olarak 2023 hedeflerimize ulaşmamız için önümüzde 4 yıllık kesintisiz bir icraat dönemi var. Bu dönemi en güzel, en verimli şekilde değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizi dış ticaret fazlası veren, bir başka ifadeyle cari fazla veren bir ekonomiye dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunu yapar mıyız, evet yaparız. Hiç endişe etmeyin."

2017 yılında yüzde 5,6 olan cari açığımızın milli gelire oranını 2021 yılına geldiğimizde yüzde 2,6'ya kadar düşürmeyi planladıklarını belirten Erdoğan, "Diğer taraftan büyümemizi 2021 yılına geldiğimizde yeniden yüzde 5'in üzerine çıkarmakta kararlıyız" dedi.

Bu süreçte, ticaret müşavirlerine çok önemli görevler düştüğünü ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Çünkü sizler, ülkemizin yurt dışına gönderdiği binlerce kamu görevlisi arasında farklı bir konuma sahipsiniz. Sizler, atandığınız ülkelerde sadece bakanlığınızı değil, aynı zamanda devletimizin büyüklüğünü, milletimizin vakarını, ülkemizin ticari potansiyeliyle üretim gücünü de temsil ediyorsunuz. Bu açıdan ticaret müşavirliği mesai saatlerine sığdırılmayacak kadar kritik, çok yönlü fedakarlık gerektiren bir vazifedir. Bulunduğu ülkenin özellikle ticari kurallarını, imkanlarını, risklerini, kritik aktörlerini en az oradaki bir tüccar kadar iyi bilmeyen bir müşavirin görevini layıkıyla yapması mümkün değildir. Kendini ofisinin duvarlarına, konforuna hapseden bir ticaret müşavirimiz vazifesini bi hakkın yerine getiremez. Sahada olan bitenden, açılan önemli ihalelerinden, ticaret fuarlarından, rakip ülkelerin ticaret hamlelerinden sizlerin muhakkak haberdar olması gerekiyor. Bunun yolu da özellikle hayatın içine girerek, bağlantılarınızı mümkün olduğu kadar genişletmenizden geçiyor."

"SİZLERDEN ÖZEL SEKTÖR TEMSİLCİSİ GİBİ ÇALIŞMANIZI BEKLİYORUM"

"Terör örgütlerini destekleyenler dışında kapılarınız büyük, küçük demeden tüm iş adamlarımıza açık olmalıdır" tavsiyesinde bulunan Erdoğan, görev yaptıkları yerlerde ticaret erbablarının hemen hepsinin ihtiyacı olduğunda, ticari sıkıntılarına çözüm aradığında ticaret müşavirlerine ulaşabilmesi gerektiğini vurguladı.

Ticaret müşavirlerinden, firmalar arasında ayrım yapmamalarını, Türkiye aleyhinde çalışanlar dışında hepsine sahip çıkmalarını isteyen Erdoğan, "Her bir ticaret müşavirimiz, bulunduğu ülkede zekasını, birikimini, tecrübesini, dinamizmini ortaya koyarak fırsatları görecek ve fırsatların değerlendirilmesinde iş adamlarımıza da rehberlik edecektir. Bunun için sizlerden bulunduğunuz ülkelerde adeta bir özel sektör temsilcisi, girişimci, tüccar, yatırımcı, araştırmacı gibi çalışmanızı bekliyorum. Buradaki her bir arkadaşımın, milletimizin beklentilerine uygun bir şekilde görevini layıkıyla yerine getireceğine inanıyorum" diye konuştu.