Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gençlerimizin oynanan oyunları görmesi gerekir"

Gençlik Kulübü Federasyonu Kongresi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gençlerimizin oynanan oyunları görmesi gerekir. Bizim gençliğimiz kanla beslenen gençlik değildir" dedi.

Anadolu Ajansı 16.09.2015 - 21:52

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gençlerimizin oynanan oyunları görmesi gerekir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenen Türkiye Gençlik Kulübü Federasyonu Kongresine katıldı.

Erdoğan, kongrede yaptığı konuşmada, "1 Kasım bir milat olsun, bir yeniden doğuş olsun, gelin bu terörü toprağa gömelim. Terör örgütünün yalanlarına inananları hayretle karşılıyorum. Bu tabloda başta gençlerimizin oynanan oyunları görmesi gerekir. Bizim gençliğimiz kanla beslenen gençlik değildir" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buradan işgale direnen, zulme rıza göstermeyen Filistin'in vakur gençlerini, sabrı katık eden Suriye'nin cefakar gençlerini, zindanlarda çile dolduran Mısır'ın kahraman gençlerini, umut yolculuğuna çıkmış Afrika'nın mağdur ve mağrur gençlerini selamlıyorum. Yurdumuzun dört bir yanında gece-gündüz demeden, eli tetikte nöbet tutan her biri fedakarlık abidesi kahraman Mehmetciklerimizi selamlıyorum. Milletimizin huzuru ve güveni için canını hiçe sayan tüm zorluklara, sıkıntılara rağmen görevini hakkıyla yerine getiren polislerimizi selamlıyorum. Rabbim onlara güç, kudret, cesaret versin" diye konuştu.

Gençlerle bir araya gelmesini sağlayan Türkiye Gençlik Kulübü Federasyonu Başkanı ve ekibine de teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongrenin hayırlara hayırlara vesile olmasını diledi.

"KENDİ GELECEĞİMİZ İÇİN İNİSİYATİF ALMAK DURUMUNDAYIZ" 

"İçinde bulunduğumuz bölge son derece önemli ve sancılı bir süreçten geçiyor" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sadece bugünümüzün, yakın geleceğimizin değil, önümüzdeki yüzyılın temellerinin atıldığı, şekillendiği, adeta tasarımının yapıldığı bir değişim yaşanıyor. Türkiye olarak bu sürecin öznesi olmak, kendi coğrafyamızda kendi geleceğimiz için inisiyatif almak durumundayız. Kendi hedeflerimiz doğrultusunda hadiselerin gidişatını yönlendirmek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde tıpkı geçmişte olduğu gibi seyirci koltuğuna oturup çizilecek yeni sınırları izlemek durumunda kalacağız. Bir varlık-yokluk mücadelesi verdiğimizin altını özellikle çizmek istiyorum. Burada varlıktan kastım sadece ülkemizi, yani üzerinde bulunduğumuz toprak parçasını bir bütün olarak muhafaza etmek değildir. Mücadelemizin özünü, bu coğrafyanın ruhunu oluşturan, milletimizi bir arada tutan, vatana anlam katan değerlerimizin tamamı oluşturuyor. Millet olarak birliğimize, beraberliğimize sahip çıkmanın mücadelesini veriyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir millete ait olmanın sadece aynı toprak parçasını paylaşmak ve tesadüfen bir arada bulunmak olmadığını belirterek, "Millet olmak, aynı ulvi değerler etrafında birleşmek, ülkesinin geleceği, vatanın huzuru için kaygı duyabilmek, fedakarlık yapabilmektir. Ancak aynı gelecek hayalini paylaşan, ülkesinin çıkarlarını kendi çıkarlarının üzerinde tutabilen topluluklar millet olabilir. Biz destansı bir mücadeleyle bu toprakları kendimize vatan yaparken, bin yıllık tarihimizi gergef gibi işlerken, aynı amaç, aynı ruh, aynı idealler etrafında toplanan bu milleti de milletçe hep birlikte inşa ettik" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Anadolu topraklarında Malazgirt ile birlikte ilk harcını koyduğumuz İstanbul'un fethiyle siluetini yükselttiğimiz, Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda restorasyonunu yaptığımız bu gerçeği tüm dünyaya defalarca ilan ettik. Üstesinden geldiğimiz her badirenin ardından birbirimize daha da kenetlenerek istiklalimizi şerefimiz ve namusumuz bilerek bugünlere geldik" dedi.

"MİLLETİM BUNUN HESABINI SORMAYA HAZIRLANMALI"

"Bizim bir Rabiamız var, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet" şeklinde konuşan Erdoğan, şunları kaydetti:

"(Tek millet) dedik, 78 milyonla biz tek milletiz. 'Tek bayrak' dedik, bizim bayrağımızın rengi belli. 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır'. Şimdi birileri çıkmış, iyi saz çalıyormuş, ne diyor, 'Bayrağa saygısızlık yapan mı var' diyor. Yahu bayrakları indirmeye çalışan sizsiniz. Son zamanda akıl verenler sayesinde birkaç yerde Türk bayrağını dalgalandırdınız diye bunu yutacağımızı mı zannediyorsunuz? Teröristlerin cesetlerini kendi bayrağınızla sarıyorsunuz ve orada da onların huzurunda güya cenaze namazı kılıyorsunuz ve bunu da sosyal medyadan her yerle dünyayla paylaşıyorsunuz. Sizin gerçek yüzünüz o. Bunu kimseye yutturamazsınız. Ben diyorum ki milletim bunun hesabını sormaya hazırlanmalı, buna hazır mıyız? Bu çok önemli." 

"1 KASIM MİLAT OLSUN"

Erdoğan, terör örgütü ve onun siyasi uzantıları tarafından kirli senaryolarla milletin kardeşliğinin tahrip edilmeye çalışıldığını belirterek, "Türkiye'nin dört bir yanında cenazeler defnedilirken, öfkeyle kalkan yumruklar inecek yer ararken inanın bana birileri ellerini ovuşturarak bu sahneleri izliyor. Onlar seviniyorlar. Onlara fırsat vermemek lazım. Sizlere sesleniyorum, önümüzde 1 Kasım, işte bu 1 Kasım adeta bir milat olsun, bir yeniden doğuş olsun. Bu yeniden doğuşta da bu ülkede inşallah bu terörü gelin toprağa gömün diyorum" dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin tarih boyunca ne zaman şaha kalktıysa ne zaman atılıma geçtiyse ne zaman zincirlerinden, prangalarından kurtulmaya başladıysa o zaman kirli oyunların ve kirli senaryoların tedavüle sokulduğunu söyledi.

Bir dönem, Alevi ile Sünni’yi birbirine kırdırıp, bundan nemalanmak isteyenlerin çıktığını, aynı şekilde Türk ile Kürdün kardeşliğine fesat tohumları ekmek isteyenlerin olduğunu ifade eden Erdoğan, salondaki gençlere "Şu Arena'da Türk var mı, Kürt var mı, Laz var mı, Arap var mı, Boşnak var mı?" diye sordu. Gençlerin "var" diyerek cevap vermesi üzerine de Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz hep beraber bir milletiz. Etnik ayrımcılıktan, inanç farklılıklarından, gelir dağılımındaki adaletsizlikten kendisine siyasi ya da ekonomik çıkar sağlamanın peşine düşenleri gördük. Ben bu salonda olanları, ülkemin genelinde olanları hiçbir zaman kalkıp da etnik yapısına bakarak sevmedim ki hepsini beni yaradan Allah yarattığı için sevdim. Doğuya, güneydoğuya bir zamanlar hizmet gitmezken Başbakan olduğum andan itibaren ne demiştim hatırlayın, 'Batı'da ne varsa doğuda, güneydoğuda o olacak, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak ve 780 bin kilometrekarelik bu vatan topraklarının tamamını ayağa kaldıracak ve modern Türkiye'yi inşa edeceğiz' demiştik. Kardeşlerim 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol varken biz bunun üzerine 17 bin kilometre bölünmüş yolu ilave ettik. 26 tane havalimanı varken bunların sayısını 55'e çıkardık. Doğuda, güneydoğuda bugün havalimanları var mı? Var. Üniversitesiz şehir kaldı mı? Hayır. Okullar, hastaneler aynı şekilde her yere dağıldı. Artık bakıyorsunuz ambulans helikopterlerle jetlerle ülkemizin en ücra köşesine ulaşılabilir hale geldik. Biz, insanımıza insan olduğunu insanca muameleyle gösterdik."

"EFENDİ DEVLET DEĞİL, HİZMETKAR DEVLET"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet öncelikli bir Türkiye'den insan öncelikli bir Türkiye'ye geçildiğini, devleti milletin hizmetkarı yaptıklarını, "efendi devlet değil, hizmetkar devlet" dediklerini belirterek, bu anlayışla hizmet ettiklerini söyledi.

Türkiye'yi gerici-ilerici, laik-antilaik gibi kamplara bölmek, bu ayrımcılıktan çıkar devşirmek isteyenleri müşahede ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Siz değil ama babalarınız, dedeleriniz çok iyi bilir; 1970’lerde birçok ilimizde gençlerin hayatları ideolojik kavgalar uğruna söndü, söndürüldü. O karanlık günlerde birileri, gençlerin heyecanını, iyi niyetini, coşkusunu, fikirlerini, hayallerini istismar etti, kullandı, kendi çirkin emellerine alet etti. Ardından, 1984’ten itibaren ülkemizin doğusunda, güneydoğusunda türetilen bir örgüt aracılığıyla Türkiye terörle, cinayetle tehdit edilmek, milletimiz birbirine düşürülmek istendi. Bugün de güvenlik güçlerimize yönelik alçakça saldırılarla provokasyonlarla tahriklerle ülkemizi karanlığa sürüklemek için her türlü oyunu oynamayı sürdürüyorlar.

Ülkede 'demokrasi güçlenmesin, siyaset çözüm aracı olmasın' diye ellerinden geleni yapan siyasetçiler, medya mensupları olduğunu üzüntüyle görüyoruz. Şimdi soruyorum: Ey sermaye sahipleri, ey medya mensupları yahu bu teröristlerin eline bu silahları kimler veriyor, bunlar bu silahları nereden buluyor? Bu ülkede, benim Mehmetçiğimi şehit edenlere siz ey paralel yapı nasıl alkış tutuyorsunuz, bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Şu anda bu paralel yapı, terör örgütüyle iş tutmuş vaziyette, el ele omuz omuza ama şunu bilsinler bu can bu tende olduğu sürece biz bu mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Devletimizi, hükümetimizi, şahsımı hedef alıyorlar, içeride de dışarıda da bizi hedef alıyorlar. Niye? Bunlar bizi hedef aldıklarına göre biz doğru yoldayız."

"GARİBAN ANADOLU EVLATLARI KAYBETTİ"

Erdoğan, gençliklerinin kardeşi kardeşe kırdıran zihniyetin oyunlarını takip etmekle geçtiğini, nice trajedilere bizzat şahit olduklarını, nice genç kardeşlerinin, arkadaşlarının sokak aralarında hayatlarının söndüğünü gördüklerini anlatarak, "Önce 'sen sağcısın, sen solcusun' diye kamplara bölünüp birbirleriyle ölümüne kavga ettirilen, sonra da hapishanelerde, işkence odalarında, idam sehpalarında ömürleri heba edilen gençler, evet bizim gençlerimizdi. Bugün, geriye bakınca kimin kazanan kimin kaybeden olduğunu çok daha net görebiliyoruz. Silah tüccarları, çeteler, Türkiye üzerine karanlık tezleri olanlar kazanırken, gariban Anadolu evlatları kaybetti. Oğulları, namluların ucunda, idam sehpalarında ölen analar, yürekleri yanan babalar kaybetti. O günün kazananları ise işte bugün yine sahnede" değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca milletin evlatlarının arasına nifak sormak isteyenlerin bugün de aynı şekilde nifak sokmak için çalıştıklarını, dün "sağ-sol" çatışmasıyla birbirine düşürülen gençliğin bugün de "Türklük-Kürtlük", "Alevilik-Sünnilik" üzerinden birbirine düşürülmek istendiğine dikkati çekerek, "Dün olduğu gibi bugün de ülkemiz terör sopasıyla hizaya sokulmak, tedip edilmek isteniyor. Terör örgütü ve onun siyasi uzantıları tarafından aynı kirli senaryoyla kadim kardeşliğimiz tahrip edilmeye çalışılıyor. Türkiye'nin dört bir yanında cenazeler defnedilirken, öfkeyle kalkan yumruklar inecek yer ararken, inanın bana, birileri ellerini ovuşturarak bu sahneleri izliyor. Onlar seviniyorlar onlara fırsat vermemek lazım" diye konuştu.

Erdoğan, 78 milyon vatandaşa seslendiğini belirterek, "Önümüzde 1 Kasım... 1 Kasım'da adeta bir milat olsun, bir yeniden doğuş olsun, bu yeniden doğuşla bu ülkede inşallah bu terörü gelin toprağa gömelim diyorum" dedi.

"YALANDAN MUZDARİP OLDUK, OLUYORUZ"

Son dönemlerde yaşanan olaylar karşısında kendisinin ve 78 milyon vatandaşın vicdanının sızladığını, ciğerlerin yandığını ve sabır taşının çatlama noktasına geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yalandan, iftiradan, şımarıklıktan millet olarak muzdarip olduk, oluyoruz. Dün demokrasi havarisi kesilenlerin, bugün kendi ikballeri için kanı, gözyaşını, şiddeti savunduklarını görmekten üzüntü duyuyoruz. Türkiye'nin en önemli iş adamlarını bünyesinde barındıran derneğe yöneticilik yapmış olanların dahi, terör örgütünün yalanlarına sorgusuz sualsiz inanabiliyor olmalarını hayretle karşılıyoruz. Devletini suçlu, terör örgütünü masum göstermeye çalışanların yaşadıkları akıl tutulmasını ibretle izliyoruz. Düne kadar bir araya gelmesi imkansız görülenlerin, vicdanlarını bir kenara bırakıp, terörün tarafında saf tutabiliyor olmalarını şaşkınlıkla takip ediyoruz. Bu tabloya tahammül etmek gerçekten çok zor" ifadelerini kullandı.

İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un "Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim / Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım / Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım / Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu..." dizelerini okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Evet, bu tabloda başta gençlerimiz olmak üzere, hepimizin uyanık olması, aklıselim ile hareket edip sağduyulu davranması gerekir. Oynanan oyunları görmeli, bu oyunlara gelmemek için daima müteyakkız olmalıyız. Bilhassa siz gençler, yani Türkiye Gençlik Kulübü Federasyonunun gençleri, aklıselim sahibi gençler, özellikle sizlere sesleniyorum; ben inanıyorum ki bu ülkede aklıselim sahibi yani tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlete inanmış olan gençlik, hiçbir zaman şiddete başvurmayacaktır ama bu gençlik yan gelip de yatmayacaktır, yeri geldiği zaman tepkisini demokratik ölçüler çerçevesinde gösterecektir. Bu bazen yürüyüş olur, bazen miting olur meydanlarda, aynen bugün olduğu gibi bu tür etkinliklerle bizler düşüncelerimizi ortaya açık, net koyarız." 

"BİZİM GENÇLİĞİMİZ, KANLA BESLENEN BİR GENÇLİK DEĞİLDİR"

Gençlere seslenen Erdoğan, "Bizim gençliğimiz, kaleminden mürekkep akan gençliktir. Bizim gençliğimiz, kanla beslenen bir gençlik değildir. Farkınız bu, gücünüz burada, yüceliğiniz bu. Terör, amacına ancak milletimiz birbirine düşerse ulaşır. Kürt ile Türk, Alevi ile Sünni, Çerkez ile Roman arasındaki bağ çatlarsa, kardeş kardeşe muhabbetle değil husumetle bakarsa, kazanan terör olur, terör örgütü olur. İnşallah, Türk'ü ve Kürt'ü ile bütün milletimizi, bütün Türkiye'yi bu alçaklardan, bu hainlerden kurtaracağız" diye konuştu.

"İçlerinde kimlerin olduğunu biliyorsunuz, değil mi?" diye soran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bakıyorsunuz içlerinde Almanı, Fransız'ı, İngiliz'i, Hollandalı'sı var, gelmiş ve aralarına bulaşmış. Kimler, kimlerle el tutuyor görüyorsunuz. Bunlar, kandan hem de bizzat benim Kürt kardeşlerimin kanından besleniyorlar. Bunlar, en önce benim Kürt kardeşimi hedef alıyorlar. En önce benim Kürt kardeşimin hayatını karartıyorlar. Kürt kardeşimin evladını, zorla dağa çıkaran, gençleri birer ölüm makinesine dönüştüren bu karanlık yapıdır.

Hizmetleri engelleyen, şehirleri yakıp yıkan, hayatı Kürt kardeşlerime zehir eden bu terör örgütüdür. İşte Kürt kardeşlerimizi, bu kana susamış, insanlık düşmanlarından, gençleri kirli emellerine kurban etmekten çekinmeyen bu istismarcılardan hep beraber kurtaracağız.

Terör örgütü, gençlerin kanını alçakça dökerken, iplerini elinde tuttuğu siyasi parti her gün sokakları provoke etmeye, arsızca şiddeti meşrulaştırmaya çalışıyor. Allah aşkına, gençler soruyorum. Sevgili misafirler soruyorum. Bir siyasi partinin görevi, teröre perde olmak mıdır? Milletime, bir siyasi partinin görevi, acaba kendi etnik yapısında olan Kürt kardeşini öldürmek midir? Sırtını millet yerine terör örgütüne dayayan bir parti, parti olarak kalabilir mi? Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yer alan bir milletvekilinin görevi, ateşe benzin dökmek midir? Siyaset, teröriste siper olup, güvenlik güçlerini yalanla, iftira ile çarpıtmayla hedef almak mıdır? açık söylüyorum, kimin taşeronu olurlarsa olsunlar, nereye hizmet ederlerse etsinler, bu kiralık katillerle sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz."

"MİLLET ÖNÜNDE MAHCUP OLURLAR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "terör sevdalılarının milletin arasına nifak sokmasına asla fırsat vermeyeceklerinin" altını çizdi.

Türkiye'nin aydınları, yazarları, medyayı ve özellikle de siyasetçileri, sağduyulu ve sorumlu davranmaya davet eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sağ duyuyu telkin etmek yerine kışkırtmayı tercih edenler, millet önünde mahcup olurlar. Bu vatan bizim, bu ülke bizim, bu devlet bizim, hepimizin. Cinayetlere sessiz kalmak, caninin suçuna ortak olmaktır. Biz, ülkemize sevgi tohumları ekmenin, kardeşlik iklimini geliştirmenin mücadelesini veriyoruz. Bugüne kadar, hiçbir provokasyona, hiçbir tezgaha, hiçbir fitne girişimine fırsat vermedik ve vermeyeceğiz. Terör belasının, ülkemizin ayağına pranga olmasına müsaade etmeyeceğiz. Vakit, mezhep, meşrep, etnik kimlik siyasetiyle ayrışma değil, bir olma, beraber olma, iri olma, 78 milyonla kardeş olma vaktidir.

Sevgili gençler, şundan emin olun sizler, saflarınızı ne kadar sıkı tutarsanız, bunlar o kadar açığa çıkacaklar. Sizler, ne kadar kucaklaşırsanız, birbirinizi Allah için seversiniz, bunlar da o kadar boşluğa düşecekler. Daha önceki neslin yaşadıkları, çektikleri sıkıntılar, sizler için bir ibret vesilesi olarak ortada duruyor."

Herkesin son derece dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Kurulan bu tezgahı, hep birlikte bozmalıyız. Gençlik heyecanınızın size yanlış yaptırmasına, hukuktan, meşruiyetten ve hakkaniyetten saptırmasına asla izin vermeyeceksiniz. Çünkü sizler, sadece bugünümüzün değil, geleceğimizin de teminatısınız" diye konuştu.

Erdoğan, 2023 yılına, 2053 yılına, 2071 yılına gençlerle yürüneceğini ifade ederek, "Sizler, yeryüzünde çok az millete nail olmuş bir sorumluluğu, bir emaneti taşıyorsunuz. Siz, küçük meselelere takılıp kalamazsınız. Çünkü, siz tarih yazacak bir gençliksiniz. Bu gençlik, tarih yazacak. Bu sloganla çıktığınız yolda, sizin aydınlık ufkunuzu kimsenin karartmasına müsaade etmeyeceksiniz" şeklinde konuştu.

Sayfa Yükleniyor...