Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi'nde konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Meselelerin ve problemlerle ilgili çözüm yollarının tespiti elbette çok değerlidri. Fakat alınan kararların fiile geçmesi çok daha önemlidir. Benim kendime pusula olarak kıldığım 4 başlığım var. Oku, düşün, uygula, neticelendir. Burada yapılacak samimi tartışmalar neticesinde varılacak kararların mutlaka hayata geçirilmesi önem arzediyor. Gerekirse ayrı bir platform oluşturularak kurumsal yapı tesis edilerek bu zirveyle yakalanan ivmenin devam ettirilmesi gerekiyor. Zirvenin bu bakımdan da örnek olacağına inanıyorum. 

İslam dünyasının belli bölgelerinde ayrımı acımasızca yaşıyoruz. Öldüren de ölen de Allahu ekber diyor. Ölen de öldüren de Allah için diyor. Bunu anlamak mümkün değil. Bizim bunu yeniden ele alıp bu işi düzeltmemiz lazım. Müslümanlar arasında ayrılıkların, anlaşmazlıkların hatta kavgaların olması ne yazık ki kaçınılmaz hale geliyor. Bunu siyasette de yaşıyoruz. Bundan sıyrılamıyoruz. Dinimiz İslam, barış dini. İslam'da kardeşlik hukuku sıkıntılarına taraf olmayı da gerektirir. Müslüman yaşadığı hayatı bizatihi içinde olarak yaşayan, çalışmasıyla, eğitim öğretimiyle diğer insanlara örnek olan insandır. Müslüman çevresine güven aşılayan insandır. Bizlerin nerede olursak olalım hayatın içinde olmamız, aktif bir tavır sergilememiz gerekiyor. Kardeşlerimizden başlayarak sorun ve sıkıntılara müdahale etmemiz önem arzediyor. Kendi aramızdaki çatışmaları Müslüman olarak kendimiz çözmüyoruz. İslam'ın dışındakiler bunu çözüyor. Onlara kalınca işte varil bombaları yağmaya başlıyor. Bunun adı zaman zaman kimyasal silah, zaman zaman konvonsiyonel silah oluyor. Geçmişte anlaşma yapılmış, kimyasal silahlara karşı uluslararası kuruluşlar tavır koymalıymış. Neticesi ölüm olduktan sonra hangi silah olursa olsun suçtur. Kimyasal silahlarla 1000 kişi ölmüşse konvansiyonel silahlarla yüz binler öldü. Hiç bunu konuşmuyorlar, dile getirdikleri hep bu. 

"BİZ ASLA KABUĞUMUZA ÇEKİLEMEYİZ"

Katil sürülerinin terör eylemleri bize zarar vermesinin yanı sıra İslam karşıtı çevrelere dört gözle bekledikleri fırsatı da veriyor. Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa'da müslümanlara yönelik saldırılar devam ediyor. Müslüman kadınlar sırf başörtüsü taktıkları için tacize uğruyor, en önemli örneği Fransa. Bizim dinimizde ayrım yok. Sırf Müslüman oldukları için katledilen, evlerinden yurtlarından kovulan kardeşlerimiz var. Arakan'daki kardeşlerimizin durumuna baktım, 600 bin kişi ciddi sıkıntılar içinde yaşıyor. Sizler dünyanın farklı köşelerinde yaşayan Müslüman azınlıklar olarak bu sorunları bizzat tecrübe ediyorsunuz. Sizler İslam karşıtı dalgaya doğrudan muhatap olan insanlarsınız. Müslümanlar olarak bize düşen görev bellidir. Biz asla saldırılar karşısında sinemez, kendi kabuğumuza çekilemeyiz. 

"DÜNYA GÖRÜYOR AMA TAVRI YOK"

Müslüman ülkelerin liderleri dahi dünya beşten büyüktür tezini anlamış değil. Köleleştirme politikalarına onlar da alıştılar. Bir ülkenin iki dudağı arasındasın. Ne istiyorlarsa onlar yapıyor. Artık dünya ikinci dünya savaşının şartlarını yaşamıyor yeni bir dünya kurmamız lazım. Pek çok konuda dost ve müttefik bildiğimiz ülkelerin riyakarlığıyla karşılaşmaya devam ediyoruz. FETO örgütüne yönelik aldığımız tedbirler batı ülkeleri tarafından eleştiri konusu oluyor. 20 tane İsrail polisi 14 yaşında bir yavrumuzu alıyorlar aralarına sürükleye sürükleye getiriyorlar. Dünya bunu görüyor ama bir tavrı var mı yok. Ne yapacağız, susacak mıyız? Ya elimizle ya dilimizle ya da kalbimizle buğzedeceğiz. Filistinlilerin kameraların önünde kurşuna dizilmesine ses çıkarılmıyor. İslam ülkelerini azınlık hakları konusunda sıkıştıranlar Müslümanlara yönelik etnik temizlik faaliyetlerini görmüyorlar."