Son dakika haberi! Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Perşembe günü Türkiye açısından bir hayalin gerçeğe dönüşmesi yolunda tarihi bir adıma şahitlik ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin otomobil projesini hayata geçirecek girişim grubunda yer alan 5 babayiğidi kamuoyumuza tanıttık. Son bir asırda dünyada yaşanan büyük sıçrama dönemlerinin ilk üçünü kaçırmıştık. Geçtiğimiz 15 yılda ülkemizi getirdiğimiz seviye bizi dördüncü atılım dönemini yakalayabilmemiz konusunda fevkalade umutlandırdı. Türkiye'nin otomobil projesi işte bu dördüncü atılım döneminin adeta sembolü olacak, lokomotifliğini yapacak önemde görüyoruz" diye konuştu.

Bu tür yüksek teknolojiye dayalı projelerin kendi sektörleriyle birlikte çok geniş bir alanda etkiye yol açtıklarını bildiklerini ifade eden Erdoğan, "Düşük teknolojili, düşük katma değerli üretimden yüksek teknolojiye, tasarıma markalaşmaya dayalı üretime geçiş sürecimizde bu projenin çok önemli bir yeri olacaktır" dedi.

Ortak girişim grubunda yer alan firmaları da tebrik eden Erdoğan, "2019 yılında prototipini, 2021 yılında da ticari üretimini beklediğimiz Türkiye'nin otomobil projesinde kendilerine başarılar diliyorum. Aynı konuda bir süredir TÜBİTAK bünyesinde yürütülen çalışmaların tüm sonuçları da girişim grubumuzun istifadesine açıktır" diye konuştu.

Erdoğan, geçen cuma günü Manisa'da hem açılış törenlerine hem de AK Parti Genişletilmiş İl Divanı Toplantısı'na katıldığını anımsattı.

Toplu açılış töreni vesilesiyle Türkiye'nin kendi alanında en önemli tesislerinden olan, her biri 24 megavat gücüdeki iki jeotermal elektrik santralini de ülkeye kazandırdıklarını ifade eden Erdoğan, daha sonra "Türkiye'nin otomobili" projesinde yer alan Vestel firmasının akıllı telefon ve tablet fabrikası ile nikel kobalt tesislerinin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Erdoğan, 600 milyon liralık dev açılışı gerçekleştirerek istihdam noktasında ve bunun dışında yeni bir sürecin başlatılmasına vesile olduklarını belirterek, dün de İstanbul'da yeni Atatürk Kültür Merkezi Projesi'nin tanıtım törenine katıldığını anımsattı. Mevcut yapının yıkılıp, yerine, ülkenin şanına yakışır bir eser inşa edilmesi konusunda son aşamaya gelindiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların dışında pek çok kabul, görüşme, toplantıyla dolu bir haftayı geride bıraktıklarını anlattı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yerli otomobil, cep telefonu gibi yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin ülkemizde üretimine yönelik projeleri hayata geçirirken bunların tamamlayıcısı mahiyetindeki çalışmaları da ihmal etmiyoruz. Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız, dün itibariyle ithalat ve ihracatçılarımıza çok kolaylık sağlayacak bir sistemi devreye soktu. Bu sistemle, gümrüklerdeki eşyaların nerede olduğu, hangi işlemin yapıldığı, başka hangi işlemlerin yapılacağı, bunların ne kadar sürdüğü gibi bilgilerin tamamı cep telefonu veya bilgisayar üzerinden görülebilecek. Böylece hiçbir kişi ve kurumun, ihracatçılarımızın ve ithalatçılarımızın işlemlerini keyfi olarak geciktirme, sürüncemede bırakma, bilgi vermeme gibi yollara başvurma şansı kalmıyor. Geçmişte çok kötü bir nama sahip olan gümrüklerimizi, aldığımız tedbirlerle büyük ölçüde derleyip, toparlamıştık. Yeni sistem, artık her şeyin daha şeffaf, hızlı ve daha düşük maliyetle izlenebilmesine imkan sağlayacak. Zaman faktörünün, rekabetin en önemli unsurlarından biri haline geldiği günümüzde, bu sistem, ticaret erbabımıza çok önemli bir avantaj sağlayacak. Bunun yanında bakanlığımızın bir diğer önemli müjdesi de belli bir rakamın üzerinde ihracat yapan firmalara doğrudan kendi personeli aracılığıyla danışmanlık hizmeti sunacak olmasıdır. Sizlerin de gördüğü gibi durmak yok yola devam. Bu anlayışla çalışan, üreten, ihracat yapan, istihdam oluşturan herkesin yanındayız, yanında da olmaya devam edeceğiz."

"MİLLETİMİZİN GÜVENİNİ BOŞA ÇIKARMADIK"

Erdoğan, geçen cuma 3 Kasım 2002 seçimlerinin 15. yıl dönümü olduğunu anımsatarak, 14 Ağustos 2001'de kuruluşunu ilan ettikleri AK Parti'nin bu seçimlerde elde ettiği yüzde 34'lük oy oranıyla birinci parti olduğunu ve tek başına iktidara geldiğini söyledi.

Parlamentoda yüzde 63 çoğunluk elde ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Bu oran rahmetli Özal'ın 1983 ve 1987'de aldığı sonuçlardan sonra ülkemizin gördüğü en yüksek seçim başarısını ifade ediyordu. Milletimizin bize olan güvenini, teveccühünü boşa çıkarmadık ve hamdolsun oylarımızı sürekli yükseltirken, parlamentodaki oranımız da kendini korudu" diye konuştu.

Kuruluşundan bugüne partinin Meclis grubunda ve diğer organlarında görev alanları bir kez daha şükranla yad ettiğini, her birine ayrı ayrı teşekkürlerini sunduğunu dile getiren Erdoğan, ahirete irtihal edenlere de Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diledi.

"3 Kasım seçimleri ülkemizde yeni bir dönemin miladı olmuştur" ifadesini kullanan Erdoğan, "Türkiye'de artık hiçbir şey 3 Kasım 2002'den önceki gibi olmamıştır ve olmayacaktır. Krizlerin koalisyonların, kavgaların, pazarlıkların, vesayetin, yoklukların, artık dönem itibariyle sona erdiği 1990'ları Allah'ın izniyle bir daha milletime yaşatmayacağız" dedi.

"ÖNÜMÜZDE YENİ BİR İMTİHAN VAR"

Erdoğan, geçen 15 yılda Türkiye'ye kazandırdıkları esereler ve hizmetlerin sadece 1990'ların değil, Cumhuriyet döneminin tamamından daha büyük, etkin, yaygın bir yönetim anlayışının ifadesi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam ettı:

"Kaynakları yıllarca çarpık bir düzenin çarkları arasında insafsızca sömürülen milletimiz, kendi iktidarıyla birlikte adeta bir devrime imzasını atmıştır. Büyüyen, güçlenen, gelişen Türkiye'nin imkanları her bölgemizde her şehrimizde her haneye yatırım olarak hizmet olarak yönlendirilmiştir. Suyun akışını milletimize çevirdiğimiz için de her seçimde çok daha yüksek oy oranıyla iktidarımızı devam ettirdik. Şimdi önümüzde yeni bir imtihan var. Hizmet ve yatırım konusunda rüştünü ispat eden AK Parti, ülkemizin yönetim sistemini değiştirme konusunda da aynı başarıyı elde etmek mecburiyetindedir. Bu bakımdan 2019 seçimleri, ülkemiz ve partimiz için en az 3 Kasım seçimleri kadar kritik bir dönüm noktası olacaktır. 16 Nisan halk oylamasıyla adını koyduğumuz yönetim değişikliğini 3 Kasım 2019 seçimleriyle birlikte fiilen uygulamaya geçireceğiz. Ülkemizin yeni yönetim mimarisini oluşturmak için şimdiden çalışmaya başladık. Akşam Kadın Kollarımızın Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısındaydım. Gece geç saatlere kadar yaptığımız toplantıda, hanım kardeşlerimizin hazırlıkları, heyecanı şimdiden adeta sandık esaslı çalışmaya yönelik takındıkları tavır ve bilge kişilikleri, inşallah 2019'un sandık hakimiyetinin ne noktada olduğunu da çok açık ve net gösteriyor. Ak kadınlarımız, 81 vilayette inanıyorum ki 3 Kasım 2019'da çok daha farklı bir neticeyi kazanarak, ilan ederek, yeni bir değişimi dönüşümü ortaya koyacaktır."

Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimlerinin yıl dönümü dolayısıyla, bugünlere gelinmesinde emeği geçen herkese şükranlarını sundu.

Dünyadaki ve bölgedeki gelişmelerin, gelecek asrı biçimlendirecek köklü bir yeniden yapılanma sürecinde olunduğunu gösterdiğini belirten Erdoğan, Ortadoğu'daki gelişmelerin rastgele yaşanmadığına işaret etti.

Erdoğan, "Bütün bu gelişmelerin uzak, yakın bizi ilgilendiren boyutları vardır. Ve biz bütün bunları dikkate alarak çalışmalarımızı yürütüyoruz, tedbirlerimizi de şüphesiz ona göre alıyoruz, alacağız. Türkiye, Kurtuluş Savaşı'ndan bu yana belki de ilk defa bu kritik sürece, önceden yazılmış senaryolardaki rolünü kabul etmek yerine, kendi iradesini ortaya koyan bir pozisyonda girmiştir. Asıl olan, önemli olan budur" diye konuştu.

Son dört, beş yıldır yaşanan hadiselerin her birinin bu senaryoların Türkiye'ye dayatılmasının işaretleri olduğunu aktaran Erdoğan, milletin oynanan oyunu gördüğünü, tercihini kendi iradesiyle, gücüyle, maddi ve manevi birikimiyle biçimlendireceği büyük ve güçlü Türkiye'den yana kullandığını bildirdi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu süreçte terör örgütleri üzerinden ülkemiz hizaya getirilmeye çalışılmıştır. Toplumsal kaos oluşturma çabalarıyla başlayıp PKK, DEAŞ, FETÖ gibi kanlı terör örgütlerinin saldırılarıyla süren bu projeyi, devle-millet elbirliği ile hamdolsun boşa çıkardık. Yapılan her saldırı aynı zamanda terör örgütlerinin gerçek yüzlerini, gerçek niyetlerini ortaya çıkaran birer turnusol kağıdı işlevi görmüştür. Bugün artık milletimizin her bir ferdi biliyor ki PKK, sadece PKK değildir. Bu örgüt aslında ülkemize yönelik operasyonlarda kullanılan bir aparattır. Yine milletimiz biliyor ki DEAŞ, İslam'la uzaktan yakından ilgisi olmayan bölgemize yönelik projelerin hayata geçirilmesinde kullanılan eli kanlı katillerden oluşan bir sürüdür."

"BİZ BOŞUNA HAYKIRMADIK"

Milletin, FETÖ denilen ihanet çetesinin gerçek yüzünü daha 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminde teşhis ettiğini belirten Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin; bu teşhisin ne kadar doğru, bu ihanet çetesini başının ezilmesinin ne kadar gerekli olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu ifade etti.

FETÖ'ye ilişkin geçmişte yaptıkları uyarılara işaret eden Erdoğan, "Bizler, 'çocuklarınızı bunların okullarından alın' diye meydanlarda haykırdığımız zaman, boşuna haykırmadık. 'Sakın ha bunların bankasına paralarınızı yatırmayın, varsa paralarınızı çekin, alın' dediğimiz zaman boşuna bunları haykırmadık" dedi.

"AKILLILAR TÜRKİYE'Yİ TERK ETTİ, GİTTİ"

Erdoğan, yapılan uyarıları dikkate almayanların, şimdi bilerek yapmadıklarını söylediklerini aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"O zaman onların bankalarından veya bankasından parasını çekip almayanlar; şimdi yanımıza gelip 'Biz bunları bilerek yapmadık.' Neyi bilerek yapmadın ya Hepsini bilerek yaptınız. Arabanızı, dairenizi sattınız gittiniz oraya yatırdınız. Şimdi 'Bizim taksiratımız yoktu' diye ağlıyorsunuz. Kusura bakmayın, atı alan Üsküdar'ı geçti. Bunların hepsi biliniyor. Akıllı olanlar Türkiye'yi terk etti, gitti. Maalesef aklı yetmeyenler, burada tuzağa düştü. Bütün bunları söylemiş olmanın da rahatlığı içindeyiz. Çünkü söyledik. Diyorlar ki 'Bilmiyorduk, onun için gönderdik.' Yok şuydu, yok buydu. Hepsi hikaye. Ve neyi, nasıl götürdükleri, silahlı kuvvetlerimizde, polisimizde nasıl örgütlendikleri, bütün devletin kurumlarına nasıl sızdıkları; bütün bunların hepsi ortada. Şimdi ise artık tamamen temizlenme, toparlanma döneminin içindeyiz. Yargı ile birlikte hukukun kuralları neyi gerektiriyorsa, bunu sonuna kadar yapıp, yolumuza devam edeceğiz. Özellikle de bu devlet mekanizmasını bunlardan arındıracağız, temizleyeceğiz. Bu arındırma, temizleme olmadan devlet mekanizmamız rahat çalışamayacaktır."

"KIŞ MEVSİMİNE GİRİYORUZ, DURALIM DİYE BİR ŞEY YOK"

Türkiye'ye yönelik saldırıların diplomatik ve siyasi ayak oyunlarıyla, tezgahlarla, kumpaslarla da desteklendiğini belirten Erdoğan, terörle mücadele yönelik operasyonlara dikkati çekti.

Erdoğan, "Arkadaşlarımız kar kış demeden Hakkari'de, Tendürek'te, Cudi'de, Gabar'da sürekli olarak askerimizle, polisimizle, jandarmamızla, korucularımızla birlikte oralarda. Ve öyle; 'Kış mevsimine giriyoruz, duralım.' Yok böyle bir şey. Devam. Bütün komuta kademesi hepsi oradalar. Şu anda bütün siyasi kademelerimiz, bakanlarımız, komuta kademesi hepsi, işte bu hafta yine hepsi oralardaydı ve oradan kendileriyle irtibat halindeydik. Orada operasyonlar devam ediyordu" ifadesini kullandı.

Terörle mücadelenin aralıksız ve kararlı şekilde sürdürüleceğini vurgulayan Erdoğan, asla durmadan yola devam edeceklerini bildirdi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Durmayacağız. Üzerine, üzerine gideceğiz. Kimse alınmasın, gücenmesin. Kimse; 'Buralarda yok şöyleymiş, yok böyleymiş' demesin. Kusura bakmasınlar. Gideceğiz, bizim 1 şehidimizin kanı yüzlerce teröristin kanıyla ölçülemez. Bunu böyle bilsinler. Elbette çeşitli sıkıntılar yaşadık, ufak tefek de olsa yaralar aldık. Ama şunu unutmayın; Allah'ın yardımı ve milletimizin dirayetiyle tüm bu saldırıları boşa çıkarmakla kalmadık aynı zamanda çok daha güçlü ve kararlı bir şekilde hedeflerimize doğru ilerlemeyi sürdürdük."

Uygulanan gizli açık ambargoların, ayaklara takılan çelmelerin, hemen her konuda maruz kalınan ikiyüzlü tavırların Türkiye'yi sıkıntıya soktuğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu sıkıntılar sakalımızın tıraşı mesabesindedir. Buna karşılık biz asırlık bir planı bozarak onların kollarını buduyoruz. Türkiye'nin gücünü, milletimizin potansiyelini küçümseyen birileri ısrarla felaket tellallığı yapmaya devam ediyor. Varsın etsinler. Atalarımız ne diyor; 'Allah kısmet ederse bir kulun işini mermere geçirir dişini, Allah istemezse o kulun işini muhallebi yerken kırar dişini.' Tarih bize göstermektedir ki büyüklük öyle sadece topla, tüfekle, parayla, sayıyla olmuyor. Büyük olmak için önce koca bir yüreğe, sağlam bir imana, güçlü bir iradeye sahip olacaksın. Biz kutlu bir davanın yolunda tüm fertleriyle canını vermekte bir an bile tereddüt etmeyecek büyük bir bir millet olduğumuzu biliyoruz ve bunu 15 Temmuz'da görmüş olmanın da bahtiyarlığı içerisindeyiz. Biz kendi bekasıyla birlikte tüm kardeşlerinin, dostlarının, mazlumların ümidi büyük bir devlet anlayışının varisi olduğunu biliyoruz. Onun için yedi düvel üzerimizi gelse Rabiamızdan asla taviz vermeyeceğiz."

"KILIÇDAROĞLU ÖĞRENDİN Mİ?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Rabia'yı henüz anlamadığını, yavaş yavaş tekrar söyleyeceğini ve onun da öğreneceğini ifade eden Erdoğan, "Sonuna kadar tek millet, sonuna kadar tek bayrak, sonuna kadar tek vatan, sonuna kadar tek devlet diyeceğiz" dedi.

Kendilerine küfredenlere hukukun kapısını açtıklarını söyleyen Erdoğan, kendilerinin ise onlara sadece Rabia'yı öğrettiklerini dile getirdi.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Tek millet; Türk'ü ile Kürt'ü ile Lazı ile Çerkezi ile Gürcüsü ile Abazası ile 80 milyon Sünnisi, Alevisi tek millet. Var mı itirazın İki; tek bayrak; şehidimizin kanından rengini alan, bağımsızlığımızın ifadesi hilalle şehidimizin ta kendisi... Yıldızıyla bütünleşen bizim bayrağımız. Var mı itirazın 780 bin kilometrekare ile tek vatan. Var mı itirazın Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka herhangi bir oluşum tanımıyoruz. Var mı itirazın? Kılıçdaroğlu öğrendin mi? Oyunları boza boza, senaryoları yırta yırta hedeflerimize doğru ilerlemeyi sürdüreceğiz. İstiklalimiz ve istikbalimiz için giriştiğimiz bu seferi inşallah zaferle sonuçlandıracağız. Bu zafere inanıyoruz değil mi, bu zafere kilitlendik değil mi?"

"TAKKE DÜŞMÜŞ, KEL GÖRÜNMÜŞTÜR"

Erdoğan, Türkiye'niniçindeki ve dışındaki gelişmelerin, sorumluluklarının her geçen gün daha da ağırlaştığına işaret ettiğini söyledi.

Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu meseleler konusunda projesi olan, programı olan, fikir çilesi çeken bir ana muhalefet partisi olmayışının kendilerini üzdüğünü vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Siyasi rekabet bizi korkutmaz, tam tersine şevkimizi, gayretimizi artırır. Dünyada reform talep eden taraf muhalefet, mevcudu korumak isteyen taraf iktidar partileri olur. Bizde ise durum tam tersi. Biz 15 yıldır her alanda reform peşinde koşuyoruz, ana muhalefet partisi ise kendisine tek misyon olarak bunları engellemeyi görüyor. Bu parti çok partili hayata geçtiğimizden beri cumhuriyet, laiklik, çağdaşlık gibi kavramları kendisine siper etmiştir. Bu tavrıyla aslında tembelliğini, faşizan eğilimlerini, milletin değerlerine olan düşmanlığını saklamaya çalışan ana muhalefet partisinin foyası artık ortaya dökülmüştür. Eskilerin deyimiyle, takke düşmüş, kel görünmüştür. Kendi kifayetsizliklerini, kendi eksiklerini, kendi arızalarını bir kenara bırakıp AK Parti'nin yenilenme sürecini kendi ağızlarına pelesenk etmeleri bu parti yönetiminin yolun sonuna yaklaştığını gösteriyor."

"KENDİNDEN SONRA GELECEK KİŞİ İÇİN ÜÇ MEKTUP DA SEN HAZIRLA"

Erdoğan, yeni göreve başlayan bir sadrazamın masasının üzerinde bir not ve altında da üç zarf gördüğünü, notta "Başın sıkıştığında mektupları sırasıyla aç" yazdığını anlattı.

Sadrazamın, bir süre sonra halkın homurdanmasıyla sıkıntıya düştüğünü, aklına mektupların geldiğini ve ilkini de açtığını belirten Erdoğan, hikayeye şöyle devam etti:

"Mektubun içinde 'yapamayacak olsan bile sürekli vaatte bulun' diye yazmaktadır. Sadrazam vaatleri peşi peşine sıralamaya başlar ve biraz rahatlar. Ancak bir müddet sonra homurtular yine yükselince bu defa ikinci zarfı açar. Onun içinde de 'geçmiş yönetimleri suçla' diye yazmaktadır. Bir müddet de bu şekilde devam eden sadrazam, tekrar sıkıştığında sonuncu zarfa müracaat eder. Bu zarfta 'kendinden sonra gelecek kişi için üç mektup da sen hazırla' diye yazmaktadır. Ana muhalefet partisinin başındaki zatın elinde sadece sonuncu zarfın kaldığı anlaşılıyor. Çünkü önce 'başbakan olacağım' diye vaatte bulundu. Olamadı. Sonra değişim diyerek suçu eskiye yüklemeye çalıştı o da olmadı. Şimdi sıra kendisinden sonra partisinin başına gelecek kişiye bırakacağı zarfları hazırlamaya geldi.

'Bal, bal diyerek ağız tatlanmaz' der atalar. Bunu öğren. 'Başbakan olacağım' diyerek başbakan olunmaz, 'değişim' diyerek de değişim gerçekleşmez. Konunun uzmanları iyi bilir, hep aynı şeyleri yaparak her defasında farklı sonuçları elde etmeye çalışmak akıl sağlığıyla ilgili bir soruna işaret eder. Bunun için önce zihniyetinizi, sonra yöntemlerinizi değiştirmeniz lazım. Ana muhalefet partisinde ne zihniyete ne de yöntemlere dair bir değişiklik işareti gözükmüyor. 20 yıl önce ne diyorlarsa bugün de aynısını söylüyorlar, 10 yıl önce ne yaptıysalar bugün de aynısını yapıyorlar. Halbuki ne dünya o dönemin dünyası ne de Türkiye o yılların Türkiye'si."

"AK PARTİ AİLESİ ÖYLE BÜYÜK BİR AİLEDİR Kİ..."

Milletten aldıkları işaretle hizmet ve siyaset anlayışını sürekli geliştirdiklerini, güncellediklerini ve değiştirdiklerini belirten Erdoğan, millet ile çıktıkları yolda yine milletle birlikte daha iyisi, daha güzeli ve daha fazlası için yürümeye devam ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bu bayrak yarışında gerek teşkilatlarımızda gerek belediyelerimizde ayrılan arkadaşlarımıza hizmetleri için teşekkür ediyorum. Görevi devralan arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum. AK Parti ailesi öyle büyük bir ailedir ki her an, herkese, her yerde ihtiyaç duyulabilir. Kimse gücenmeyecek çünkü biz sürekli güncellenen, sürekli yenilenen ve güncellendikçe çok daha farklı bir hizmet imkanını yakalayan bir partiyiz. Dolayısıyla görevlerini devreden arkadaşlarımız bu büyük aile içinde çalışmaya, emek vermeye, proje üretmeye devam edeceklerdir. Görevlerine devam eden arkadaşlarımızdan yeni bir heyecanla yeni bir şevkle daha büyük hizmetler bekliyoruz. Yeni göreve gelen arkadaşlarımızın da tüm enerjilerini, tüm birikimlerini, tüm maharetlerini ortaya koyarak farklarını göstereceklerine inanıyorum."

Erdoğan, geniş bir heyetle ABD'ye giden Başbakan Binali Yıldırım'ın bu haftayı ABD'de çeşitli kurumlarla görüşmeler yaparak geçireceğini ifade ederek, "İnşallah sonuçları hayırlı olur" dedi.