Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Gümüşhane 6. Olağan İl Kongresi'ne katılarak, partililere hitap etti. 

Konuşmasına, "Gümüşhanevi Hazretlerinin diyarı" diyerek başlayan ve tüm partilileri selamlayan Erdoğan, partilileri heyecan içerisinde görmenin kendileri için bir iftihar vesilesi olduğunu ifade etti.

Erdoğan, yaklaşık üç yıllık bir aranın ardından tekrar Gümüşhane'de bulunmanın memnuniyeti içerisinde olduğunu dile getirerek, 16 Nisan halk oylamasında verdikleri yüzde 75'i aşkın orandaki "evet" oyu için Gümüşhanelilere şükranlarını sundu.

Gümüşhane'nin bu sonuçla Türkiye genelinde dördüncü sırada yer aldığını ve cumhurbaşkanı seçiminde de benzer bir oranla üçüncü sırada olduğunu anımsatan Erdoğan, beldeler sıralamasında ise cumhurbaşkanı seçiminde birinci olan Gümüşgöze beldesinin yüzde 96,5 ile dokuzuncu sırada yer aldığını söyledi.

Erdoğan, "Çünkü bu defa çıtayı yüzde 99,8'e kadar çıkartan beldelerimiz oldu. Aslında Gümüşhane genel olarak oy oranını muhafaza etti ama daha iyi çalışıp ileriye geçen şehirlerimiz bulunuyor. Önümüzdeki seçimde Gümüşhane'nin üçüncülüğü, dördüncülüğü bir kenara bırakıp birinciliği hedefleyeceğine inanıyorum" diye konuştu.

"Şimdi size bir türkü söylemem lazım" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gençler, o meşhur Gümüşhane türküsünde ne diyor? 'Dut dibine yaslanırlar…' Anladılar… Hadi gerisini de siz söyleyin bakalım. 'Çise vurur ıslanırlar, elma ile beslenirler Gümüşhane güzelleri'. Evet, Gümüşhane'nin tüm güzel gençlerine, tüm güzel insanlarına buradan selamlarımı gönderiyorum. Desteğiniz, itimadınız, ahde vefanız, ülkemizin ve milletimizin geleceğine sahip çıkmada gösterdiğiniz kararlılığınız için bir kez daha her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Bu vesileyle Gümüşhane'nin yetiştirdiği iki kıymetli isme 87 yıllık ömrünü ilme vakfeden Lütfü Doğan hocamıza ve 81 yıllık hayatını memlekete hizmete adayan Mahmut Oltan Sungurlu abimize hasseten selamlarımı iletiyorum."

Kongrenin hayırlar getirmesini temenni eden ve kuruluşundan bugüne kadar il teşkilatlarında görev yapanlara şükranlarını sunan Erdoğan, ahirete irtihal etmiş olanlara da Allah'tan rahmet diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu eski milli halterci Naim Süleymanoğlu'na Allah'tan rahmet dileyerek, "Daha nice nice Naim Süleymanoğlu inşallah bu ülkemizde yetişsin ve onlarla dünyada gerçekten nam salalım" dedi.

Rize ile başlattıkları il kongrelerini Bayburt ve Gümüşhane ile bugün devam ettirdiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İnşallah bu şekilde illerimizin tamamının kongrelerini gerçekleştirecek ve önümüzdeki yılın sonbaharında, inşallah fevkalade bir durum olmazsa şubat ayının sonuna kadar bütün kongreleri bitirerek büyük kongremizi yapacak ve yolumuza devam edeceğiz. AK Parti her zaman olduğu gibi bu süreci de değişim, yenilenme, daha iyi hizmetler için enerji tazeleme vesilesi haline getirmiştir. Biz ne dedik, 'Niyet hayır, akıbet hayır', yola böyle çıktık. Bu yolda aynı ihlasla, aynı samimiyetle devam ediyoruz. Rabbim bizleri yolundan ayırmasın, Rabbim bizlere ülkemize ve milletimize çok daha büyük hizmetler verme imkanı, basireti, azmi, gücü versin."

Gümüşhane'nin nüfusu az illerden olmasına rağmen siyaset, iş dünyası, ilim, kültür ve sanatta oldukça önemli isimler yetiştirmiş bir şehir olduğuna dikkati çeken Erdoğan, tarihi, kültürel ve tabii zenginlikleriyle Gümüşhane'nin çok daha iyi bir yerde bulunmayı hak ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de bu anlayışla 15 yıllık sürede Gümüşhane'ye çok önemli hizmetler kazandırmanın çabası içerisinde olduklarını ifade ederek, Gümüşhane Üniversitesinin 20 bini bulan öğrenci sayısıyla sadece bölgenin değil, Türkiye'nin en önemli yüksek öğretim kurumlarından biri olma yolunda ilerlediğini belirtti.

Erdoğan, bugüne kadar 4 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip yurtlarla öğrencilerin kalacak yer meselesini çözmeye çalıştıklarını, şimdi de 2019 yılına kadar bin 500 kişilik iki yeni yurt kazandırmanın hazırlığı içerisinde olduklarını kaydetti.

Zigana Tüneli'nin şehrin ulaşım sorununa köklü bir çözüm getireceğini belirten Erdoğan, Trabzon yolunun rakımını bin 750 metreden bin 250 metreye düşürecek, mesafeyi de 10 kilometre kısaltacak tünelin, Doğu Karadeniz limanlarını Gümüşhane üzerinden Anadolu'ya bağlayacağını söyledi.

Erdoğan, 2019 seçimi öncesinde söz konusu tüneli hizmete açma arzusunda bulunduklarını dile getirdi.

Havalimanı projesine de değinen Erdoğan, Gümüşhane ve Bayburt'a hizmet verecek, yılda 2 milyon yolcu kapasiteli proje ve ihale hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğunu bildirerek, bir ay içerisinde ihalenin yapılacağını ve seçim öncesi bitirmek istediklerini de vurguladı.

Erdoğan, Gümüşhane'nin 15 yıl önceki ve şimdiki hali arasındaki farkları anlatarak, kayak tesislerinden arıcılığa, elma bahçelerinden madenlerine kadar pek çok nadide değeri bünyesinde barındıran şehrin en büyük eksikliğinin "imar meselesi" olduğunun altını çizdi.

Aslında ülkedeki pek çok şehrin sorunu olan imar çarpıklıklarının, Gümüşhane'yi de pençesine almış olmasından dolayı üzüntü duyduğunu belirten Erdoğan, "Belediye başkanımızdan rica ediyorum, ihmalkar davranmayalım. Şehri saran çirkin yapılaşmayı bir an evvel önleyecek ve ortadan kaldıracak bir imar anlayışını derhal Gümüşhanemize hakim kılmamız lazım. Yerel mimariyle Sayın Başkan, bu işi özdeş hale getireceğiz. Gümüşhane'nin yerel mimarisi neyse, Gümüşhanemizde de bunu yapacağız. Başkan, bundan taviz olamaz, olmamalı" diye konuştu.

Erdoğan, sorumluluk sahibi tüm kurumları bu konuda hareket etmeye çağırdı.

"BUGÜN DE BENZER BİR HOYRATLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Türkiye'yi büyütmek, güçlendirmek, kalkındırmak ve zenginleştirmek için çalıştıklarını, diğer taraftan da ülkenin ve milletin bekasına yönelik tehditlerle canhıraş bir mücadele içinde bulunduklarını dile getirdi.

Dünya düzeninin belki her zaman sorunlu olabileceğine ama şu anda çok daha çarpık bir işleyişle karşı karşıya kalındığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazı ülkeler, tüm dünyayı kendi tapulu mülkleri gibi görüp, istedikleri gibi kural koyma ve çiğneme hakkına sahip olduklarını sanıyorlar. Halbuki şöyle tarihe bir baktığımızda nice tiranların, nice firavunların, nice zalimlerin aynı hissiyatla hareket ederek hem kendilerinin hem de bölgelerinin mahvına sebep olduklarını görüyoruz. Bugün dahi sırlarını henüz tam olarak keşfedemediğimiz nice parıltılı medeniyet, öldürmekten ve yıkmaktan başka meziyetleri olmayan güçler tarafından ortadan kaldırılmıştır. İran'daki, Irak'taki, Suriye'deki, Mısır'daki, Kuzey Afrika'daki, Endülüs'teki, Güney Asya'daki, Güney Amerika'daki medeniyetlerin yıkılışlarına bakarsanız hep benzer hikayeleri görürsünüz.

Ama daha dikkat çekici olan, kadim medeniyetleri yıkan güçlerin hiçbiri de dünya tarihinde kalıcı olmamışlar, kısa sürede ya yok olup gitmişler ya da kendi kabuklarına çekilmişlerdir. Bugün de benzer bir hoyratlıkla karşı karşıyayız. İnsanlığın kadim dertlerinden arta kalan bir avuç miras, yine hoyrat bir istilacı güç tarafından hedef alınmıştır. Ülkemiz de bu hedeflerden biridir."

Mehmet Akif Ersoy'un "Kıssadan Hisse" isimli şiirinden "Tarihi 'tekerrür' diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?" dizelerini anımsatan Erdoğan, "Kulaklarımıza küpe etmemizi gerektiriyor. Evet, geçmişte yaşadıklarımızdan ibret alıyor ve geleceğimizi kendi arzu ettiğimiz istikamette biçimlendirmek için çalışıyoruz" dedi.

"TÜRKİYE, ADIMINI İLERİ ATMASI GEREKEN GÜNLERDEN GEÇMEKTEDİR"

Erdoğan, Osmanlı'nın son döneminin ve Kurtuluş Savaşı'nın büyük kahramanlarından şehit Deli Halid Paşa'ya atfedilen bir hikayeyi aktarmak istediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Anadolu'da atın iyisine 'doru', yiğidin iyisine 'deli' derler. Deli Halid Paşa'nın namı da akıl noksanlığından değil, yiğitliğinden geliyor. Ülkemizin düşman işgali altında inim inim inlediği günlerde anası, Deli Halid Paşa'ya der ki; 'Oğlum, nedir Müslümanların, din kardeşlerimizin bu zalim gavurlardan çektikleri, bu zulümler ne zaman bitecek?'

Deli Halid Paşa, üzüntülü bir şekilde cevap verir; 'Ana ne yapayım? Kılıcım kısa.' Bunun üzerine anası şöyle der; 'Kılıcın kısaysa, adımını ileri at.' Evet, bugün Türkiye adımını ileri atması gereken günlerden geçmektedir. Gençler, kılıcımız da, Allah'a şükür, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki kadar kısa değil, bize göre önemli olan karşımızdaki güçlerin azameti değil, kendi mücadele azmimizin büyüklüğüdür."

Erdoğan, Türkiye'nin milleti, devleti, tarihi, bugünü ve geleceğiyle büyük bir ülke olduğunu vurguladı. 

Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Kurtuluş Savaşı'na, 15 Temmuz'a kadar karşıdakilerin cesametine değil kendi cesaretlerine ve hedeflerine ulaşma konusundaki kararlılıklarına baktıklarını anlatan Erdoğan, bugün de öyle yaptıklarını söyledi.

Erdoğan, meselenin sadece ileriye doğru adım atmak değil, aynı zamanda bunu doğru zamanda yapmak olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cengiz Han, Anadolu'yu yerle bir edip ilerlerken bir şehri kuşatır ve teslim alır. Şehre giren Cengiz Han eli silah tutan genç, yaşlı tüm erkekleri bir araya toplayarak kendi mezarlarını kazmalarını ister. Bu sırada bir ihtiyar yalvar yakar Cengiz Han'ın yanına yaklaşır. 'Şurada mezarını kazan 20 yaşındaki delikanlı benim oğlumdur, daha çok gençtir, ne olur onu affedin.' diyerek gözyaşları içinde Cengiz Han'ın ayaklarına kapanır. Cengiz Han, 'Affetmem ihtiyar, çünkü sen, oğlun kendi mezarı başındayken ağlıyorsun ama vatanın uçurumun kenarındayken sadece seyretttin' der. Biz bugün vatanımız uçurumun kenarındayken seyretmeyeceğiz ki yarın kendi evlatlarımızı kaybederken mezarlarının başlarında ağlamayalım. Masa başında ülkemizle ve bölgemizle ilgili yapılan hesapları, çizilen haritaları bir asır önce nasıl yırtıp attıysak, bugün de Allah'ın yardımıyla aynı şekilde paçavraya çevireceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi istedikleri gibi evirip çevirebileceklerini sananların, uydu devletler ile karıştıranların gerçekleri yavaş yavaş görmeye başladıklarını ifade etti.

''PARYA MUAMELESİ GÖRDÜK, SESİMİZİ ÇIKARMADIK"

Bu kişilerin durmayacağını ancak kendilerinin de durmayacağını, önce 2023 hedeflerine ulaşacaklarını, ardından 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçireceklerini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bugüne kadar milletimize, hep aman kimseyi ürkütmeyelim, başımıza bassalar bile herkesle iyi geçinelim, bir yanağımıza tokat atıldığında karşılık vermek bir yana, öte yanağımızı çevirelim dendi. İşte bu telkinler sebebiyle darbeler yapıldı. Sesimizi çıkarmadık, ülkemizi kriz, faiz oyunlarıyla soyup soğana çevirdiler. Sanayimizi, ticaretimizi, teknolojik alt yapımızı, üretimimizi, ihracatımızı, istihdamımızı geliştirecek adımlar engellendi, sesimizi çıkarmadık. Bunlar da yetmedi kendi vatanımızda parya muamelesi gördük, sesimizi çıkarmadık. Sandılar ki bu millet artık öldü, bitti, kül oldu. Halbuki Türk milleti binlerce yıldır olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır. 15 Temmuz bunun en büyük ispatıdır."

"PKK NEYSE BUNLAR DA ODUR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, F-16'lar, helikopterler, tanklar ve toplarla halkın üzerine gelindiğini, genç yaşlı herkesin o bombalardan kaçmadığını, şehadete yürüdüklerini dile getirdi.

Bombaların, tankların üzerine yürüyenlerin "Ölüm haktır, şehadet makamdır." inancına sahip olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "O Feto denilen kahpenin arkasından gidenler, hepsi kaçacak delik aradılar. Şimdi bir kısmı cezaevinde, bir kısmı yurt dışına kaçtılar gittiler. Bitti mi Bitmedi, inlerine inlerine gireceğiz, kovalayacağız. PKK neyse bunlar da odur, farkı yok" ifadelerini kullandı.

Hüseyin Nihal Atsız'ın, "Kahramanların Ölümü" şiirinden, "İnsan büyür beşikte, mezarda yatmak için. Ve kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için..." dizelerini okuyan Erdoğan, bu yurdu yaşatmak için 80 milyon kahramanın olduğuna dikkati çekti.

''ENERJİ VE ZAMANIMIZI ÖYLESİNE HOYRAT KULLANDIK Kİ..."

Milletlerin tarihteki yürüyüşlerinin hem uzun hem de iniş ve çıkışlarla dolu olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bazı dönemler vardır ki hem insanların hem de milletlerin hayatında çok önemli dönüm noktalarını ifade eder. Türkiye olarak böyle bir süreçten geçtiğimize inanıyorum. Hep birlikte hem kendimiz hem de dostlarımız için yep yeni bir gelecek inşa ediyoruz. Her inşa gibi bu da meşakkatli ve zorluklarla doludur. Aynı zamanda bu süreç çok çalışmayı, mücadele etmeyi, risk almayı gerektirir. Kurtuluş Savaşımız ve ardından kurduğumuz cumhuriyetimiz son 200 yıldaki en büyük başarımızdı ancak cumhuriyet tarihimiz boyunca o kadar çok fırsat kaçırdık, enerji ve zamanımızı öylesine hoyrat kullandık ki üzülmemek elde değil. 2000'li yıllara geldiğimizde bulunduğumuz yer ile olmamız gereken yer arasındaki makas gerçekten çok açılmıştı. AK Parti olarak 15 yıl boyunca büyük bir gayretle çalışarak bu farkı nispeten kapattık."

Erdoğan, zor olanın orta gelir seviyesini geçerek üst gelir grubuna çıkabilmek olduğunu, bir süredir ülkeyi bu orta gelir tuzağında çıkartıp dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri haline getirmenin mücadelesini verdiklerini söyledi.

Türkiye'nin dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefinden, kendi uçağını, Silahlı İnsansız Hava Aracını (SİHA), İnsansız Hava Aracını (İHA) yapmasından rahatsız olanların bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Yapacağız. İsteseniz de istemeseniz de yapacağız, yaptık ve yapıyoruz" ifadesini kullandı.

Erdoğan, 2010'dan sonra, özellikle de 2013'ten itibaren Türkiye'ye yönelik gözle görülür bir siyasi, diplomatik, ekonomik hatta askeri taarruz başladığını belirterek, Türkiye'nin 2002-2013 arasındaki performansıyla devam etmesi durumunda, sadece 2023 hedeflerine çok daha erken ulaşmakla kalmayıp, bölgesel güç konumundan küresel güç konumuna da geçmiş olacağını dile getirdi. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizi, 17-25 Aralık gibi sofistike operasyonlarla, Gezi gibi toplumsal tahriklerle, çukur eylemleri gibi bölücü provokasyonlarla, DEAŞ saldırıları gibi sinsi yöntemlerle durduramadıklarını görenler işi 15 Temmuz'a kadar vardırdılar. FETÖ davalarındaki soruşturmalar ilerledikçe görüyoruz ki karşımızdaki yapı öylesine ince bir planla kurgulanmış ki bu örgütün bizim insanlarımızın eseri olması mümkün değil. Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet. Böyle bir yapı. Tıpkı bir matruşka gibi açtığınız kapının ardından yeni bir kapı karşınıza çıkıyor. Tıpkı bir labirent gibi girdiğiniz hiçbir yol sizi asıl faillere götürmüyor. Bir yerlerde tıkanıyor, kalıyor."

Dünyadaki en azılı terör örgütlerinde görülebilen bu karmaşık organizasyon yapısının, FETÖ'nün gerçek amacını çok daha iyi anlattığına dikkati çeken Erdoğan, "Kendilerini hala bu ihanet şebekesine kullandırtanlar şunu iyi bilsinler; bu alçak yapının mensubu olarak kalmayı tercih edenlere acımaktan başka elimizden gelen bir şey yoktur ama şunu da unutmayın acırsanız, acınacak hale gelirsiniz'' değerlendirmesinde bulundu.

"DEAŞ neyse PYD odur, PYD neyse FETÖ odur, FETÖ neyse DEAŞ odur. Hepsi de aynı fabrikada üretilmiş, sadece ambalajları ve etiketleri farklı. Bu terör örgütlerinin aynı amaca hizmet ettiklerini anlamak için öyle allame falan olmaya gerek yok." diyen Erdoğan, her şeyin ortada olduğunu vurguladı.

''AYNI GÜCÜN KULLANDIĞI ARAÇ"

Erdoğan, DEAŞ ile PYD'nin Rakka'da anlaşmasının, FETÖ ile PKK'nın Türkiye'deki yoldaşlığının, bunları tedavüle sokan ve yöneten gücün amacını gayet iyi anlattığını söyledi.

Adana'daki MİT tırları hadisesiyle, "Türkiye'yi DEAŞ'a yardım ediyor" bahanesiyle uluslararası alanda yargılamaya kalkanlara çanak tutanların da birbirinden farkının olmadığının altını çizen Erdoğan, şöyle konuştu:

"İster etnik milliyetçilik histerisiyle, ister mezhep bağnazlığıyla, ister ideolojik saplantıyla bu oyuna destek veren herkes, aynı gücün kullandığı bir araç haline gelmiş demektir. Biz, işte böyle olmayı reddettiğimiz için bunca saldırıya maruz kalıyoruz. Hiç kimse kusura bakmasın, Cumhuriyet döneminde defalarca yapılmış olan bir hatayı biz bugün tekrarlamayacağız. Kendi ikbalimiz uğruna ülkemizin ve milletimizin geleceğini feda etmeyeceğiz. Tehditlere boyun eğip, istiklalimizi ve istikbalimizi tehlikeye atmayacağız. Milletçe ya adam gibi yaşayacağız ya da adam gibi mücadelemizi verip, neticesine katlanacağız."

"AK PARTİ'NİN SORUMLULUĞU KIYAMETE KADAR"

Erdoğan, terörle mücadelede, sınır ötesi operasyonlarda, 15 Temmuz'da verilen şehitlere, bu uğurda gazi olanlara borcu başka türlü ödeyemeyeceklerini dile getirerek, AK Parti'nin millete karşı sorumluluğunun seçime kadar değil, kıyamete kadar olduğunu ifade etti.

Bunun için her seçimin kendileri için büyük bir imtihan olduğunu belirten Erdoğan, seçimleri güven tazelemenin, sürekli hedef büyütmenin vesileleri olarak gördüklerini anlattı.

Ülkenin içinden geçtiği kritik dönemin 2019 seçimlerine daha fazla önem verilmesini, hassasiyet gösterilmesini gerektirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilerden şimdiden bu seçimler için çalışması talimatını verdi.

Erdoğan, şehir dışında yaşayan çok sayıda Gümüşhaneli bulunduğuna dikkati çekerek, "telefon diplomasisiyle" onlarla görüşülmesini ve konunun önemine ilişkin uyarılmalarını istedi.

"KAPI KAPI DOLAŞARAK HEDEFLERİMİZE ULAŞACAĞIZ"

"Milletimizin her bir ferdine ulaşıp bugüne kadar ne yaptığımızı, şu anda neyle uğraştığımızı ve gelecekte nereye varmak istediğimizi teker teker anlatmalıyız" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların başarılması durumunda mahalli idareler, milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sıkıntı yaşanmayacağına yönelik inancını dile getirdi. Erdoğan, şunları söyledi:

"Biz kendimizi doğru şekilde anlatmadığımızda birileri kendi yalanlarıyla, iftiralarıyla, çarpıtmalarıyla milletimizin kafasını bulandırmaya çalışıyor. İnşallah hep birlikte buna meydan vermeyeceğiz. AK Parti olarak, ana kademe teşkilatlarımız olarak, kadın kollarımızla, gençlik kollarımızla çok çalışarak, kapı kapı dolaşarak hedeflerimize ulaşacağız. Çünkü çalışmadan netice yok."

Cumhurbaşkan Erdoğan, salondakilere, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız" ifadelerini söyledikten sonra konuşmasını, "Beraber yürüdük biz bu yollarda" şarkısının sözleriyle tamamladı.