Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'da, Serdivan Spor Salonu'nda düzenlenen AK Parti Sakarya 6. Olağan İl Kongresi'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, katılımcılar ile Sakarya'nın ilçeleri ve mahallelerindekileri selamladı.

Bolu'daki kongrede de salonun içi ve dışının tıklım tıklım olduğunu ifade eden Erdoğan, dışarıda salondakilerin en az iki misli Sakaryalı'nın bulunduğunu, onları selamlayarak içeriye girdiğini anlattı. 

Erdoğan, "Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece" dedikleri gibi durmadan gece gündüz yola devam ettiklerini dile getirerek, dün önce Mersin'e gittiğini, ardından Antalya'ya geçtiğini, orada da bambaşka bir havanın olduğunu söyledi. 

Bosna Hersek, Kosova, Arnavutluk, Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Batı Trakya, Kırım, Bulgaristan ve Romanya'daki kardeşlerine de selam ve sevgilerini gönderen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sakarya'nın kardeşi Saraybosna'ya, Üsküp'e, İskeçe'ye, Gümülcine'ye, Kırcaali'ye, Prizren'e, Priştine'ye, Mostar'a muhabbetlerimizi iletiyoruz. Gönlünü ve gözünü ülkemize kilitlemiş yurt dışındaki tüm kardeşlerimize bizim için Türkiye'nin başarısı için dua eden tüm mazlum ve mağdurlara sizlerin aracılığıyla selamlar gönderiyoruz. Her zaman söylüyorum. Bizim fiziki sınırlarımız başkadır, gönül dünyamızın sınırları bambaşkadır. Türkiye'nin anlamı 780 bin kilometrekarenin katbekat fevkindedir. Kalbimizin bir yarısı İstanbul, Diyarbakır, Trabzon, Antalya, İzmir ise diğer yarısı Halep'tir, Kerkük'tür, Kudüs'tür, Sancak'tır, Buhara'dır, Urumçi'dir. Biz Edirne'nin, Yozgat'ın, Erzurum'un meselesiyle hemhal olduğumuz kadar Kırım'daki, Kafkasya'daki, Türkistan'daki, Afrika'daki, Güney Asya'daki kardeşlerimizin sıkıntılarıyla da dertleniyoruz. Ülkemiz ve milletimiz için çalıştığımız kadar dünyanın dört bir yanındaki ezilenler için de mücadele veriyoruz."

"BİZ ÇIKARLARI İÇİN DÜNYAYI AYAĞA KALDIRANLARDAN OLMADIK" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erdem Bayazıt'ın, "Yüreğim usul usul vuruyor Kafkasyalım/Namludan yeni çıkmış sıcacık kurşun gibi/Dağlılar dağlar gibi ormanlar ordu gibi ağaçlar asker gibi/Bir şimal rüzgarı değil bir Şamil fırtınası/Tutsaklık haritası değil bir zafer coğrafyası/Can pazarında Azerbeycan'da/ Bir türkü işliyor nakışını kalbimin üstüne/ Kurban olayım ayına ayına yıldızına/Bir ucundan dünyanın öbür ucuna/Kan olup dolaşan damarlarımda/Arabistan'da Pakistan'da Türkistan'da" dizelerini okuyarak, gönül coğrafyasının her köşesini kucaklayan cihanşümul bir aşkın tutkunları ve dünyaya sevdalı olduklarını kaydetti. 

Milletle beraber tüm insanlığın huzuru ve esenliği için mücadele eden bir davanın neferleri olan gençleri de selamlayan Erdoğan, "Biz birileri gibi sırf çıkarları için dünyayı ayağa kaldıranlardan olmadık. Biz petrol, altın, elmas için coğrafyamızı kan gölüne çevirenlerden de asla olmadık. Biz binlerce kilometre öteden gelip insan hakları adına insana kıyanlardan, terörle mücadele adına teröristlere destek verenlerden olmadık. Biz 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' diyen bir medeniyetin temsilcileriyiz. Biz herkes için adalet istiyoruz. Hürriyet istiyoruz, herkes için emniyet, istikrar, güven istiyoruz. Biz sömürünün olmadığı, bebek cesetlerinin sahile vurmadığı, Akdeniz'in karanlık sularının onbinlerce masum için kabristana dönüşmediği daha merhametli dünyanın mücadelesini veriyoruz. Biz Gazze'de, Doğu Guta'da top oynayan çocukların savaş uçakları tarafında vahşice katledilmediği bir bölgenin hayalini kuruyoruz" diye konuştu. 

Erdoğan, hiç kimsenin ötekileştirilmediği, baskı zulüm, işkence görmediği dünyaya kavuşmasının kavgasını verdiklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bizim mücadelemiz ikbal değil, istikbal mücadelesidir. Bizim kavgamız çıkar değil, hak ve adalet kavgasıdır. AK Parti'ye gönül veren, bu kutlu çatı altında hizmet eden her bir yol arkadaşımın hedefi, gayesi, evet, kızılelması budur. Unutmayın bizim kızılelmamız sonu belli olan değil, bizim kızılelmamız ilayı kelimetullahtır. İnşallah son nefesimize kadar yılmadan, yorulmadan, zorluklar karşısında asla pes etmeden bu mücadeleyi sürdüreceğiz. İşte neredeyiz bugün? Afrin'de. Niye, işgal için mi? Toprak almak için mi? Hayır. Ülkemizi taciz eden teröristler var ya işte biz o teröristleri kovalıyoruz. Zannediyorum şimdi herhalde 3 bin 500'e ulaşmıştır ama buraya gelmeden önce rakam 3 bin 300'dü, etkisiz hale getirdiğimiz teröristler. Komutana sordum, 'İhtiyaç var mı?' dedim. Dedi ki şu anda hamdolsun iyi gidiyoruz. İhtiyaç olduğu anda hemen bir sefer görev emri çıkarırız, önce ben, sonra hep birlikte yola koyuluruz. Her şeyimiz hazır, her an hazırız. Ölmeye de evelallah bu teröristleri öldürmeye de. Çünkü ölümü korkutmayan ölemez, önce ölümü korkutacağız. Ölümü korkuttuğunuz anda size ölüm hiç bir şey yapamaz."

Erdoğan, Bakara Suresi'nin "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız" ayetini okudu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Osmanlı Tokadını Unutma" yazılı pankartın açılması üzerine gençlerin Osmanlı tokadını iyi attığını ancak dün beraber yürüdüklerinden bazılarının Osmanlı tokadını henüz anlayamadığını, onların anlayıp anlamamasının önemli olmadığını, kendilerinin işlerine baktığını söyledi.

Osmanlı tokadını sadece Afrin'deki 3 bin 300 teröristin yemediğini, onların dışında da bazılarının yediğini ifade eden Erdoğan, "Tabi bildiklerimiz çok ama bu bildiklerimizi kağıda dökeceğimiz zamanlar da gelecek. Sabreden kimse evelallah zaferi yakalar, oraya da ulaşır" dedi.

Erdoğan, Şerife Bacıları, Nene Hatunları selamladığını belirterek, şöyle devam etti:

"Önümüzde ne var mart var, 2019 Mart. Kadın kollarımız, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Üniversitelerdeki bütün arkadaşlarımıza, özellikle onlara bu meseleleri anlatmaya var mıyız; gençler bir de sizi göreyim, gençler üniversitede, lise son sınıftaki bütün arkadaşlarınıza ulaşmaya... Onlara 15 yılda ne yaptık, gençlik için ne yaptık? Gençlere 30 yaşında seçilme yaşı verilirken, onlara 18 yaşında seçme ve seçilme yaşını biz verdik. Bunları anlatmalısınız çünkü biz farklı baktık. Neden? Benim ecdadım Fatih Sultan Mehmet Han, 18, 19, 20, 21 yaşında bir çağ kapayıp bir çağ açtıysa onun torunları olarak bizim gençliğimiz de inşallah 18 yaşında seçilme hakkına sahip olmalı dedik, bunun önünü açtık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençliğe inanmayanların da olduğunu kaydederek, "Bu gençliğe inanmayanlar var. Niye inansınlar ki? Onlar Kandil Dağı'nda veriyorlar 14-15 yaşındaki çocuğun eline tüfeği, nasıl adam öldürülür, onu öğretiyorlar. Biz ise veriyoruz eline tableti, nasıl dünyaya istikamet çizilir, onu öğretiyoruz. Farkımız bu. Onun için inşallah önümüzdeki mart yerel seçimleri, ardından kasım Hükümet Sistemi Cumhurbaşkanlığı seçimi, buna çok iyi hazırlanmamız lazım. Ana kademe kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Diri olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte inşallah Türkiye olacağız" ifadelerini kullandı.

''ŞEHİT AİLELERİNİN ASALETİ BİZLERE ÖRNEK TEŞKİL EDİYOR"

Sakarya'yı farklı gördüğünü, salonu da coşkulu bulduğunu dile getiren Erdoğan, "Başta Sakarya'nın yiğit evladı, şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum, gazilerimize Allah'tan şifalar diliyorum. Unutmayın, 'Ölürsek şehit, kalırsak gaziyiz' diyerek üzerlerine atıldıkları katil sürülerini darmadağın eden kahramanlarımıza, terörle mücadele şehitlerimize Allah'tan rahmet niyaz ediyorum" diye konuştu.

Şehit ailelerinin vakur hallerinin kendilerine örnek teşkil ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şehit ailelerinin ortaya koydukları o asalet, hakikaten bizlere örnek teşkil ediyor. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. Gençler, şimdi sizin bu coşkunuzu görünce, merhum Abdurrahim Karakoç'u anmamak mümkün değil. Ne diyor? 'Gökten yağmur, yağmur yağacak renkler / Daha hoş kokacak, otlar, çiçekler / Ardından bitmeyen mutlu gerçekler / Bir sabah gelecek kardan aydınlık / Vurulup ömrünün ilkbaharında / Kanından çiçekler açar yarında / Cümle şehitlerin omuzlarında / Bir sabah gelecek kardan aydınlık."

"ANADOLU'YU YURT EDİNMENİN BEDELİNİ BİN YILDIR FAZLASIYLA ÖDEDİK"

Millet olarak ne yapılırsa yapılsın, şehit ve gazilere olan borcun ödenemeyeceğinin farkında olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Şehitlerin kanlarını yerde bırakmamakta da kararlıyız. Nasıl şehit kaymakamımızın kanını yerde koymadıysak, yurt içinde ve dışında bekamıza kasteden soysuzlardan da işledikleri cinayetleri muhakkak soracağız, soruyoruz. Nasıl ki Türkiye tüm imkansızlıklara rağmen, bir asır önce bekasına yönelik senaryoları Çanakkale'de, Sakarya Meydan Savaşı'nda paçavraya çevirmişse bugün de aynısını yapacak güç ve kudrete sahiptir" diye konuştu.

Türkiye'nin kimsenin ihsanı, lütfu ve birilerinin kolları altında kurulmadığına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz bu toprakları 1071'den beri, şehitlerimizin kanlarıyla yoğurarak, kendimize vatan kıldık. Anadolu'yu yurt edinmenin bedelini bin yıldır fazlasıyla ödedik, hala da ödüyoruz. Hafıza tazelemek isteyenler, gitsinler kendi yakın tarihlerine baksınlar. Boylarından büyük laflar edenler, gitsinler masal yerine önce iyi bir tarih kitabı okusunlar. Sakarya Meydan Muharebesi'nde salamura olmaktan nasıl kurtulduklarını, denize dökülerek nasıl terk ettiklerini çok iyi öğrensinler. Her zaman söylüyorum ancak burada bir kez daha tekrarlamakta fayda görüyorum; bizim hiç kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur. Ne komşularımıza ne de diğer ülkelere hiçbir zaman husumetle yaklaşmadık, yaklaşmıyoruz. Hiçbir ülke ile de ilişkilerimizi zedelemek istemiyoruz."

Erdoğan, Türkiye'nin dostluğunun kıymetinin ancak kaybedilince anlaşıldığını, Türkiye'nin her zaman komşularının, kardeşlerinin kendisinden emin olduğu, sırtını dayadığı, itimat ettiği bir ülke olduğunu söyledi.

Vatandaşların hak ve hukukunu koruma noktasında nasıl tavizsiz oldularsa, diğer ülkelerle iş birliğini geliştirmekte de o derece titiz davrandıklarını, önümüzdeki dönemde de aynısını yapacaklarını belirten Erdoğan, Türkiye ile birlikte bölgenin de güvenliği için çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti.

Sakarya'nın daima şanına yakışanı yaptığını ve AK Parti'ye sahip çıktığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sakarya son 16 yıldır, demokrasinin, milli iradenin, AK Parti'nin adalet ve kalkınma mücadelesinin en güçlü destekçilerinden biri oldu. Geçen sene toplu açılış töreni vesilesiyle Sakarya'ya geldiğimizde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için sizlerin desteğini talep etmiştim. Sakarya'dan sandıkları patlatmasını istemiştim. Sizler de bize Sakarya Demokrasi Meydanı'nda söz vermiştiniz. Sakarya sözünün eri olduğunu 16 Nisan'da bir kez daha gösterdi. Yüzde 68 gibi Türkiye ortalamasının çok üstünde bir oy oranıyla Sakarya Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine 'evet' dedi. Ahde vefa gösteren, demokrasiye, milli iradeye, geleceğine sahip çıkan tüm Sakaryalı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum." 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 seçimlerinde de Sakarya'dan benzer bir tablo beklediklerini, önce mahalli idareler seçimlerinde, ardından Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilleri seçimlerinde Sakarya'dan rekor çıkarılması gereken oy olduğunu söyledi.

"YENİLENDİK, GÜÇLENDİK, HEP BERABER TAZELENDİK"

AK Parti Sakarya İl Kongresi ile bu yönde önemli bir adım attıklarını belirten Erdoğan, "Sizlerle gurur duyuyorum. Sizler bu yolda bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadınız. Bir taraftan şehrimizi 2019'a taşıyacak kadroları belirlerken, diğer taraftan da sizlerle sevdamızı yeniliyor, yüreklerimizi birbirine kenetliyor, dava ve yol arkadaşlığımızı daha da güçlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, her kongreyi bugün Sakarya'da olduğu gibi ayrı bir coşkuyla icra ettiklerini, gittikleri tüm şehirlerde çok farklı bir heyecana şahit olduklarını, hem dava arkadaşlarıyla bir araya geldiklerini hem vatandaşlarla sohbet ettiklerini, hem de muhabbeti perçinlediklerini anlattı.

Aşık Yunus'un "Biz sevdik aşık olduk/Sevildik maşuk olduk/Herdem yeniden doğarız/Bizden kim usanası" dizelerini okuyan Erdoğan, "Biz de yenilendik, güçlendik, hep beraber tazelendik. Sakarya il kongresinin de şehrimiz, ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" dedi.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Sakarya teşkilatlarında vazife üstlenmiş herkese şükranlarını sunan, ahirete irtihal etmiş olanlara Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bugün görevi devreden dava arkadaşlarıma, ülkem ve partim adına minnettarlığımızı ifade ediyor, yeni sorumluluk üstlenen kardeşlerime de mevladan muvaffakiyetler diliyorum. Salondakiler başta olmak üzere, AK Parti teşkilatımızın tempolarını arttırarak şimdiden 2019 seçimlerine hazırlanacağına inanıyorum. 

Şüphesiz çaba, gayret, çalışma bizden, netice Allah'tandır. Biz seferle sorumluyuz, zafer Allah'tan. Olaya böyle bakacağız ve yolda öyle yürüyeceğiz. Bizim görevimiz ulaşılmadık tek bir seçmen, kapısı çalınmadık tek bir hane bırakmadan koşmak, koşturmaktır. Bizim görevimiz Türkiye'ye dair hayallerimizi ve hedeflerimizi Sakarya'daki tüm kardeşlerimizle paylaşarak onların gönlünü kazanmaktır." 

Gençler başta olmak üzere, kadın kolları ve ana kademeye seslenen Erdoğan, "Tevazu yüceltir, kibir düşürür. Haset bitirir, gurur aldatır. AK Parti, tıpkı Fatih Sultan Mehmet gibi zaferlerini arttırdıkça tevazusunu da büyütmüş bir harekettir. İşte onun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız ve mücadelemizi taçlandıracağız" diye konuştu.

Erdoğan, 2019'a giden süreçte en büyük referans kaynağının hizmetleri olduğunu söyledi. Sakarya'da son 15 yılda 19 katrilyonluk yatırım yapıldığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: 

"19 katrilyon... Laf ola beri gele değil. İcraat, icraat... Eğitimde 2 bin 900 yeni derslik inşa ettik Sakarya'da. 9 bin 400 yatak kapasiteli yüksek öğrenim yurtlarını şehrimize kazandırdık. Önümüzdeki yıl Pamukova'da 250 kişilik bir yurt daha açıyoruz. 100 bin öğrencisiyle Türkiye'nin en büyük üniversitelerinden birine sahip Sakarya'ya ikinci bir devlet üniversitesi daha kuruyoruz. Sporda, 28 bin seyirci kapasiteli bir stadyumu Sakaryalı sporseverlere armağan ettik. Sağlıkta, 15 yılda 43 tesisi sizlerin hizmetine sunduk. İçinde 200 yataklı Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin de olduğu 7 sağlık tesisimizin inşası sürüyor. Bunların dışında şimdi bir hazırlığımız var o da inşallah bin yataklı bir şehir hastanesi inşası için çalışmalarımız sürüyor. Toplu konutta Sakarya'da 7 bin 400 konut projesini hayata geçirdik. Sakarya'ya 2002 yılına kadar 133 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı, biz 15 yılda buna 211 kilometre daha ilave ettik. Ayrıca 7 projemizin ise inşası sürüyor. Kuzey Marmara Otoyolu'nun Kurtköy-Akyazı kesimi de bunlar arasındadır. Yap-işlet-devret modeliyle ülkemize kazandırılan bu otoyolu inşallah 2020 yılında tamamlıyoruz. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi sadece Ankara ve İstanbul'un değil, aynı zamanda Sakarya'nın da en önemli projelerinden biridir." 

Erdoğan, Sakarya'da kurulan hızlı tren fabrikasının hızlı tren setlerini ve metro araçlarını ürettiğini anlatarak, "Şu ana kadar 166 tren setinin üretimi burada tamamlandı. Gebze-Sabiha Gökçen-Yavuz Sultan Selim Köprüsü-yeni havalimanı-Halkalı hızlı tren projemizin yapım ihalesine bu yıl çıkıyoruz. Uzunluğu 224 kilometre olan bu hat, İpek Demiryolu güzergahının ülkemizden geçen bölümünün Avrupa bağlantısını oluşturan kısımlarından biri, maliyeti 8,5 katrilyon lira olan bu hızlı tren hattını 2023 yılında hizmete açmayı hedefliyoruz" diye konuştu. 

Sakarya sanayisi için çok kritik bir proje olan Karasu Limanı'nın biten kesimlerinin hizmete alındığını hatırlatan Erdoğan, tamamının birkaç aya kadar işletmeye açılacağını söyledi. 

Adapazarı'nı Karasu Limanı'na ve Sakarya Sanayi Tesisleri'ne bağlayacak demiryolu projesine değinen Erdoğan, "Ayrıca, tabii Karasu'ya dev bir yatırım daha geliyor, nedir o? BMC, o da Karasu'da inşa ediliyor. Tabii BMC'nin Karasu'da inşa edilmesi demek, aynı zamanda burası savaş sanayinde de savunma sanayinde de önemli bir merkez haline geliyor. Son 15 yılda Sakarya'da toplam 1,2 katrilyon lira tutarındaki tarımsal desteği de hatırlatmak isterim" ifadelerini kullandı. 

"MİLLET EN BÜYÜK HAKEMDİR" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet gibi istismar siyaseti değil, hizmet, proje ve eser siyaseti yaptıklarını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ana muhalefet, FETÖ'ye destek vermekten, bölücü terör örgütüne payanda olmaktan arta kalan vaktini, ne yazık ki çok lüzumsuz işlerle harcıyor. Hep söylüyorum, bunların Türkiye'de dikili bir ağaçları dahi yok çünkü bunların millete hizmet gibi bir dertleri bulunmuyor. Her fırsatta gerilimi arttırarak, milletimizi birbirine düşürerek, bugüne kadar gelmeyi başardılar. Ancak denizin bittiğini, yalan ve iftiralarla bir yere varamayacaklarını elbette anlayacaklardır.

Atalarımızın güzel bir lafı var, 'Huylu huyundan vazgeçmez.' diyorlar. Bunlar da alışkanlıklarını bir türlü bırakamıyorlar. FETÖ'cülerin kulaklarına fısıldadığı bühtanlar üzerinden milletimizi oyalamaya, ülkeyi kendi kısır çekişmelerine hapsetmeye çalışıyorlar. Biz elbette bunlara prim vermeyeceğiz, kendi gündemimize yoğunlaşacak, Sakarya'ya son 15 senede yaptığımız hizmetleri daha da katlamanın mücadelesini vereceğiz.

Şunu unutmayın, millet en büyük hakemdir. Kendine hizmet edenle sabah akşam Türkiye düşmanlarına yancılık yapanları bu millet görüyor. Kimin ne yaptığını, hangi partinin kendisi için çalıştığını insanımız çok iyi biliyor. Herkesin notunu da seçim sandığı önüne gelince veriyor. İnşallah 2019 seçimlerinde de milletimiz yine basiret ve ferasetle hareket edecek, kendisi ve ülkesi için en doğru olanı Allah'ın izniyle yapacaktır. Bizim görevimiz, o zamana kadar çalışmak, gayret sarfetmektir. Ben bu konuda sizlere güveniyorum."

Sözleri zaman zaman tezahüratlarla kesilen Erdoğan, ana kademe, kadın ve gençlik kollarında yer alan dava arkadaşlarına güvendiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor, bana her şey sizi hatırlatıyor. Bana her şey Sakarya'yı hatırlatıyor. Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz hayırlı olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kongre öncesinde ise salon dışında bekleyen vatandaşlara hitap etti.

Buradan önce Bolu'da olduklarını, oranın da muhteşem olduğunu ifade eden Erdoğan, "Salonun içi tıklım tıklım, dışarısı aynı şekilde. Şimdi salonun içi yine tıklım tıklım, burada muhteşem bir katılım var. Sizleri selamlamadan içeri giremezdik" diye konuştu.

"Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Gündüz gece yürümeye var mıyız?" diye soran Erdoğan, Sakarya'nın yola çıktıkları günden bugüne kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya ile hep beraber olduklarını, bu yolda yalnız yürümediklerini dile getirerek, "Hep sizinle beraber yürüdük ve inanıyorum ki yine bundan sonra beraber yürüyeceğiz. Yazmışsınız 'Yürüyeceksin, Sakarya yürüyecek arkandan'. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan / Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın / Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın.' Şimdi Mart 2019 mahalli seçimler, hazır mıyız? Kasım 2019 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Seçimleri, hazır mıyız? Bu bir kırılma noktası, Allah'ın izniyle 2019'daki bu iki seçimle birlikte Türkiye yeni bir döneme geçiyor" ifadelerini kullandı. 

"3300 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ"

Bunun alt yapısının da artık hazır olduğunu vurgulayan Erdoğan, kendisine "Dik dur eğilme bu millet seninle" şeklinde tezahüratta bulunan gençlere, "Gençler bugüne kadar eğildiğimizi gördünüz mü? Biz sadece ve sadece Rabbimin huzurunda rükuda, secdede eğiliriz" dedi.

Erdoğan, hiçbir gücün önünde bugüne kadar eğilmediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

"İşte Afrin'deyiz. Niye Afrin'deyiz? O teröristlere biz ne dedik? Dedik ki 'Rahat durun. Eğer rahat durmazsanız sizi deliklerinizde bile, inlerinizde bile boğarız.' Gabar'da boğduk mu? Cudi'de boğduk mu? Tendürek'te boğduk mu? Bestler Deresi'nde boğduk mu? İşte şimdi Afrin. Afrin'de de şöyle öğlen civarı rakamları aldım, 3300 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Elhamdülillah iyi gidiyoruz. Daha iyi olacak ve şu anda 4-5 kilometre kaldı Afrin'e giriyoruz. Nasıl ki El Rai, Bab, Cerablus, oradaki 2 bin kilometrekarelik alanı kontrolümüze alarak nasıl gerçek sahiplerine teslim ettiysek, 140 bin kişi geri döndü. Evlerine döndü, topraklarına döndü.

Biz işgalci değiliz, biz sadece ülkemize yan bakan o teröristleri kovalıyoruz. Onların peşindeyiz. Şimdi de Afrin'de yine o teröristleri kovalıyoruz. Askerimizle kovalıyoruz, polisimizle, jandarmamızla kovalıyoruz. Güvenlik koruyucularımız ile kovalıyoruz ve sağ olsunlar, çok ciddi bir mücadeleyle Özgür Suriye Ordusu ile beraber kovalıyoruz ve gelinen noktada tabii ki şehitlerimiz de var ama şehitlerimiz bir şeye inanıyor, 'Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, siz bilemezsiniz, anlayamazsınız.' İşte buyrun ve onlar buna inanmışlar. Şimdi onlar bizi dinliyor ve onlar Peygamberler Peygamberine komşu. Onun için ne diyor Akif 'Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber / Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.' Buna inananları ölüm korkutmaz, onlar ölümü korkuturlar. Rabbim bizlere de o makamı nasip etsin inşallah."

"EY NATO SEN NE ZAMAN BİZİM YANIMIZDA OLACAKSIN?"

Erdoğan, harekata neden "Zeytin Dalı" isminin verildiğini anlatarak, Tin Suresi'nden bir ayet okuyarak, şöyle devam etti:

"Yani Tin, zeytin ve o emin beldeye yemin olsun ki diyor ki Allah, bakın bu belde öyle bir belde. İşte onun için de şimdi bu beldeye böyle yürüyoruz. Emin adımlarla yürüyoruz ve bu emin beldeyi de sahiplerine adım adım teslim ediyoruz. Görevimiz bizim bu. Biz bugüne kadar soytarıların, alçakların, adilerin, PKK'nın, PYD'nin, YPG'nin, DEAŞ'ın bekçiliğini yapmadık. Onlara bekçilik yapanları iyi tanıyoruz, iyi biliyoruz. 'Yanlış yapıyorsunuz, gelin beraber DEAŞ ile mücadele edelim. Terör örgütlerine karşı beraber bu mücadeleyi verelim.' dedik. Ama bunlar gittiler onlarla beraber oldular. 5 bin tır silahı oraya gönderdiler. 2 bin kargo uçağıyla silah, mühimmat gönderdiler. Hani dosttuk, hani NATO'da beraberdik?

Yine söylüyorum, ey NATO sen ne zaman bizim yanımızda olacaksın? Biz NATO'nun mensubu değil miyiz? Afganistan'a çağırdın geldik, Somali'ye, Balkanlar'a çağırdın geldik. Niye? NATO ülkesiyiz diye. Biz sözümüzde durduk ama siz sözünüzde durmadınız. İşte Türk budur. Türk milleti budur. Biz denileni yapıyoruz ama siz yapmıyorsunuz. Diğer ortaklar da bu noktada hep kaçamak, ikili oynuyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar biz dik durmaya devam edeceğiz. Biz dürüst olmaya devam edeceğiz ve bu işi de Allah'ın izniyle başaracağız."

Alanda bulunanlara "Sesinizi çok yüksek tutun" diye seslenen Erdoğan, "Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, birbirimizi Allah için seveceğiz, makam, mevki, rütbe değil. Unutmayın her an ölümle beraber yaşayacağız. Ölecek miyiz? Öleceğiz. Gideceğimiz yer ne kadar? 2 metreküp, öyle mi? Ben boydan dolayı biraz daha fazla bana gerekir, öyle mi?" diye konuştu.

Annesi Tenzile Erdoğan'ın fotoğrafını gösteren bir vatandaşa Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcılara, "Anamı gösterip bana, ağlatma, dur. Allah rahmet etsin. Analarınızın kıymetini iyi bilin ve annelerinizin ayaklarının altını da buradan gidince muhakkak öpün" diye seslendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cennet annelerin ayakları altındadır" ayetini hatırlatarak, annesi ile ilgili anılarını anlattı.

Annelerin çok kıymetli ve önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Karşımda anneler olarak, anne insandır, biz de insanoğluyuz. Bu kadar önemli bir fark var" ifadelerini kullandı.

Rabia işareti de yapan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Rabia'yı unutmuyorsunuz değil mi? Birileri Rabia'yı terör örgütünün işareti olarak biliyor, zavallı bay Kemal. Rabia, içinde ne var? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bay Kemal, bunun hangisi hoşuna gitmedi? Bu bizim Rabiamız. Rabia'da tek millet ne demek? 81 milyon Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Gürcü'süyle, Abhaza'sıyla, Roman'ıyla, Boşnak'ıyla, Arnavut'uyla tek millet. 2, tek bayrak, şu bayrağımızın güzelliğine bak. 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.' 3, tek vatan. 780 bin kilometrekare tek vatan. Gençler biz buraya nereden geldik, biliyor musunuz? 18 milyon kilometrekareden verdik, verdik, verdik 780 bin kilometrekareye düştük. Kimse nasıl oluyor da buralara düştük, bunu düşünmüyor, bunun hesabını yapmıyor. Şimdi 780 bin kilometrekare. Bu 780 bin kilometrekarede kimse öyle hesap mesap yapmasın, hepsinin alnını karışlarız ve o hesabı olanlara hesabını sorarız. 4, tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka devletimiz yok ve bu devleti de biz kimseye böldürtmeyiz. Dinimizi böldürtmeyiz, ezanımıza dil uzatanların da dilini koparırız. Çünkü, İstiklal Marşı'mızda ne diyor, 'Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' Evet buralara böyle geldik, bu yolda da böyle yürüyeceğiz."

"ÇOK ÇALIŞACAĞIZ, ÇOK ÇALIŞACAKSINIZ"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 Mart ayında yapılacak seçim için kapı kapı dolaşılması talimatını vererek, şöyle devam etti:

"Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Birçok şeyleri bilmeyenler var, onları da anlatmalıyız. İşte, hemen şurada kapı komşunuz İstanbul. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, muhteşem. Osman Gazi Köprüsü, muhteşem. Boğaz'ın atından Marmaray. Ecdadımız Fatih karadan gemileri yürüttü, dedik ki 'Ecdadımız Fatih, madem ki karadan gemileri yürüttü, biz de onun yolunda denizin altından Marmaray'ı yürütelim.' Dedik ki 'Madem dedemiz bunu yaptı, bu da yetmez, bir şey daha yapalım. Ne yapalım, denizin altından arabaları da yürütelim.' ve Avrasya Tüneli'ni yaparak Boğaz'ın altından bir de araç yürütmeye başladık. Niye? Bize bu yakışır. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak öyle lafla olmuyor, bay Kemal. Bunlar böyle. Emekle oluyor, el ele vereceksin, omuz omuza vereceksin ve bütün şartları da zorlayacaksın. Sana hastaneleri verdiler, batırdın, bitirdin. Ve bununla da kalmadık. Şu anda Türkiye'mizin dört bir yanında yüksek hızlı trenler, şehir hastaneleri. Benim vatandaşım her şeyin en güzeline layık. İnşallah bunları yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz."

Sözleri zaman zaman sloganlarla kesilen Erdoğan, "Çok çalışacağız, çok çalışacaksınız. Üniversitedeki genç arkadaşlarımıza bunları anlatacaksınız, çünkü 'hafızayı beşer, nisyan ile malul' unutuyorlar yapılanları. Unutturmayacağız. Gençler, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Ana kademe, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Allah yar, yardımcımız olsun inşallah" dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını "Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bana her şey sizi hatırlatıyor. Bana her şey Sakarya'yı hatırlatıyor" şarkı sözlerini okuyarak tamamladı.