İlişkili Haberler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Müteahhitler Birliği Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri Ödül Töreni'ne katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan, Mersin'de vahşi bir şekilde öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'a bir kez daha Allah'tan rahmet diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, isim vermeden dans eden CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka'ya tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

"(Çalışan, koşturan, terleyen bir Cumhurbaşkanı olacağım) dediğim zaman birileri buna karşı çıkıyor. Oturarak başarı sağlanabilir mi Elbette çalışacağız, elbette koşturacağız, elbette terleyeceğiz. Oturdukları yerden siyaset yapmaya, oturdukları yerden muhalefet yapmaya alışmış olanlar, bizim tavrımızı yargılıyorlar.

Afrika'da, Asya'da, Güney Amerika'da bambaşka bir manzarayla karşılaştım. Oralardaki milyarca insanın gözyaşı, ahı, kanı, emeği, doğal kaynağı üzerinden batıda kurulan bir refah düzeni var. Biz, asla garibin, mazlumun, mağdurun, yoksulun, ezilmişin sırtından bir refah düzeni kurmayız, kuramayız. Buna bizim ne inancımız ne kültürümüz ne de tarihimiz izin verir. Mazlumların gözyaşından, mağdurların kanından beslenen bir zenginlik bize ateşten gömlek olur, hepimizi yakar. Biz başkalarının emeğini ve kaynağını sömürmek üzere kurulu bir medeniyet inşa etmeyiz, edemeyiz. Gözyaşıyla ıslanmış ekmek bizim boğazımızdan geçemez, kan bulaşmış para bize mutluluk getirmez. Biz, bunun için Suriye diyoruz, Mısır, Filistin, Myanmar diyoruz. Biz işte bunun için dünya beşten büyüktür diye haykırıyoruz.

"HAYAL BİLE YOK"

Halbuki asıl eleştirilmesi, asıl garip karşılanması gereken onların durumu. Proje desen, proje yok. Vizyon desen, vizyon yok. Hayal desen, o bile yok. Çalışma, gayret zaten hiç yok. O zaman bu millet sana niye ülkeyi teslim etsin, niye geleceğini emanet etsin.

Bizden geri olanlara bakmayacağız, bizden ileri olanlara bakmaya çalışacağız, olanlara ulaşmaya çalışacağız. Biz gittiğimiz ülkelere sadece diplomatik temaslar için gitmiyoruz. Biz gittiğimiz yerlerdeki insanları dostlarımız olarak görüyoruz. 

"NEREDESİN OBAMA DERKEN DERDİMİZ BUYDU"

Davos'ta 'one minute' dediysek bundan dolayı dedik. Sadece İsrail'e değil, dünyadaki tüm mazlumlara sahip çıkma adına bunu yaptık. Amerika'da evlerinin içinde alçakça katledilen Suriye Türkmeni kardeşlerimiz için Sayın Obama'ya neredesin başkan derken, aslında tüm dünyanın vicdanına sesleniyorduk, derdimiz buydu.

Biz insan değerinin inançla, ülkeyle, ırkla, renkle ilgili olmadığına inanıyoruz. Yaratılmışların en şereflisi olan insanoğlunun her bir ferdinin canı, hayatı aynı şekilde değerlidir, aynı şekilde azizdir. Paris'te öldürülen 12 kişi için dünyayı ayağa kaldıranların, Suriye'de katledilen 350 bin mazlum karşısında üç maymunu oynaması bizim kabullenebileceğimiz bir durum değildir. Bunu da görmemiz lazım. Sesleri çıkıyor mu Çıkmıyor. Niye susuyorlar Fransa'da yürüyorsun, ama 350 bin kişi öldüğü zaman Avrupa Birliğinin sesi çıkmıyor. Amerika havadan geliyor bombalıyor o kadar... Şöyle başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmemiz lazım. Bu millete yakışan budur. Esasen aynı çarpıklık ülkemizdeki bir takım çevreler için de geçerlidir."

DANSLI ÖZGECAN PROTESTOSUNA TEPKİ

Otobüste teröristler tarafından diri diri yakılan kızımız için ses çıkarmayanlar, eylem sırasında ölenler için Türkiye'yi ayağa kaldırmaya çalıştılar. Bunlar kendi ülkesine, kendi milletine, kendi insanının değerlerine, kültürüne o kadar uzaklar ki geçtiğimiz günlerde hunharca katledilen Özgecan'ımızın ölümünü dans ederek güya protesto ediyorlar.

Bu ne biçim iştir ya? Önce sen biliyorsan bir Fatiha oku. Bilmiyorsan bir rahmet dile. Ailesine bir başsağlığı dile. Dans ediyor... Bunun bizim kültürümüzdeki yeri nedir? Adeta sanki o ölümden zevk alıyor, bu anlama gelir. Ölüm karşısında, acı karşısında dans etmek nedir bizim kültürümüzde? Belli. Ateş düştüğü yakar.

"BİZZAT TAKİP EDİYORUM"

Özgecan kızımıza bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet, acılı ailesine, sevenlerine ve bütün milletimize başsağlığı diliyorum.

Bu alçaklığın, bu canice, bu vahşice yapılan bu katlin failleri yakalandılar. İnşallah hak ettikleri cezayı da en ağır şekilde almaları için bizzat davanın takipçisi olacağım, şu anda da zaten takip ediyorum.

"KADINA ŞİDDET UYGULAYAN ALÇAKTIR"

Buradan açıkça ifade ediyorum: Kadını zayıf görerek, kadını korunmasız görerek, kadını aciz görerek ona şiddet uygulayan her kim olursa olsun alçaktır, zavallıdır. Kadına şiddet uygulamak, Allah'ın emanetine ihanet etmektir. Cahiliye döneminde kız çocuklarını cinsiyetlerinden dolayı diri diri toprağa gömenle, üstünlüğünü göstermek için kadına şiddet uygulayan arasında bizim nazarımızda hiçbir fark yoktur. Cahiliye döneminde kadını bir eşya gibi alıp satanla; bugün medyada, sokakta, işyerinde onu bir meta gibi pazarlayan arasında biçim nazarımızda yine hiçbir fark yoktur.

"HEPİMİZİN BAŞINA GELEBİLİRDİ"

Özellikle karar mekanizmalarının büyük çoğunluğunu oluşturan beyefendilere sesleniyorum: Bu olay hepimizin kızının başına gelebilirdi. Bu konuyu bu hassasiyetle sizler, bizler sahiplenmedikçe gerçek bir iyileşme mümkün olmayacaktır.

"GÜNLÜK SİYASETTE KULLANANLARI KINIYORUM"

Ortaya çıkan hassasiyetin yeni bir dönemin başlangıcı olmasını temenni ediyorum. Günlük siyasete kullanmaya çalışanları da kınıyorum.

"GÜVENLİK OLMAYAN ŞANTİYE İSTEMİYORUM"

Açıkçası ben artık insanca çalışma şartlarına sahip olmayan, işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarına uygun olmayan hiçbir şantiye, hiçbir iş yeri görmek istemiyorum. Sadece kendinizin değil, iş yaptırdığınız herkesin, taşeronlarınızın da aynı şartları sağlamasını teminle mükellefsiniz. İstihdamı arttırmaya ne kadar önem veriyorsak, çalışma şartlarını iyileştirmeye de o kadar önem veriyoruz. Bu mevzuat değil, zihniyet meselesidir. Bunu çözmemiz lazım.

Biz gittiğimiz hiçbir yere sadece iş yapmak, sadece para kazanmak, sadece diplomatik temaslar için gitmiyoruz. Bizim oralara giden diğer tüm ülkelerden, diğer herkesten bir farkımız var. Biz oralardaki insanları dostlarımız olarak görüyoruz. Bir kardeş, bir kardeşe nasıl giderse, bir dost bir dosta nasıl giderse, niçin giderse biz de onun için gidiyoruz. Çünkü bizim oralardaki insanlarla hem ortak tarihi ve kültürel geçmişimiz hem de ortak bir gelecek tasavvurumuz var."

Erdoğan, konuşmasının sonunda ödül kazanan müteahhitlik şirketlerini tebrik etti, başarılarının devamını diledi.