Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un davetlisi olarak Fransa'nın başkenti Paris'e gitti.

Hareketi öncesinde Atatürk Havalimanı'nda basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Kabinede geniş çaplı revizyon yapılacağı" iddialarına yönelik soruyu yanıtlayan Erdoğan, "Çok kısa bir cevap vereyim mi. Doğruluk payı yok" dedi.

Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'ın görevden uzaklaştırılmasına da değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Zaman zaman da özel mülkiye müfettişleri çıkarmak suretiyle kontroller gerçekleştirilir. Bunlar sürekli belediyelerde çalışan mülkiye müfettişlerinin verdiği bilgiler dahilinde olabileceği gibi özel mülkiye müfettişleriyle olanların daha çok istihbarat üzerine atılan adımlar var. Bunlar belediye başkanlığı yapanlar için bilinen şeylerdir. Ama hayatında belediye başkanlığı yapmamış olanlar bunları bilmez. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım döneminde kendilerine odalar tahsis ettiğimiz mülkiye müfettişlerim vardı. Onlar sürekli belediyede dururlardı, çalışmalarını orada sürekli yaparlardı. Ama tabii bundan bihaber olanlar şimdi çıkıyor konuşuyor, böyle böyle diyor vesaire. Orası çok önemli değil. Asıl önemli olan, şu anda bu tür açığa alma kararını eğer İçişleri Bakanlığı veriyorsa, burada demek ki bir su kaçağı var. Şu anda da bu atılan adımla alakalı olarak Ataşehir'de ne olduysa işte burada da bu oldu. Bize gelen bilgiler çok daha farklı, onu da söyleyeyim. Açık konuşuyorum, iş adamlarımız, vatandaşlarımız kendilerinden rüşvet talebinde bulunulduğu zaman 'Yüzleşmeye var mısın?' dediğimizde, birçoğu kaçıyor. 'Eğer ben yüzleşmeye girersem, o zaman benim bu işim kalır.' Hem geliyorsun şikayet ediyorsun, hem de 'Yüzleşmeye var mısın? Suçüstü yapalım.' dediğimiz zaman da bundan kaçarsanız biz burada hakikaten görevi suistimal eden, görevi kötüye kullananları nasıl ortaya çıkaracağız. Şu anda burada da böyle bir süreç söz konusu."

"YURTDIŞI YASAĞI YASAL HAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtdışına çıkma yasağı gibi konuların İçişleri Bakanlığı'nın yasal hakkı olduğunu, bunu hukuk anlayışı ve çerçevesi içerisinde kullandığını kaydetti.

Murat Hazinedar'ın "Çocuklarının da yurtdışında okuma imkanı olduğu, yurtdışına gittikleri" şeklinde bir ifadesinin olduğunu belirten Erdoğan, burada bir düzeltme yapması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, "Benim çocuklarımın yurtdışına gitmesi, Sayın Belediye Başkanı'nın, ben en kaliteli, en güçlü okullarda okuttuğum mantığından hareketle değil. Benim çocuklarım kedi öz vatanında okuma hakkına sahip olmadıkları için yurt dışına gittiler" diye konuştu.

Aldığı üniversite puanı çok yüksek olmasına rağmen oğlunun katsayı engeline takıldığını ifade eden Erdoğan, "Aklımda kaldığı kadarıyla puanı Boğaziçi Üniversitesi'ne tutuyordu. Katsayı engeli sebebiyle burada farklı bir üniversiteye girme şeyi oldu. Biz de 'Yurt dışına gönderelim.' dedik. Oğlumu bu şekilde yurt dışına gönderdim. Kızlar da başörtü nedeniyle zaten Türkiye'de okuma hakkından mahrum oldular. Onlar bundan dolayı Türkiye'de okuyamadılar. Onları da bundan dolayı yurt dışına ağabeyinin yanına gönderdik." bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kızlarının dünyada en saygın üniversitelerine sınava girerek gittiklerini dile getirerek, büyük kızının master ve doktorasını da yaptığını, mezuniyet tezini alarak döndüğünü, küçük kızınını ise İngiltere'de masterini tamamladığını anlattı.

Erdoğan, "Bunları da bilmiyorlar. Bilmeden de farklı farklı yakıştırmalar yapıyorlar. Sayın Başkan'ın ailesiyle ilgili konuda da yurt dışına çıkışına hukuki bir engel olmadıktan sonra İçişleri Bakanlığı'mızın böyle bir engelleme yapacağına ihtimal vermiyorum. Bunları İçişleri Bakanımızla da konuşuruz. Gerçekten mani bir durum yoksa zaten önü de açılır" ifadelerini kullandı.

"ÇOK CİDDİ BİR KUMPAS ZİNCİRİ"

ABD'de jüri kararının açıklandığı Hakan Atilla davası için "Şu anda çok ciddi bir kumpas zinciri içerisinde bir süreç var" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

Bu sadece hukukta kumpaslar değil, ekonomik alanda da kumpaslar var. Bütün bu kumpaslarla her tarafı adeta kendine göre yola getirmenin gayreti içerisinde. Örneğin Hakan Atilla meselesinde Amerika'ya girişlerinde, 6 kez son olaydan önce Amerika'ya giren Hakan Atilla herhangi bir bu tür engellemeyle karşılaşmıyor yedinci girişinde alınıyor. Dikkat edin şu verilen kararda bile ne yazık ki çelişkilerle dolu olduğunu görüyoruz. Bir taraftan altı davanın birinde kara para aklama yok diyor, diğerlerinde dolaylı yoldan bakıyorsunuz kara para aklamaya kadar işi getiriyor. Bir diğer yanı Halk Bankası'nın kendisiyle de yakından uzaktan bu davanın zaten ilgisi yok. Olayı nereye dayandırdılar? Getirdiler işte malum Sarraf konusuna. Sarraf konusuyla da bütünleştirmek suretiyle bir yerlere vardılar."

Erdoğan, çok daha çirkin olanın ise bu davalarda, bu duruşmalarda sürecin çok farklı işletilmesi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Eğer Amerika'nın adalet anlayışı buysa evet o zaman dünya yandı. Amerika adalet anlayışını bir defa gözden geçirmeli, aynı zamanda tahkim etmelidir. Böyle bir adalet anlayışı olamaz, ondan sonra da dünyaya adalet dersi vermeye kalkmasınlar. Sadece o değil, Rıza Sarraf konusunda da şu anda yapılmakta olanlar, dönenler, Onu geç bir tarafa benim ülkemde bize karşı bir darbe girişiminde bulunacaklar. Devlete karşı darbe girişiminde bulunanları sene 99, o günden bugüne kendilerine tahsis ettikleri, 400 dönümlük arazi içerisinde paşalar gibi yaşatacaklar, ülkemden çıkan yargı kararlarının hiçbirine saygı duymayacaklar. Kendilerine giden 85 kolinin üzerinde, şimdi herhalde 100 koliyi bulmuştur. Bütün bunların içerisinde olan, verilmiş kararlarla ilgili olarak da hiçbirini nazarıitibara almayacaklar. Kusura bakmayın. Böyle mi yaklaşıyorsunuz? O zaman aramızdaki ikili ilişkilerdeki uluslararası hukuk ve ikili hukuk anlaşmaları da ne yapıyor böylece? Hükmünü yitiriyor. Bundan sonraki süreç üzülerek söylüyorum ki böyle işleyecektir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

SAADET-CHP GÖRÜŞMESİ

Değerli arkadaşlar siyaset yapıyoruz. Yani eğer 100 bin imzayı toplamaktan uzaksa bir siyasi hareket o zaman zaten bunu yapmasına da gerek yok. Demek ki hiç gücü bu noktada yok. Yani 100 bin imza toplayamıyorsa zaten bu yolda bu mücadeleyi vermek de zor bir iş, yürümez. Buradan olaya giriyorsa, maliyet noktasında, noter masrafları vesaireler filan artık onun sorunu. Bu işin kararını iktidar partisi tek başına vermedi ki. Ziyaret ettiği kişi de onlar da bu işin içerisinde, onlar da bu parlamentonun içinde. Oralarda bunların hepsi müzakere edildi, tartışıldı. Nihayetinde bu karar bu şekilde verildi. Yani ziyaret etme konusuna gelince bu kendilerine göre bir iadeyi ziyarettir. İnsani bir görevdir. Böyle bir ziyareti yapmış olabilir. Değerlendirmesi bizim tasarrufumuzda değildir. Bize düşen sadece hayırlı olsun demektir. 

"DİYANETE ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR"

Bunlar cani, insanlıktan nasibini almış değil. Bu son dönemde yaşadıklarımız, TV'de bunları izlediğimiz zaman medyayı mı suçlasak diyoruz? Toplum bir bunalımın içerisine giriyor. Bunlar zerre kadar insanlıktan nasibini almış değil. Bunu gördüğünde bazı vatandaşlarımız idam diyor. O yavruları nasıl öldürürsün. Sende zerre kadar vicdani bir şey yok mu? Hemen yorumlar başlıyor, ruhsal bunalıma girmişti vs. Ruhsal bunalıma girmeden bunu yapan da var. Toplumsal tepkiler çok önemli. Onları yalnızlığa itmek veya psikolojik sıkıntıdan çıkarmak için yakınlarının önce adımları atması gerekir. Bu noktada dini eğitimin de ben önemli olduğunu ifade etmem lazım. Burada Diyanet'e düşen önemli görevler var.

İRAN'DAKİ PROTESTOLAR

Ruhani ile görüşme yaptım, hafta sonuna kadar normalleşmenin olacağını söylediler. Dün de süreç normalleşmeye girdi. Ruhani'nin ilk açıklamasından sonraki süreç de; sokak gösterilerinin kendi halkının demokratik hakkı olduğuna yönelik ifadeleri süreci yumuşatmıştır. ABD ve İsrail başta olmak üzere bazı ülkelerin, içişlerine karışmalarını doğru bulmuyoruz. Bu ülkelerin kendi içinde halkları karşı karşıya getirmektir. Bunu Irak'ta gördük, Irak iflah etti mi? ABD'nin oraya attığı adımla Irak'ta geri sayım başlamıştır. O günden bugüne bir düzelme olmamıştır. Karıştırılan hep Müslüman ülkelerdir. Bu ülkelerin yeraltı zenginlikleri var, bunları nasıl kendilerine ait hale getirebilirler bunların adımlarını atıyorlar. Bu gerçekleri başta halkımızın bilmesi ve ardından tüm insanların bu gerçeği bilmeleri gerekmektedir. Birilerini yalnızlığa sevk etmek isteyenler dünyada yalnız kalacaklardır.

"İKİLİ VE BÖLGESEL İLİŞKİLERİ ELE ALACAĞIZ"

Türkiye ve Fransa arasındaki iş birliğinin bölgesel ve uluslararası barış bakımından da hayati önem taşıdığına inanıyorum. Cumhurbaşkanı Macron ile pek çok konuda esasen yakın irtibat halindeyiz, temas halindeyiz. Kapsamlı ve güçlü bir ortaklık temelinde, özellikle bu ziyareti çok önemsiyorum.

Bu ziyarette de çok geniş başlıklarda görüşmelerimiz olacak. Bu ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkiler ve bölgesel konuları ele alacağımız bir ziyaret olacak. Bu istişarelerimizi kendileriyle sürdüreceğiz. İşbirliğinin hayati önem taşıdığına inanıyorum. Ziyaretim sırasında Sayın Macron ile ekonomi, ticaret, savunma sanayi, terörle mücadele gibi iki ülke için de öncelik taşıyan alanlarda iş birliğini ele alacağız. AB ve Kıbrıs'a ilişkin son gelişmeleri de ele alacağız."