Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium'da düzenlenen toplu açılış töreninde konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasında CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun "Ortadoğu'da barışı sağladıktan sonra, Suriyelileri ülkelerine geri göndereceğiz" sözlerini eleştirdi.

"Bunlar böyle bir zihniyetin temsilcileri" diyen Erdoğan, "Biz kendimize yakışanı yapmak zorundayız. Atalarımız bundan 500 yıl önce on binlerce insana kucak açmıştır. Körfez Savaşı'nda zulümden kaçanlara nasıl sınırlarımızı açmakta tereddüt etmediysek bugün de aynısını yapıyoruz, yarın da aynısını yapacağız" diye konuştu.

Erdoğan, Rumeli Hisarı'ndaki mescit restorasyonuna gösterilen tepkilere de yanıt verdi.

Daha önceden konser alanı olarak kullanılan mekanın aslına dönüştürüldüğünü söyleyen Erdoğan, "Bir ödül töreninde sanatçı olduğunu iddia eden bir kişi çıkıyor ve 'biz buraya mescit yaptırmayız, buna izin vermeyiz' diyor. Siz kimin bağından kimi kovuyorsunuz?" ifadelerini kullandı. 

Tiyatro oyuncusu Defne Halman, Sadri Alışık Ödül Töreni'nde yaptığı konuşmada "Rumeli Hisarı sahnesine mescit yapmak isteyenlere izin vermeyelim" ifadesini kullanmıştı.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Bizde kuru slogan olmadı, istismar olmadı. yaşadık ve yaşatmaya gayret ettik. Çünkü hep 'ne aldanan olacağız ne aldatan olacağız' dedik. Biz hürmetle kardeşlerimize el uzatıyoruz.

Milliyetçilik adına Orta Asya'yı ağızlarından düşürmeyenler, bizim açılışını yaptığımız Bilge Tonyukuk Anıtı'na bir kez olsun gitmişler midir?

Çünkü bunlar sadece istismar etmeyi bilir. Bunların defterinde hizmet etmek yok. Suriye'den ülkemize gelen misafirlerimiz için harcadığımız para 5.6 milyar doları buldu.

Buna bile göz dikenler bizi suçlamak için seçim malzemesi haline dünüştürenler var. Bizim töremizde misafire kapı kapatmak var mıdır? Eldeki imkanı mazlumdan esirgemek var mıdır?

Biz kendimize yakışanı yapmak zorundayız. Atalarımız bundan 500 yıl önce on binlerce insana kucak açmıştır. Körfez Savaşı'nda zulümden kaçanlara nasıl sınırlarımızı açmakta tereddüt etmediysek bugün de aynısını yapıyoruz, yarın da aynısını yapacağız.

Bu insanlar bizim tarihi ve kültürel olarak kardeşimiz olmanın yanında buralarda yaşayan vatandaşlarımızın da öz be öz akrabalarıdır.

2. Dünya Savaşı'ndan sonra, Boraltan Köprüsü'nde düşmana teslim edilen Azerbaycanlı kardeşlerimizin sızısı, hala yüreklerimizde. Bugün Suriye'den, Irak'tan gelen misafirlerimizi zorla geri göndermekten söz edenler, 'Milli Şef'lerinin izinden gitmek istiyor olabilir ama bizim necip milletimiz böyle utancın bir daha yaşanmasına asla izin vermez. Bunlar böyle bir zihniyetin temsilcileri.

Batı ne yaparsa yapsın. Biz ne yaptığımızdan sorumluyuz. Onun için bu adımalrı kararlılıkla atıyoruz, atacağız. Nasıl dünyanın 140 ülkesinde yardım faaliyetleri yürütüyorsak, yanı başımızdaki kardeşlerimize de yardım edeceğiz.

Maalesef ülkemizde hala ecdadından adeta utanan, ecdadının mirasına sahip çıkmak şöyle dursun onu ihya edenlere karşı çıkan bir anlayış var. Bazı köşe yazarlarını görüyoruz, 'ecdat' dediğiniz zaman beyler rahatsız oluyor. Niye çünkü bunlar köksüz, çünkü bunların cibilliyeti bozuk.

İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet'in yadigarı bir hisar var. Bu hisar fethin müjdecisidir. Asıl adı Boğazkesen Mescidi'dir Burada bir mescit inşa edilmiş. Ben belediye başkanıyken bu mescidi yapmak istedim. Ve yargıyla boğuşarak maalesef bunu inşa edemedim. Bu mescit 18 yy'de meydana gelen depremde yıkılıyor ama minaresi kalıyor. Minaresi olmasa mescit değil diyecekler. Uzun bir zaman konser alanı olarak kullanılıyor. Sonunda bir STK'nun desteğiyle büyükşehir belediyemiz tarafından aslına dönüştürüldü.

Rumeli Hisarı içerisindeki bu mescit inşa edilmeye çalışılıyor, Ramazan'a değilse de bayrama yetişecek ve ibadete açılacak. Yapanlardan Allah razı olsun. Ama bir ödül töreninde sanatçı olduğunu iddia eden bir kişi çıkıyor ve 'biz buraya mescit yaptırmayız buna izin vermeyiz' diyor. Siz kimin bağından kimi kovuyorsunuz? Orası zaten ibadet alanı. Bir süredir amacına aykırı kullanıyordu aslına rücu ettirildi. Paralel yapının gazetesi de bunlara sahip çıkıyor. 

Fatih'in emanetine ihanet konusunda milletin değerlerinden bihaber olanlarla bunları istismarını yapan şer örgütü bir araya gelebiliyor. Bu iki kesim, Gezi olayları sırasındaki gizli işbirliklerini artık aleniyete dökmüş durumdalar. Biz, dünyanın dört bir yanında ecdadın emanetlerini ihya etmenin çabası içindeyken bunlar kendi ülkemizde hem de Fatih'in emanetinin ihyasını engellemeye çalışıyor.

Tarihine kültürüne inancına sahip çıkmayan milletlerin yıkılıp gitmemesi mukadderdir. Emanetlere sahip çıkmaya devam edeceğiz. Buna Geziciler ve bölücüler engel olamayacak.

Ana muhalefetin lideri geçen hafta 4 büyük başkentte elçiliğimiz yok diyor. Bunlardan biri İsrail, hani bizim yüreğimizin sızısı Filistin'e hayatı zindan eden İsrail. Buraya bir tavı koymayacak mıyız? Hayırlı olsu mu diyeceğiz.

Diğer Suriye, hani bugüne kadar 350 bin insanı katleden zalimin ülkesi. Bir diğeri Mısır, seçilmiş hükümeti askeri darbeyle indiren bir ülke. Bu kadar ciddiyetsiz, kendi coğrafyasına yabancı bir bakış açısı olabilir mi? Mısır halkı bizim kardeşimiz ama bu yönetim asla değil. Bizim Mısır halkıyla alıp veremediğimiz yok."