Servis şoförleri uzun süredir ''plaka tahdidi'' yani ticari araçlarda olduğu gibi plakalarının sınırlandırılması talebinde bulunuyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen "Türkiye Büyük Esnaf Buluşması"nda konuştu.

Erdoğan, salonda bulunan bir pankartın dikkatini çektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Şurada bir pankart daha gördüm fakat o enteresan. Ne diyor orada da 'Verin plakayı bırakalım sigarayı' diyor. Doğru söyleyin sigarayı bırakmaya var mısınız? Ben biliyorsunuz bu noktada Yeşilaycıyım. Sizden bu konuda, bu sözü aldıktan sonra ben şimdi Büyükşehir Belediye Başkanıma diyorum ki, hadi bakalım bununla ilgili olarak adımları siz atacaksınız. Tamam mı? Hayırlı olsun. Sigarayı da bırakıyoruz ha. Tamam mı? Şimdi sigara bırakılacak ya buradan öyle şey kazanacağız ki evde yengem de rahat edecek. Çünkü onlar pasif içici. Sağ olun, var olun. Büyükşehir Belediye Başkanımız da 'Tamam, biz de adımı atacağız' dedi. Hadi hayırlı olsun. Bizim esnafımız, sanatkarımız işte böyle. Aslanla ceylanı dost eden bir sevgi iklimi içinde çalışır, üretir, hizmet verir. İnşallah kardeşlerim de gerek servis, taksi şoförleri hep birlikte, el ele, omuz omuza bu dayanışmamızı devam ettireceğiz."

Erdoğan, esnafın irfanının, doğru okun menzil alacağını, eğri yayın elde kalacağını söylüyorsa kendilerinin de buna "amenna" demek düştüğünü belirterek, "Esnaf ahlakımızı anlatan bir veciz ifade de şu şekilde; Her sabah Besmeleyle açılır dükkanımız / Hakk'a iman ederiz, Müslümandır şanımız / Eğrisi varsa bizden, doğrusu elbet sizin / Hilesi hurdası yok, helalinden malımız / Müşterilerimiz velinimet, yaranımız yarimiz / Ziyadesi zarar verir, kanaattir karımız" diye konuştu. 

Bu anlayışa sahip olan esnafın, malının, ticaretinin, kazancının bereketinin başka hiçbir şeyle ölçülemeyeceğini dile getiren Erdoğan, Ahiliğin tüm ilkelerinin, tüm tavsiyelerinin, "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışma" emrini ifade ettiğini söyledi.

Erdoğan, bu yaklaşıma göre, mal, servet ve kazancın ancak daha yüksek bir gayenin vasıtası için anlamlı olduğunu anlatarak, bu şekilde çalışılmıyorsa, "insanı insanın kurdu" olarak gören bir anlayışa teslim olunduğunu kaydetti.

"İnsanı insana dost olarak gören" bir medeniyetin mensupları olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Ne diyor Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri, 'Hırslar, kinler yok olur, aşkla meydanımızda / Arslanlarla ceylanlar, dosttur kucağımızda" dedi.

"O BENZİN İSTASYONLARINDA KUYRUKTA AZ MI BEKLEDİK?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buluşmanın gerçekleştirildiğiSinan Erdem Spor Salonu'nda bazı pankartlar gördüğünü belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunlardan bir tanesi, 'Ölüme gidelim dedin de mazot mu yok dedik'. Haklı. Bu ülkede mazot için kuyruklarda az mı bekledik Sadece benim esnaf kardeşim mazot için beklemedi, benim çiftçi kardeşim de çok bekledi. Şu anda benim elimde bir çifti cüzdanı var. Çiftçiye verilmiş cüzdan bu. Çiftçinin üyelik varlığındaki değişiklikler diyor ve ne kadar mazot aldığı burada yazıyor. Kimler vardı iktidarda malum o zamanlar. Anlıyorsunuz değil mi ne demek istediğimi Şimdi çıkmış 'mazotu şöyle vereceğim, çiftçiye böyle vereceğim'. Ya tarihin karanlık senin ya. Delil burada. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Eserin burada. Yani ne çileler çekti bu millet ya. O benzin istasyonlarında kuyrukta az mı bekledik Ah ah... Bir bidon mazot almak için, traktörlere mazot almak için. 'Çiftçinin, esnafın yanındayım.' Ya dürüst ol be dürüst ol. Hiçbir zaman ne esnafın ne işçinin ne işçinin ne memurun ne Bağkurlu'nun yanında olmadınız, olmadınız. Şimdi de kuru sıkı atıyorlar. Herhalde bunlara inanmıyorsunuz "

Erdoğan, esnafa inandığını, bundan hiç endişe edilmemesi gerektiğini aktararak, "Zaten siz mazotsuz kalmadınız, kalmayacaksınız. Bakınız, çok enteresan, burada bir ifade daha var. 'Panik yok. Direksiyonda reis var, hayırlı yolculuklar Türkiyem.' Bu da enteresan. Aramızda hocalarımız var tabii. Hocam zekayı görüyor musun Pratik zeka bu işte. Hayatı paylaşan bu. Bir pankart daha var, o da çok enteresan, şu anda karşımda onu görüyorum. Nedir o 'Paralel ya da dikey fark etmez, minibüsçü esnaf ihaneti affetmez'. Eyvallah. İhanet edenlere gereken cevabı ben, minibüsçü esnafımızın, diğer esnaflarımızın da hepsinin gereken cevabı milletçe vereceklerine inanıyorum" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ahilik ilkelerinden taviz vermeden, işinin, ekmeğinin gelişmesi, büyümesi için esnaf ve sanatkarlara her türlü desteği verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini belirterek, 2005 yılında çıkardıkları kanunla, 2010 yılında ilan ettikleri strateji belgesiyle esnaf ve sanatkarla ilgili çalışmalarını sağlam bir zemine oturttuklarını söyledi.

Kredi kullanan esnafın geçilen 12 yılda bu konuda katedilen mesafeyi gayet iyi bildiğini ifade eden Erdoğan, şunları anlattı:

"2002 yılında esnafımız yüzde 47 faizle en fazla 5 bin lira kredi kullanabiliyordu. Bugün faiz oranı yüzde 4-5, kredi limitleri 75 bin ile 150 bin lira düzeyine çıktı. Bunu biz yaptık ya. Konuşuyor 'faiz, faiz'. Ya faizi buralara çıkaran bunlar, indiren biz. 2002'den bu yana 154 milyon lira olan esnafımızın kullandığı kredi toplamı, bugün yaklaşık 14 katrilyon liraya ulaştı. Bu kaynakla esnafımız işini geliştirdi, büyüttü. Vergi düzenlemelerinden Sosyal Sigorta Kurumu borçlarının yapılandırılmasına kadar pek çok önemli adımla esnafımızın üzerindeki yük hafifletildi. KOSGEB destekleri hem çeşitlendirildi hem de rakamlar yükseltildi. Perakende ticaretin düzenlenmesiyle ilgili kanun esnaf ve sanatkarlarımız lehine pek çok yeniliği içeriyor."

Erdoğan, siyasi partilerin asgari ücret vaatlerine değinerek, "Birisi bin 400, birisi bin 500, birisi bin 600, birisi de 5 bin lira diyor. Var mı daha artıran? Bunlar asgari ücretin ne olduğunun farkında değil. Asgari ücret bir korumadır. Sen daha fazlasını verdiğin zaman sana kimse 'Daha fazla niye veriyorsun?' demez ama bunun altında olamaz. Bu anlama geliyor asgari ücret" diye konuştu.

Erdoğan, 2002'de Bağ-Kur emeklisi esnafın aldığı en düşük maaş 149 lirayken, bugün 869 liraya çıktığını kaydederek, temmuzda 100 liralık seyyanen zamla maaşın bin liraya yaklaşacağını bildirdi.

Yapılanların yeterli olmadığını ancak imkanlar geliştikçe, zenginleştikçe bunun yayılacağını dile getiren Erdoğan, her zaman "Ne aldatan olacağız ne aldanan olacağız" dediğini aktararak, "Bu millet yalanlardan bıktı. Bu millete yalan söylemenin anlamı yok. İnşallah her geçen gün daha iyiye gidiyoruz, daha iyi olacak" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye'nin 7 Haziran'da 2023 hedefleri bakımından çok kritik bir seçime hazırlandığına değinerek, katılımcılara şöyle seslendi:

"Sizler bu ülkenin nabzısınız. İstanbul birçok olaylar yaşıyor. İstanbul'da 4,5 yıl belediye başkanlığım var. İstanbul ne haldeydi, ne hale geldi biliyorsunuz. Öyle mi? O çöp dağlarını biliyorsunuz, susuzluğu biliyorsunuz. Nerelerden nereye geldik. Bunları biliyorsunuz değil mi? Kimden almıştım ben belediyeyi? CHP'den almıştım. CHP'den aldığımız belediyeyi ne hale getirdik. Şimdi Marmaray'ı başlattık. Dediler ki 'Yapamazsınız'. Biz ne dedik? 'Yaparız.' Niye? 'Bizim dedemiz Fatih, gemileri karadan yürüttü. Biz de denizden yürüteceğiz' dedik, Marmaray'ı yaptık. 18 ayda ne kadar yolcu taşıdık biliyor musunuz? Kardeşlerim, 73,5 milyon yolcu Marmaray'dan taşındı."

Erdoğan, önümüzdeki yıl Avrasya'yı yapacaklarını, Avrasya Tüneli'nden de çift katlı otomobillerin geçeceğini dile getirdi. Bu arada Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün yapıldığını ve büyük ihtimalle yıl sonuna yetişeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünyanın en geniş köprüsü. 4 gidiş 4 geliş. Ortasından da hızlı tren geçecek. Kardeşlerim, öbür tarafta üçüncü havalimanı, 12 milyar avroya mal oluyor. 25 yıl işletecekler ve 25 yılda devlete ne ödeyecekler biliyor musunuz? 22 milyar avro, kira bedeli. Ondan sonra devlete bırakacaklar. İş bilenin, kılıç kuşananın. 6 pist olacak burada. Kardeşlerim el ele vereceğiz Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkaracağız. İzmit Körfez Geçişi var. İstanbul-İzmir kaç saate iniyor biliyor musunuz? 3,5 saat. 425 kilometre otoyol ve dünyanın en uzun asma köprülerinden biri oluyor. Maliyet 9 milyar avro."

"BU MİLLET YALANI AFFETMEZ"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin "Merkez Türkiye" projesini eleştirerek, "Çıkmış, 'Merkez Ülke Projesi' diyor. Ne varmış bu projede? Diyor ki '20 sene sonra işsizliği yüzde 5'e indireceğim'. Öbür taraftan ne diyor? 'Bana 4 yıl verin işsizliği sıfırlayayım' diyor. E bu nasıl iş? Bir taraftan '4 yıl verin işsizliği sıfırlayayım' diyorsun, öbür taraftan '20 yıl sonra yüzde 5' diyorsun. Niye? Akşam başka, sabah başka... Dürüst olacaksın dürüst. Bu millet yalanı affetmez, affetmez" diye konuştu.

Katılımcılara, "Birliğe, beraberliğe ihtiyacımız var. Şöyle bir ayağa kalkalım" diyen Erdoğan, "Çünkü malum terör örgütünü arkasına almış bir siyasi parti var. Öyle mi? Bunlar, bu milleti böldüler. 6-7 Ekim'de biliyorsunuz 50 vatandaşımızın ölümüne neden oldular. Utanmadan, sıkılmadan bir taraftan birileri barış, öbür tarafta ölüm... Musluklardan kan akıtıyorlar. Musluklardan su akar su, kan değil" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet" söylemini hatırlatarak, şunları söyledi:

"Türküyle Kürdüyle Arabıyla Lazıyla Çerkeziyle Gürcüsüyle Abazasıyla Boşnağıyla Arnavutuyla Romanıyla tek millet olacağız ama sesiniz hiç çıkmadı. Yoksa tek millet değil miyiz? Tek millet... Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır, bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız şehitlerimizdir. Öyleyse tek bayrak. Başka bir bayrak istemiyoruz bu toprakların üzerinde ama bölücü terör örgütünü arkasına alanlar Türk bayrağını dalgalandırmaktan kaçınıyorlar. Yaptıkları iş belli. Cesur olacağız. Korkaklar zafer anıtı dikemezler. Bunu böyle biliniz. Tek vatan... 780 bin kilometrekare... Asla böldürtmedik, böldürtmeyeceğiz. Tek devlet... Paralel devlet, paralel yapı hepsini temizliyoruz inşallah. 'İnlerine gireceğiz' dedik, girdik, devam edeceğiz. Şimdi Türkiye'den kaçıyorlar. Bir kısmı Pensilvanya'ya, bir kısmı başka yerlere kaçacaklar, biz de kovalayacağız. Çünkü bu ülkeye ihanet edenler, bunun bedelini ödeyecek."

Esnafa şükranlarını sunan Erdoğan, "Sizleri Allah için seviyorum. Birliğiniz, birliğimizdir unutmayın. Kazancınız bol, geleceğiniz aydınlık olsun diyor, sizleri Allah'a emanet ediyorum" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

"PATİNAJ YAPMAMALI, SÜREKLİ İLERLEMELİYİZ"

Erdoğan ardından SETA tarafından düzenlenen "Başkanlık Sistemi İçin Ülke Örnekleri ve Türkiye İçin Başkanlık Sisteminin Temel Dinamikleri" panelinde konuştu.

İstikrarın sürekliliği için başkanlık sistemi istediğini belirten Erdoğan, özetle şunları söyledi:

"Bizim kendi ihtiyaçlarımıza, kendi birikimimize uygun şekilde, milletimizin tasvip edeceği Türk tipi başkanlık sistemini geliştirebilecek potansiyele sahip olduğumuza inanıyorum.

Bizim başkanlık sistemi konusundaki ısrarımızın en başta gelen sebebi de istikrar ve güven ortamının sağlanmasına yapacağı güçlü katkıdır. Bizim istikrar ve güven ikliminin önemine yaptığımız vurguya itiraz edenler olduğunu görüyoruz. Onlara göre her şey istikrar değilmiş. Başkanlık sistemine karşı çıkmak adına istikrarı gözden çıkartacak kadar gözlerini karartmış durumdalar. Halbuki Türkiye'nin son 12 yılda sağladığı istikrar ve güven ortamı sayesinde elde ettiği kazanımlar ortada. Bunların gözleri var, görmüyorlar. Öyle bir durumdalar.

İstanbul'da belediye başkanlığı yaptım. Belediye başkanlığı çok daha rahat. Karar alma mekanizmaları çok daha seri. Bitmiş tükenmiş olan İstanbul'u yeniden ayağa kaldırdık. 

Parlamentonun yüzde 63'üne sahipsiniz ama yasama organı olarak yasa çıkarmada 1 maddeyi 10 gün engelleyebiliyorlar. Meksika'da mahkeme üyelerine varıncaya kadar başkan atıyor.Amerika'da buna benzer uygulamalar var.

Denetim mekanizmaları ortadan kalkacak deniliyor. ABD'de denetim mekanizması yok mu? Obama da güçlü olduğu halde sağlık reformunu yapamadı.

(Başkanlık sistemi diktatörlüğü getirir, padişahlığı getirir) diye tutturanlar da var. Bunlar İnönü'nün milli şefliği ile başkanlık sistemini birbirine karıştırıyorlar. Diktatörlük görmek isteyen, gitsin milli şeflik dönemine baksın. Oraları şöyle biraz karıştırsınlar. Merak etmesinler, milletin seçtiği ve millete hesap veren başkandan diktatör çıkmaz.

3 yıldır 10 bin 500 dolarda kaldık. 2023'te kişi başına milli gelirin 25 bin dolara çıkmasına çalışıyoruz. Bunun için patinaj yapmamalı, sürekli ilerlemeliyiz.

Vatandaş az veya çok bildiği kadarıyla bir şeylere inanıyor. Eskiye pek ilgi yok, vatandaş yeni Türkiye'yi istiyor.

Layık olduğumuz sistem, genlerimizden gelen bana göre başkanlık sistemidir. Şahsımız için değil ama milletimiz için başkanlık sistemini istiyoruz."

NEW YORK TİMES'A YANIT

Amerikan New York Times gazetesinde kendisiyle ilgili çıkan yazıya da tepki gösteren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bizim iktidarımız milletimizin iktidarıdır. Onun için bu kadar çok direnişle, tehditle, saldırıyla, kumpasla karşılaştık. Sadece içeride değil dışarıda da... İşte bakın Amerika'da New York Times, yine bir edep dışı yazıyla 'Erdoğan'ın Türkiyesi'nde şu oluyor, bu oluyor' diye yine gönderme mi yapmış. Adeta Amerika'ya talimat veriyor, başka güçlere talimat veriyor. 'Niye veriyorsunuz ' diyor.

Düşünebiliyor musunuz Sen bir gazetesin, bir defa haddini bileceksin. Erdoğan'ın Türkiyesi'nde baskılar var ve bu baskılara ABD'nin şunun bunun müdahalesini isteyeceksin. Bir defa sen bunu yazmakla, böyle bir haberi yapmakla bir defa kendi özgürlük alanının dışına çıkmak suretiyle Türkiye'ye müdahale ediyorsun. Sen kimsin Önce haddini bil. Acaba sen bunu şu anda Amerikan yönetimine karşı böyle bir şeyi yapabilir misin? Anında gereğini yaparlar, hiç bu işin şakası yok."