Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, JW Marriott Otel'de DEİK İş Konseyi Başkanları ve Büyükelçiler Toplantısı'na katıldı.

Burada bir konuşma yapan Erdoğan'ın Antalya'da yapılacak olan G20 Zirvesi ve Suriye'deki krize değindi. 

"G20 zirvesine Irak ve Suriye meselesini dahil etmemiz platformun yapısına aykırı değildir" diyen Erdoğan, cansız bedeni Bodrum kıyılarına vuran 3 yaşındaki Suriyeli Aylan bebeği hatırlattı.

Erdoğan, "Bu sabah yine 14 kişi botla kaçarken öldü. İlla bir Aylan mı olursa dünya ayağa kalkacak? Aylan olmadığı zaman dünya ayağa kalkmayacak mı? Ama bunların arasında Aylanlar çok. Hepsi ölüyor, insanlık tribünden izliyor" sözleriyle batılı ülkelere tepkisini dile getirdi.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Dünya sadece gelişmiş ülkelerin faaliyet alanı olarak görülemez. G20'nin en önemli ihtiyaçlarından biri de alınan kararların uygulamaya geçmesi ve takibidir. Oturup, konuşup dağılacaksak bir netice çıkmaz. Önemli olan bunu neticelendirmektir. 

Bunu takip edebiliyorsak, dünya hep birlikte bu kalkınmayı yakalayabilir diye umuyorum. Alt yapı yatırımlarının gerçekleştirilmeis için kamu-özel ortaklığı gereklidir. Antalya zirvesi önemli kararların alınacağı bir toplantı olacaktır. 

Ekonomi G20'nin elbette varlık gerekçesidir. Ama ekonominin siaysetten, sosyal gelişmelerden ve güvenlikten ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Doğu'ya her türlü teşviğe rağmen yeterli yatırım yapılmıyorsa bunun nedeni terördür.

G20 zirvesine Irak ve Suriye meselesini dahil etmemiz platformun yapısına aykırı değildir. G20'nin küresel çözüm mekanizması olmaya aday olduğunu düşünüyorum. BM Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısına getirdiğimiz eleştirinin BM üyelerinin çoğu tarafından paylaşıldığını biliyorum. Ama gücü elinde bulunduranlar değişime yanaşmıyor. Dünyada 200'ü bulan ülkelerin, 5 ülkenin veya bir tanesinin dudakları arasına mahkum edilmesi kabul edilemez. 

Suriye'de 370 bin insan en alçak, en hunhar şekilde katledilirken harekete geçmeyen bir yapının insanlığın vicdanında ibra olabilmesi mümkün değildir. Dengeleri değil insanlığı, bizatihi insan hayatını öncelik olarak almayan uluslararası kuruluşlar, belki hukuki statüye sahip olabilirler ama meşruiyet sorunlarını asla aşamazlar. Suriye'de ölen her masumun kanı, bu acıyı önleyebilme gücüne sahip olduğu halde şu veya bu sebeple bunu yapmayan tüm ülkelerin, tüm kuruluşların eline bulaşmıştır.

Bu sabah yine 14 kişi botla kaçarken öldü. 20 kadarı kurtarılabildi. İlla bir Aylan mı olursa dünya ayağa kalkacak? Aylan olmadığı zaman dünya ayağa kalkmayacak mı? Ama bunların arasında Aylanlar çok. Hepsi ölüyor, insanlık tribünden izliyor. Burada İnsan Hakları Evrensel beyannamesi yazılı olarak mı kalacak? Yoksa nasıl adımlar atalım ki bu işi çözelim mi denilecek?

Sizin hepinizin GSMH'si Türkiye'nin üzerinde. Türkiye 2.5 milyon almış. Her türlü ihtiyacını karşılıyoruz. Biz bunun karşısında 3 madde getiriyoruz; eğit-donat, terörden arındırılmış bölge, uçuşa yasak bölge. Böylece Suriye'den çıkan Avrupa'ya şuraya buraya gitmez. Sadece Yunanistan'a AB'nin verdiği destek 400 milyar Avro. Bütün bu olanlar karşısında Türkiye'nin bir evladı olarak dertliyim. Halkımın da dertli olduğundan eminim. 

Türkiye sadece kamplarda barınan misafirleri için 8.5 milyar dolar harcadı. Türkiye'nin yaptıklarını maddi bir karşılıkla ifade edebilmek mümkün değildir. Biz bir yerden talimat alarak bu adımı atmadık. Sınırlarımıza dayandılar ve bombalardan kaçan insanlara sınırlarımızı açtık. 

AB Türkiye'deki sığınmacılar için kaynak tartışması yaparken bu hususu göz önüne almalıdır. Biz yardım etmeyi sürdüreceğiz. Oradan gelecek parayı kalkıp da kasamıza alacak değiliz. Yapılan yardımların kalitesini nasıl artırırız onun peşindeyiz. Terörden arındırılmış bölge başta olmak üzere çözüm için gerekli adımlar atılmalıdır. 

Türkiye'nin, 1 Kasım seçimlerini başarıyla çıktığına inanıyorum. Çok daha kararlı ve güçlü adımlar atabileceğiz. DAİŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin şiddetle üzerine gideceğiz. Netice almadan terör operasyonlarının bitmesiz söz konusu değildir. 

Terör örgütleri karşısında ikirclikli bir tutum izleyen tüm ülkeleri uyarmak istiyorum. İlkesel bir tutum sergilenmemesi halinde bu ateş önünde sonunda tüm dünyaya sıçrar. Terörü bahane ederek Suriye üzerinde oynadıkları oyunlarla kazanımlar elde ettiklerini sananlar kısa sürede yanlış yolda olduklarını göreceklerdir.

Pek çok ülkenin medyadan takip ettiği, pek çok ülke yöneticisinin kağıt üzerindeki analizlerle yönetmeye çalıştığı bu krizle biz her gün yüzleşiyoruz, sıkıntıları her gün yaşıyoruz. Bizim bu konuyla ilgili ifade ettiğimiz hususlar diplomatik bir manevra veya siyasi bir söylem olarak görülmemelidir. Biz gerçeğin ta kendisini söylüyoruz, haykırıyoruz. Suriye ateşine odun taşıyan herkes çok yakında kendini aynı ateşin içinde bulmaktan kurtulamayacaktır. Bu, samimiyetle ifade edilmiş dostça bir ikazdır."