İlişkili Haberler

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "780 bin kilometrekarenin her bir karışında huzur ve emniyet içerisinde eğer hayatımızı devam ettirebiliyorsak, bunu önce Allah'a sonra şehitlerimizin fedakarlığına borçluyuz" dedi.

Erdoğan, Antalya Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin "Antalya 6. Olağan İl Kongresi"ndeki konuşmasında, kongrenin teşkilat, şehir, ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.

Antalya İl Teşkilatı'nın tüm mensuplarına, kurulduğu günden bugüne kadar partinin çatısı altında hizmet etmiş, ter dökmüş herkese fedakarlıklarından ötürü şükranlarını sunan Erdoğan, "Şüphesiz AK Parti'nin bugünlere gelmesinde onların çok büyük katkısı ve emeği bulunuyor. Bir kez daha vatanımız, bağımsızlığımız, milletimizin geleceği için canlarını feda eden tüm Antalyalı şehitlere Rabbim'den rahmet niyaz ediyorum" ifadesini kullandı.

Erdoğan, şehitlerin ailelerine sabır, gazilere Allah'tan sağlıklı ve uzun ömürler dileyerek, onları Antalyalı Osman Yüksel Serdengeçti'nin "Cenk Türküsü" isimli şiirinden şu dizeleri okuyarak yad etti:

"Dedem kayıp olmuş Yemen çölünde. Amcam şehit oldu urum elinde. Babamın ruhu Çanakkale'de. Beşikte bırakmış beni pederim. Elimde süngüm cenge giderim. Mübarek kaza, cenk, düğüş, sefer. Böyle buyurmuş ulu peygamber. Demiş ki; 'Yurt için can veren erler. Mahşerde benimle beraber.' Tanrının buyruğu buna ne derim. Elimde süngüm cenge giderim'. Canlandı gözümde yeniden mazi. Ölürsem şehidim kalırsam gazi."

"GÖZLERİNİ KIRPMADAN ŞEHİT OLAN O CENGAVERLERE BORÇLUYUZ"

Onların terörle mücadeleden 15 Temmuz'a, El Bab'tan Afrin'e kadar sınırların içinde ve dışında kahramanlıklarıyla tarih yazdıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onlar tıpkı Çanakkale'yi yedi düvele dar eden ecdatları gibi devletlerimizin, devletimizin bekasına kast eden alçakları yurdumuza asla uğratmadılar. Şayet bugün, minarelerimizden yükselen 'Allahuekber' nidaları gök kubbeyi süslüyorsa, bayrağımız yurdumuzun dört bir yanında gururla dalgalanıyorsa bunda en büyük pay şehitlerimizindir.

Bu topraklar Malazgirt'ten, 1071'den beri önce saldırıya, ihanete ve pusuya rağmen halen İslam'ın kalesiyse, bunu gözlerini kırpmadan şehit olan o cengaverlere borçluyuz. Şunu unutmayın, biz bugüne kadar beşer planında hiçbir gücün karşısında eğilmedik. Biz, sadece ve sadece Allah'ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Bundan sonra da eğilmeden istikamet üzere yolumuza devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "780 bin kilometrekarenin her bir karışında huzur ve emniyet içerisinde eğer hayatımızı devam ettirebiliyorsak, bunu önce Allah'a sonra şehitlerimizin fedakarlığına borçluyuz" dedi.

"DİN, İLİM, AHLAK VE ADALET BİZİ AYAKTA TUTAN TAŞIYICI SÜTUNLAR"

Antalya'yı 5 Mart Pazartesi günü idrak ettiği fethinin 811. yılı dolayısıyla ayrıca tebrik eden Erdoğan, 8 asır önce bu toprakları İslam'la müşerref kılan Selçuklu Sultanı Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev'i ve onun kahraman askerlerini de minnet ve şükranla andı.

Erdoğan, Antalya'nın asırlardır yetiştirdiği alimlerin, kadıların, hocaların ve devlet adamlarıyla medeniyetin en önemli karargahlarından birisi olduğunu söyledi.

Birçok ilim ve gönül erbabının bu toprakları ilim, hikmet ve aşkla yoğurduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Antalya'nın aynı geleneği bugün de sürdürdüğünü görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Nasıl kökleriyle bağı kopan bir ağacın ayakta kalması mümkün değilse medeniyet değerleriyle bağı zayıflayan bir milletin de varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Din, ilim, ahlak ve adalet bizi millet olarak ayakta tutan taşıyıcı sütunlardır.

Bu millet, asırlar boyu ilahi kelimetullahı ve bunun sancaktarlığını yapmış bir millettir. Bu millet, Efendimize hürmeten ordusuna 'Muhammed' dememiş, 'Mehmetçik' ismini verecek kadar Peygamber aşığı bir millettir. Niye 'Muhammed' demedi? Olur ya. Orada 'Muhammed'e, sevgili Peygamberimize yakışmayacak bir harekette bulunur diye, 'Muhammed' ismini kullanmamış."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda Mehmetçik'imiz Afrin'e yürüyor, Afrin'e girdi giriyor" dedi.

"Biz 3 kıta, 7 iklimde cenk meydanlarını 'Allah Allah' nidalarıyla inletmiş bir ecdadın torunlarıyız. Biz Kudüs'e, Mekke'ye, Medine'ye hizmetkarlık yapmayı en büyük paye gören, en büyük şeref kabul eden bir milletin mensuplarıyız. Bu karakterimizle de daima iftihar ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Türk milletini yüz yıllardır dimdik ayakta tutan asıl hasletlerin bunlar olduğunu belirten Erdoğan, "Nasıl biz bu gücümüzün farkındaysak, elbette hasımlarımız da bunun farkında. Biz nasıl hayat pınarlarımızı korumanın mücadelesini veriyorsak, onlar da bu pınarları kurutmanın çabası içindedir" değerlendirmesinde bulundu.

"DOĞRUDAN MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE SALDIRMIŞLARDIR"

Son iki asırdır Türk milletinin can damarlarını kesmek için içeriden ve dışarıdan yürütülen kampanyaya dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkleri savaş meydanında değil, asıl tarihte yenmek gerektiğini söyleyenler, doğrudan milletimizin değerlerine saldırmışlardır. Senelerce ülkemizde belli kesimlerin ağızlarını her açışlarında 'Din terakkiye yani ilerlemeye manidir' demeleri boşuna değildir. Osmanlı'nın gerilemesinin nedeni olarak başka unsurlar değil, sadece ve sadece milletimizin inancının, itikadının mensup olduğu medeniyetin gösterilmesi de sebepsiz değildir. Tek parti döneminde camilerimizin, mihraplarımızın öksüz, minarelerinin ezansız bırakılmasının nedeni de budur. Ne diyorlardı; 'Ne mucize ne efsun, ne örümcek ne yosun, Çankaya yeter bize Kabe Arap'ın olsun.' Bu ülke, bu tür putperestlerle doluydu. Bu mısralarla sembolleşen o karanlık zihniyet, tüm çabalarına rağmen milletimizin dirayeti sayesinde başarılı olamamıştır. Bunların haşa bir sürü abuk sabuk ifadeyle Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal'i istismar etme gayretleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "(Hak Dini Kuran Dili) tarzı abidevi eserler ortaya koyarak, her düzeyde sorumluluk üstlenerek, bu din ve millet düşmanlarının heveslerini kursaklarında bırakan Elmalılı Hamdi Yazır ve Ahmet Hamdi Akseki gibi alimlerimizden Allah razı olsun." diye dua etti.

"MİLLETİMİZİN HAYAT PINARLARININ KURUTULMASINA MÜSAADE ETMEMİŞLERDİR"

Ecdadın mirasını yaşatmanın mücadelesini veren dava adamlarının çile çektiklerini, bedel ödediklerini, baskı gördüklerini hatırlatan Erdoğan, "Milletimizin hayat pınarlarının kurutulmasına müsaade etmemişlerdir. Milletimiz de hamdolsun hiçbir zaman özüne, ruhuna ve karakterine yabancı ideolojilerin peşine düşmemiştir." şeklinde konuştu.

Antalya'da gerçekleşen bira festivallerini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bira festivallerinden bir tanesinde de iki genç yavrumuz öldü. Şu anda bunu çatısı altında barındıranlar, bunların hesabını sordular mı? Ölüleri yakma projelerine, başörtüsü düşmanlığına rağmen, insanımız asla milli ve manevi değerlerinden taviz vermemiştir. Ne yaptı Antalya? Tekrar aslına rücu etti. FETÖ gibi ihanet çetelerini de devreye soksalar, Müslüman mahallesinde salyangoz satma girişimleri bugüne kadar hep başarısız olmuştur. Bundan sonra da başarısız olacaktır. Türkleri İslamsızlaştırma projeleri, hamdolsun insanımızın basireti alimlerimizin gayretiyle her seferinde akamete uğratılmıştır."

Erdoğan, Arif Nihat Asya'nın duasının karşılıksız kalmadığını belirterek, "Dua" şirinden "Biz, kısık sesleriz... Minareleri, Sen, ezansız bırakma Allah'ım. Ya çağır surda bal yapanlarını ya kovansız bırakma Allah'ım. Mahyasızdır minareler... Göğü de Kehkeşansız bırakma Allah'ım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allah'ım. Bize güç ver. Cihad meydanını Pehlivansız bırakma Allah'ım" dizelerini okudu.

Erdoğan, "Bize düşen bu duaya milyon kere amin demektir" dedi.

"BİZ İŞGALCİ DEĞİLİZ"

Biz toprak işgal etmiyoruz. Biz teröristler ülkemize bela olmasınlar diye kovaladık. Kovalıyoruz. Nereye giderlerse gitsinler. Cerablus'ta yaptık. 140 bin mülteci evlerine döndü. Şimdi Afrin'de de aynısını yapıyoruz. Buranın da toplamı 2 bin kilometre kare. İnşaallah burayı da kontrol altına aldığımızda Afrinli kardeşlerimiz de topraklarına dönecekler. Biz işgalci, sömürgeci olmadık tarih boyunca. Bize yanlış yapanların tarihi sömürgecilikle doludur. Onlar katliamcıdır. Önce onlar bunun hesabını versinler.. 

"BUNLARI SON NEFESLERİNE KADAR KOVALAYACAĞIZ"

Dün olduğu gibi bugün de Türkiye'yi hedef alan oyunların senaryoların varlığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin'de etkisiz hale getirilen terörist sayısının 3 bin 213 olduğunu bildirdi.

Türk Ordusu'nun muzaffere yürüdüğünü ifade eden Erdoğan, "Şu kopan fırtına Türk ordusudur yarabbi. Senin uğrunda ölen ordu budur yarabbi. Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın. Galib et, çünkü bu son ordusudur İslam'ın." dizelerini okudu.

"Şu anda Mehmetçik'imiz Afrin'e girdi giriyor." ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bu zevk için mi, keyif için mi, toprakları işgal etmek için mi? Hayır, hayır, hayır. Sadece ve sadece ülkemize musallat olan bu teröristleri yok etmek için. Sonuna kadar, bunları son nefeslerine kadar kovalayacağız" diye konuştu.

"FETÖ BU SALDIRININ EN SON ÖRNEĞİDİR"

Türk milletinin huzurunu kaçıramayacaklarının altını çizen Erdoğan, "İster PKK ister PYD ister YPG, DEAŞ ne olursa olsun bunları kovalayacağız. Bu topraklar, huzur içinde insanca yaşamanın erdemine ulaşacaklar." ifadelerini kullandı.

Şu anda Türkiye'de 3,5 milyon mültecinin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bizim böyle bir mecburiyetimiz mi vardı? Niye yapıyoruz bunu? Bizde vicdan var. Bizim dinimiz İslam bunu emrettiği için, 'sana sığınana kapını aç' diyor. Biz de kapımızı açtık. Biz ensar kültürünü biliriz. Biz muhacir kültürünü biliriz. Muhacir varsa, ensar vardır bizim kültürümüzde. Şimdi de bunun gereğini yerine getiriyoruz. Sevgililer sevgilisi bunu yaşamadı mı, yaşadı. Şimdi aynen bunu biz yaşıyoruz ve yaşatacağız.

Er meydanında bileğimizi bükemeyenler, bizi madden ve manen esir alamayanlar, köklerimize saldırmaya devam ediyorlar. 40 yıl boyunca sinsi bir yılan gibi milletimizin boynunda beslenen din, hayır, hizmet, himmet gibi kavramları kullanarak, devletimize ve toplum bünyemize sızan FETÖ bu saldırının en son örneğidir."