NTV

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Nerede Türk-Türkiye unvanı varsa yasaklanmalı

ntv.com.tr

Türkiye

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe'de valilere hitaben bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de valilere seslendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, 81 ilin valisini kabulünde yaptığı konuşmaya "Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine, bu gazi mekana hoşgeldiniz" diyerek başladı.

Türkiye'deki mevcut idari yönetim sisteminin bir yönüyle 2 bin 200 yıllık Türk devlet geleneğini diğer yönüyle de bin 400 yıllık medeniyetin birikimini ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet olarak bizim özelliklerimizden biri de gittiğimiz coğrafyalarda karşımıza çıkan iyi, güzel, faydalı ne varsa onları kendi bünyemize katma konusundaki esnekliğimizdir. 

Bu bizim için tarih ve kültür geçmişimizi gölgeleyen değil tam tersine zenginleştiren bir vasıftır. Cumhuriyet'in ilk döneminde görülen toptancı anlayış dahi bu tarihi sürekliliği kesmeyi başaramamıştır" değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'deki kurumların tarihinin 2 bin yıl önceye kadar gittiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece eski değil aynı zamanda çok büyük bir devlet birikiminin olduğunu kaydetti.

Erdoğan, Osmanlı Devleti'nin 33 vilayetinin olduğu topraklarda bugün 64 farklı devletin hüküm sürdüğüne işaret etti. Orhun Abideleri'ndeki "Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe ilini, töreni kim bozabilir" ifadesini anımsatan Erdoğan, "Bizim devlet yönetim anlayışımız işte böylesine eskidir, güçlüdür" ifadesini kullandı.

"BÜYÜK BİR SORUMLULUK ÜSTLENMİŞ BULUNUYORSUNUZ"

Valilerin bu kadim geleneğin 81 ildeki en üst düzey temsilcileri olarak çok büyük bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Valiliklerimiz ve bağlı birimleri devletin, hükümetin o şehirdeki tutan eli, yürüyen ayağı, gören gözü, duyan kulağı, hisseden kalbi konumundadır. Şayet valiliklerimiz bu görevlerini hakkıyla yerine getiremezlerse tıpkı bu uzuvlardan birini kaybeden insanın engelli durumuna düşmesi gibi devlet çarkı da teklemeye, aksamaya başlar.

Valilik bir icraat makamıdır. Dolayısıyla hiçbir mazeretin başarılı icraatın yerini tutmayacağı yerlerin başında gelir. Hayat günün 24 saati, haftanın 7 günü, yılın 365 günü kesintisiz sürdüğüne göre valiliklerimizin hizmetlerinin de aynı esasa göre yürütülmesi gerekir. Valilerimizin de aynı anlayışla çalışması şarttır. Sizler devleti temsil ediyorsunuz ama sabah 9, akşam 6 mesaisi yapan o klasik devlet memuru anlayışıyla asla çalışamazsınız.

Memurun sorumluluğu size karşıdır, sizin sorumluluğunuz ise bütünüyle millete karşıdır. Millete hizmetin saati, mekanı, sınırı olmaz. Türkiye son 200 yıldır pek çok şeyi kaçıran, geriden takip eden bu yüzden de büyük bedeller ödeyen bir ülkedir. Biz 14 yıldır Türkiye'yi bu kısır döngüden çıkartıp takip eden değil takip edilen bir ülke haline getirmenin mücadelesini veriyoruz. Sizlerden de bu hedefe uygun çalışmalar, başarılar bekliyorum."

"HEPSİNİN KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIZ"

Türkiye her dönemde olduğu gibi bugün de pek çok sorunla baş etmek zorunda olan bir ülkedir. Bugün iki önemli husus ile uğraşıyoruz, birisi terör diğeri sınır güvenliği.

Suriye kriziyle birlikte dinimizi istismar ederek kendine alan açmaya çalışan DAEŞ belasıyla karşılaştık. Fetullahçı Terör Örgütünün kanlı yüzüyle muhatap olduk. Diğer devletleri iyi terörist kötü terörist yoktur diye ikaz ediyoruz ya... Ülkemizde de aynı anlayışla hareket etmemiz gerekiyor. Bakıyorsunuz bir hücre evinde PKK’lılar ile birlikte FETÖ’cüler yakalanıyor. Diğer örgütler konusunda da benzer durumlar söz konusu. PKK ile FETÖ’nün, DAİŞ ile DHKPC’nin bizim nezdimizde bir farkı yoktur.

Vatanımızın, devletimizin, bayrağımızın düşmanlarıdır. Hepsinin de kökünü kazıyana kadar azimle yolumuza devam edeceğiz. Tek fert kalıncaya kadar, şahsım için söylüyorum, bu mücadeleyi sürdüreceğim. Bu can bu tende olduğu sürece mücadeleyi sürdüreceğim.

"15 TEMMUZ 1980'DEN DAHA ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR"

15 Temmuz darbe girişimi Türkiye için 1980'den daha önemli bir dönüm noktasıdır. Diğer darbelerde ne olduğunu bildiği için halkımız savunma mekanizmalarını harekete geçirmiştir. FETÖ milletin kanına girmiş, inancı istismar ederek her tarafa yayılmıştır.

Sadece FETÖ en başından beri tüm gücünü devleti ele geçirme stratejisi üzerine kurmuştur. 15 Temmuz'a karışan subayların 80'li, 90'lı yıllarda TSK'ya sızdıklarını görüyoruz. 30 yıl boyunca çok kişilikli bir hayat süren, takiye yapan münafıkça davranan insanların haliyeti ruhuyesi iyi değildir.

"17-25 ARALIK'TA BU YAPININ KARANLIK YÜZÜNÜ GÖRDÜK"

17-25 Aralık'ta biz bu yapının karanlık yüzünü gördük ama anlaşılan o ki kimseye meramımızı anlatamadık. Biz terör örgütü dedikçe 'terör örgütü silahlı olur' dediler. Pek çok kişiye bu gerçeği anlatamadığımızı biliyorum. 15 Temmuz'da ortaya çıkarak kan döküp can aldılar. Bizim yıllarca söylediğimiz gerçeği kendi elleriyle tescil ettiler.

Milletimiz 15 Temmuz'da devletten çok daha hızlı bu kanlı ihanet şebekesinin karşısına çıktı. Teşkilat şemasına baktığımızda hedef sadece Türkiye değil, orada kainatın imamı olarak geçiyor. 

"NEREDE TÜRK-TÜRKİYE UNVANI VARSA YASAKLANMALI"

Dün Bakanlar Kurulu toplantısında söyledim; dünyada bizim bilgimiz dışında nerede Türk-Türkiye unvanı varsa yasaklanmalı. Bakanlar Kurulu kararı veya KHK içerisinde dünyadaki bizim bilgimiz dışında nerede Türk, Türkiye unvanı varsa bunları yasaklamamız lazım. Bu ülke yönetimlerine bildirmek suretiyle bu unvanların kullanımızı yasaklamalıyız. Oradan prim yapmaya çalışıyorlar. Bütün bunlara rağmen, ben milletimin ferasetine inanıyorum. O feraset 15 Temmuz gecesini kendini ortaya koydu. Vatandaşımızın şahadete yürüyüşü, bütün hesapları alt üst etti. 

"SINIRLARIN GENİŞLEMESİ YA DA DARALMASI İMAN MESELESİDİR"

Darbe düzeninden 40 gün geçmeden Suriye'de uzun süredir planladığımız Cerablus operasyonunu yaptık ayrıca PKK terör örgütüne tarihin en büyük operasyonlarını yaptık.

Bazıları bu kadar cephede bu yapılmaz dediler. Niye cepheyi geliştiriyoruz diyenler oldu. Şuna inanalım cephelerin genişlemesi ya da daralması iman meselesidir. Millet ben varım diyorsa bu cephelerin hepsi çok küçüktür.

"600 BİN İNSANI ÖLDÜREN KATİLDEN İZİN Mİ ALACAĞIZ"

(Fırat Kalkanı Harekatı) Neymiş efendim 'Uluslararası hukukta o ülkenin hükümeti sizi çağırmazsa oraya giremezsiniz' diyenler oldu. Kusura bakmasınlar. Biz asıl o ülkenin sahipleri olan halkın davetine icabet ediyoruz. Zaten o ülkenin yönetimi zalim. 600 bin insanı öldüren bir katilden mi izin alacağız.

"SURİYE'NİN TOPRAKLARINDA GÖZÜMÜZ YOK"

Bizim planımız Türkiye’nin sınırlarına güven altına alma planıdır. Sınırlarımız terör koridoru olmaktan çıkartıp barış koridoru haline getirmektir. Suriye’nin topraklarında gözümüzü yok.

Türkiye'nin Suriye operasyonlarının hiç unutulmayan ve hesap edilmeyen bir şekilde hızlı ve başarılı yürümesi, dünya kamuoyunun bölgeye bakışını da değiştirdi. Bundan sonra bölgede Türkiye'nin içinde olmadığı, Türkiye'nin rızasının alınmadığı hiçbir senaryonun devreye sokulması mümkün değildir.

Teröre mücadelede verdiğimşz şehitlerin hepsi içimizde yaradır. Ancak şunu da biliyoruz ki bayrağı bayrak yapan üstündeki kandır.

"PKK'NIN KAMU İÇİNDEKİ UZANTILARI DA TASVİYE EDİLECEK"

Gerek FETÖ gerekse PKK terör örgütüyle mücadelenin önemli bir boyutunu da bunların kamu görevlileri içindeki uzantılarının tasfiyesi oluşturuyor. FETÖ konusunda ilan ettiğimiz olağanüstü hal çerçevesinde süratle birtakım adımlar attık, atmaya devam ediyoruz.

Aynı süreci PKK terör örgütünün kamu kuruluşları içindeki destekçileriyle ilgili de yürütmeye başladık. Sizlerden ricam, bulunduğunuz illerde bu konuda kararlı ve dikkatli çalışmalar yapmanızdır. Benim tavsiyem şu, sizlerden memurları açığa alma noktasında bir yarışa girmenizi istemiyorum sadece adil davranmanızı istiyorum. Çünkü bizim değerlerimizde zulüm yoktur, adil davranalım, zulmedenleri yerinden alalım."

ETİKETLER