Son dakika haberi! 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Beştepe'de düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerde gelinen noktaya değinen Kalın, Türkiye'nin ihtiyatlı olmakla birlikte iyimser bir bakış açısınına sahip olduğunu belirtti.

Bir haftalık diplomasi trafiği içerisinde üzerinde mutabık kalınan çerçevenin, Türk-Amerikan ilişkilerini daha ileri noktaya taşıyacak ve mevcut gerilimi aşacak nitelikte olduğunu ifade eden Kalın, "Baştan beri söylüyoruz. Bunların somut olarak sahada atılacak adımlarla desteklenmesi ve neticelerinin sahada görülmesidir. Gerek ABD'nin YPG ve PYD'ye verdiği desteğin artık sonlandırılması gerek bu unsunların Menbiç'ten çıkartılıp, Fırat'ın doğusuna götürülmesi konusunda beklentilerimiz çok açık ve nettir. Burada Türkiye'nin güvenlik kaygıları ve Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde artık PYD-YPG ile yapılan işbirliğinin sona erdirilmesi gerekmektedir" diye konuştu.

Yoğunluklu olarak nüfusu Arap olan şehirlerden, kasabalardan YPG'nin, PYD'nin çekilmesi gerektiğini ifade eden Kalın, orada alan hakimiyeti yaratmaya çalışan bir terör örgütü olduğunu vurguladı.

Kalın, FETÖ meselesinde de Amerikan yönetiminden somut adımlar beklediklerine işaret ederek, "Bugüne kadar ne Obama döneminde ne de Trump döneminde maalesef FETÖ ile mücadele noktasında arzu ettiğimiz düzeyde somut netice verici bir politika, bir uygulama henüz görmedik" değerlendirmesini yaptı.

''TRUMP YÖNETİMİNDEN SOMUT ADIM ADIM BEKLİYORUZ"

Türkiye'nin hukuk kuralları dışında hiçbir talepte bulunmadığını kaydeden Kalın, "Bizim bütün talebimiz, hakkında tutuklama kararı, davalar bulunan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ama şu anda Amerika'da bulunan kişilerin Türkiye Cumhuriyeti'ne iade edilmeleri ve yargının önüne çıkmalarıdır. Beklentimiz, Trump yönetiminin bu terör örgütüyle ilgili somut adımlar atmasıdır" ifadelerini kullandı.

PKK terör örgütüne karşı mücadelede ABD'nin sağlayacağı istihbarat desteğinin önemine işaret eden Kalın, bu konuda da somut adımlar atılmasını beklediklerini bildirdi. Bunların gerçekleşmesi durumunda iki ülke arasındaki ilişkilerin hızlı bir şekilde normalleşme sürecine gireceğini belirten Kalın, aynı zamanda Türkiye'nin güvenlik kaygılarının giderilmesi suretiyle bölgenin de istikrara kavuşması yönünde önemli bir adımın atılmış olacağını aktardı.

ERDOĞAN'IN AFRİKA TURU

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki hafta Afrika seyahati yapacağına değinen Kalın, 2005'te başlatılan Afrika açılımı çerçevesinde bunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekleştireceği önemli bir ziyaret olacağını kaydetti.

Erdoğan'ın Afrika ziyaretinin aynı zamanda Afrika'ya verilen önemin de bir göstergesi olduğunu ifade eden Kalın, "Şu anda Cumhurbaşkanımız Afrika'yı en çok ziyaret eden dünyadaki birinci lider. Bu dört ülkeye yapacağımız ziyaretle biz Afrika'ya verdiğimiz önemi bir kez daha ifade edeceğiz. İkili ilişkiler, bölgesel konular, bütün bunlar etraflı bir şekilde ele alınacak. Önümüzdeki yüzyılın parlayan yıldızı Afrika olacak. Hem bizim tarihi bağlarımız itibarıyla hem de Afrika'nın sahip olduğu potansiyel açısından Afrika ile ilişkilerimizi bundan sonra da güçlendirmeye devam edeceğiz" dedi.

"ŞAM İLE RESMİ BİR TEMAS YOK"

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarının Şam yönetimiyle doğrudan diyalog yoluyla korunabileceği yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Kalın, şu anda Şam yönetimiyle doğrudan resmi bir temasın söz konusu olmadığını belirtti.

Astana süreci çerçevesinde üç garantör ülke tarafından, Suriye sahasında yaşanan gelişmeleri koordine etmek, eş güdüm sağlamak, çatışmasızlık bölgelerini oluşturmak, ateşkesi hayata geçirmek ve diğer siyasi süreçle ilgili konuları takip etmek için kurulan bir mekanizma olduğunu hatırlatan Kalın, zaman zaman verilen mesajların dolaylı olarak Rusya ve İran üzerinden Şam rejimine de iletildiğini kaydetti.

Kalın, "Şam rejimi ile doğrudan resmi bir temas söz konusu değil fakat olağanüstü şartlar gerektirdiğinde, belli sorunları çözmek için ilgili birimlerimiz, yani kastettiğim istihbarat birimimiz, doğrudan ya da dolaylı belli temaslar kurabilir. Bu, zaten istihbarat birimimizin temel görev tanımları arasındadır. Sahada yaşanan bazı gelişmeleri çözmek, birtakım yanlış anlamaları ya da hareketleri önlemek, yapılabilecek birtakım girişimlerdir. Ankara-Şam arasında kastedildiği manada üst düzey, orta düzey siyasi veya diğer alanlarda bir temas trafiğimiz söz konusu değil" diye konuştu.

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısında Türkiye'ye vize serbestisi için Afrin operasyonunun durdurulması gibi birtakım şartlar öne sürüldüğüne ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine Kalın, ortak bir açıklama yapılmadığını, birkaç bakanın bu konuda bireysel açıklamalarının bulunduğunu aktardı.

"AFRİN KONUSUNDA İZAHAT BORCUMUZ YOK"

Türkiye'nin AB Komisyonu'na da bu konuda mektup gönderdiğini ifade eden Kalın, beklentilerinin 72 kriterin AB komisyonu tarafından tasdik edilmesi olduğunu bildirdi.

Terörle Mücadele Yasası ile ilgili düzenlemelerin daha önce de gündeme geldiğini ve AB müzakerelerinin bu konudan dolayı tıkanma noktasına geldiğini hatırlatan Kalın, şöyle konuştu:

"Vize serbestisi dediğimiz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Schengen vize sistemi içerisinde serbest dolaşımını sağlayacak bu düzenleme aslında yıllar önce yapılması gereken, Türkiye'nin müktesep hakkı olan bir konudur. Çeşitli gerekçeler ve bahanelerle bu konu hep ertelenmiştir. Son iki yılda da bu iş sürüncemede bırakıldı. Şimdi Komisyonda bunun değerlendirmesi yapılıyor. Bizim için aslolan, Komisyonun yapacağı değerlendirme ve açıklamadır. Bizim beklentimiz özellikle Almanya, Fransa, İtalya ve diğer ülkelerle daha iyi bir ilişki seyrine girmeye başladığımız şu günlerde Komisyonun bu iklime uygun, yapıcı bir tutum sergileyerek bunu bir sorun olmaktan çıkartması. Afrin meselesine de gelince, bizim kimseye bir izahat borcumuz yok. Baştan itibaren biz bunun gerekçelerini açık ve net bir şekilde ortaya koyduk. Operasyonun gerekçelerini şeffaf bir şekilde paydaşlarımızla paylaştık. İkide bir önümüze 'Afrin operasyonu durmalı, şöyle, böyle olmalı' gibi açıklama getirenlere cevabımız budur, kimseye bir izahat borcumuz yok. Türkiye Cumhuriyeti kendi ulusal çıkarları için gereğini yapmaktadır."

İbrahim Kalın, İran'da yolcu uçağının düşmesi neticesinde hayatını kaybedenler için Allah'tan rahmet, İran devletine de başsağlığı diledi. Kalın, "cinsel istismar" konusuyla ilgili yeni bir süreç başlatıldığını belirterek, şöyle konuştu:

"Mevcut kanunlar çerçevesinde ne tür düzenlemeler yapılacak, hangilerinde kanuni düzenleme, hangilerinde mevzuat düzenlemesi yapılacağına dair çalışmaları yürütmek üzere 6 bakandan oluşan bir komisyon yarın çalışmalarına başlıyor. Bu sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da gündeminde olan maalesef çok büyük bir yaradır. Bu insanlık dışı tutumu, hareketi, suçu ortadan kaldırmak için devlet ve millet olarak tüm imkanlarımızı seferber etme konusunda tam bir kararlılık içerisindeyiz."

Kalın, çocukları cinsel istismar mağduru olan ailelerin acısını tüm kalbiyle paylaştığını, bunun bir canilik, cinayet türü olduğunu söyledi.

Bunun önlenmesi için kimyasal hadım dahil olmak üzere, bütün opsiyonların değerlendirileceğini bildiren Kalın, bununla ilgili gerekli tedbirlerin en kısa zamanda alınacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, mevzuatla ilgili yapılacak düzenlemelerin yanı sıra, bu konuda toplumsal farkındalığın oluşmasının, suça giden yolda atılacak adımların, suçun önlenmesi açısından önemli olduğunun altını çizdi.

Kalın, gerek kamu kurumları gerek sivil toplum kuruluşları gerek aileler gerekse ilgili bütün paydaşların konuyu takip etmelerinin büyük önem arz ettiğini dile getirdi.

"BÜYÜME TRENDİ 2018'DE DE DEVAM EDİYOR"

İbrahim Kalın, 2017'de yakalanan büyüme trendinin 2018'de de devam ettiğine işaret ederek, Türkiye'nin 7,1 büyüme trendiyle dünyada en fazla büyüyen ülkelerden olduğunu anımsattı.

Bu trendin 2018'de de devam edeceğinin öngörüldüğünü kaydeden Kalın, turizm alanında erken rezervasyonların, 2018'de turizm sektörünün geçen yılki yakaladığı ivmeyi devam ettireceği yönünde kuvvetli işaretler verdiğini söyledi.

Zeytin Dalı Harekatı dikkate alındığında, Türk ekonomisinin bünyesinin ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğini ifade eden Kalın, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2023 hedefleri çerçevesinde iş gücü ortamının iyileştirilmesi ve rekabet gücümüzün artırılmasıyla ilgili bir dizi reform paketi hayata geçiriliyor. Son bir yıllık dönemde yaklaşık 1,5 milyon istihdam yaratmak suretiyle, Türkiye de son yıllarda istihdam alanında çok önemli bir başarıya imza atmış bulunuyor. Bu trendi devam ettireceğiz. Zaman zaman Afrin harekatıyla, başka konularla ilgili eksik, yanlış veya kasıtlı haberlerin piyasalara farklı şekillerde yansıdığını görüyoruz. Tabii ki piyasaların bunları algılama şekli, hemen kısa sürede bunları absorbe etme biçimi bazen olumsuz etkiler de yapabiliyor. O yüzden bizim buradan çağrımız, bu tür konularla ilgili açıklamaları resmi makamlardan ve nihai açıklamaları esas almak suretiyle takip etmeleridir. Basında çıkan bir takım operasyon, algı haberleri, bir takım spekülasyonlardan ziyade resmi makamların yaptığı açıklamaları esas almak suretiyle bunların ekonomiye nasıl yansıyacağının değerlendirilmesi daha isabetli olur."

"İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ BİR ANLAŞMA SÖZ KONUSU DEĞİL"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Zeytin Dalı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısının 1780'e ulaştığını, harekatın Afrin ve civarındaki bütün terör unsurları etkisiz hale getirilinceye kadar kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.

"Esed rejimi ile PYD/YPG güçleri arasındaki anlaşma" iddialarına ilişkin de Kalın, şunları kaydetti:

"Biz başından beri, bu haberlerin teyide muhtaç ve ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini ifade etmiştik. Bugün itibarıyla da sahada dün yaşanan hadisenin şöyle bir çerçevede cereyan ettiğini ifade edebiliriz; Halep civarından gelip Afrin'in güney uçlarına, oradan da şehre girmeye çalışan bir grubun, 20-30 veya 40-50 araçlık bir konvoyun girme teşebbüsü olduğunu gördük. Fakat bu topçu atışlarımızla hemen püskürtüldü. Bu milis güçler Halep'e doğru tekrar çekildiler. Dolayısıyla burada iddia edildiği gibi bir anlaşma söz konusu değil. Böyle bir anlaşma ya da başka arayışlar olsa bile, sahada bir takım kirli, karanlık pazarlıklar olsa bile, Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, Zeytin Dalı Harekatı'yla ilgili planlarımızı aynı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz."

Kalın, rejim veya başka bir unsurun bu yönde atacağı adımların ciddi sonuçları olacağını, bu harekatın uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde gerçekleştirildiğini söyledi.

"PYD/YPG ve iltisaklı gruplara yönelik herhangi bir himaye hareketi, o aktörleri doğrudan bu terör örgütüyle aynı safa yerleştirir" diyen Kalın, Afrin harekatının meşruiyeti ve haklılığı konusunda her gün ortaya çıkan yeni verilerin, kararlarının doğruluğunu teyit ettiğine dikkati çekti.

Özellikle harekat öncesinde gelen istihbarat çerçevesinde ve ele geçirilen bilgilerde bölgenin yeni bir Kandil yapılmak istendiğinin açıkça ortaya koyulduğunu vurgulayan Kalın, ele geçirilen tüneller, mevziler, yığınaklar, karargahların bu çabayı açık bir şekilde gözler önüne serdiğine işaret etti.

"ALTINCI ASKERİ GÖZLEM BÖLGESİ ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI"

Zeytin Dalı Harekatı'nın meşruiyeti açısından yeni verilerin ellerine geçtiğini bildiren Kalın, "Türkiye'nin Afrin'deki operasyonu sahada nihai olarak görüşülecek siyasi geçiş sürecini ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması hedefini de destekler mahiyettedir. Dolayısıyla zaman zaman bazı batılı müttefiklerimizden gelen 'Bu bir dikkat sapmasıdır, DEAŞ ile mücadeleden başka bir alana kaymadır.' şeklindeki iddiaları kabul etmiyoruz. Tam tersine bu Suriye topraklarının tüm terör unsurlarından temizlenmesiyle ilgili sürecin en önemli unsurlarından bir tanesini oluşturmaktadır" dedi.

Kalın, İdlib bölgesinde askeri gözlem noktalarının tesis edilmesi sürecinin devam ettiğini, altıncı gözlem bölgesiyle ilgili çalışmaların tamamlandığını açıkladı.

Sahadaki gelişmeler çerçevesinde gözlem noktalarını 12'ye çıkaracaklarını anlatan Kalın, bu konuda bir takım zorluklarla karşılaşıldığını söyledi.

Kalın, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Astana'da alınan karar çerçevesinde bu süreci hayata geçirdiğini anımsattı.

"DOĞU GUTA'DAKİ MASUM SİVİLLERİN ÖLDÜRÜLMESİ KABUL EDİLEMEZ"

Doğu Guta'da son iki günde 160'tan fazla sivilin öldüğü saldırılara işaret eden Kalın, "Bu saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz. Suriye rejimine de bu saldırıları derhal durdurması çağrısında bulunuyoruz. Bu bir insanlık suçudur. Şu, bu gerekçeyle Doğu Guta'daki masum sivillerin öldürülmesi hiçbir şekilde kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Kalın, bu yönde diplomatik girişimlerinin yoğun bir şekilde devam ettiğini belirterek, "Astana Süreci'nin garantör ülkeleri olarak, Rusya ve İran ile en başta Sayın Cumhurbaşkanımızın telefon trafiği, ayrıca Dışişleri Bakanımızın, bizlerin, istihbarat birimlerimizin yoğun görüşmeleri devam ediyor. Özellikle Doğu Guta'daki insani dramın artık sona erdirilmesi ve çatışmasızlık ilkeleri çerçevesinde buraya yeni saldırıların yapılmaması yönündeki gayretlerimiz de önümümüzdeki günlerde devam edecek" bilgilerini paylaştı.

AK Parti-MHP arasındaki ittifaka, Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) de dahil olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "cumhur ittifakı" ya da "cumhurun ittifakı" olarak bunu isimlendirdiğini belirterek, bu ittifakla birlikte Türk siyasi hayatında yeni bir sayfanın açıldığına dikkati çekti.

Kalın, 2018-2019'un şartlarında bu ittifakın yeni bir siyasi ortama işaret ettiğini vurgulayarak, AK Parti ile MHP arasında bu ittifak üzerinde mutabık kaldığını, bu konuda da gün içerisinde meclise gerekli kanuni düzenlemeyi vereceklerini bildirdi. Kalın, "Buna katılmak isteyen başka aktörler de olursa 'cumhurun ittifakı' adı üstünde, herkese açık. Bütün cumhuru kapsaması arzu edilir" diye konuştu.

REJİM DESTEKÇİSİ BAZI MİLİSLERİN AFRİN'E GİRME TEŞEBBÜSÜ

Rejim destekçisi bazı milislerin Afrin'e girme teşebbüslerine yönelik soruya Kalın, dün yayınlanan görüntülerde 20-30 araçlık bir konvoyun bir yere doğru gitmesinin yer aldığını, bunun biraz şov, biraz propaganda amaçlı yapıldığının anlaşıldığını ifade etti.

Kalın, şöyle devam etti:

"Biz elbette bunları dikkate alırız. Bu, askeri planlamalar çerçevesinde mutlaka hesaba katılır. Ama bizim Afrin operasyonuyla ilgili kararlılığımız üzerinde en ufak bir etkisi dahi söz konusu değildir. Böyle bir girişimde bulunan kim olursa olsun bunun ciddi sonuçları olur. Nitekim dün de biz bunu gördük. Topçu atışıyla bunlar püskürtüldü. Halep'ten geldikleri yere döndüler. Bugün yarın tekrar böyle bir teşebbüste bulunabilirler mi? Mümkündür. Ama bununla ilgili tedbirler alınmıştır. Orada PYD/YPG terör örgütüne destek mahiyetinde atılacak her adım doğrudan bunların terör örgütleriyle aynı safta yer alması ve bizim için de meşru hedef haline gelmesi demektir. Dolayısıyla bizim bu konudaki çalışmalarımız da yoğun bir şekilde devam ediyor."

Şam rejimiyle Türk istihbarat birimlerinin temas kurup kurmadığına yönelik soruya karşılık Kalın, "İstihbarat örgütleri arasında bu tür görüşmelerinin yapılmasının zaten bir amacı da olağanüstü şartlarda ortaya çıkan acil sorunları çözmeye matuftur. O yönde de trafik yürütülür ihtiyaca binaen. Bu görüşmeler yapılabilir" dedi.

ZİNA KONUSUNUN DA YENİDEN ELE ALINMASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Zina konusunun da yeniden ele alınması"na yönelik sözlerinin ardından nasıl bir yasal düzenleme gerçekleştirileceğinin sorulması üzerine Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bu konuda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile görüştüğünü, bununla ilgili bir çalışma yapılması talimatını verdiğini, Adalet Bakanlığı'nın da bu konuda çalışmalarına başladığını belirtti.

ÖĞRETMEN ATAMALARI

İbrahim Kalın, sözleşmeli öğretmen alımına ilişkin, "20 bin öğretmen alımıyla ilgili takvim açıklandı. Bu 2018 yıllı içerisinde gerçekleşecek. İlave bir alım olur mu olmaz mı konusuyla ilgili şu anda net bir şey yok. Milli Eğitim Bakanlığımız, ihtiyaçlar çerçevesinde planlamayı yapacaktır" dedi.

"TERSİNİ İDDİA ETMEYİ MUHALEFET ZANNEDEN BİR TUTUM İÇERİSİNDELER"

CHP'nin, ABD ile imzalanan ortak mutabakat metni ile Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson arasındaki görüşmede bir tercüman olmamasını eleştirdiği hatırlatılarak, değerlendirmesi sorulan Kalın, şunları söyledi:

"Bizim muhalefet, ne yapsanız tersini iddia etmeyi muhalefet zanneden bir tutum içerisinde. Amerika ile ilişkiler gerildiğinde, 'Neden geriyorsunuz?' Amerika ile ilişkileri ulusal çıkarlarımız ve önceliklerimiz çerçevesinde tekrar rayına oturtmayı hedeflediğimizde, bu yönde adım attığımızda da 'Bu doğru bir mutabakat değildir.' Açıklanabileceği kadarını, Sayın Cumhurbaşkanımız, Dışişleri Bakanımız açık ve net ortaya koydular. Üzerinde mutabık kalınan çerçeve, bizim ulusal çıkarlarımız ve önceliklerimiz çerçevesinde adım atabileceğimiz bir zemin oluşturmaktadır. Ama her zaman dediğimiz gibi sahadaki somut adımları görmek istiyoruz. Çünkü daha önce de bize sözler verildi. Bu sözlerin tutulmadığını, son 2-2,5 yıl içerisinde biz defalarca gördük. Dolayısıyla biz somut adımları görmek suretiyle teyakkuz halinde bu adımları takip edeceğiz. Bunun ülkemizin çıkarları açısından ne kadar önemli olduğunu da sahada test etmek suretiyle umarım muhalefet de görecektir."

"GÜLÜNÇ BİR YORUM"

Kalın, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'ın görüşmesinde bir mütercimin bulunmaması, not alınmaması konusunun "gülünç bir yorum" olduğunu belirtti.

Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sayın Kılıçdaroğlu, 'Devlet, devre dışı bırakılmıştır' gibi ifade kullandı. Devlet kimdir? Not tutucu mudur? Devletin başındaki kişi, başkomutan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla bu kabulü yapmaktadır. Devletin Dışişleri Bakanı o görüşmede, görüşmeye verilen öneme binaen tercüme yapmaktadır. Nasıl devlet, devre dışı bırakılmıştır? Bir mütercim midir devlet burada? Bunu anlamakta zorlanıyorum. Bazen bu tür görüşmelere tercüman alınmaz. Bu, görüşmeye verilen önemin bir ifadesidir. Bazen tercüman alınır, bazen tercümeyi bakan arkadaşımız yapar, ben ya da başka bir arkadaşımız yapar. Bütün bu yorumlar maalesef devlet tecrübesinden bihaber olan kişilerin yaptığı yorumlar olarak görünüyor. Dışişleri Bakanımız orada bulunuyor. Konuşulan bütün konular, aynen not ettirilmiştir, kendisi görüşmeden çıktıktan sonra. İlla her görüşmede o anda bir not tutucu olmak zorunda değildir. Bunlar başka ülkelerde de bizim sıkça karşılaştığımız uygulamalardır. Tam baş başa görüşme diye bir uygulama vardır. Burada sadece devlet başkanları bulunur. Başka kimse bulunmaz. Bazen tercüme için bizim arkadaşlarımızdan birisi olabilir. Bu oranın şartlarına göre karar verilen bir konudur. Ama 'Mütercim yok, not tutucu yok, dolayısıyla devlet devre dışı bırakılmıştır' yorumu, hakikaten devlet tecrübesine sahip birisinin yapabileceği bir yorum değildir."

"MATTIS'İN YAPTIĞI AÇIKLAMA HERKESİ ŞAŞIRTTI"

ABD Savunma Bakanı James Mattis'in, "YPG'yi PKK'dan ayırabileceklerini, hatta onları PKK'ya karşı savaştırabilecekleri" şeklindeki sözlerinin ABD Dışişleri Bakanı Tillerson ile yapılan görüşmelerde gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine Kalın, "Mattis'in yaptığı bu açıklama, hayretamiz bir açıklama. Herkesi şaşırttı" dedi.

Kalın, bu konunun yapılan görüşmelerde gündeme gelmediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Açıkçası öncesinde ve sonrasında böyle bir teklifi, biz başka hiçbir Amerikan yetkilisinden duymadık. Zannediyorum orada da kaldı. Kendileri de bu teklifin çok da inandırıcı ya da gerçekçi bir teklif olmadığını anladılar. Artık üzerinde de durmuyorlar. Ama belki bu tartışma, PKK ile PYD/YPG arasındaki organik bağın ne kadar güçlü olduğunu Amerikalı muhataplarımızın hatırlaması ve anlaması açısından iyi bir ders olur diye ümit ediyoruz."