Türkiye'de tiyatro sanatının usta isimlerinden Cüneyt Gökçer, 89 yaşında hayatını kaybetti.

Malatya'da 1920 yılında doğan Cüneyt Gökçer, 1942'de Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nden mezun oldu.

Gökçer, Devlet Tiyatrosu'nda uzun yıllar hem oyuncu hem de yönetmen olarak görev aldı.

1951 yılında ‘Vatan ve Namık Kemal’ filmiyle sinema oyunculuğuna başlayan Gökçer, 1981'de televizyon için çekilen ‘4. Murat’ adlı dizide rol aldı.

‘Kral Oidipus’, ‘Onikinci Gece’, ‘IV Henry’, ‘Damdaki Kemancı’, ‘Bağdat Hatun’, ‘Kral Lear’ gibi oyunlarda başrol oynayan Gökçer'in, sinemada rol aldığı filmler arasında ‘Vatan ve Namık Kemal’, ‘Barbaros Hayreddin’, ‘Lale Devri’, ‘Kara Davut’, ‘Kaldırım Çiçeği’, ‘Nilgün’, ‘Büyük Sır’, ‘Damdaki Kemancı’, ‘Mevlana’, ‘Yedi Evlat İki Damat’ yer alıyor.

Öte yandan Gökçer'in vefatı, sanat camiasını üzüntüye boğdu.

'TÜRK TİYATROSU HOCASIZ KALDI'
Sanatçı Kenan Işık, büyük bir ustayı kaybetmekten dolayı üzüntülü olduğunu bildirdi.

Işık, ''Eğer Cüneyt Gökçer olmasıydı galiba ben bugün olduğum yerde olmazdım. Benim üzerimde çok fazla emeği olan biri. Tiyatromu neredeyse ona borçluyum diyebilirim. Bu yüzden bendeki yansıması biraz daha farklı'' diye konuştu.

Gökçer'in Türk tiyatrosunun en değerli sanatçılarından biri olduğunu ifade eden Işık, ''Onun tiyatrocu ve sanatçı ruhu çok önemli, bu herkesin malumu. O tiyatromuzun hocasıydı. Herkesin hocası şu anda yok. Türk tiyatrosu hocasız kaldı'' dedi.

'SAYGIM SONSUZDUR'
Tiyatro ve sinema oyuncusu Zihni Göktay da Cüneyt Gökçer'in Türk tiyatrosunun temel taşlarından biri olduğunu belirterek, ''Birlikte bazı toplantılara katıldığımız oldu. Fakat aynı sahnede birlikte oynamak kısmet olmadı. Kendisine olan saygım sonsuzdur'' diye konuştu.

Gökçer'in Türk tiyatrosuna büyük hizmetler verdiğini anlatan Göktay, ''Devlet tiyatrosunda müzkallerin başlangıcı olan 'My Fair Lady' ve 'Damdaki Kemancı' gibi batı anlamındaki çok büyük müzikallere yönetmenlik yapan Cüneyt Gökçer, aynı zamanda bu müzikallerde eşi Ayten Gökçer ile birlikte Türk tiyatrosuna silinmeyecek izler kazımıştır. Kendisine Allah'tan rahmet, Türk tiyatrosunun geride kalan sanatçılarına ve öğrencilere sabır diliyorum'' dedi.

Tiyatro sanatçısı Haldun Dormen de ''Cüneyt Gökçer, hem hoca, hem yönetmen, hem de oyuncu olarak eşi bulunmaz insanlardan biriydi. Türk tiyatrosu bir dev sanatçısını kaybetti. Cüneyt Gökçer, Türk tiyatrosunun gerçekten büyük bir kaybı. Türk tiyatrosunun başı sağolsun'' şeklinde konuştu.

Sanatçı Müjdat Gezen de Gökçer'in Türk tiyatrosu için çok önemli bir isim olduğunu söyledi.

Gezen, Gökçer'in Türk tiyatrosuna hem disiplin getirme, hem de saygınlık kazandırma açısından önemli katkıları olduğunu anlatarak, ''23 yıl devlet tiyatrosunun başında olabilmek kolay değildir. Cüneyt Gökçer, sadece iyi bir aktör olarak kalmayıp, çok iyi bir tiyatro oyuncusu ve tiyatro yöneticisi olarak da anılacaktır. Türk tiyatrosunun başı sağ olsun'' dedi.

Tiyatro oyuncusu Kazım Akşar da Gökçer'den 4 yıl ders aldığını belirterek, şunları kaydetti:

DOKUNUŞU, ENERJİSİ...
''Ben 55 yaşında bir oyun çalışırken bile kendisini taklit etmiyorum ama onun öğrettiklerini kullanmaya çalışıyorum. O, bilgiyi gözüyle, dokunuşuyla, enerjisiyle verebilen ve bunu bağırmadan yapabilen ender hocalardan biriydi. Cenaze törenine katılıp son görevimizi yapmak istiyoruz.''

Tiyatrocu Behzat Uygur da hayatını kaybeden isimlerin ardından bir şeyler söylemenin kendisi için her zaman zor geldiğini dile getirerek, Gökçer'in Türk tiyatrosuna büyük katkıları bulunduğunu, hem klasik tiyatroyu sevdiren başarılı bir oyuncu, hem de başarılı bir tiyatro yöneticisi olduğunu kaydetti.

Oyuncu Can Gürzap da Gökçer'in Türk tiyatrosuna hem hoca, hem oyuncu, hem de yönetici olarak önemli katkıları olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kendisi benim hocamdı ve uzun yıllarda genel müdürüm oldu. Cüneyt Gökçer, Türk tiyatrosunun gelmiş geçmiş en büyük tiyatro sanatçılarındandır. Onun Muhsin Ertuğrul'dan devraldığı bayrakla Türk tiyatrosunun çıtası çok yükseklere taşındı. Devlet tiyatrosu o yıllarda çok büyük başarılar elde etmiştir.''

Tedavi gördüğü hastanede vefat eden gökçer'in cenazesi 25 Aralık Cuma günü Ankara'da düzenlenecek törenin ardından 26 Aralık Cumartesi günü İstanbul'da toprağa verilecek.