'Daha az zarar veren bir yolu yok'

İçişleri Bakanı Efkan Ala NTV canlı yayınında soruları yanıtladı. Bakan Ala, dün 1 Mayıs'ta polisin göstericilere sıktığı gaz için yapılan eleştirilere "Daha az zarar veren bir yolu henüz yok" yanıtını verdi ve paralel yapı ve Emniyetteki tasfiyelerle ilgili soruları yanıtladı.

'Daha az zarar veren bir yolu yok'

GÖKÇEADA'DAKİ FELAKET
Oğuz Haksever:
Gökçeada’daki sel felaketiyle ilgili sizin bakanlığınızı ilgilendiren bir çalışma bir girişim oldu mu?

1 MAYIS
Efkan Ala:
Öncelikle geçmiş olsun diyorum. Böyle hadiseler olduğunda oradaki yerel idareciler derhal durum tespiti yaparak başbakanlıkta acil fonumuz var hemen yardımlar katkılar yapılıyor.

Oğuz Haksever: 1 Mayıs’la ilgili yeniden orantısız güç kullanıldığı yolunda eleştiriler var. Gezi’den sonra bakanlıkta bu konuda bir çalışma olmuştu.

Efkan Ala: 250 bine yakın vatandaşımız kutladı Türkiye'nin dört bir yanında. İstanbul’da Kadıköy meydanında güzel bir kutlama yapıldı. Kayseri’de Hak-iş sendikası, Memursen Diyarbakır’da yaptı kutlamalarını.

Yenikapı’yı daha sonra gösterdik talep edenlere İstanbul’da. Burada Disk ve Kesk’in her şeyi hazırlamış Kazlıçekme var Maltepe var. Kamu hizmetini güvenlik sağlık hizmetini sunabileceğimiz gerektiğinde tahliye edebileceğimiz, vatandaşımızın rahtlıkla ulaşabileceği meydanları hazırlamış bulunmaktayız. Hatta Yenikapı’ya gelenler için ücretsiz ulaşım hizmeti verilecekti.

Bütün bunlara rağmen 10 bin kadar kişi Taksim’de yapacağız dedi ve hepimizin izlediği aslında Türkiye'de geride bırakmak istediğimiz görüntülere neden oldular. Biz de gerekli güvenlik önlemlerimizi almıştık. Olabildiğinde minimum zararla hem kamuya hem de gösteri yapanlara minimum zararla bu meseleyi çözmeye odaklanmıştık. Burada polise orantısız bir güç kullanıldı. Polisimiz dün görevlerini tam anlamıyla yerine getirdi. Çok teşekkür ediyorum.

Sonuçta da beklenenin altında ama yine de yaralanmalar ciddi bir yaralanma yok ama polis memurlarımızdan da yaralananlar oldu ufak tefek. Bir memurumuz şu anda hastane de durumu iyi. Yaralanan polis memurlarımıza ve vatandaşlarımızı geçmiş olun diyorum buradan. Orantısız güç kullanılıp kullanılmadığı konusunda bu iddia ciddi bir bulguyla bize iletilirse biz bununla ilgileniriz yine. Ama Barbaros bulvarını kapatmaya çalıştılar, orada yaşayanları da rahatsız edecek görüntüler olmadı değil oldu.

Diğer vatandaşlarımızın güvenliğini hakkını, hukukunu koruyacak tedbirleri almak zorundadır polisimiz görevi ve yetkisi budur. Başka vatandaşlarımızın hak ve hukukunu korumaya çalışırken orada toplananları dağıtırken yine bazı vatandaşlarımızın olumsuz etkilenmesine neden olabiliyorsunuz. Dün Hamburg’da da sıkıntı oldu.

Su kullanıyorsunuz gaz kullanıyorsunuz ve olabildiğince eğitimli biçimde kullanılmaya çalışılıyor. Toplumsal müdahale araçları kanunsuz gösteri yapanları düşünülerek geliştirilmiş araçlardır. Su ve eskiden daha çok cop olurdu. Gaz arzu edilmeyen bir şeydi kimse arzu etmez ama kurallara uymayanları kanunların gerektirdiği biçimde dağıtmanın da başka yolu daha az zarar veren bir yolu henüz yok.

İnsanların temel hak ve özgürlüklerinin önünü açmayı siyaset yapma nedeni olarak belirlemiş bir partinin mensuplarıyız biz. Kurulduğumuz günden beri bireyin temel hak ve özgürlüklerinin önünü nasıl açarız bunun arayışı içinde olduk.

Biz hiçbir zaman kutlamaların karşısında olmadık onları sağlayan olduk. 1 Mayıs’ı tatil yapan bu hükümetlerdir, Taksim’e 3 kez izin veren yine bu hükümetlerdir. Şimdi de Taksim’de arzu ediyorsanız yönetim kurullarınızla gelip çelenk koyup sonrada kutlamayı o büyük meydanlarda yapabilirsiniz diyen yine bu hükümetlerdir.

Ama hak ve özgürlüklerini kullanmak isteyen kişilerin belli sorumlulukları var. Başkalarına saldırmayacaksınız, kamu malına zarar vermeyeceksiniz, hükümet görevlilerine saldırmayacaksınız ve siz hakkınızı kullanırken başka insanlar sizin hakkınızı kullanmanızdan dolayı zarar görmeyecek. Taksim’i kapattığınızda bütün oradaki esnaf huzursuz oluyor, ticari hayatları kesintiye uğruyor. Yasal olarak izin verdiğimiz zaman bile dağılırken ve gelirken dükkanların camları kırıldı. Buna izin veremeyiz. Biz olabildiğince en iyi komu hizmetini sunmaya çalışıyoruz.

Oğuz Haksever: Temel gerekçe güvenlik mi yoksa artık Taksim’in miting alanı olarak gündem olmayacak olması mı?

Efkan Ala: İkisi bir arada aslında. Tabi başka istihbarat bilgileri de var. Sadece güvenlik değil Taksim bu tür toplantılara uygun mekan değil. Merkezde 15 milyonun seyahatini engelliyorsunuz çok sıkıntılar oluyor. Artık Taksim gibi yerleri bu tür konuların merkezi olmaktan çıkarmak lazım. Yenikapı’da çok güzel bir yer yaptık. Maltepe’de yer yaptık, Kazlıçeşme’de yaptık eskiden bunlar yoktu. Denizden ulaşımı sağlanıyor. Aslında bu tür istenmeyen görüntüleri vermek çabası içinde olanların amaçları da sorgulanmalı. Çoğu kısmı işçi de değil. Ankara’da Sıhhiye ve Tandoğan’da çok güzel kutlamalar oldu. Fakat Kızılay’ı kapatacağız illa. Kurallara uymalarını da sağlayacağız bunun içim kamu gücü kullanırız ama onların can güvenliğini sağlamanın sorumluluğu bizim üzerimizde olduğunun bilincinde olacak.

Oğuz Haksever: Bu Ankara’daki kale çok konuşuldu.

Efkan Ala: Olabildiğince vatandaşımızla polisimizi karşı karşıya getirmeden alabileceğimiz teknik önlemleri alarak meseleleri çözmeye çalışıyoruz. Orası için dizayn edilmiş değil maçlar için dizayn edilmiş bir araç. Estetiği çok iyi olmamış olabilir sonuçta orada moda defilesi yapmıyoruz.

Oğuz Haksever: İki vekilin orada yaşadıkları var size ne bilgi geldi? Başka bir boyutta linç edilmek istenen polis. Bazı eylemcilerin o polisi kurtarmaları ikincisi polisin belindeki silaha sarılmaması bu konuda söylersiniz?

Efkan Ala: Polisimiz iyi eğitimli, donanımlı, beklenti dışı bir hadise olduğunda da paniklemeyen bir polis manzarası gördük. Ama acımasız olan şey belindeki silah varken silahını çekmeyen polisine bu kadar acımasızca saldıran kişilerdir. Bunların iş bayramıyla, işçi haklarıyla ilgisi olabilir mi? Bunların terör organizasyonlarıyla ilgisi olabilir. İşçi bayramıyla aynı cümle içinde kullanmak bile işçilerimize haksızlıktır bu tür insanları. Tabi orada bazı vatandaşlarımızın buna engel olmaya çalışmaları takdir edilecek husustur. Kaldı ki onlarda gayrikanuni gösterinin içindeler. Hedefleri işçi bayramı ile bağdaşmayan bir yapıydı bir saldırıydı. Polisimiz vakur bir biçimde kendi üzerine düşeni yapmış kendini kontrol etmiştir. Dünde görüldü devlet kararlılığını ortaya koyar ve yapar. Burada inatlaşmanın, meydan okumanın devlete devlet hepimiziz. 15 milyonun hakkına karşı çıkıyorsunuz bunun altınız çizmek lazım. Milletvekillerimiz aslında dışarıda olurlar ama legal olmayan, kurallara aykırı bir gösterinin içinde olmamaları gerekir. Bizim idari tasarruflarımızı eleştirebilirler, daha iyi hangi kararları alabilirdik bunları sunabilirler ama yasal olmayan bir gösteri içinde çıkmamaları beklenir. Bir milletvekilimizle ilgili aslıdan gözaltına alınan bir kişiyi oradan polise çeşitli malzemeler sapanla filan atış yapan birinin gözaltına alınmasını önlemeye çalışırken fotoğraf kareleri yansıdı. Nitekim polisin o kişiyi gözaltına alınmasını da engellemiş. Polisimiz suç işlediği delillerle savcılığa sevke edilecek bir kişiyi milletvekilimizin davranışı nedeniyle gözaltına alamamış polisimiz.

PARALEL YAPI
Oğuz Haksever:
Hükümetin paralel yapı olarak tanımladığı konuyla ilgili poliste ciddi tasfiyeler oldu. İçişleri bakanlığındaki sizin teşkilatınızdaki yapılanmanın boyutlarıyla ilgili neler söylersiniz?

Efkan Ala: Bundan büyük bir üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Görev ve yetkinin bu karda kötüye kullanılmış olması sadece kanun ve kurallara değil geleneğimize, ahlaki yapımıza aykırı kullanılmış olmasından büyük üzüntü duyuyorum. Usulsüzce, kanunsuzca dinlemiş olması bir çok kişinin, bir çoğunda da başka isimlerle alıp sonra kişiye suç uydurarak bunun altını çiziyorum hakimde karar verirken hakime o kararı teklif eden emniyet güçleri de ortada kanunun ruhuna uygun bir suçun olması gerekir. Örgüt olmayan üç kişiye örgüt diyip böyle karar alırsanız onu meşru hale getirmez. İnsanlar üzerinde kamu gücünü böylesine kötüye kullanmak kabul edilebilir bir şey değil. Bütün üst düzey devlet birimlerinin görüşmeleri dinlenmiştir. Bir düşman bir casusluk faaliyetidir bu. Öncelikle idari önleyici tedbirler vardır. Orada bulunup denetim görevini bile yeterince yerine getirmeyen ama meselenin içinde olmayan kişileri de görevlerinden başka görevlere atamak zorundasınız. Sonra o imzası olup yapılan hukuksuzluk içinde aslında rutin o imzayı atmış ama ne yapıldığını bileyenler var. Onları da incelemek zorundasınız. Bir de bu işi organize eden ve yapanlar var bunların ciddi bir biçimde soruşturulması söz konusu onlar açığa alınıyor. Türkiye'de şu anda konu olarak 200’e yakın soruşturma var. Bunlar çeşitli 45 ilde daha başka illerde de olacak oralarda da dinlemeler var. İdari soruşturmalar bunlar ve adli soruşturmalarda var. Bir kısmı da ihtiyaç olduğu için bir seksiyondan alınıp başka birine veriliyor. Onlar birbirine karıştırılıyor. Bizim görevden uzaklaştırıp müfettişlerin teftişine devam ettiği kişilerle ilgili de sonuçlar alınıyor. Kimine meslekten ihraç hatta bunların önemli bir kısmını müfettişler görevden uzaklaştırdı. Bir suç varsa ki var o suçu kim ve nasıl işlemiş oraya doğru soruşturuyorsunuz vardığınız kişiyi görevden alıyorsunuz bunu müfettişler yapıyor. Sonra bunlardan idari soruşturma alanlar, maaş kesimi cezası alanlar olduğu gibi doğrudan savcılığa suç duyurusunda bulunulup bunların mahkemelerce de cezalandırılması da devam ediyor. Meslekten men gidişata bakılırsa bu kadar hukuksuzluk dikkate alınırsa biraz var.

EMNİYETTEKİ TASFİYELER
Oğuz Haksever:
Tasfiyelerden sonra teşkilatın rahatladığını anlattınız ve sınavlardan bahsettiniz?

Efkan Ala: Hiçbir devlet kurumunda böyle kural dışı yapılanlar, kural dışı terfiler hoş karşılanmaz. Bu orada diğer çalışanları morallerini bozar. Bu küçük bir grup orada çalışan yüzde 90’ı bir kenara itip bir dayanışmaya girmişse bunun rahatsızlık uyandıracağını anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Bu tür yapılanma vardı. Bunları görevden alıyoruz. Şimdi biraz daha kim işini iyi yaparsa bizde yanılıyor olabiliriz ama en azından böyle bir dayanışmanın olmaması gerekir. Sınavlara ilişkin soruşturmalar yürütülüyor ama gerçekten ahlaki olmayan şeyler olmuş. Bu insanların haklarını gasp etmektir. Daha önceden sorular alınıp verilmiş çok yaygın olarak söylenen şey.

GÜLEN'İN İADESİ
Oğuz Haksever: Gülen’in Amerika Birleşik Devletleri’nden iadesi için bir sürecin başlatıldığını söyledi sayın başbakan. Sizin bakanlığınızı ilgilendiren bir yanı var mı bu konunun? İnterpol konusu hemen akla geliyor.

Efkan Ala: O daha sonraki aşama oluyor. Ama bu konuda sayın başbakanın söylediğinden ne fazla ne eksik söylenecek bir şey yok. Bizim bakanlıkla ilgili kısmı içerdeki adli prosedür bittikten sonraki kısımdır.

BÖCEK SORUŞTURMASI
Oğuz Haksever:
Bir haber vardı böcek soruşturmasıyla ilgili, 30 kişilik hiyerarşik yapılanmanın ortaya çıkarıldığı gibi. Bunu doğrular mısınız?

Efkan Ala: Sayın başbakanın odasındaki böceklerden bahsediyorsunuz. Başbakanlık teftiş kurulu ciddi bir çalışma ile oradaki yapılanmayı ortaya koydu. Gerçekten bir organizasyon söz konusudur, ciddi bir casusluk faaliyetidir. Bu suçu zaten bir iki kişinin yapabilmesi imkan dahilinde değildir.

Oğuz Haksever: İsimlerde aslında belirlenmiş galiba.

Efkan Ala: Savcılıkta şu anda savcılığın soruşturması da mahkemeye gidinceye kadar gizlilik içinde.

ÇOCUK TACİZİ
Oğuz Haksever:
Bakanlığınızda bu kaçılıp cinsel tacize uğrayıp öldürülen çocuklarla ilgili bir çalışma var mı?

Efkan Ala: Geçen ay içinde biz jandarma genel komutanlığımızla düzenledikleri bir çalıştay yaptık. Burada konu kayıp çocuklardı. Biz yüzde 95’in üzerinde kayıp çocukları buluyoruz ve teslim ediyoruz ailelerine. Fakat yüzde 1 bile olsa bir kişi bile olsa orada istatistikler anlamını kaybeder. Onun için burada ailelere düşen aile bakanlığımızla birlikte yürüttüğümüz projeler var. Ailelere, bizlere düşen sorumluluklar var. Medya devriminden sonra da Türkiye'nin bir köşesinde bir olaysa olsa hemen bütün Türkiye tarafından duyulabiliyor. Bu o alandaki olayların arttığı anlamına gelmez. Ama bizim daha çok duyduğumuz anlamına gelir. Gerçekten ağır cezaların getirilmesi lazım onunla ilgili de adalet bakanlığımız çalışıyor. Kars’ta çok üzücü bir hadise oldu biz daha duyar duymaz özel bir ekip gönderdik oraya Kars polisiyle birlikte çalıştılar.

ÇÖZÜM SÜRECİ
Oğuz Haksever:
Çözüm süreci konusunda kalekollara karşı yapılan saldırılar dikkat çekiyor.

Efkan Ala: Çözüm süreci konusunda AK Parti hükümete geldiği andan itibaren attığı demokratikleşme yönündeki adımlar dolayısıyla bir iklim oluştu Türkiye'de. Artık gerçekten insanlar Türkiye'nin tamamı bu meselenin çözülmesini terörün gündemden çıkarılması, annelerin ağlamamasını hepimiz arzu ediyoruz. Bunun içinde bir iklim yakalandı ve bunu bu sorunun tamamen çözülmesi yönünde değerlendiriyoruz ve üzerinde çalışıyoruz. Bu tür lokal çeşitli problemler olabilir görüşülür giderilir. Kalıcı etki bırakacak sorunlar değil devlet bazen orada iletişim dilini iyi kullanamıyor olabiliriz bazen vatandaşlara ben yapmak istediğimizi tam anlatamıyor olabiliriz. Zaten orada hiç terör olmasa da yapmanız gereken karakol hizmeti var. Bunlara ilişkin bir tepki olmamalı. Ama güven sarsıcı bir faaliyet olarak algıladıklarında acaba çözüm sürecinde bir duraksa mı olacak diye düşünüyor bazıları ve o zaman tepki gösteriyorlar. Ülkemizin çok büyük bir oranı çözüm sürecinden çok büyük bir beklenti içinde ve bizde bunun farkındayız.

Oğuz Haksever: Özerklik konusunda bir değerlendirme isteyeceğim.

Efkan Ala: Dünya geliştikte o gelişmelere paralel yeni argümanlar ve yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Sanayi toplumunda, tarım toplumunda o devirlerde coğrafi sınırlandırmalara dayalı argümanların ya da yönetim biçimlerinin bir çözüm olduğu zaman zaman yaşanmıştır. Bunlardan birisi de özerkliktir. Şimdi onun bir anlamı yok. Bu Türkiye'nin gündemi değil bir kere onu söyleyeyim. Tartışanlara söylüyorum epeyce eskide kalış bir tartışmadır. Ne talep edenlere ne itiraz edenlere faydası olacak bir tartışmadır bu. Bireyim temel hak ve özgürlüklerini merkezi oturtan sistemler çözüm üreten sistemlerdir bugünün dünyasında. Biz bunu sağlamak durumundayız. Bunun içinde kurumsal yapılarımızda, kurallarımızda, sürekli kesintisiz bir demokratikleşmeye ihtiyaç var. Kuralların sadece demokratikleşmesi yetmiyor kurumlarında demokratikleşmesi lazım. Türkiye'de reforma ihtiyacı yok diyeceğimiz bir kurum gösteremezsiniz. Bazı kurumlarımız batılılaşma hareketiyle aldığımız kurumlar var nasıl almışsak öyle duruyor. Mesela birini yaptık aslında devrim niteliğinde bir düzenleme yaptık. Büyükşehir belediyesi sistemini getirdik. Daha yapacak çok işimiz var.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...