Bu konuda yapılan kampanyalardan birinin sahibi Greenpeace Akdeniz. Greenpeace üyeleri bu kez kalkana dikkat çekiyorlar ve şu açıklamayı yapıyorlar: "İmzalar attık, Bakanlığa telefonlar açtık, faks çektik, mesaj attık, kalem gönderdik. Sesimizi çıkardık, pazarlara gittik, yavru balık almadık, yemedik, hep beraber geleceğimizi sattırmamak için elimizden geleni yaptık. Bakanlık da bunun karşılığında yeterli olmasa da lüferin boyunu 20 santime, orfoz ve lagosun boyunu ise 45 santime çıkardı.

Ancak, lüferin 10 santimlik bebeleri satılmaya devam ettikçe, 7 santimlik barbunlar, tekirler, istavritler satılmaya devam ettikçe bu denizler kurtulmaz! Alınması gereken daha çok önlem varken, varolan yasalara uyulmasını sağlamak, yani yavru balık avlanmasının önüne geçmek denizlerimizin geleceği için en önemli adım!

Yavru balık almıyoruz, satıldığını görünce ihbar ediyoruz! Peki ya tutanlar, satanlar? Peki ya onların tutmaması, satmaması için çalışması gerekenler? Harekete geçin!

Türkiye'nin Karadeniz'deki kalkan üretimi son 10 senede %89 düşmüş. Üstelik tek sebep yasa dışı ve kaçak, bildirilmeyen avcılık değil. Kalkan, tehlike altındaki türler listesine hızlı bir giriş yapıyor! Bu denizler kimsenin malı değil, içindekiler de üretimine hiç para harcamadan hasat edilebilecek ürünler değil. Ekosistemin devamlılığı, balığın ve balıkçılığın sürdürülebilirliği için sormaya devam ediyoruz. Seninki kaç santim? Hesabını sorun, sordurun."