İddia: Havalimanı şüphelileri testereyle nezaretten kaçtı

İstanbul’daki darbe girişimiyle ilgili 25'i tutuklu 29 sanık polisin yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. Duruşmada Emniyet Müdür Yardımcısı Zafer Kuloğlu, Atatürk Havalimanı saldırısıyla ilgili gözaltına alınan Çeçen uyruklu üç kişinin ekmek arasına yerleştirilen testere ile nezarethaneden kaçtığını öne sürdü.

Haberler - Anadolu Ajansı 27.12.2016 - 11:30 | Son Güncelleme : 27.12.2016 - 22:55

İddia: Havalimanı şüphelileri testereyle nezaretten kaçtı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminde bulunduğu 15 Temmuz'da görev yerine gitmedikleri ve halkın direncini kırdıkları iddia edilen 29 polisin yargılandığı davada, 9 sanığın savunmaları alındı.

İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısında bulunan salonda görülen duruşmada, öğle arasından sonra sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

Tutuklu sanık Mehmet Barış Aktaş, savunmasında, asker kökenli olduğunu, NATO'da görev aldığını söyledi. Sözleşmeli pilot olarak Ankara'da görevde olduğunu, İstanbul'a geçici görevle gönderildiğini, mesaide olmadığını, haftalık izinde bulunduğunu ve Ender Küçüka'nın çağrısıyla şubeye gittiğini savunan Aktaş, gider gitmez üzerini değiştirdiğini ve 2. pilot olarak helikopterin yanına dışarı çıktığını söyledi.

Sanık Aktaş, Ender Küçüka ile birkaç kişinin bir arada olduğunu ifade ederek, ''Ender Küçüka'ya helikopterin hazır olduğunu söyledim. Görevin bütün sorumluluğu 1. pilottadır. Ender Küçüka, Mehmet Tok müdürden yazılı talimat istedi. Pilotun şoförden farkı yoktur. Görevi alır, analiz eder. O gün akşam da helikopter kalkmak için hazırdır. Yazılı metin istemekten başka bir isteğim olmamıştır. Ben darbecilerden korksam niye uçuşa geçeyim. Özel harekatçı olduğunu söyleyen sivil görünümlü bir şahıs, kim olduğunu bilmiyorum, Ender Küçüka ile bu kişi arasında tartışma oldu. Bu sırada Ender Başkomiser daire başkanıyla telefonuyla görüştü. Telefonu kapattığında 'yazılı emir gönderilecekmiş, uçuşa geçiyoruz' dedi. Huber Köşkü'nün aydınlatılması şeklinde anons geçtirdik. Huber Köşkü'yle telsiz bağlantımız yok bizim. Helikoptere bindik. Teknisyen Doğan Akpolat uçuşu kesmemizi söyledi. Ender Başkomiser teyidi aldıktan sonra uçuşu iptal etti. Özel harekatçılar bu sırada gitmiş.'' diye konuştu.

Hangar kapatıldıktan sonra helikopterin içeri alındığını ve ışıkların söndürüldüğünü anlatan Aktaş, sabaha doğru gelen jet sesleriyle irkilerek yemekhaneye indiklerini belirtti. Akşama kadar görev almak için beklediklerini, Mehmet Tok'un hiçbir şekilde gözükmediğini, akşam saatlerinde kendilerine 'haydi siz eve gidin, bir yemek yiyin' dediğini aktaran Aktaş, eve gittikten sonra geri geldiklerini ve gözaltına alındıklarını öne sürdü.

Kendisine yapılan her şeyin haksızlık olduğunu savunan Aktaş, hain ve örgüt üyesi olmadığını, kendisine bu suçlamayı atanın bunu kanıtlamakla mükellef olduğunu söyledi.

Tutuklu sanık komiser Muhammed Mustafa Işık da savunmasında, 15 Temmuz akşam saatlerinde Hamza Yerlikaya Spor Kompleksi civarında uygulama yaptırmakla görevlendirildiğini, iddianamede görev yerini terk ettiği ve asker olan dayısının oğluyla toplantı yaptıkları iddialarının olduğunu belirterek, bunların doğru olmadığını, İlçe Emniyet Müdürlüğüne silahı bırakmak için dayısının oğluyla gittiğini söyledi.

Sanık Işık, ByLock kullanmadığını, karakoldaki ve koruma memurlarına talimat vermediğini, dosyayı incelendiğinde hakkındaki iddialarla ilgili olarak maddi gerçeklerin bulunmadığını savundu.

"FETÖ ÖRGÜTÜNÜN DE MASONDAN FARKI YOK"

Tutuklu sanık Ayhan Sevim ise, Asayiş Şubede 3 yıl çalıştığını, iddianamenin nasıl farklı yazıldığını anlamadığını, somut hiçbir şey bulunmadığını, soyutların da olmuş gibi yazıldığını söyledi.

ByLock kullandığı iddialarına değinen Sevim, telefonu 2. el aldığını ifade ederek, ''İçinde program var mı yok mu bilmiyorum. Bahçelievler'de Serhat adında bir kuaförden aldım, bir arkadaşın tavsiyesiyle. Kuaför telefoncudan almış, ben de kuaförden aldım. Hırsızlık bürodan telefonu kontrol ettirdim. Bir sıkıntı olmadığını görünce de aldım. 2001 yılından beri aynı numarayı kullanıyorum. Çıkan haberlerde sevgililerin, masonların bile ByLock kullandığı şeklinde haberler çıkmış.'' diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Fikret Demir de bunun üzerine ''FETÖ örgütünün de masondan bir farkı yok.'' dedi.

Sanık Sevim, ByLock programının ne olduğunu bilmediğini, telefonunda da görmediğini, bu iddiaları kabul etmediğini belirterek, ''FETÖ'yü ve tüm terör örgütlerini lanetliyorum. Ben iyi bir polisim, iyi polis olduğum için de hiçbir terör örgütüyle bağlantım yok.'' şeklinde konuştu.

"SORUŞTURMA YAPTIĞIM POLİSLER BANA İFTİRA ATTI"

Tutuklu sanık Zafer Kuloğlu da savunmasında, olay tarihinde Başakşehir Emniyet Müdürlüğünde 4. sınıf emniyet müdürü olarak çalıştığını, uygulamaların olduğunu daha sonra uygulamanın 2. kısmının iptal edildiğini, normalde 2 emniyet müdür yardımcısı olmasına rağmen kendisinin tek olarak çalıştığını söyledi.

İddianamede yer alan, kendisinin askerle müzakere edilmesini söylediğine ilişkin iddiayı reddeden Kuloğlu, '''Askerle müzakere edeceğiz' sözü bana ait değildir. Bu benim talimatım değil. İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın talimatıdır. İl Emniyet Müdürü, 'Gelen askerlerle görüşeceksiniz, yaptıkları şeyin yanlış olduğunu söyleyeceksiniz, teslim olmaya ikna edeceksiniz' demiştir. Mustafa Müdürümüz kendisi de köprüye giderek, oradaki askerleri ikna etmeye çalışmıştır. Hatta 'bu askerlere bir fiske dahi vurmayacaksınız. Bu askerler bizim askerlerimiz alıp misafir edeceksiniz' şeklinde söylemleri oldu. Bunu söyleyen Mustafa Çalışkan Müdürdür.'' diye konuştu.

Yapılan ev aramasında Fetullah Gülen'e ait CD'nin bulunmasına ilişkin Kuloğlu, aramada evde olmadığını, bir CD ele geçirildiğini emniyette öğrendiğini söyledi. Memleketten gelenleri evde ağırladığını aktaran Kuloğlu, bu CD'nin evine gelen misafirler tarafından bırakılıp bırakılmadığını anlamadığını ve kendisine ait olmadığını dile getirdi.

Kuloğlu'nun ifadesini tamamlamasının ardından bir sanık avukatı söz alarak, ''Sizin tutuklanmanıza neden olan tutanakta 5 polis memurunun imzası var, sizle bir husumetleri mi var?'' diye sorması üzerine Kuloğlu, şunları söyledi:

''29 Haziran 2016'da Atatürk Havalimanı'nda yaşanan terör saldırısına ilişkin Çeçen uyruklu 3 kişiyi gözaltına aldık ve bu adamlar Bahçeşehir polis nezarethanesinde tutuluyordu. Ancak bu kişilerin yakınları onları görmek için nezarethaneye gelmişler bir gece. Ekmek ve sosislerin arasına testere koymuşlar. Güvenlik kameraları önünde bu testere vasıtasıyla nezarethaneden kaçmışlar. Ben de bu olay nedeniyle o gün görevli iki polis hakkında yürütülen soruşturmada görevliydim. Benim adıma tutanağı imzalayan polisler de tutanağa imza atmışlar.''

Sanık Halil İbrahim Alan da savunmasında, emirleri iletmediği iddialarına ilişkin şunları kaydetti:

''Yolu 5 tanker, 1 kepçeyle kapattık. 'Hava araçları gelirse mutlaka ateş açın' diye bağırdım. Bağırdığımı da duydular. İl emniyet müdür yardımcım 'Bahçeşehir sağlam durun' diye mesaj attı. Böyle bir durumda personelimin yarısı gelmemiş, en fazla 15-20 kişiyiz. Eşimi arayıp helalleştim hatta. Gece 1-2 gibi 'asker toplayın' talimatı geldi. Biz o akşam 22-23 asker topladık. Bunlar İlçe Emniyet Müdürlüğünde kayıtlıdır. Uyumadan görev yaptım.''

Tutuklu sanık Erdoğan İkiz ise, 30 yıllık polis memuru olduğunu, olay günü polis merkezi önünde bulunduğunu dile getirdi. Gelen vatandaşlarla herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını, vatandaşa 'size zarar gelmesin, bize zarar gelsin' dediğini belirten İkiz, darbeci askerlerin alınması talimatını verdiğini söyledi.

Duruşmada, 9 tutuklu sanığın savunması tamamlandı. İstanbul'daki 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin açılan bu ilk davanın duruşması yarına ertelendi.Duruşma salonunun bulunduğu binaya, mahkeme kararı uyarınca 20 ulusal, 5 yabancı basın olmak üzere, her kurumdan 1 kişi alındı.Davaları yakından takip edeceklerini dile getiren Bekar, şehit aileleri ve gaziler için müdahillik talebinde bulunacaklarını kaydetti.

Sayfa Yükleniyor...