Davutoğlu: Seçim vaatlerinin yüzde 66'sını hayata geçirdik

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bugün itibarıyla 1 Kasım öncesinde size sözünü verdiğimiz ve sonrasında Hükümet Programı'mıza aldığımız reformların yüzde 30'unu gerçekleştirmiş durumdayız. Halen Meclis'te görüşmeleri devam edenlerle birlikle vaatlerimizin de yüzde 66'sını hayata geçirdik" dedi.

davutoglu.jpg

Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan "Yeni Türkiye Yolunda" isimli ulusa sesleniş konuşmasında, ocak ayının iç ve dış temaslarla dolu dolu ve ekonomik meselelerin ağırlık kazandığı bir ay olduğunu söyledi.

Hükümet olarak üretimde nitelik artışını temin etmek amacıyla hazırladıkları Ar-Ge reform paketini kamuoyuna açıkladıklarını anımsatan Davutoğlu, ülke olarak belirledikleri hedeflere ulaşmak için daha yenilikçi, ileri teknolojiyi kullanan ve yüksek katma değer üreten bir üretim anlayışına geçilmesinin şart olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, bu kapsamda Ar-Ge çalışmalarına baştan beri büyük önem verdiklerini belirterek, 2002 ile kıyaslandığında bu alanda tam zamanlı araştırmacı sayısının yaklaşık 4 katına, bilimsel yayın sayısının ise 3 katına çıktığı bilgisini verdi. Yine de bu rakamlardan memnun kalmadığını kaydeden Davutoğlu, bundan dolayı Ar-Ge reform paketini ülkeyi 2023 hedeflerine taşıyacak bir vizyonla hazırladıklarını dile getirdi.

Yoğun dış ziyaretlerinin hemen öncesinde 15 Ocak'ta Türkiye'de yatırım yapan yabancı yatırımcılarla İstanbul'da bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, kendilerine Türkiye'nin 2002'den bu yana yakaladığı istikrarlı büyüme seyrini detaylarıyla anlattığını ve yatırım yapmaya davet ettiğini aktardı.

Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin yabancı yatırımcılar için bugün daha da cazip bir ülke haline geldiğine işaret ederek, "Ekonomimiz, 2003-2014 arasında görülmemiş boyuttaki küresel krize rağmen yıllık ortalama yüzde 4,8 oranında büyüdü. 2015'te beklentilerin üzerinde bir performansı sergileyen ekonomimiz ikinci çeyrekte yüzde 3,8 ve üçüncü çeyrekte yüzde 4 büyüyerek en hızlı büyüyen ülkeler arasındaki yerini aldı. Küresel krizin başladığı 2007'den bu yana birçok ülke istihdam kayıplarını telafi edemezken, biz 6,6 milyon kişiye ilave istihdam imkanı sağladık" ifadesini kullandı.

Sadece geçen yıl yaklaşık 1 milyon kişiye istihdam oluşturduklarını belirten Davutoğlu, 2007'de yüzde 40,4 civarındaki istihdam oranının, 2015 ekim ayında yüzde 46,2 seviyesine ulaştığını söyledi.

Davutoğlu, Hükümet olarak yatırımı teşvik eden politikalar izlemeyi daima bir öncelik şeklinde gördüklerini, Türkiye'nin yatırımcı dostu politikalarının son 14 yılda giderek yükselen bir çizgide meyvelerini verdiğini anlattı.

Türkiye'ye 1984-2002 arasında sadece 14,8 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım geldiğine, 2003-2015 yılları arasında ise hem ülkenin istikrarı hem de izledikleri teşvik politikalarının etkisiyle bu miktarın 163 milyar dolara çıktığına işaret eden Davutoğlu, "2014 yılının ilk 11 ayında ülkemize 11,4 milyar dolar doğrudan yatırım gelmişken, bu rakam 2015 yılının ilk 11 ayında yüzde 23'lük bir artışla 14,1 milyar dolar olarak gerçekleşti" dedi.

Davutoğlu, 2002'de Türkiye'de faaliyet gösteren 5 bin 600 uluslararası sermayeli şirket varken, bu sayının 2015 itibarıyla 44 bini aştığını bildirdi. Yurt dışında üstlenilen müteahhitlik hizmetleri bedelinin 1974-2002 arasında sadece 46 milyar dolar olduğunu söyleyen Davutoğlu, 2002-2015 yılları arasında ise 273 milyar dolarlık iş üstlenildiğini, dünyada bu alanda en başarılı birkaç ülkeden biri haline gelindiğini kaydetti.

"SIKINTILAR MALİ DİSİPLİNİMİZİ BOZAMADI"

Ekonomik güven ve istikrarın en önemli unsurlarından birisinin, mali disiplin olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, 2014 ve 2015 yıllarında ikişer seçim yaşanmasına, milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapılmasına rağmen bütçe dengelerini koruduklarını ifade etti.

Davutoğlu, önceki hafta Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın 2015 yılı bütçesine dair göstergeleri açıkladığını hatırlatarak, geçen yıl bütçe gelirlerinin bir önceki yıla göre yüzde 13,6 artarak, 483,4 milyar lira olduğunu söyledi. Bu verilerin, 2015'in bütçe gelirleri açısından beklenenden daha başarılı bir yıl olduğunu gösterdiğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Hedeflediğimiz değerin 31,4 milyar lirası üstünde gelir elde ettik. 2015 yılı bütçe giderleri ise bir önceki yıla göre yüzde 12,8 oranında arttı ve 506 milyar lira oldu. Böylece 2015 yılında merkezi yönetim bütçe açığı sadece 22,6 milyar lirası olarak gerçekleşti. AB ülkeleri başta olmak üzere, dünya kamu bütçe göstergeleriyle kıyaslandığında Türkiye içinde bulunduğu dezavantajlara rağmen çok başarılı bir performans gösteriyor. 2015 yılında ne küresel krizin getirdiği problemler, ne seçimler, ne de komşu ülkelerdeki sıkıntılar mali disiplinimizi bozamadı."

Davutoğlu, TBMM'de komisyonda görüşülen 2016 bütçesinin, AK Parti hükümetlerinin hazırladığı 14. bütçe olduğunu belirterek, "2016 yılı ocak ayı endeksi bir önceki aya göre 1,1 puan artarak 103,3 seviyesine yükseldi. Endeksin detaylarına göz attığımızda, gelecek üç aydaki üretim miktarı, gelecek üç aydaki toplam istihdam miktarı ve mevcut mamul mal stoku miktarı gibi alanlarda çok ciddi iyileşme göze çarpıyor. Bütün bu göstergeler Türk ekonomisinin sağlam bir zeminde büyümeye, gelişmeye devam ettiğini gösteriyor. Bu tablo bizi memnun ettiği kadar uluslararası ekonomik çevrelerin, büyük yatırımcıların da dikkatini çekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

"AB'YE VİZESİZ SEYAHAT İÇİN YAPILACAK ÇALIŞMALAR TAMAMLANACAK"

Türkiye'nin istikrarlı yükselişi hakkında geçen hafta çıktığı seyahat boyunca uluslararası ekonomi otoritelerinden övgüler aldığının altını çizen Davutoğlu, İngiltere, İsviçre, Davos ve Berlin'deki temaslarını hatırlattı. Davutoğlu, buralardaki temaslarında Türk ekonomisinin yatırımcılara sunduğu fırsatları bütün boyutlarıyla anlatma imkanı bulduğunu söyledi.

İngiltere Başbakanı David Cameron'la başta Suriye olmak üzere önemli konuları ele aldıkları bir görüşme yaptıklarını belirten Davutoğlu, İngiltere ile mevcut gelişmeler karşısında kaygılarının müşterek olduğunu gördüklerini ifade etti.

Davutoğlu, Cameron'la görüşmesinde dünya tarihinde ilk defa gerçekleşecek "İnsani Zirve" için mayıs ayında kendisini Türkiye'ye davet ettiğini aktardı.

Hem Londra'da hem Davos'ta Türkiye'ye dönük çok büyük bir güven hissi olduğunu görmenin kendisini memnun ettiğini belirten Davutoğlu, özellikle İstanbul'un ileriki dönemde en önemli küresel başkentlerden biri olacağı yolundaki beklentilerin kendilerine ifade edildiğini söyledi.

Davutoğlu, Türkiye ve Almanya Hükümetleri arasında ilk defa gerçekleştirilen Hükümetler Arası İstişare Toplantısı'nın da iki ülke ilişkileri adına önemli bir adım olduğunu bildirerek, şunları kaydetti:

"Düşünün, artık Türk ve Alman Hükümetleri aynı masanın etrafında ortak Bakanlar Kurulu toplantısı gerçekleştiriyor ve her iki ülkenin Başbakanı'nın eş başkanlığında sorunlarını orada doğrudan çözüyor. İşte bizim getirdiğimiz, geliştirdiğimiz vizyonun yansıması bu. Türkiye'nin yalnızlaştığını iddia edenlerin bu tablodan ciddi dersler çıkarması gerekiyor.

Önümüzdeki dönemde Meclis'ten geçireceğimiz yasalarla vatandaşlarımızın Avrupa Birliğine vizesiz seyahati için yapılacak çalışmalar tamamlanmış olacak. Sayın Merkel ile ikili görüşmelerde uluslararası ve bölgesel konuları ele aldık ve birçok konuda mutabık olduğumuzu bir kez daha gördük. Bir haftalık bir süreyi kaplayan bütün bu ziyaretlerimizin Türkiye'nin geleceği adına çok yönlü kazanımlar getireceğine inanıyorum. Küresel ekonomide durgunluğun yaşandığı böyle bir dönemde, yabancı yatırımcılar için Türkiye'nin ne kadar cazip bir ülke olduğunu anlattık."

BİDEN GÖRÜŞMESİ

Seyahatlerinin ardından Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Joe Biden'ı bir yıl aradan sonra tekrar İstanbul'da misafir ettiklerini anımsatan Davutoğlu, Biden ile Suriye ve Irak'ta yaşanan gelişmeler ile Kıbrıs meselesi başta olmak üzere birçok konuyu görüştüklerini söyledi.

NATO içindeki dayanışma ve işbirliğini de bütün boyutlarıyla tekrar değerlendirdiklerini ifade eden Davutoğlu, görüşmede başta PKK ve DAEŞ olmak üzere terörün her türlüsüyle mücadelede işbirliği ve dayanışmanın güçlendirilmesi için alınabilecek tedbirlerin de ele alındığını belirtti.

Suriye'nin geleceğinde terör örgütlerinin bulunmadığının bir kez daha ortak olarak vurgulandığını ifade eden Davutoğlu, "Ne DEAŞ'ın ne de PKK'nın bir uzantısı olan PYD ve onun silahlı kanadı YPG’ye müsamaha göstermemiz asla söz konusu değil. Bu çerçevede ABD ile gerek PKK, gerek DEAŞ terörüne karşı işbirliğimizi güçlü şekilde sürdüreceğimizi bir kere daha teyit ettik. Ayrıca, iki NATO müttefiki olarak ittifak sınırlarının güvenliğinin sağlanması yönündeki ortak irademizin örtüştüğünü de gördük. Bizler DEAŞ, PKK, El Kaide, El Nusra, DHKP-C gibi terör örgütlerine karşı hiçbir ayrım gözetmeden kararlılıkla mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bizim için iyi terörist-kötü terörist ayrımı yoktur ve olmayacaktır. Herkesin de kimden gelirse gelsin teröre karşı bu net tavır içinde olmasını bekliyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin Suriye'de yaşanan yangına kayıtsız kalma lüksü bulunmadığına işaret eden Davutoğlu, Suriye halkının yanında yer almanın insani sorumluluk ve görev olduğunu kaydetti.

Davutoğlu, Suriye'deki durumu içinden çıkılmaz hale getirme çabasında olan ülkeler bulunduğuna dikkati çekerek, bu yanlış tavırlara karşı Türkiye'nin, Suriye’de yaşanan dramın bir an önce son bulması içen elinden gelen çabayı göstermeye devam ettiğini söyledi.

"BÜTÜN ETNİK VE MEZHEBİ KÖKENLERİN BİR MASA ETRAFINDA BULUŞMASI ŞART"

Suriye için kurulacak masanın sağlıklı bir şekilde oluşturulmasını önemsediklerini belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu net duruşumuza rağmen belli çevreler maksatlı bir şekilde bizim Suriye’de Kürtlere yönelik ön yargılı bir tutum içinde olduğumuzu söylemeye devam ediyor, bu sözleri gerçeği yansıtmıyor. Biz Suriye’de Kürtlerin masada olmadığı bir çözümü ilkesel olarak zaten kabul etmiyoruz. Sadece Kürtlerin değil Türkmenlerin, Arapların, Sünnilerin, Nusayrilerin, Hristiyanların olmadığı bir masa tam bir Suriye masası olmaz. Bütün etnik ve mezhebi kökenlerin bir masa etrafında buluşması şarttır. Bunun için hep söyledik, Kürtlerin olmadığı bir masa eksik olacaktır ancak biz PYD'nin masaya oturmasına karşı çıkıyoruz, bunun için de çok haklı gerekçelerimiz var. Bir terör örgütünün muhalif hareketlerin arasına katılarak bu müzakerelere katılması, bizim açımızdan kabul edilebilir değildir. PYD'yi illa ki masanın kenarına oturtmak isteyen birileri varsa, PYD’ye o masada yakışan yer insanlık onuru adına mücadele eden muhaliflerin yanı değil Suriye halkına büyük acılar yaşatan rejimin yanıdır çünkü onlar hep rejimle işbirliği yapageldiler. Gitsinler katil Esad rejiminin yanına otursunlar, onlara yakışan budur. Halkına karşı katliam yapan bir rejimle yaptıkları işbirliğinin doğal sonucu da bu olmalıdır."

Terörün bugün giderek büyüyen bir küresel dert haline geldiğine dikkati çeken Davutoğlu, terörün ne zaman kimi vuracağı ve kanlı yüzünü hangi ülkede göstereceğini kestirmenin güç olduğunu kaydetti.

Son yıllarda dünyanın birçok büyük başkentinde büyük kayıplara yol açan terör saldırıları yaşandığını anımsatan Davutoğlu, Türkiye'nin en son 12 Ocak’ta Sultanahmet’te bu acıyı bir kez daha yaşadığını ifade etti.

Saldırının hedefinde Türkiye’yi ziyarete gelen Alman misafirlerin bulunduğunu belirten Davutoğlu, terörün hedefinin insanlık olduğunu artık herkesin anlaması gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin yıllardır terörle mücadele ettiğini hatırlatan Davutoğlu, 7 Haziran sonrasında yoğunlaşan terör saldırılarında, PKK ve DAEŞ gibi farklı yapıdaki örgütlerin kargaşa çıkarma konusunda ortak hareket ettiklerinin görüldüğünü vurguladı.

"ÇUKURLAR KAZARAK KARGAŞA ÇIKARILMASINA RIZA GÖSTEREMEYİZ"

Bu eş zamanlı terör saldırılarına karşı başlatılan kapsamlı operasyonların halen yoğun şekilde sürdüğünü bildiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Biz terörün her türlüsüne karşı demokratik hukuk devleti kuralları çerçevesinde mücadele ediyoruz ve edeceğiz. Hiç kimsenin insanlarımızın birliğine, dirliğine, can güvenliğine, hak ve özgürlüklerine kastetmesine asla izin vermeyiz. Çukurlar kazarak, barikatlar kurarak, normal hayatını sürdürmeye çalışan insanlara zulmederek şehirlerimizde kargaşa çıkarılmasına rıza gösteremeyiz. İbadet yerlerine, esnaf dükkanlarına, hastanelere ve nihayet okullara saldırabilen bir zihniyetin meşruiyetinden asla söz edilemez. Bu cani odakların gözü o kadar dönmüş ki Diyarbakır’da karnelerini almak için giden öğrencilerin bulunduğu okula dahi bomba attılar. Bu olayda 5 güzel masum öğrencimiz yaralandı. O manzaraları gördüğümde onlarla birlikte benim yüreğim de yaralandı ve yürekten bir acıyı hissettim. Allah aşkına şimdi soruyorum değerli vatandaşlarım, karne alan öğrencilere, masum yavrularımıza bomba atmak, canlarına kastetmek hangi vicdana sığar? Hangi vicdan böyle bir eylemi masum veya gerekçeli bir şekilde takdim edebilir? Bu aslında bölge insanımıza yönelik terör şiddetini en çarpıcı şekilde ortaya koyan bir tablodur. "

Davutoğlu, saldırıların bölgede yaşayan insanları yıldırmak ve terör karşısındaki dirençlerini kırmak için yapıldığını ifade ederek terör örgütünün bu direnci kıramayacağını vurguladı.

"ÜLKEYİ ÇOK YAKIN ZAMANDA BU TERÖR BELASINDAN TAMAMEN TEMİZLEYECEĞİZ"

Bölge halkının, kimin ne olduğunu gayet iyi bildiğini dile getiren Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Çünkü bölge halkımız hiçbir şekilde şiddete, teröre, nefrete taviz vermedi, vermeyecek. Hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın, bu ülkeyi çok yakın zamanda bu terör belasından tamamen temizleyeceğiz. Bütün imkanlarımızı seferber ederek terör sebebiyle mağduriyet yaşayan vatandaşlarımızın, insanlarımızın, kardeşlerimizin yanında olacağız. Bakanlar Kurulumuzda görüştük, yaraları sarmak için eylem planımızı hazırladık, çok kısa bir zaman içinde uygulamaya geçiyoruz. Terörden zarar gören şehirlerimizde, ilçelerimizde yaşayan vatandaşlarımıza sosyal, ekonomik, kültürel her türlü desteği vereceğiz. Terörist eylemler sebebiyle bu şehirlerimizde tahribat yaşandı, çevresel düzenlemeler de dahil olmak üzere bu tahribatı gidereceğiz. Bu şehirlerimizi el birliğiyle ayağa kaldıracağız. Terör bir yıkmışsa, biz bin yapacağız, yangın yerini gülistana çevireceğiz. Hiç kimsenin bu ülkenin insanlarına eziyet etmesine, zorluk çıkartmasına, baskı yapmasına asla izin vermeyeceğiz."

Ülkedeki her insanın en güzel şartlarda yaşamayı, huzuru, mutluluğu fazlasıyla hak ettiğini belirten Davutoğlu, devletin, milletin mutluluğu, refahı, huzuru, güvenliği için bulunduğunun altını çizdi.

Hem terörle mücadele ettiklerini hem de hayatı normal seyrinde devam ettirebilmek için her türlü tedbiri aldıklarını bildiren Davutoğlu, bu eğitim döneminde Diyarbakır, Şırnak ve Mardin'de bazı ilçelerdeki okullarda eğitim faaliyetlerinde bazı aksamalar yaşadığını hatırlattı.

Öğrencilerin bir kısmının eğitimlerine bir süre ara verdiğini anımsatan Davutoğlu, ara tatille birlikte Milli Eğitim Bakanlığının öğrencilere mümkünse aynı il ya da diğer il ve ilçelerdeki okullarda 5 Şubat’a kadar telafi eğitimi vermeye başladığını belirtti.

Bu çerçevede her bir öğrencinin velisinden tek tek izin alındığını kaydeden Davutoğlu, öğrencilerle birlikte öğretmenlerinin de pansiyon imkanı olan başka okullara nakledildiğini ifade etti.

İlk aşamada yaklaşık 15 bin öğrencinin telafi eğitimi almaya başladığını ve bu sayının gün geçtikçe artmaya devam ettiğini anlatan Davutoğlu, telafi eğitimleri kapsamında derslerin yanı sıra hem öğrenci hem de öğretmenlere rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri de sunulacağını kaydetti.

Bu eğitimlerde kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlerin de olacağını dile getiren Davutoğlu, bu zorlu süreçte kendi sıkıntılarını bir yana atıp çocuklarının eğitimi için mücadele eden ailelere, gösterdikleri çaba ve desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Bu süreçte devletle omuz omuza mücadele eden, desteğini esirgemeyen vatandaşlara ve oradaki yetkililere de şükranlarını sunan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ayrıca, öğretmenlerimizi, öğrencilerini yalnız bırakmadıkları için yürekten kutluyorum. Öğretmenlik ulvi bir meslektir ve bütün engelleri aşarak öğretmenlerimiz ile öğrencilerimizi buluşturmaya ve onları geleceğe hazırlamaya da kararlıyız. Terör, bu ülkenin insanlarının kardeşçe geleceğe yürümelerini asla engelleyemeyecek, buna izin vermeyeceğiz. Okul bahçesindeki çocukların canına kastedecek kadar insanlıktan çıkanların bu ülkede bir geleceği yoktur, olamaz.

Bir hafta sonra okullar yeniden açılacak, öğrencilerimiz ders başı yapacaklar. Bu vesileyle şu an yarıyıl tatilinde olan ülke genelindeki 17 milyon 561 bin öğrencimiz ile yaklaşık 990 bin öğretmenimize de iyi tatiller ve iyi dönemler diliyorum.

Bu cani odaklar karşısında büyük bir mücadele veren ve bu mücadelede her türlü fedakarlığı yapan güvenlik güçlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızla omuz omuza bu terör örgütüne karşı insanlık destanı yazan güvenlik güçlerimiz, eminim bu ülkenin birliği, beraberliği, dirliği için bundan sonra da en temel teminat olacaktır. Bu mücadelede şehadet mertebesine ulaşan şehitlerimize Allah’tan bir kez daha rahmet diliyorum, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Hayatını kaybeden sivillerimize ve ailelerine taziyelerimi sunuyorum. Bütün bu acılar geçer, inşallah bu ülke bir olarak, iri olarak, diri olarak yoluna devam eder. "

"14 YILDA BÜYÜK İŞLER BAŞARDIK"

Türkiye'nin çevresinde yaşanan yangınlara, olumsuz küresel şartlara ve iki önemli seçime rağmen hedeflerinde en ufak bir sapma olmadan çalışmaları sürdürdüklerine dikkati çeken Davutoğlu, son 14 yılda çok büyük işler başardıklarını ancak yapacak çok işleri, gerçekleştirecekleri çok hedefleri olduğunu vurguladı.

Bu hedeflerin en önemlisinin yeni anayasa olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Türkiye darbe mahsulü bir anayasayla daha fazla yol alamaz, almamalı. Vatandaşlarını bir bütün olarak görmeyen, devleti milletten sakınan, vatandaşlık hukukunu esas almayan buyurgan bir anayasa Türkiye'nin anayasası, Türkiye'nin yol haritası olamaz. Temel önceliğimiz, demokrasimize yakışmayan mevcut Anayasa'nın yerine, demokratik, özgürlükçü, yeni bir anayasa hazırlamaktır" diye konuştu.

CHP ve MHP Genel Başkanları ve Meclis Başkanıyla ilk görüşmeleri yaparak yeni anayasa sürecini başlattıklarını hatırlatan Davutoğlu, "Meclis'teki bütün partiler Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerini belirlediler. Meclis Başkanı'mızın liderliğiyle 4 Şubat'ta inşallah komisyon ilk toplantısını yapacak. İnşallah Türkiye'ye yakışan, Meclis'imize yakışan bir olgunluk içinde bu çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.

"DEMOKRATİK KAZANIMLARI BİR ANAYASAYLA TAÇLANDIRMAK ŞART"

Meclis'teki her partinin ve hatta her milletvekilinin Türkiye'ye yeni bir anayasa borcu olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Yıllar yılı bu ülke, yönetim krizleriyle uğraştı, zaman kaybetti, nice nesiller bu rölanti yılları sebebiyle sıkıntılar yaşadı. Başkanlık sistemi de dahil olmak üzere her şeyi demokratik bir olgunluk içinde tartışabilmeliyiz. Doğruyu bulmanın yolu, her meseleyi samimiyetle, olgunlukla ve elbette makul çerçevede konuşmaktan geçer. Türkiye demokrasisiyle, tarihi birikimiyle, sosyal zenginliğiyle bunu başarabilecek olgunlukta bir ülke. Kişileri değil, olguları konuşmak durumundayız. Çünkü bütün bu başlıklar altında aslında Türkiye'nin geleceğini konuşuyoruz."

Türkiye'nin geçmişte her biri ağır bir yüke dönüşen komplekslerinden, ağırlıklarından kurtulması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, "Devletin her kesimden insanımızı kucaklayan ve vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinden çekinmeyen bir yapıya geçmesi gerekiyor. 14 yılda bu konuda büyük mesafeler aldık ama artık ülkemizin anayasal zeminde de bu öz güveni kazanması şart. Türkiye artık ne Sünni'nin, ne Alevi'nin, ne Türk'ün, ne Kürt'ün, ne şu inançlının, ne bu inançlının, ne şu fikre mensup olanın, ne diğerlerinin kısıtlandığı bir ülke değildir. Pratikte bu zaten yaşanıyor, artık bu demokratik kazanımları bir anayasayla taçlandırmak şart" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, seçim öncesinde söyledikleri vaatlerin hepsini büyük bir hızla gerçekleştirdiklerini belirterek, "Bugün itibarıyla 1 Kasım öncesinde size sözünü verdiğimiz ve sonrasında Hükümet Programı'mıza aldığımız reformların yüzde 30'unu gerçekleştirmiş durumdayız. Halen Meclis'te görüşmeleri devam edenlerle birlikle vaatlerimizin de yüzde 66'sını hayata geçirdik" değerlendirmesinde bulundu.

"ŞUBAT AYINDA ATAMALARINI YAPACAĞIZ"

Başbakan Davutoğlu, asgari ücreti bin 300 liraya çıkardıklarını, emeklilere yılda bin 200 lira zam yaptıklarını ve emeklilerin ilk zamlı maaşını aldığını, astsubay emeklilerinin intibak sorununu çözdüklerini, lisans öğrencilerinin bursunu 400 liraya yükselttiklerini, askeri öğrenci harçlıklarını 400, er-erbaş harçlıklarını 100 liraya çıkarttıklarını, esnafa 30 bin lira faizsiz kredi, gençlere 50 bin lira karşılıksız nakdi destek verdiklerini bildirdi.

Gençlere 100 bin lirası kredi verildiğini ve krediye yüzde 85 kefalet imkanı getirildiğini anlatan Davutoğlu, "30 bin öğretmen ataması için gerekli yasal düzenlemeleri tamamladık, inşallah şubat ayında atamalarını yapacağız. KOBİ'ler için kefalet limitini yükselttik ve vadelerin artırılmasını sağladık. Yemde ve gübrede KDV'yi tamamen kaldırdık. 5 dönüm altında yetiştiricilik yapan çiftçilerimize destekleme düzenlemesi yaptık. Yine çiftçilerimize seralarının modernizasyonu için faizsiz kredi desteği veriyoruz. Dövizle askerlik bedelini 1000 avroya düşürdük. Elektronik kimlik kartının uygulamaya geçmesi için yasal düzenlemeleri tamamladık ve ilk aşamada pilot uygulamaya başlıyoruz. Bunlar gerçekleşen vaatlerimiz" diye konuştu.

Yapılan reformlar hakkında da bilgi veren Davutoğlu, Reformların Koordinasyonu ve İzlenmesi Kurulunu kurduklarını, üniversite öğrencilerinin kısmi süreli çalışmasının önündeki engelleri kaldırdıklarını, çeyiz hesabını başlattıklarını, imalat sanayiine banka sigorta muamele vergisi istisnası getirdiklerini, İstanbul Tahkim Merkezini faaliyete aldıklarını aktardı.

Son olarak da ticaretin kolaylaştırılmasına ilişkin çok taraflı anlaşmanın yasal zeminini tamamladıklarını anlatan Davutoğlu, "Bu anlaşma bir yandan ülkemizde ticaret yapanlara çeşitli kolaylıklar sunacak ve karşılaştıkları sorunları azaltacak, bir yandan da yurt dışındaki iş adamlarımızın faaliyetlerini çok daha kolay gerçekleştirmelerini sağlayacak" dedi.

"BİZE DURMAK YOK, DİNLENMEK YOK"

Şu anda altyapı çalışmaları tamamlanan birçok müjdeyi de Meclis'e sevk ettiklerini açıklayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Dikkatinizi çekmek istiyorum; bunlar sadece iki aylık bir zaman içinde hayata geçirdiklerimiz, inşallah devamını aynı hızla getireceğiz. Aylık, 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık program içinde ne söylemişsek vakti geldiğinde yapacağız. Her zaman söylediğimiz gibi biz sizlere söz verdik mi mutlaka gereğini yerine getiririz, tutamayacağımız sözü de vermeyiz. Her insanımıza daha iyi, daha rahat, daha huzurlu ve daha yeterli bir hayat sunabilmek için geceli gündüzlü çalışıyoruz. Bu ülkenin her ferdinin yüzü gülünceye, her ocağı şenleninceye kadar bize durmak yok, dinlenmek yok. Sizler bu programı izlerken biz yine bir dış gezide Suudi Arabistan seyahatinde olacağız. Yine Türkiye'nin menfaatlerinin peşinde, Türkiye'nin sesini duyurmak üzere çalışıyor olacağız. İnşa etmeye çalıştığımız gelecek, 78 milyon insanımızın ortak geleceğidir. Bu geleceğin sizleri de en az bizler kadar heyecanlandırdığını biliyorum. Allah yolumuzu açık etsin, yar ve yardımcımız olsun. Evleriniz, haneniz hep şen ve bereketli olsun."

Sayfa Yükleniyor...