Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Nerede, ne şekilde olursa olsun mutlaka teröriste ve terör faaliyetlerine karşı en kararlı, ilkeli ve etkin tutumu sergilemeye devam edeceğiz" dedi.

Davutoğlu, Katar ziyareti öncesi Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, Bursa'da gerçekleştirilen terör saldırısına değinerek, "Ülkemize, halkımıza, huzurumuza dönük bir saldırıdır. 8 vatandaşımız yaralandı. Elhamdülillah ağır yaralı vatandaşımız yok. Saldırıyı gerçekleştiren terörist öldü. Bir kez daha halkımıza, bu saldırı dolayısıyla direnç gösterme hususundaki kararlı tutumu dolayısıyla takdirlerimi ifade ediyorum. Geçmiş olsun dileklerimi bütün halkımıza iletiyorum." diye konuştu. 

Bu terör saldırılarının, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki kararlı tutumundan geri adım atmasına sebebiyet vermeyeceğini vurgulayan Davutoğlu, "Nerede, ne şekilde olursa olsun mutlaka teröriste ve terör faaliyetlerine karşı en kararlı, ilkeli ve etkin tutumu sergilemeye devam edeceğiz." dedi.

Teröristin kimliği konusundaki çalışmaların güvenlik güçlerince sürdürüldüğünü ifade eden Davutoğlu, "İçişleri Bakanımızla Bursa Valimizle de yakın bir istişarede bulunduk, inşallah teröristin de kimliği tespit edilecek ve arkasındaki bütün güçler ağ, network ortaya çıkarılana kadar da bu çalışmalar kararlılıkla devam edecek." ifadelerini kullandı.

"DEVAM EDEN ÇALIŞMALAR CİDDİ BİR AŞAMAYA GELMİŞ OLACAK"

Başbakan Davutoğlu, Katar'ın son yıllarda ilişkilerin en üst düzeye çıktığı bir ülke olduğunu, Dışişleri Bakanı olarak 15 kez Katar'a gittiğini, Başbakan olarak ilk ziyaretini gerçekleştireceğini söyledi.

Katar Emiri Şeyh Temim ile İstanbul'daki son görüşmelerindeki davet üzerine bu ziyareti gerçekleştireceğini aktaran Davutoğlu, Katar'ın son dönemde hem sahip olduğu enerji ve ekonomi potansiyeli hem de uluslararası diplomasideki aktifliği sebebiyle sürekli gündemde olduğunu belirtti.

Katar'ın bölge politikalarında Türkiye ile yakın bir koordinasyon içinde olduğunu, başta Suriye ve Irak'taki gelişmeler olmak üzere Katar ile yakın ilişkilerin sürdüğüne dikkati çeken Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Değişik vesilelerle Katar ile yaptığımız görüşmelerde Yüksek Stratejik Komite kurulması kararı alınmıştı. Söz konusu komitenin ilk toplantısı Sayın Cumhurbaşkanımızın aralık ayında Katar'a yaptığı ziyarette gerçekleştirilmiş oldu. Bu ziyaret sonunda eğitimden, ekonomiye, enerjiden kültüre, vize muafiyetinden güvenlik işbirliğine uzanan çeşitli alanlarda 17 anlaşma imzalandı. Dolayısıyla Katar ile ilişkilerin çok sağlam yasal bir altyapısı oluştu. Burada en önemli alanlardan birisi bu ziyaretler neticesinde ortaya çıkan askeri işbirliğidir. Katar'da TSK'nın konuşlanması konusunda bir prensip kararımız vardır. Ön çalışmalar yapıldı. Genelkurmay Başkanımızın Katar'a bir ziyareti oldu. Gerekli yasal süreçler tamamlanarak 15 Haziran 2015'te yürürlüğe giren bu anlaşmanın hayata geçirilmesine teminen aramızdaki uygulama anlaşması imzalanacak. 1,5 yılı aşkın devam eden çalışmalar ciddi bir aşamaya gelmiş olacak.

Dünyada birçok barış misyonunda görev yapan silahlı kuvvetlerimiz, dost ve kardeş ülke Katar'da düzenlenen Türkiye-Katar ortak tatbikatını da geçtiğimiz ekim ayında gerçekleştirmişti. Çok başarılı bir tatbikattı. Türkiye'nin Katar'daki bu askeri mevcudiyeti, Körfez'deki istikrara ve iki ülke arasındaki yakın ilişkilerin güvenlik alanına taşınmasına imkan sağlayacaktır. Yine savunma sanayi alanında da çok yoğun bir işbirliği var. Bunu daha ileri aşamalara götürmek konusunda da kararlıyız."

"KARŞILIKLI YATIRIMLARIN DAHA DA ARTIRILMASI ELE ALINACAK"

Başbakan Davutoğlu, ziyarette ikili ticaret hacmi ve karşılıklı yatırımların daha da artırılması konularının da ele alınacağını, en önemli konulardan birinin de Türk firmalarının Katar'da yüklendikleri projeler olduğunu, bu projelerin değerinin toplamda 15 milyar dolara ulaştığını vurguladı.

Katar'ın önümüzdeki dönemde 2022 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacağını, 2030 ulusal vizyonu çerçevesinde büyük projeler gerçekleştireceğini aktaran Davutoğlu, inşaat sektöründe olağanüstü bir hamle dönemi yaşanacağını, Türk firmalarının dünyada etkin bir şekilde bu ihalelere katıldığının herkes tarafından bilindiğini, bu büyük pastadan Türk firmaların en iyi şekilde istifade etmesi için görüşmeler gerçekleştireceğini dile getirdi.

Davutoğlu, Türkiye-Katar İş Konseyi Toplantısında bu konuları ele alacaklarını, özellikle enerji alanında iş birliğinin artarak devam etmesini ümit ettiklerini, bu konuda çok büyük bir potansiyel gördüklerini aktardı.

Eğitim ve kültür alanında da önemli mesafelerin alındığını, geçen yıl Yunus Emre Kültür Merkezini Doha'da açtıklarını anımsatanDavutoğlu, geçtiğimiz yılı Türkiye-Katar Kültür Yılı ilan ettiklerini, iki ülkede 40 civarında aktivitenin gerçekleştirildiğini söyledi.

Başbakan Davutoğlu, ayrıca Emir Şeyh Temim ve Başbakan Şeyh Abdullah ile ikili görüşmeler yapacağını, Katar Üniversitesinde öğrenci ve akademisyenlerle bir araya geleceğini, burada bir konuşma yapacağını da sözlerine ekledi. 

Davutoğlu, "yeni anayasanın yazımı sırasında 'Allah ve İslam' kavramının yer alacağına dair iddiaların doğru olup olmadığına" ilişkin bir soru üzerine, yeni anayasayla ilgili bu ay içerisinde, yoğun bir çalışma temposuyla birçok toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Her konuyu ele aldıklarına dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Özellikle anayasanın ruhu ile ilgili kısımlarda, yani temel insan hak ve özgürlükleri, temel değerler, giriş bölümleri, bu konularda bir ön çalışma olarak da belli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bu çerçevede de yazım heyetimiz bazı çalışmalar yaptı ama açık bir şekilde ifade edeyim, daha bunlarda herhangi bir metin ortaya çıkmamıştır. Bu metin üzerinde yapılan spekülasyonların hiçbirinin de gerçek bir karşılığı yoktur. Bunlar aramızda tartışılacak, konuşulacak ve nihai olarak çağdaş, hukuk devleti kuralları içinde özgürlükçü bir anayasa metnini inşallah Meclisimize ve kamuoyumuza sunmayı hedefliyoruz.

Kendi değerlerimize atfı olan, bu çerçevede mutlaka evrensel ve milli değerleri birlikte barındıran bir metin için gayret sarf ediyoruz. Metnin özü, esası özgürlükçülüktür. Vatandaşı esas alan, insanı esas alan, devleti esas alıp milleti tanımlayan değil, milleti esas alıp devleti tanımlayan, vatandaşı merkeze alıp, diğer bütün devlet kurumlarını onun etrafında şekillendiren bir anlayışa sahibiz. Dolayısıyla bunun dışında söylenenler gerçeği yansıtmaz." 

"BÖYLE BİR METNE İTİRAZLAR DA DAHA AZ OLACAKTIR"

Başbakan Davutoğlu, "Başkanlık sistemi milletin ya da TBMM'nin onayından geçmezse B planı, partili cumhurbaşkanlığı mıdır?" şeklindeki bir soruya ise Türkiye'de 12 Eylül Anayasası'nın önerdiği sistemin, gerçek bir "parlamenter" sistem olmadığını, "çarpık" bir sistem olduğu için tümüyle değiştirmek istediklerini söyledi.

Mevcut sistemin üzerinde küçük manevralarla yapılacak düzenlemelerin, sistemin kökünü değiştirmeye dönük olmayacağı kanaatini sürekli dile getirdiklerini anlatan Davutoğlu, "Dolayısıyla bizim şu anki hedefimiz, odaklandığımız husus, net, pür, iç dengeleri iyi korunmuş ve yönetimde herhangi bir yetki karmaşasına yol açmayacak bir sistemdir ki, bunun adı 'başkanlık sistemi'dir. Bu konuda bizim tutumumuz, planımız açık. Öncelikli olarak başkanlık sistemini en ideal, çağdaş şekliyle ve şimdiye kadar da savunduğumuz, öne çıkardığımız şekliyle ele alacağız. Kamuoyumuza bunu sunacağız." ifadelerini kullandı. 

Geçmiş anayasaların en büyük zaafının "reaktif" ve "refleksif", yani bir önceki dönemin arızalarını gidermek için tepki niteliği taşımaları olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Bizim tepki anayasası yapmak yerine, gerçekten nesillere sirayet edecek bir sürekliliği barındıracak, kalıcı bir anayasayı öne çıkarmamız lazım. Bunun için de zihinlerimizde tabu barındırmamamız lazım. Her şeye açık, rahat konuşulan, toplumun mutabakatını öne çıkaran bir anlayışı anayasaya yansıtmak lazım. Yönetim sistemi olarak da zaten yanlış işleyen parlamenter sistemin iç yapıları üzerinde düşünmek değil, bizim meselemiz, kendi içinde güçler ayrılığını yansıtan insan hak ve özgürlükleri temeline dayanan özgürlükçü, medeni, çağdaş bir anayasayı başkanlık sistemi etrafında dokumaktır. Şu anki hedefimiz bu. Bu metin ortaya çıkar, daha sonra Meclisimizde, kamuoyumuzda tartışılır, olgunlaşır ondan sonra eminim böyle bir metne itirazlar da daha az olacaktır. Mesele sistem meselesidir. Bu sistemi temelden ve kökten doğru bir eksene oturtmak icap eder."

"ODAKLANMAMIZ GEREKEN HUSUS TEK BİR PLANDIR, BAŞKANLIK SİSTEMİ"

 Bu süreç bittikten sonra ne olacağının, ayrı bir husus olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Bu süreci yaparken, işletirken, uzlaşma komisyonunun bize getirdiği en büyük zaaf ister istemez, uzlaşma esası üzerine olacağı için, bir müzakere metni üzerinde tartışılıyordu şimdi ise AK Parti kendi ideal gördüğü anayasayı kaleme almalı, alacak. Bu ideal gördüğümüz anayasa etrafında da kamuoyu desteğini dile getireceğiz. Bu anlamda şu anda odaklanmamız gereken husus tek bir plandır, başkanlık sistemi. A planı da bu anlamda bu şekilde görülmelidir. Sonrasında olacak hususlar o zaman değerlendirilir. Şu anda tek meselemiz var. Özgürlükçü niteliklere sahip bir başkanlık sistemine dayalı, milli iradeyi yansıtan bir anayasayı halkımızın takdirine sunmak." değerlendirmesinde bulundu. 

Davutoğlu, Bursa'da yaşanan terör saldırısıyla ilgili, "ilk olarak edindiği şüphelerinin ne olduğu" yönündeki bir soruya, güvenlik güçlerince gerekli araştırmalar yapılmadan, somut delillere ulaşmadan bir şey söylemeyi doğru bulmadığını bildirdi.

Konuya ilişkin İçişleri Bakanı ve Bursa Valisi ile görüştüğünü aktaran Davutoğlu, "Bazı ön değerlendirmeler olabilir ama kamuoyuyla paylaşacak olgunlukta değil şu anda. Kamuoyumuzla paylaşacak olgunluğa geldiğinde yetkili arkadaşlarımız, gerekirse de bizzat, açıklama yaparız." dedi.

"PANİK HAVASININ OLUŞMASINA İZİN VERMEMELİYİZ"

Başbakan Davutoğlu, bir gazetecinin, "ABD Büyükelçiliğinin dün kendi vatandaşlarına gönderdiği uyarı yazısına" ilişkin sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Bu tür uyarılar maalesef psikolojik olarak gereksiz bir tedirginliğe de sebebiyet vermektedir. Benzer uyarılar, benzer terör tehdidi ile karşılaşmış ülkelerde yapılmıyor da Türkiye'de yapılıyorsa, dikkatlice düşünmek icap eder. Şu anda dünyada teröre karşı teyakkuz halinde olmayan hiçbir ülke, hiçbir halk yok. Hepimiz, her yerde teröre karşı teyakkuz halindeyiz. Paris'i ziyaret eden, Brüksel'i ziyaret eden birisi, oradaki turistik mekanları, İstanbul'u, bugün Bursa'yı ziyaret edenden daha az risk unsuru taşımıyor. Artık terör evrensel bir tehdittir. Her yerde, hepimiz teyakkuz halinde olmalıyız ama terörün tam da istediği bir panik havasının oluşmasına izin vermemeliyiz. Böyle bir panik havasının oluşmaması da uluslararası toplumun ortak çabasıyla olur. Dolayısıyla bu tür uyarıları, bu çerçevede doğru görmediğimi ifade etmek isterim."

"1 MAYIS'TAN SONRA DA TEKRAR BİR ARAYA GELEBİLİRİZ"

Başbakan Davutoğlu, 1 Mayıs kutlamalarıyla ilgili bir soru üzerine, bugünlerde kendisini olumlu yönde sevindiren hususlardan birinin, "1 Mayıs kutlamaları konusunda sergilenen sağduyulu yaklaşım" olduğunu ifade etti. 

Türkiye'nin zorlu bir terörle mücadele sürecinden geçerken herkesin, sivil toplum kuruluşlarının, öncelikli olarak özgürlüklerin kullanılması esnasında, toplumun genel kamu düzenini öne almasının doğru bir yaklaşım olduğunun altını çizen Davutoğlu, bu sene ümit verici bir gelişmeyle bütün sendikaların 1 Mayıs'ı barışçı bir şekilde kutlamak için mutabık kalınan alanları tespit ettiklerini söyledi.

Bu konuda emeği geçen herkese teşekkürlerini ileten Başbakan Davutoğlu, "Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak bütün sivil toplum kuruluşlarının hakkıdır. Buraya herhangi bir kısıtlama, sınırlama getirmeyi kimse düşünmez ama bu hakkın kullanılırken herhangi bir güvenlik sıkıntısı olmaması için de en uygun mekanların tespiti önemli." diye konuştu. 

Türk-İş'in Çanakkale'de, Hak-İş'in Sakarya'da, Memur-Sen'in Kahramanmaraş'ta, DİSK, KESK, TMMOB, Türk Tabipleri Birliği ve onların paydaşlarının da İstanbul Bakırköy'de kutlama kararı aldıklarını hatırlatan Davutoğlu, bunun doğru bir karar olduğunu söyledi. 

Taksim meydanının 1 Mayıs 1977'de acı hatıralara şahit olduğunu belirten Davutoğlu, "Bu acı hatıralara her zaman saygı duyarız. Toplumsal olarak hepimizin bu konuda üzüntüsü ortaktır. Bugün de 1 Mayıs'ı bir emek bayramı olarak, emekçilerimizin meydanlarda özgürce kutladığı bir bayram olarak değerlendirmek aslında o acı hatıralara verilecek en doğru cevap olur." ifadelerini kullandı.

Sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek hem 1 Mayıs kutlamaları hem de beklentileri dinlediğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, 1 Mayıs'tan sonra da tekrar bir araya gelebileceklerini söyledi.

Başbakan Davutoğlu, ülkede güvenlik olursa herkesin özgürlüklerini çok daha iyi kullanabileceğine işaret ederek, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bütün sivil toplum kuruluşlarımızdan, sendikalarımızdan 1 Mayıs'ı barış içinde, huzur içinde kutlamalarını, siyasi görüşleri ne ise bunları ifade etmelerini ama teröre ve şiddete karşı ortak bir ses yükseltmelerini bekliyorum. İnşallah bu güzel örneği, her sene tekrar ederiz. Bir mutabakat içinde bu çalışmaları yürütürüz. Ben her sene, 1 Mayıs öncesinde sendikalarımızla başlattığımız bu istişare geleneğini sürdüreceğim. Öncesinde ve sonrasında da kendileriyle görüşeceğim."