Davutoğlu, İran'ın başkenti Tahran'a hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Şırnak'tan geldiğini hatırlatan Davutoğlu, zor süreçlerden geçerken bir halkın, bir milletin kendi içinde gösterdiği uyumun, ahengin ve karşılıklı anlayışın bu zor süreçlerin aşılmasında en büyük ilaç olduğunu belirtti.

Silopi'de halkın güzel bir kenetlenme örneği sergilediğine işaret eden Davutoğlu, esnafı ziyaret ettiğini, cuma namazını vatandaşlarla kıldığını, birçok kesimden insanlarla bir araya geldiğini söyledi. Davutoğlu, sevgi gösterileriyle karşılaştığını aktardı.

Kaymakamlıkta geniş kapsamlı bir brifing aldığını ve Mardin'de açıkladığı birlik, huzur, demokrasi eylem planının alanda uygulanması ve bundan sonra yapılması gereken çalışmalar hakkında bilgileri paylaştığını dile getiren Davutoğlu, çalışmaların topyekün bir seferberlik olduğunu kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın bölgede bulunup, Silopi'nin yeniden inşası, imarı, sosyal hayatın bütünüyle normalleşmesi gibi çalışmalara katılacağını belirtti.

Silopi'de iki olayın kendisini çok etkilediğini anlatan Davutoğlu, birincisinin, bir okuldaki öğrencilerin İstiklal Marşı'nı coşkulu bir şekilde okumaları, ikincisinin de bir tugay komutanının eşinin Silopi'deki okulda öğretmenlik yapması olduğunu vurguladı.

"Bu asker, sivil, öğretmen, öğrenci, milletimizin nasıl kenetlendiğinin en güzel işareti, en zor şartlarda da değerli öğretmenimizin görevine devam etmiş olduğunu duymak beni çok duygulandırdı" diyen Davutoğlu, bir şehit evini de ziyaret ettiğini, taziyelerini ilettiğini kaydetti.

Davutoğlu, ülkenin etrafında ateş çemberi olan bir dönemde birlik ve beraberlik içinde davranılmasının önemini vurguladı.

Silopi'de bir imar seferberliği başlayacağına işaret eden Davutoğlu, "İmar faaliyetleri çerçevesinde yolların, altyapının gözden geçirilmesi, kentsel dönüşümle birlikte ağır hasarlı ve orta hasarlı binaların tümünün yeniden yapılması da dahil olmak üzere kapsamlı bir şekilde inşallah yarından itibaren bir imar seferberliği başlıyor" dedi.

Esnafa yönelik kredi imkanlarının serbest bırakıldığını, daha önce değişik gerekçelerle kredi imkanları alamamış esnafa 100 bin liraya kadar kredi sunulacağını aktaran Davutoğlu, Silopi'deki hastanelerdeki ihtiyaçların giderildiğini söyledi. Davutoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Terörle mücadele zorlu bir süreçtir. En önemli aşaması da terörle mücadelede başarı sağladıktan sonra hayatın normalleşmesinin yanında halkın ümidinin devam etmesi. Ümidini kaybeden bir halkın nasıl bir büyük hüsran yaşadığını çevremizdeki ülkelerden görüyoruz. Bu ülkede yaşayan 78 milyon vatandaşımız eşittir, aynı haklara sahiptir, aynı duyguları paylaşmaktadır ve aynı hedefi, ümidi yüreğinde beslemektedir. Bütün bunları görmekten memnuniyet duydum."

Silopi'de uygulananların Cizre ve Sur'da da uygulanacağının altını çizen Davutoğlu, "Hiçbir vatandaşımızın aç ve açıkta bırakılmayacağını, hiçbir gencimizin ümitsiz bırakılmayacağını, hiçbir yaşlımızın gözünde gözyaşı, hüzün görmeyeceğimizi ve bunun için gece gündüz çalışacağımızı ifade ediyorum" diye konuştu.

İRAN ZİYARETİ

Başbakan Davutoğlu, İran'a da ikili ziyaret için yola çıktıklarını belirtti. Başbakan olarak İran'a ilk ziyareti olacağına dikkati çeken Davutoğlu, son 2 yıl içinde de başbakan düzeyinde İran'a yapılan ilk ziyaretin gerçekleşeceğini bildirdi.

İran'ın Türkiye'nin en köklü tarihi ilişkileri bulanan, 3 asırdır sınırlarının değişmediği, dost ve komşu bir ülke olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

"İran ile ilişkilerimizin son 13 yıllık iktidarlarımız döneminde ne kadar mesafe kaydettiğini herkes bilir. Türkiye ile İran arasında ekonominin birbirini tamamlayıcı nitelikte olması, İran'ın önemli enerji üreticisi, Türkiye'nin önemli bir enerji hat geçiş yolu üzerinde olması, Türkiye'nin sanayileşme ve birçok alanda katettiği mesafenin İran açısından da birlikte değerlendirildiğinde büyük bir potansiyel ifade ettiğini, ulaştırma hatlarımızın doğu, batı, kuzey, güney ekseninde her açıdan birlikte çalışmamız halinde büyük bir potansiyel taşıdığı bir ülke. Türkiye ile İran'ın potansiyelleri birbirlerini tamamlayan niteliktedir. Birçok alanda şu ana kadar mesafe katettik, 10 milyar dolara yakın ticaret hacmimiz var, bunu 30 milyar dolara çıkarmak hedefimiz."

Türkiye'nin nükleer anlaşma konusunda tutumunun açık ve net olduğunun altını çizen Davutoğlu, "Türkiye dış politikasında ilkeleri ve değerleri öne çıkaran bir tutum takınmıştır her zaman. Şimdi İran'ın gerçekleştirdiği nükleer anlaşma bizi çok memnun etmiştir ve İran'ın uluslararası piyasada entegrasyonu en fazla da büyük bir üretim kapasitesine sahip olan Türkiye açısından yeni imkanlar sunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, ziyarette ikili ilişkilerin en üst düzeye çıkarılmasını ve İran'ın uluslararası ekonomiye dönük atacağı adımlarda Türkiye'nin bir rol üstlenmesini sağlayacaklarını ifade etti.

İran'a gerçekleştirilecek ziyarette başta Suriye, Irak olmak üzere Kafkaslardaki meselelerin istişare edileceğini anlatan Davutoğlu, "Görüş ayrılıkları ülkeler arasında olması doğaldır. Farklı önceliklerin olması doğaldır, doğal olmayan iletişimin olmamasıdır. Dolayısıyla biz İran'da tarihi derinliğe sahip siyasi ve diplomatik ilişkiler bağlamında düşüncelerimizi açıkça paylaşırız. Kanaatlerimiz farklılaştığında bunu nasıl giderebileceğinin yollarına bakarız. Kanaatlerimiz aynı yönde seyrettiğinde de bir sinerji oluşturma çabası içine gireriz" diye konuştu.

İslam dünyasında mezhepçiliğin tırmandığı, terörün yükselişe geçtiği, ülkelerin büyük iç sıkıntılar yaşadığı bir dönemde en önemli katkıda bulunabilecek ve en kritik öneme sahip ilişkinin "Türkiye-İran" ilişkisi olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bunun bilincindeyiz. Bunu İranlı muhataplarımla da kapsamlı bir şekilde değerlendireceğiz. Eminim bu ziyaret hem ikili ilişkilerimize yeni boyutlar katacak hem de bölgesel gelişmeler bağlamında istişarelerimizin seyri itibariyle de güçlü mesajlar verme imkanı bulacağımız ve ortak bir çaba içinde yapabileceklerimizi değerlendirme imkanı bulabileceğimiz bir ortam sağlayacaktır. Ziyaretimizin hayırlara vesile olmasını diliyorum."

Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Davutoğlu, HDP'li bazı milletvekilleri ile ilgili dokunulmazlık fezlekelerinin Başbakanlığa gönderilmesine ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:

"Bu fezlekenin Meclise gönderilmesi daha önce de birçok dosya için gerçekleşmiş rutin bir işlemdir. Dosyaları Adalet Bakanlığı, Başbakanlığa gönderir, biz de bunları meclise göndeririz. Yani bu ilk defa olmuş ve olağanüstü nitelik taşıyan bir işlem değil ama işte bugün Silopi'de gördüğümüz gibi milleti bu derece derinden yaralayan terör olaylarının olduğu bir dönemde, teröre açık destek veren, terör örgütünü kutsayan, Ankara'da 29 canımızı alan terör olayında bu olayın failini taziyeye gidilmesi de dahil her türlü terör eylemini neredeyse meşrulaştıran tutumu da toplumuzun vicdanı ve bizim vicdanımızın kabul etmesi mümkün değildir. Mutlaka sadece bu, bugün gönderilen fezlekelerle ilgili değil genel olarak da bu konulardaki değerlendirmelerimizi daha önce de sundum, kamuoyumuzla paylaştım. Bundan sonra da bunları hep tek tek ele alacağız.

Hiç kimse terörü meşru kılması dolayısıyla mazur görülemez ve böyle bir tavra da tahammül gösterilemez. Dolayısıyla milletvekili olmak, mecliste bulunmak bir sorumluluktur. Bir sorumsuzluğa mesnet teşkil edecek bir konum değildir milletvekilliği. Milletvekilliği ağır bir sorumluluktur, siyasi, etik, tarihi bir sorumluluktur. Herkesin bunun farkında olması lazım. Ben bugün Silopi'de aslında gerçek anlamda bu siyasi zihniyetin alanındaki dokunulmazlığın kalktığını gördüm yani Silopi'de ve birkaç gündür Diyarbakır'a dönük yapılan provokatif çağrılara kulak asmayan bölge halkı bu siyasi zihniyete olan tutumunu açıkça ortaya koymuştur. Ben bölge halkını bir kez daha tebrik ediyorum, teşekkürlerimi sunuyorum."

-"Hiçbir tereddüt göstermeyiz"

Bütün gelişmelerin değerlendirileceğine işaret eden Davutoğlu, "Gereken adımı, gereken en doğru zamanda en doğru şekilde atma konusunda da hiçbir tereddüt göstermeyiz. Ümit ederim bütün siyasi partiler ve milletvekilleri milletin derin vicdanıyla yabancılaşan ve dünyada hiç bir şekilde olamayacak bir tarzda teröre pirim veren bir tutum içine bir daha girmezler" ifadelerini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, fezlekelerin işleme alınması noktasında mecliste diğer partilerden destek beklenip beklenmeyeceği ya da AK Parti'nin tek başına mı adım atacağı sorusu üzerine, "Biz doğru gördüğümüz hususları tek başına da sürdürürüz ama burada olması gereken bütün partilerin bu konuda birleşmesi hatta bu milletvekillerinin kendi partileri içinde de mutlaka eleştirilmesi ve bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini düşünüyorum. Eminim birçok HDP milletvekili ki geçmişte hiçbir şekilde terörle bu tarz bir ilişki içine girmemiş olan milletvekilleri de mevcut. Eminim onlar da tepki göstermekte, eminim HDP içinde de birçok makul vicdan sahibi milletvekili bu tutumlar karşısında bir tavır arayışı içindedirler" ifadelerine yer verdi.

Bütün bunları bir parti meselesi olarak görmemek gerektiğine dikkati çeken Davutoğlu, insanlığın bir bütün olarak üzerinde mutabık kaldığı değerler konusunda parti ve siyasi görüş ayrılığı gözetilmeyeceğini vurguladı.

"SESİNİZİ YÜKSELTİN"

Dünyanın her yerinde terörün lanetlendiğini aktaran Başbakan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün dünyanın her ülkesinde nerede olursa olsun, 29 kişinin o mübarek canına kasteden bir terör eylemi mazur görülemez, mazur gösterilemez. Ben buradan HDP'ye oy vermiş vatandaşlarımıza öncelikle sesleniyorum. Sizler de sesinizi yükseltiniz ve onlara böyle aymazca, sorumsuzca tutum içine giren milletvekillerine, 'Biz sizi Ankara'ya bunun için göndermedik' diye sesinizi yükseltin. Bugün Silopi'de yükselen sesi ben gördüm. Silopi'deki yükselen ses bu siyasi zihniyete meydan okuyan bir sesti. Aynı şekilde CHP, MHP'nin de bu konularda bir tutum içine gireceğinden eminiz. Hem oy veren HDP'liler hem de şu anda mecliste bulunan ve bu tutumu onaylamadığını düşündüğüm birçok HDP'li var. Onların da seslerini yükseltmeleri lazım. Artık HDP'nin bazı milletvekilleri bir vitrinde değerlendirilen ve öne çıkaran isimler olma niteliğinin önüne geçmesi lazım."

Eski bir müftü HDP'den milletvekili. Dinen, ahlaken, vicdanen, Ankara'daki terör olaylarını tecviz ediyor mu? Yani buna cevaz veriyor mu? Diğer terör olayları da dahil ama özellikle Ankara'daki. Çıksın bir görüş beyan etsin, evlerine helal rızkını temin etmek üzere, akşama kadar çalışmış, alınteri dökmüş ve akşam sıcak yuvasında eşine, çocuklarına kavuşmak için servis otobüsüne binmiş insanlara yapılan bu terör eylemine fetva veriyor mu? Çok açık ve net bir soru soruyorum.

Başka bir rektör yardımcısı var, bir profesör, çözüm sürecine akil insanlar heyetinde bulunan bir başka profesör var, ben bunları şahsen tanıyorum. Tek tek bu gece yatmadan önce bir düşünsünler ve vicdanlarını bir dinlesinler. Bütün bedenleri parçalanmış cenazelere yol açan o ailelerin, o şehitlerin, sivil şehitlerin de ailelerinin yerine kendilerini koysunlar. O gün GATA'da, Kocatepe o aile yakınları ile bir araya geldiğimde yüreğimin hiç dinmeyecek şekilde nasıl bir ızdırap içinde kıvrandığını hala hatırlıyor ve o ızdırabı hissediyorum. Eşini kaybeden bir gencecik insanın nasıl ağladığını görüyorum ve onu kucaklayarak teselli etmeye çalıştığımı da hatırlıyorum. Şimdi kamuoyunca da bilinen bu maruf isimler, eski bir belediye başkanı, o partiden önce başka bir parti. İsimlerini zikretmiyorum herkes bilir. Şimdi bu arkadaşlar milletvekili olmanın yanında bir insan olmak hasabiyle bugün dinlenmeye, uykuya geçmeden önce bir muhasebe yapsınlar. Eğer onlar seslerini yükseltirlerse, bizimle birlikte siyasi görüş ayrılıklarımız var ama biz bu tavrı benimsemiyoruz derlerse, HDP'ye oy vermiş sessiz kitlelerin de sesi olmayı tercih edebilirlerse Türkiye'de birçok şey değişir. Ama böyle adice, alçakça bir cinayetten sonra, bir saldırıdan sonra taziyeye giden bir milletvekiliyle yan yana oturmayı içlerine sindiriyorlarsa emin olun ne dini bakımdan o müftünün, ne bir bilim adamı olarak dünyanın her yerinde terörü lanetlemesi gereken o akademisyenlerin ne de değişik siyasi çizgilerden gelerek HDP'de 'Acaba Türkiyeleşir mi?' ümidiyle destek vermiş milletvekilleri eminim kendi vicdanlarında bunu izah edemiyorlardır."

Davutoğlu, fezleke ve dokunulmazlıkların kaldırılmasının siyasi bir rövanş meselesi olmadığını ifade ederek, partisinin hiçbir zaman bu meseleyi böyle görmediğine işaret ederek, "Herhangi bir şekilde bir siyasi partiyi köşeye sıkıştırmak ya da onu siyasetin dışına itmek de değil bizim için. Her siyasi parti halktan aldığı destekle Türkiye'de siyaset yapma hakkına sahiptir. Mesele her şeyden önce ahlakidir, vicdanidir ve insanidir" dedi.

"CHP'LİLERİN BİR ÖZÜR BORÇLARI VAR"

"Hangi gerekçeyle kim olursa olsun terör eylemine bulaşan herkesi lanetliyorum" diyen Davutoğlu, "Dün iki DHKP/C mensubu saldırıda bulundu. Teslim ol çağrılarına da bu çabalara da cevap vermedikleri için etkisiz hale getirildiler. Şimdi CHP'den de bir ses bekliyorum. DHKP/C o da terör örgütü. Daha önce bu isimleri başka bazı eylemlerde savunan CHP'lilerin şimdi çıkıp kamuoyunda 'Biz hata yapmışız' diye bir özür borçları var, bu eylemi lanetleme sorumlulukları var. Ama bir parti bir terör örgütünün yaptığını mazur görürse, bir başka parti bir başka terör örgütünün yaptığını mazur görürse siyaset özünü kaybeder. Onun için bütün milletvekillerine sesleniyorum, biz dokunulmazlık meselesini siyasi bir mesele olarak her zaman savunduk" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, kürsü dokunulmazlığı konusunda kimsenin hakkına halel gelmemesi için sonuna kadar savunacaklarına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bir daha hiçbir şekilde bu meclisten 27 Mayıs'tan sonra olduğu gibi insanlar alınıp götürülüp idam edilmeyecekler. Bir daha bu meclisten hiçbir şekilde 12 Eylül'de olduğu gibi şu veya bu hapishaneye gönderilmeyecektir, bir daha bu meclisin önüne Ferhat Aydemir olayında olduğu gibi bir takım baskılar yapıp silah unsurları gelmeyecek, bir daha mecliste 1990'lı yıllarda olduğu gibi milletvekilleri apar topar çıkarılmayacak, her şey hukuk içerisinde olacak, hep beraber buna sahip çıkarsak meclisin de onurunu koruruz."

Meclisin itibarını her ne suretle olursa olsun koruyacaklarını vurgulayan Davutoğlu, dokunulmazlığın siyasi kürsü ile ilgili kısmını savunacaklarını belirtti.

Davutoğlu, ancak dokunulmazlık zırhına bürünerek bütün insani vicdani ve sorumlulukları terkederek tam bir aymazlık, sorumsuzluk içinde terör odaklı eylemlerine destek veren, mazur gören, teşvik edenlerin de TBMM çatısı altında yeri bulunmaması konusunda bütün partilerin mutabık olması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, şöyle dedi:

"Kim olursa olsun o zaman Türkiye'de siyaset büyük bir güç kazanır. Dokunulmaz bağlamında her türlü görüşün savunulmasına evet, hiç kimsenin başka birini fikri sebebiyle mecliste konuşulmamasına, engellememesine evet, buna hep birlikte karşı duracağız. Ama aynı şekilde bu milletin birliğine beraberliğine, ülkenin bütünlüğünü ve vatandaşlarımızın can emniyetini tehdit eden terör örgütlerine karşı da ortak bir tavır sergilemek ve dokunulmazlıkların bunu yok etmeye dönük çabaların bir mazereti ya da kılıfı yapmama konusunda da kararımız kesin. Bunları hep beraber değerlendireceğiz, diğer partilerle de görüşeceğiz. bütün milletvekilleriyle konuşacağız ve bir daha bu çatı altında böyle gayri insani bir tutumla teröre destek verilmesi hususu gerçekleşmeyecek, gerçekleşmemesi lazım."

Basın toplantısında Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da hazır bulundu.