Davutoğlu'ndan önemli açıklamalar

Başbakan Davutoğlu, "2017'de Türkiye bütçe fazlası veren ülke olacaktır. Türkiye'nin mali ve finansal yapısı Ağrı dağı kadar sağlam ve dirençlidir" dedi.

Haberler - Anadolu Ajansı 02.05.2015 - 12:20 | Son Güncelleme : 02.05.2015 - 13:13

Davutoğlu'ndan önemli açıklamalar

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "1991 seçimlerine giderken verilen popülist birtakım vaatler, 'yi 1994 ekonomik krizine yöneltti. 28 Şubat'ın getirdiği olumsuz psikolojik atmosfer 3 parti koalisyonunda 'yi 2001 krizine yöneltti. Son 12 yıl içinde eğer Türkiye, daralan dünya ekonomisine rağmen büyümüşse bunun arkasındaki temel saik demokrasidir ve siyasi istikrardır" dedi.

Seçimlerin yaklaştığını anımsatan Davutoğlu, Türkiye'nin demokrasisi, ekonomisi, demokratik gelenekleri güçlü bir ülke olduğunu, seçimlere giderken çok sağlam bir siyasi bilinçle ve büyük hazırlıkla seçimlere katılımın teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti.

Seçimlerin ekonomi üzerindeki riskinin çift yönlü olduğunu dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İktidarda olanlar seçim öncesinde seçim ekonomisi tuzağına düşebilirler. Muhalefette olanlar da seçim öncesinde halkı etkileyebilecek popülist vaatlerde bulunarak seçim sonrası için son derece riskli adımlar atabilirler. Ben 62. Hükümetin kuruluşu aşamasında arkadaşlarımla hükümet programını hazırlarken şöyle bir talimat verdim ve bu talimata hep sadık kaldık: Biz 8 aylık bir hükümet programı ilan etmeyeceğiz, aksine 8 yıllık, 2023'e giden Türkiye'nin hükümet programını ilan edeceğiz. Hiçbir şekilde seçim ekonomisi uygulamayacağız. Bütçe üzerinde ek yükler getirmeyeceğiz. Popülizme düşmeyeceğiz ve ülkeyi 2023'te dünyanın ilk 10 ekonomisi haline getirecek ekonomik reformların önünü açacak hükümet programı uygulayacağız. Eminim 8 aylık performansımıza baktığımızda başta TOBB ve iş dünyası olmak üzere bütün Türkiye bu konuda son derece ilkeli bir tutum takındığımızı görmüşlerdir."

Davutoğlu, son 8 ay içerisinde TOBB yetkilileriyle 9. kez bir araya geldiğini işçi sendikalarıyla da yoğun istişare içinde olduklarını belirterek, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nün Türkiye'de iş barışının sağlanmasına zemin teşkil edeceğine dair ümidini paylaştı.

İnsanlık onurunun, en kutsal unsurlarından birinin insan emeği olduğunun altını çizen Davutoğlu, emeğin hakkını vermenin hem devlet hem de özel sektör için bir şiar olduğunu söyledi.

Davutoğlu, bu konuda, Türkiye'de istihdamın gelişmesine katkıda bulunan ve işçilerin emeğinin hakkını veren bütün işverenlere, iş dünyasına teşekkür etti.

Bu istişarelerde amacın, siyasi iradenin kararlarıyla bu kararları alanda uygulayacak iş dünyasının tercihleri arasında uyum sağlamak olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

"En doğru kararları en doğru zamanlamayla Ankara'da alabilirsiniz ama eğer bu kararlar, bu makro stratejik hedefler, iş dünyasının kılcal damarlarına kadar nüfuz edememişse iş dünyası bu kararları ve bu makro stratejik hedefleri benimsememişse yol almak mümkün değildir. Şimdi size bir taahhüt olarak bir kez daha söylüyorum, inşallah 7 Haziran'dan sonra 4 sene reformlara yoğunlaşacağımız ve seçim stresi yaşamayacağımız bir dönem olacak. Bu dönemde de milletimizin bize 7 Haziran'da emaneti tekrar tevdi edeceğine inanıyoruz. Tevdi ettiğinde iş dünyasıyla yakın istişareye her zaman önem vermeye devam edeceğiz. Çünkü son 20-25 yıllık tecrübe bize ülkelerin siyasi istikrarıyla ekonomik istikrarı arasında doğrudan irtibat olduğunu göstermiştir."

Başbakan Davutoğlu, 1990'lı yıllarda soğuk savaşın bitmesiyle birlikte dünyada çok geniş bir ekonomik büyüme alanı oluştuğunu, dünya ekonomisinin genişleme yaşadığını, Türkiye'nin burada istisna olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin 1990'da gayrisafi milli hasılasının 200 milyar dolarken 2001'de sadece 30 milyar dolar artarak 230 milyar dolara çıktığını vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Son 12 yılda ise 2002'de 230 milyar dolar olan gayrısafi milli hasılamızı şimdi 800 milyar doların üstüne çıkardık. Bunun arkasındaki temel saik demokrasidir, özgürlük alanlarının genişlemesidir ve siyasi istikrar ve güvendir. Bu açıdan herkesin çok dikkatli olması lazım. 1991 seçimlerine giderken verilen popülist birtakım vaatler, Türkiye'yi 1994 ekonomik krizine yöneltti. 28 Şubat'ın getirdiği olumsuz psikolojik atmosfer 3 parti koalisyonunda Türkiye'yi 2001 krizine yöneltti. Son 12 yıl içinde eğer Türkiye, daralan dünya ekonomisine rağmen büyümüşse bunun arkasındaki temel saik demokrasidir ve siyasi istikrardır. Her ne surette olursa olsun demokrasimize ve özgürlüklere sahip çıkacağız, siyasi istikrarımızı koruyacak şekilde 7 Haziran seçimleri sonrasına hazırlanacağız."

Sayfa Yükleniyor...