NTV

Demirtaş: Cezaevleri lafla boşalmaz

Anadolu Ajansı

Türkiye
Demirtaş: Cezaevleri lafla boşalmaz

Başbakan Erdoğan’ın ‘Dağdakilerin indiği, cezaevlerinin boşaldığı bir Türkiye” sözlerini değerlendiren BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Cezaevleri lafla boşalmıyor. İçerideki hasta tutsaklar bile çıkamıyorsa, kim senin 'cezaevleri boşalacak' lafından umutlanabilir" dedi.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşma yaptı.

BDP Eşbaşkanı Demirtaş, Ahmet Kaya ve Seyit Rıza'yı andı.

Ahmet Kaya'nın Türkiye'de yaşanan trajedilerin sembol ismi olduğunu ve ne ilk ne son olduğunu ifade eden Demirtaş, “Özür dilemek bir erdemdir. Mutlaka devletin, hükümetin özür dilemesi gerekiyordu. Ama bu hükümet ama bundan sonraki hükümetler yaşanmış zulümlerden dolayı bir bir özür dilemek zorunda kalacaklar" diye konuştu.

Seyit Rıza'nın mezarının kayıp olduğunu anlatan Demirtaş, "Seyit Rıza hadisesi özür dilenmesi gereken örneklerden biridir. Gerçekten de Alevi sorunuyla ilgili bir rahatlama, açılım yapmak istiyorsanız bu fırsattır. Torununuza Ali ismi koymak güzeldir fakat Aleviler'in derdine derman olan bu değil" ifadesini kullandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ünlü sanatçı Şivan Perwer için "38 yıldır ülkesine, vatanına hasret koyanlar nasıl hesabını verecek" dediğini anımsatan Demirtaş, "Şunu unutuyor ki 38 yılın 12 yılı, üçte biri kendi dönemi. Bu nasıl hesap anlamadık. Üçte birinin hesabını bari sen ver. 12 yıllık iktidarında Avrupa'da sürgünde yaşayan binlerce Ahmet Kaya, Şivan Perwer var" dedi.

'SÜRGÜN ANLAYIŞINDA SAKATLIK VAR'
Çözüm sürecinin en hassas noktasının cezaevleri olduğunu dile getiren Demirtaş, "Diyarbakır'da sürgünler için ağlarken 300 siyasi mahkumu, binlerce kilometre ötede ailesinin göremeyeceği cezaevine gönderiyorsan, senin sürgün anlayışında sakatlık var" dedi.

'CEZAEVLERİ NASIL BOŞALACAK?'
Cezaevlerinin lafla boşalmayacağını belirten Demirtaş, "Hasta tutuklular konusunda en azından ortaya koyacağınız iyi niyet, can çekişen sürecin canlanmasına dahi yol açabilir. Genel af tartışması Başbakan'ın iradesi dışında. Nasıl boşalacak? İçerideki hasta tutsaklar bile çıkamıyorsa, kim senin 'cezaevleri boşalacak' lafından umutlanabilir" diye konuştu.

'İKİ KİŞİNİN HESABINI SORUN, SAMİMİYETİNİZE İNANALIM'
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, "Suriye'nin kuzeyinde oldu-bittiye izin vermeyiz" dediğini anlatan Demirtaş, Kürtlere karşı tarihsel korku ve kaygılarla hareket edildiğini dile getirdi.

Demirtaş, "Bundan kaygı duyuyorlar. 'Bu oldu-bittidir, izin vermeyiz' diyorlar ama Afganistan'da, İngiltere'de, Çeçenistan'da, Pakistan'da, Bağdat'ta kelle uçuranlar, kadın, çocuk demeden kesenler bunlarda kaygı uyandırmıyor. Onlara para veriliyor, lojistik destek sağlanıyor” dedi.

Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Diyarbakır'da ahkam kesmek kolay, demokrasi, özgürlük mikrofonda konuşurken kolay fakat Rojava sınırına duvar örerken, 3 sivil bu tarafa silahsız geçiyor diye infaz ederken, bunların hesabını vermek zor. Yoksa mikrofonda geçmiş 80 yılın hesabını başka iktidarlardan sormak kolay. Kendi iktidarın döneminde 72 kişi sadece gösterilerde, mitinglerde, yürüyüşlerde öldürülmüş. Bunun hesabını vermek zor. Tek biriyle ilgili ceza alan yok. Bırakın 72 kişiyi, iki kişiyle ilgili hesap sorun samimiyetinize inanalım."

'BİZSİZ ANAYASA OLUR AMA...'
Sorunlara yaklaşımın ana kaynağının anayasa olduğunu vurgulayan Demirtaş, AK Parti'nin dün TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda yer almayacağını açıkladığını belirtti.

Demirtaş, “Efendim, 'bizsiz anayasa olmaz' diyormuşuz. İçiniz rahatlayacaksa bizsiz olur. Sayın Başbakan, bizsiz anayasa olur, hiç paniklemene gerek yok. Bizsiz yapabilirsiniz ama o anayasa sizin anayasanız olur. 'Bizsiz anayasa yapamazsınız' demiyoruz ama bizim içinde olduğumuz hepimizin anayasasını yapmak istiyorsanız, bizim olmamız gerekir. Masadan kalkmak istemenizin nedeni de budur” dedi.

Demirtaş, “Eğer Kürt sorununu tartışmayacaksanız, Kürt sorununu bu anayasada çözmeyecekseniz niye anayasa tartışıyoruz ki? Kenan Evren güzelini yapmış işte. Bozmayalım onu. Onu tartışacaksak, onun yasakladığı en ciddi şey Kürt sorunudur, Kürtler'e konulan yasaklardır. AKP, CHP, MHP Kürt karşıtlığında uzlaşmış ve yeni anayasanın yapılamayacağını ilan etmiştir” dedi.

BDP'DEN ÜÇ ŞART
BDP’nin Uzlaşma Komisyonu'nun önünü açmak için her türlü fedakarlığı yaptığını savunan Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

“Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarına basına açık devam etsin. Bu işler gizli kapaklı yürümez. Orada kim ne söylüyor, kim neye karşı basın izlesin. Kim anayasadan yana kim özgürlükten yana herkes görsün. Birinci şartımız bu. Devam edeceksek açık, şeffaf yürüyecek. İkincisi Venedik Komisyonu. Birçok ülkenin anayasa yapım sürecinde gözlemci oldu, Türkiye'de de gözlemci olsun. Üçüncüsü Haziran 2014'e kadar açık, şeffaf çalışmaları sürdürelim. Varsanız buyrun.

'Ne anayasa ne demokrasi ne özgürlükle ilgili derdimiz yok' diyorsanız Sayın Cemil Çiçek'e düşen, teneşirdeki cenazeye Fatiha okusun, cenazeyi kaldıralım. Çok da uzatmaya gerek yok. Biz özgürlüklere varız ama oyalama bu saatten sonra bizim alet olacağımız politika değildir."