HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Devlet Diyarbakır'da karakoldan ibaret" dedi.

Demirtaş, beraberinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, HDP Diyarbakır milletvekilleri ve ilçe belediye başkanlarıyla Demirli Köyü Yas Evi'ne gelerek, Silvan'daki olaylarda hayatını kaybeden Rezzan Kaya ile Ömer Koç'un ailesine başsağlığı diledi.

Çıkışta gazetecilere açıklama yapan Demirtaş, çatışmalar başladığından bu yana çok sayıda sivil yurttaşın mahalle ortasında öldürüldüğünü iddia etti.

İnsan canının bu kadar hafife alındığı başka hiçbir dönem yaşanmadığını savunan Demirtaş, ''Bunları yapanlar, 2 Kasım'da bir kez daha gerçekle yüzleşecekler. Bu hukuksuzluğu yapanlar, hukuk karşısında bir gün hesap vereceklerini unutmasınlar'' ifadelerini kullandı.

Geçmişte yapılan hiçbir suçun cezasız kalmadığını belirten Demirtaş, şunları söyledi:

''Şimdi bunlar zannediyorlar ki, bu şekilde halkı korkutacak sindirecekler. Bir müddet sonra Kürt halkı büyük bir panikle devlete biat edecek ve sandıkta AKP'ye oy verecek zannediyorlar. Bu yaptıklarının siyasi, hukuki ve vicdani olarak hepsinin faturası ödenecektir. Her yerde halk daha da büyüyerek karşılarına çıktı. Bakın Diyarbakır'da AKP'nin zar zor aldığı bir milletvekili var. Devlet Diyarbakır'da karakoldan ibarettir. Başka hiçbir temsiliyeti yok. Tek bir seçilmişleri kalmadı. AKP'nin burada siyasi olarak hiçbir karşılığı kalmadı.''

"HALK BARIŞ İSTİYOR"

Diyarbakır'daki 21 STK temsilcisinin ortaklaşa yaptığı ''İmralı'nın kapılarının açılması talebi ve barış çağrısı'' açıklamasına değinen Demirtaş, kendilerinin de defalarca barış çağrısı yaptığını, bunun için girişimlerde bulunduklarını bildirdi.

HDP'nin birçok yerde ateşkes için görüşme yaptığına dikkat çeken Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''KCK ile ortak bir açıklama yaptık. 'Biz ateşkese hazırız' diye. Karşılıklı bir ateşkes, yeniden müzakereye dönülecek bir anlayış ve bir gözlemci güç. 'Bu doğrultuda silahları susturmaya hazırız' dedik. Bunların hepsi bizim girişimlerimizin bir sonucuydu. Ama Ankara'dan verilen cevabı hatırlayın. Ne dendi 'Hayır, biz silahların susmasını kabul etmiyoruz. Silahlar bırakılacak teslim olacaklar' denildi. Çatışmanın durmasını istemeyen ve bu konuda çok kararlı bir şekilde savaş politikasını savunan Ankara'dır. Yoksa biz bu savaşı durdurmak için elimizden geleni yaptık. Hala da uğraşıyoruz.

STK'ların yaptığı çağrı da anlamlı ve değerlidir. Yani barış çağrıları ve talepleri susmamalıdır. Bizim şiddet politikalarına karşı barış arayışımızın olması lazım. Toplum bu konuda hassastır. Halk, barış istiyor. Ama Ankara'da barış adına tek bir mesaj alınabilmiş değil. Çatışmalar durursa, biz bundan memnuniyet duyarız. Biz hiçbir şekilde ne dağda, ne şehirde, ne batıda, ne doğuda çatışmaların olmasında memnuniyet duymuyoruz. Biz siyasi partiyiz. Demokratik çerçevede mücadele yürüten bir seçime giren bir hareketiz. Dolaysıyla savaşın durmasını en çok arzu eden bizleriz. Çünkü bunun en çok zararını gören de bizleriz. Silahlar susarsa biz bundan memnuniyet duyarız.''