HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün taziye için kendisini aramasını "Son derece ahlaki, vicdani, insani bir duruş" sözleriyle değerlendirdi.

DP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Bahçelievler’de Ehlibeyt Alimler Derneği’ni ziyaret etti.

Ziyarette basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Demirtaş, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Ankara patlaması sonrası kendisini taziye için aramasına ilişkin tartışmalara değindi.

"Bütün Türkiye toplumunun en azından insani vicdani olarak kendini kaybetmemiş herkesin bu taziyeyi yüreğinde hissettiğinden şüphe duymuyoruz. Taziye evleri Türkiye’deki bütün evlerdir" diyen Demirtaş şunları kaydetti:

"Önceki Cumhurbaşkanımızın şahsımızda bizleri araması, üzüntülerini iletmesi ve bizler aracılığı ile ailelere bu duyguların iletilmesini istemesi son derece ahlaki, vicdani, insani bir duruştur.

Buradan yola çıkarak bir polemiğe girmek bir insanın ahlaki seviyesini gösterir. Vicdanının oy uğruna, sandık uğruna karardığını gösterir. Türkiye’nin başbakanı çıkıp 'taziye sizin değil bu acıyı sahiplenmeyin' diyecek kadar duygudan yoksun bir hale geldiğini görmek üzdü.

Partimin 36 üyesi yaşamını yitirdi. Çok sayıda sivil toplum kuruluşu üyesi yaşamını yitirdi. Hiçbir zaman bundan yola çıkarak bir ayrıştırma, bir ötekileştirme yapmadık.”

"ERDOĞAN'A KATILIYORUM"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "HDP’ye parti demiyorum, siyasi bir organizasyon" sözlerini de eleştiren Demirtaş, "Biz kendisinin bildiği anlamda bir siyasi parti değil, bir organizasyonuz. Hem de devasa bir halk organizasyonuyuz. Siyasi partiler böyledir zaten. Kendisi partileri hep şirket gibi gördü. Anonim şirket. Kar elde eden, kar dağıtan bir yönetim kurulu olarak ekonomik olarak yönetmeye çalışan ve onun başında CEO olarak kendini gördü. Biz öyle değiliz doğru. Biz anonim şirket değiliz, kar için kurulmadık, hırsızlık için kurulmadık, siyasi bir organizasyonuz. Cumhurbaşkanı doğru tarif etmiş. Yanlış olan kendisinin partisine yaklaşımıdır. Partiler siyasi organizasyondur. Kuru bir şirket değildir, kar için kurulmazlar, milleti soymak için hiç kurulmazlar. Bu sözüne katılıyorum sayın Cumhurbaşkanın” diye konuştu.

"CANLI BOMBA OLSA SERBEST BIRAKILIRDI"

Demirtaş Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin gözaltına alınmasını ise şu sözlerle değerlendirdi:

"Çok hazin bir durum gerçekten. İnsanlar fikirlerini açıklamakta serbest olmalı. Adli ve idari baskı ile karşılaşmamalılar. Tahir Elçi aynı zamanda benim baromun başkanıdır. Ben o baroya bağlı bir avukatım. Kendisini çok iyi tanırım. Bırakın PKK üyesi, sempatizanı bile değildir. Barış adamıdır. İnsan haklarına inanır ve inandığı şeyleri söyler. PKK’ya yönelik sert eleştirileri olan bir insandır fakat terör örgütü olarak görmediğini açıklamıştır. Bu şiddeti övme anlamında kullanmamıştır. Siz bir organizasyonu terör örgütü olarak tanımlarsanız onunla mücadele şekli başkadır.

Bir şiddet organizasyonu ama toplumsal temeli olan bir örgüt gibi görürseniz o şiddetin çözümünün yolu başkadır. Kendisi bunu anlatmaya çalıştı. Fakat o fikri önerisine bile tahammül gösterilmedi. Siyasetin emri ile savcılar talimat alarak baro başkanını gece yarısı gözaltına alıp İstanbul’a getirdiler. Tahir bey çıkıp ‘ben canlı bombayım’ deseydi. Başbakanın tabiriyle ‘o zaman sana karışamayız çünkü henüz kendini patlatmadın serbest bırakın’ derlerdi. Yargı ne karar verirse versin siyasallaşmış bir yargıya kimsenin güveni yoktur. Tahir Elçi’nin ifadesini almaya çalışan savcılar 2 Kasım’dan itibaren sakın ola ki biz yanlış yaptık demeye çalışmasınlar. Çünkü 2 Kasım’da artık arkalarında bir tek parti hükümeti olmayacak. Hepsinden hesap sorulacak."