'Demokratik özerklik' neyin nesi?

Kürt siyasetinde iki aydır yoğun biçimde seslendirilen "demokratik özerklik" hakkında Öcalan'ın "Kürtler ibadet eder gibi demokratik özerklik üzerinde çalışmalı" sözleri, konuyu ilginç bir mecraya taşıyabilir.

20.08.2010 - 17:15

'Demokratik özerklik' neyin nesi?

"Demokratik özerklik" Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinin gündeminden düşmüyor. Üç yıl önce, sonradan kapatılacak olan DTP'nin kabul ettiği "Demokratik Özerklik Projesi" özellikle geçen Haziran ayından beri başat bir talep olarak Kürt siyasetince sıklıkla seslendirilir oldu.


Demokratik özerklik dün BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından Şırnak'ta dile getirildi. Keza, Tunceli'de geçen ay yaptığı bir konuşmada ay-yıldızlı ulusal bayrağın yanında "özerk Kürdistan" bayrağının dalgalanmasını istediğini söyleyerek demokratik özerklik konusunun gündemdeki yerini sağlamlaştıran Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir de dün bu konuya değindi. Baydemir, Alman parlamenterlere "Bildiğim kadarıyla Almanya'nın 16 eyaleti var. Eyaletlerin olması Almanya'yı böldü mü?" diye sordu. 

Gerçi Baydemir'in son sözlerinde de rastlandığı üzere, bu konuda kavramlar birbirine karışabiliyor. Baydemir'in söz ettiği Almanya neticede federal bir ülke, yani kendi parlamentosu olan belli sayıda federe devletten oluşuyor. Dış politika, savunma, maliye gibi kimi temel yetkiler ise başkent Berlin'in uhdesinde. Demokratik özerklik dendiği zamansa daha ziyade federalizmden geride, üniter yapıdan ileride bir "yer" kastediliyor. Akla ilk gelen örnek İspanya. Kimi başka Avrupa ülkelerinde de özerk bölgeler yer alıyor. Söz gelimi Avrupa futboluyla yakından ilgilenen futbolseverlerin ismini muhakkak bildikleri Faroe Adaları Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge.

Aslında Baydemir'in ve daha birçok kişinin kafasının karışmasını, kavramları birbirine katmasını "hoş karşılamak" gerek. Çünkü yaşam pratiği her konuda olduğu gibi idari sistemler konusunda da teorinin önünde gidiyor. Söz gelimi az önce bahsettiğimiz İspanya, teoride üniter bir devlet. Ancak İspanya devletini oluşturan 17 özerk bölgenin kimi ülkelerdeki federe devletleri aratmayacak yetkileri bulunuyor. Ayrıntıları atlayıp çarpıcı bir örnek verelim; Madrid'deki merkezi hükümet kamu harcamalarının yüzde 18'ini kontrol ederken bölgesel yönetimler tam yüzde 38'lik bir dilim üzerinde söz sahibi. 

Demokratik özerklik ile kimin ne kastettiğinin her zaman belli olmamasının belki de bir başka nedeni, siyaset bilimi literatüründe (yani akademik dünyada) bunun sıklıkla kullanılan bir kavram olmaması. Google'ın İngiliz versiyonuna yahut akademik eserlerin listelendiği Google Scholar sitesine demokratik özerkliğin İngilizcesini yazdığınız zaman karşınıza sınırlı sayıda kaynak çıkıyor. Ancak hem bu yazıyı gitgide sıkıcı bir hale getirmemek hem de kavramlar dünyasına gömülmemek için, son olarak şunu belirterek memlekete dönelim: Mühim olan bu kavramın ne kadar anlamlı olup olmadığını tartışmak değil, bu kavramı zikredenlerin neyi kastettiği üzerinde düşünmek, bunu tartışmak. 

2007'DE BENİMSENDİ
Adına Demokratik Özerklik Projesi denilen program, Ekim 2007'de Diyarbakır'da toplanan Demokratik Toplum Kongresi'nde hazırlandı. Aynı yılın Kasım ayındaki DTP kongresinde de kabul edildi. Program özetle; tüm Türkiye'de (sadece Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu illerde değil) bölgesel yönetimlerin kurulmasını, bu bölgelerin kendi meclislerinin oluşmasını, söz konusu meclislerin "yürütme kurulu" üyelerini seçmesini (bu kurul anlaşıldığı kadarıyla bir tür yürütme organı işlevinde) öngörüyor. Ay yıldızlı ulusal bayrağın ve Resmi Dil olarak Türkçe'nin tüm "Türkiye Ulusu" için geçerli olacağı belirtiliyor. Valilerin ise hem merkezi hükümetin (yani Ankara'nın) hem de bölgelerdeki "yürütme kurullarının" kararlarını uygulaması öngörülüyor.

Mevcut modeller arasında en çok İspanya modelini hatırlattığını söyleyebileceğimiz bu projenin gerekçelendirilmesinde AB'ye de atıfta bulunulmuş 2007'deki kongrede. Tam olarak, AB'nin yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle ilgili 2007 yılındaki Valencia Deklarasyonu'na referansta bulunuluyor. 

Fotoğraf: Bianet Fotoğraf: Bianet

Geçen Haziran ayından beri Kürt siyasetinde demokratik özerkliğin sıklıkla seslendirilmesiyle beraber (bkz. PKK liderlerinden Cemal Bayık'ın 24 Haziran tarihli açıklaması, BDP'nin internet sitesine konulan ve esasen KCK kongresinin bildirisi olan belge, yazar ve eski siyasetçi Orhan Miroğlu'nun T24 sitesine verdiği mülakat, BDP eşbaşkanları Demirtaş ve Kışanak'ın internette yayınlanan röportajları), Tarhan Erdem Radikal'de dikkate değer bir yazı yazdı (26 Temmuz). Erdem yazısında, BDP'nin az önce bahsettiğimiz taslağında Avrupa Yerel Yönetimler Şartı'ndan söz edilmediğine dikkat çekerek, "BDP'nin hareketini, 'Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı' kuralları içinde yürütmesi hareketine meşruiyet sağlayacaktır" görüşünü dile getirdi.  

Osman Baydemir birkaç gün sonra verdiği bir demeçte ise, adeta Erdem'in tavsiyesini kibarca reddedercesine, "Demokratik Özerklik Şartı, Avrupa Özerklik Şartı'ndan farklıdır. Çünkü Demokratik Özerklik daha geniş bir yelpazede ele alınmaktadır" diye konuştu.

İDARİ Mİ POLİTİK Mİ? 
Peki BDP neden kendi dile getirdiği demokratik özerkliği AB'nin Özerklik Şartı'ndan ayrı bir yere koyuyor? AB'nin şartı 1985 yılında imzaya açıldı, Türkiye tarafından da 1988'de imzalandı. Hem bu şart hem de yerel yönetimlerin güçlendirilmesine yönelik diğer AB düzenlemeleri, politik bir içerikten ziyade idari bir içerik, daha doğrusu perspektif taşıyor. Adını koyarak söylemek gerekirse, AB'nin adem-i merkeziyetçi mevzuatı, kapitalist ekonominin çağdaş ihtiyaçlarını karşılamak üzere, neo-liberal politikalara uygun bir devlet yapılanmasını öngörüyor. Daha az hantal, daha az bürokratik, daha hızlı bir devlet. Ve elbette bir miktar da yerel düzlemde demokratik katılımın güçlendirilmesi perspektifini taşıyor. 

BDP'nin ya da daha geniş bir ifadeyle Kürt siyasetinin kendini böylesi bir idare-odaklı çerçeveye mahkum etmek istememesi ise, esasen özerklik talebinin politik olmasından kaynaklanıyor (ne kadar şaşırtıcı!). Demokratik özerklik Kürt yurttaşların çoğunluğunun talebidir değildir, iyi bir fikirdir değildir, gerçekçidir değildir, bütünleştiricidir veya ayrıştırıcıdır... Bunlar uzun uzun tartışılmaya muhtaç konular. Ama evvela talebi "doğru bağlamda" tartışmak gerek... 

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...