Kabine revizyonunun ardından Adalet Bakanlığı’nda devir teslim töreni yaşandı. Yeni Adalet Bakanı Sadullah Ergin gazetecilerin Ergenekon davası ile ilgili soruları yanıtladı.

Ergin “Deniz Feneri davasında birbirine karıştırılan iki ayrı dosya var. Bu karışıklığı önlemek üzere bu toplantıdan sonra arkadaşlarımız bilgi notu verecek. Ankara Başsavcılığı’na Almanya’dan gelen adli yardım bilgisi var. Bir de Alman yargı makamlarının Türk hükümetinden istediği bir adli yardım olayı var. Bunlar karıştırıldı. Buruda Adalet Bakanlığı’nda gecikme söz konusu değil. Titiz ve şeffaf bir süreç izlenmiştir. Alman makamlarında geçen süreler fazla.

Bunlar Adalet Bakanlığı’nın geciktirmesi gibi algılandı. Bakanlığın yargı görevi yoktur. İdare görevi vardır. Bakanlık olarak Ergenekon ya da Deniz Feneri, hiç bir davanın kendi mecrasından ayrılmasına müsaade etmeyiz. Görevini aşan yetki kullanımı veya yargıyı yönlendirme gayreti olursa mevzuat buna cezaları düzenliyor. Cezai müeyyideyer var. Hem siyasilerin, hem sivil toplumun hem de yargı organlarının davaların kendi mecraı dışına çıkmaması için gayret göstermesi lazım.” Dedi.

Ergin Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün ‘dinleniyorum’ iddalarıyla ilgili olarak ise “Bakanlığımıza yapılacak müraaatlar değerlendirilir. Hiçbir müraacat karşılıksız kalmaz.” dedi.

Eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de bakanlık dönemiyle ilgili yaptığı değerlendirmede eleştirilere yanıt verdi. “Deniz Feneri ile ilgili suçlanmayı kabul edemiyorum. Aslında bu konuda tebrik edilmem gerek. Dosya Almanya’dan gelir gelmez bakanlığa bile sokmadan Başsavcılığa gönderdim. ‘Geciktirdi, taraf oldu’ iddalarını siyasi yaklaşımlar olarak değerlendiriylorum. Deniz Feneri sürecini hızlandırmak için çaba sarfettim.

Sayın Kılıçdaroğlu’na çağrıda bulundum. Deniz Feneri ile ilgli iddialarınızda samimiyseniz bir soruşturma önergesi verin. Ben imza vereceğim, gruptaki arkadaşlardan isteyeceğim 110 imzaya tamamlayalım. Bu konu tartışılsın. Hiç bir dava ile ilgili benim bağımsız yargıyı etkilemem yönlendirmem mümkün değildir.”

MİLLİ EĞİTİMDE GÖREV NİMET ÇUBUKÇU'NUN
Türkiye'nin ilk kadın Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu görevi Hüseyin Çelik'ten devraldı.

6 yıl içinde bakanlığında devrim niteliğinde adımlar atıldığını söyleyen Hüseyin Çelik, "Bakanlık artık otomatik pilota bağlanmıştır. Yeni gelen bakan arkadaşımıza da sonraki adımlar konusunda yol haritası verilmiştir" dedi.

Yeni Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da bu göreve getirilmekten dolayı gurur duyduğunu söyledi.

Bu arada Hüseyin Çelik kendisine parti grupbaşkanvekilliği teklif edildiği iddialarını yalanladı.

TÜZMEN, ÇAĞLAYAN'A DEVRETTİ
Kürşad Tüzmen, Devlet Bakanlığı görevini Zafer Çağlayan'a devretti.

Dış Ticaret Müsteşarlığındaki devir-teslim töreninde konuşan Tüzmen, insanların 18 yaşında reşit olduğunu, bu binada 18 yılının geçtiğini söyledi. En alt kademeden en üst kademeye kadar bu teşkilatta her aşamada görev yaptığını ifade eden Tüzmen, ''Biz milyon dolarla başladık, milyar doları gördük, sonra çift haneli milyar doları gördük, sonra üç haneli milyar doları gördük'' dedi.

Tüzmen, başarının arkasında, teşkilatın son derece donanımlı ve birikimli insanlarının emeğinin olduğunu belirterek, bu güçlü kadroyla, ihracatı 2002 yılında 36 milyar dolardan 132 milyar dolara getirdiklerini kaydetti. Bakanlığı dönemindeki dış ticaret faaliyetlerini kısaca özetleyen Tüzmen, ''Bu dönemde, dış ticaret Türkiye'nin dış politikasını yönlendirdi, şekillendirdi'' diye konuştu.

Devlet Bakanlığı görevini devralan Zafer Çağlayan da böyle bir kurumda bu bayrağı devralmanın gurur olduğunu ifade etti. Çağlayan, küresel krizin en çabuk atlatılmasının anahtarı olarak gördüğü ihracat konusunda çok yoğun çalışmaları olacağını kaydetti.