NTV'nin sorularını yanıtlayan Denktaş, "Yargının kabul etmediği iddiaları ciddiye almam" dedi. Denktaş, soruşturma talebinin KKTC'deki seçim öncesinde gündeme gelmesinin de manidar olduğunu söyledi.

Denktaş şunları söyledi: "Akşam sayın Soyer elinde bir sızdırma rapor olduğunu, bu raporda 1998 seçimlerinde sayın Derviş Eroğlu’na Mustafa Özbek Bey'in ve onun ilgili olduğu kuruluşun beni ekarte etmek için büyük paralar sarf edildiğini vesaire konuşuyorlardı.

Ve sayın Soyer yeniden seçildiğim taktirde derhal ertesi gün bu konuyu savcılığa vereceğim demişti. Yani benim aleyhime değil beni korur vaziyette bir durum vardı. Çünkü Ergenekon’un beni ekarte etmek istediği ve sayın Eroğlu’nu kullandığı anlamında bir şeyler vardı.

Yargının kabul etmediği böyle sızdırma raporları hiç bir zaman ciddiye almadım. Her ne kadar bu raporda bazı gerçeklere temas edilmişse de... Onun için bekleyelim görelim ne yapacaklarını. Ama ben ciddiye almıyorum bu konuyu. Bu gerçeklerin bir tanesi 1998 seçimlerinde hakikatten sayın Eroğlu’nun benim aleyhime çalıştığıdır ve çalıştırıldığıdır. Bunu biliyoruz ve sayın Mustafa Özbek’in Ulusal Birlik Partisini desteklediği de gerçeklerdir. Ama bunun ötesinde bunları döndürüp henüz kanıtlanmamış bir Ergenekon teşkilatına bağlamak bence ciddi değerlendirme değildir.

Bir his ya da bir takım izlenimler edinmiş miydiniz o zaman?
Denktaş: Hayır Türkiye daima kendi siyasetine ters düşen tutumlarda tedbir almıştır. Herhalde o günlerde kim başbakansa hatırlamıyorum, benim yine görüşmelerde bir sıkıntım olmuşsa veya birilerinin istediği şekilde boyun eğiyorsam bir yerlere, o nedenle beni ekarte edip daha uyumlu, daha uysal birini makama getirmek istemiş olabilirler. Ama o günlerde bunları ben ne ciddiye aldım ne bir şey yaptım. Bir seçim havası içinde taraflardan biri destekleniyorsa, biz halkın iradesine müracaat ettik: Yine neticeyi de hatırlamıyorum ne olduysa oldu.

Bu girişimin seçimden önce ortaya çıkması için ne diyorsunuz?
Denktaş: Manidardır, ve bir nevi müdahaledir. Şimdi ne kadar doğrudur, ne kadar eğridir bilmiyorum ama yeniden buradaki ÖRP partisine sayın Topbaş’ın otobüsünün getirildiği söyleniyor. Ve üzerinde aynı partinin başkanının resmi konulmuş. Sayın Bağış geliyormuş yardımcı olmak için. Demek ki Türkiye'nin ya da Türk hükümetinin yine bir tercihi vardır ki; bu hazırlıklar yapılıyor. Biz şimdiye kadar Türkiye müdahale etmez diyorduk. Çünkü çok kabul edilmez gelişmeler olmuştu seçimler öncesinde. Türkiye herhalde bu sefer uzak durur ve karışmaz diye düşünüyorduk inşallah öyledir.

Ergenekon iddialarının Kıbrıs’ta varlığı hakkında ne diyorsunuz?
Denktaş: Şimdi önce bu Ergenekon nedir? Hükümeti devirmek için bir komplo dendi değil mi? Cumhuriyet mitingleri nedeniyle hükümete karşı bir darbe hazırlanıyor, diye başladı. Böyle bir şey ise Kıbrıs’la bunun ne ilgisi var. Ama bununla ilgili insanlar Kıbrıs’a gelip gitmişse, Ergenekon ile Kıbrıs'ın ne ilgisi var. Bir sepet ortaya konmuşsa ve bütün faili meçhul cinayetlerin hepsi bunun içine atılıyorsa ve bu nedenle Ergenekon var deniyorsa yani bu çok çok acayip bir şeydir.

Ben ne böyle dava ne böyle iddianame gördüm. Böyle binlerce sayfa. Bir de geliniz sizi içeriye tıkalım, delil arayalım, diye aylarca insanlar içerde tutuluyor. Bunları biz hakikatten ne kabul edebiliyoruz, ne hazmedebiliyoruz. Ergenekon diye bir şeyin Kıbrıs’ta olması ihtimali, Türkiye'de hükümet devirmesi ile hiç alakası olamaz. Çünkü Kıbrıs Türkünün bütün inancı ve faaliyetleri yıllarca Türk hükümetinin seçtiği hükümetlerle işbirliği yapmaktır. Kıbrıs meselesini partiler üstü tutmaktır. Bu nedenle de Kıbrıs Türk idarecileri, ben de dahil çok büyük fedakarlıklar yaptık, Kıbrıs meselesi partiler üstü kalsın diye...